Diktatörlük

Diktatörlük Eski Roma’da diktatör, tehlike dönemlerinde yönetime atanan özel bir yüksek görevliydi. Modern diktatörlerin çoğuysa, sıkıntılı dönemlerde askerî darbeyle ya da yasal yollarla iktidara gelmişler, güçlü bir önder gereksinmesini öne sürerek olağanüstü yetkiler edinmişlerdir.

Bir diktatörün gücü genellikle siyasal parti, güvenlik örgütü ya da ordu gibi temel kurumlardan birinin desteğine dayanır.

Genellikle diktatörler, kişilikleri ve misyonları çevresinde bir efsane oluşturarak kendilerini güçlendirirler. Adolf Hitler, Joseph Stafin ve Mao Zedung gibi diktatörler kendilerini “yanılmaz”, “herşeyi bilen” önder olarak benimsetmeyi başarmışlardır.

Yapısı bakımından, diktatörlük, istikrarsız bir yönetim biçimidir. Diktatörden sonra iktidara kimin geleceği önceden kestirilemez. Gerçekten de diktatörün ölümünden sonra, birbirlerini darbelerle deviren bir dizi yeni diktatör iktidara gelebilir; hattâ bazen kanlı bir iç savaş patlak verebilir.

Diktatörler genellikle orduya ve güvenlik güçlerine dayandıklarından, iç güvenlik örgütlerinin desteğini korumak için yapılan aşırı harcamalar, ülkenin ekonomik ve toplumsal durumunda ciddi bir bozulmaya yol açabilir.

 

 

Diktatörlük

Diktatörlük

Diktatörlük

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir