Darüttıbaa

Darüttıbaa,Osmanlıda ilk Basımevi,Osmanlı’da kitap ve gazete basmak amacıyla 1727’de kurulmuş olan ilk basımevi.Sultan Ahmed III devrinde sadrazam Damat İbrahim Paşa tarafından kurduruldu (1727); Dârüttıbaatilâmire, Kârhanei basma, Matbaayı âmire, Dârüttıbaatilmamure, Matbaayı Milli, Matbaayı Devlet, Devlet matbaası ve Millî Eğitim basımevi gibi değişik adlar alarak çalışmasını bugüne kadar sürdürdü.

Matbaayı Amire

Türkçe kitap basımında ilk teşebbüs Yirmisekiz Çelebizade Mehmed Efendinin oğlu Said Mehmed Efendinindir. Babasının Paris elçiliğinde onun yanında bulunan Said Mehmed Çelebi Türkiye’ye dönünce macar asıllı İbrahim Müteferrika Efendi ile anlaşarak dileğini sadrazam Damat İbrahim Paşaya sundu.

Bir basımevi kurma iznini isteyen dilekçeyi, bir encümene incelettiren Damat İbrahim Paşa, teşebbüsü uygun buldu. Kethüda Mehmed Paşa, kaptanıderya Mustafa Paşa gibi büyük devlet adamlarının himayesiyle şeyhülislâm Abdullah Efendinin fetvası ve sultan Ahmed III’fin fermanı ile açılma izni sağlandı.

Dârüttıbaa, İbrahim Müteferrika’nın Sultan-selim’deki evinde işe başladı (temmuz 1727). Baskı işleriyle ilgili malzeme, Yuna adlı bir musevîden sağlandı ve kendisine bakımevinde iş verildi.

Basım işlerinde bilgi isteyen musahhihlik işi çok önemli sayıldığından, eski İstanbul kadısı İshak, eski Selânik kadısı Pirizade Sahip Mehmed, eski Galata kadısı Yanyalı Esad ve Kasımpaşa mevlevîhanesi şeyhi Musa Dede Efendiler musahhih olarak Dârüttıbaa’da görevlendirildiler.

Burada ilk basılan kitap, türk bilgini Farab’lı Cevherî’nin yazmış olduğu Sıhah-i Cevherî adlı arapça sözlüğün Vanî Mehmed bin Mustafa tarafından yapılmış tercümesi olan Van Kulu Lûgati’dir (31 ocak 1729).

Bu eser bin nüsha basılarak otuz beş kuruştan satışa çıkarıldı. Basılan kinci kitap, Kâtip Çelebi’nin osmanlı denizciliği hakkındaki Tuhfet-ül-Kibar fî Es far il-bihar (Deniz Seferlerinin Büyük Armağanı) adındaki eseridir.

Sonraları İbrahim Müteferrika’nın latinceden çevirdiği Tarih-i Seyyah (Seyyah Tarihi), Tarih-i Hind-i Garbî (Batı Hint Tarihi) kitapları ile Nazmizade’nin Tarih-i Timur.i Gürgân (Gürgân Timur Tarihi), Süheylî’nin Eski ve Yeni Mısır Tarihi, Nazmizade’nin Bağdat ile ilgili Gülşen-i Hulefa’sı (Halifeler Bahçesi), İbrahim Müteferrika’nın Usul-ül-Hikem fî Nizam-il-Ümem (ümmetlerin Nizamında Hikmetlerin Usulü) ve Füyuzat-ı Mıknatısıya «Mıknatısla İlgili Bilimler), Kâtip Çelebi’nin Cihannüma (Cihanın Aynası) ve Tak-\im-üt-Tevarih’i (Tarihlerin Takvimi), Nai-ma Tarihi eserleri basıldı.

1730 Yılında Damat İbrahim Paşanın ölümü üzerine basımevinin çalışmaları bir ara durdu. İbrahim Müteferrika bir süre sonra basımevini yeniden işletmeye başladı.

17 Eserin baskısı tamamlandı, ölümünden sonra işletme imtiyazı Mahmud I tarafından Rumeli kadılarından İbrahim ve Anadolu kadılarından Ahmed Efendilere verildiyse de işler yürümedi.

Osman III, 1754’te işletme imtiyazını yeniledi. 1755-1756 Yıllarında Van Kulu Lügati’nin ikinci baskısı yapıldı. Son yönetici kadı İbrahim Efendinin ölümü ve Rus savaşının başlaması üzerine Dârüttıbaa çalışmalarına yine ara verdi.

1783 Yılında Abdülhamid I zamanındaki bir kararla Beylikçi vakanüvis Raşid Mehmed ile vakanüvis Vâsıf, basımevini İbrahim Müteferrika’nın vârislerinden satın aldılar.

Yeniden işletmeye açılan Dârüttıbaa çok kısa bir süre çalıştı ve yalnız altı kitap basılabildi. Vakanüvis Vâsıf’ın Ispanya elçiliğine tayini ve basımevini bırakması üzerine basım işleri yine durdu.

Bu sırada Fransa’nın İstanbul elçisi Choisseul Gouffier türkçe yayınlar yapacağını ileri sürerek Dârüttıbaa’yı satın almak için teşebbüse geçti. Bu teşebbüsü olumlu karşılamayan hükümet, 1796 yılında basımevini , 7 500 kuruşa satın alarak Dârüttıbaa’yı resmî bir kurum haline getirdi.

Gerekli harf . dökümleriyle zenginleştirdi, basımevini renkli baskı imkânlarına kavuşturdu. Basımevi, Mühendishaneye taşındı ve bu okulun geometri öğretmeni Abdurrahman Bey, bu kuruluşa ilk reisüttıbaa oldu.

1803’te yine onun yönetiminde, Üsküdar’da, Boyacı hanında renkli baskı da yapabilen yeni bir basımevi açıldı. Buna Dârüttıbaa-tüccedide adı verildi. Üsküdar basımevi genel yayınlara, Mühendishane basımevi de bu okulun yayınlarına ayrıldı.

1831 Yılında, Mahmud II’nin emriyle İstanbul yakasına geçirilen basımevi, üniversite kitaplığının yanındaki Kaptanıderya İbrahimpaşa camii hamamında çalışmaya başladı.

1864’te yönetimi Takvimhane ile birleştirildi. Topkapı sarayı surları içinde kâğıt para (kaime, banknot) basmak için kurulmuş bulunan eski defterdarlık binasının yanındaki basımevi binasına taşındı.

1866’da maarif nazırı Ethem Paşa, binanın onarılmasını ve genişletilmesini sağladı, basımevinin adı da Matbaayı Âmire oldu. Abdülhamid’e verilen bir curnal yüzünden bir süre kapanan basımevi, Meşrutiyet devrinde önce Matbaayı Millî, sonra Matbaayı Devlet adını aldı. Cumhuriyetten sonra adı Devlet matbaası oldu.

1939’da devlete ait basımevleri teşkilâtlanırken yönetimi Millî Eğitim bakanlığına bırakıldı; Millî Eğitim basımevi adı altında bilim ve okul kitaplarının yayımıyla görevlendirildi. Bina ve teknik malzeme bakımından geliştirildi ve Türkiye’deki basımevleri arasında örnek bir kurum haline geldi.

Dârüttıbaa, uzun süre matbaa ve basımevi karşılığı olarak başka kurumlara da ad olmuştur. Fransa’nın İstanbul elçiliğindeki basımevi ile 1833’te Mısır’da Mehmed Ali Paşa tarafından kurulan, bulunduğu yerden ötürü daha çok Bulak basımevi diye bilinen matbaa da aynı adla anılır.

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir