Deflasyon

Deflasyon Nedir,(Ekonomi),Enflasyon durumunda fiyat yükselişini durdurmayı ya da yavaşlatmayı veya enflasyon eğilimi karşısında fiyatları düşürmeyi öngören iktisat siyaseti (Bazı iktisatçılar deflasyonu ikiye ayırırlar: yararlı sayılan ve kısa vadeli taahhütlerin yapılmasını öngören birincil defiasyon ve uzun süren birincil deflasyonun etkilerinden ileri gelen depresyona [talep eksikliğinden doğan fiyat düşüş dönemi] benzeyen ikincil deflasyon).

Deflasyon, nicesel para teorisine dayanan bir siyasettir. Charles Rist’e göre, deflasyonun üç çeşidi vardır. Para deflasyonu, banknotları tedavülden çekip imha etmek demektir; 1944 ekiminde Belçika, banknot ve hesapları bankada bloke ederek böyle bir işlem yapmıştı.

1948 Haziranında, Almanya’daki işgal kuvvetleri, ödeme vasıtalarının yüzde 94’ünü ve özel alacakların yüzde 90’ını hükümsüz saymış, Reichsmark’ı on buçuğa bir oranında Deutsche Mark’a çevirerek tedavüldeki para hacmini azaltmışlardı.

Devlet, bankaların devlet yararına çıkardıkları ödeme vasıtalarını karşıladığı zaman (ki sonradan bankalar kendilerine düşen bu parayı müşterilerine kredi olarak verebilirler), deflasyoncu siyasetin başka bir şekli olan malî deflasyon ortaya çıkar.

Kamu harcamalarını kısmaya veya vergileri arttırmaya dayanan bütçe fazlalığı siyasetini de mali deflasyonun bir şekli olarak ele alabiliriz. Bu fazlalıklar ya kullanılmaz veya kamu borçlarının ödenmesine harcanır.

Deflasyonun üçüncü çeşidi olan kredi deflasyonu birçok şekilde gerçekleştirilir: kredi isteklilerini daha ölçülü davranmaya zorlamak için iskonto haddinin yükseltilmesi.

Bankaların mevduatlarını arttırmaya zorlanmaları; open-market, yani açık piyasa siyaseti veya krediler ile kredi tevziinin sıkı bir şekilde denetlenmesi. Fiyatların yükselmesini önlemek için ya arz veya talep üzerinde durulabilir.

Deflasyoncu siyaset tedavüldeki parayı, kredileri azaltarak, kamu harcamalarını, ödenekleri, yatırımları kısarak talep’i dizginleyebilir.

Bugüne kadar girişilen çeşitli deflasyon denemelerinden (1944’te Belçika, i948’de Almanya) çıkan sonuç, bu siyasetin umacına uygun olmadığı’dır.

Gerçekten de, deflasyoncu siyaset, gerek İktisadî yapıların, gerek kişilerin direnci yüzünden, kendisinden nazarî olarak beklenen etkiyi pek gösteremez.

Meselâ, fiyat indirimini frenleyen çeşitli etkenler vardır: maliyetin sabit kalması, kamu harcamalarından büyük bir kısmının kısılmasına imkân olmaması, yatırımlarını arttırmayan veya azaltan her modern ekonominin, teknik ilerlemenin tabiî bir sonucu olarak, yerinde saymaya hattâ gerilemeye mahkûm olması, fiyat indirimi karşısında işletmecilerin karamsarlığa kapılmaları, işçi sendikalarının ücretlerin dondurulmasını büyük bir tepkiyle karşılamaları.

Ayrıca, şunu da belirtelim ki, deflasyon siyasetinin gözü kapalı bir siyaset karakterini taşıması, hele uzun bir enflasyon devresinden sonra geliyorsa, çeşitli adaletsizliklere yol açar. Gerçekten de, deflasyondan yararlanacak olanlar, ille de enflasyondan zarar görenler değildir

. O arada alacaklar el değiştirmiştir ve enflasyondan zarar gören firmalar, fiyat yükselmesi döneminde maliyeti her zaman düşüremedikleri için, deflasyoncu tedbirlerin de yükünü çekmek tehlikesiyle karşılaşır.

Bu saydığımız sakıncalar göz önünde tutulursa, hükümetlerin, fiyat ve gelir arasında yeni bir dengeye varabilmek için deflasyon kadar kaba olmayan, onun gibi sadece niceliğe dayanmayan, ondan çok daha seçmeci olan çarelere niçin başvurdukları daha iyi anlaşılır.

Bu çarelerin özelliği ise, kredi, para ve kamu harcamalarının denetimine dayanan bir siyasetle birlikte, arzı piyasanın isteklerine göre ayarlıyabilecek daha uzun vadeli bir genel İktisadi siyaseti birarada yürütmektir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir