Dürziler Kimdir,Tarihi,Kökeni | Tarih Bilgileri |

Dürziler Hakkında Bilgi,Dürziler Kimdir Suriye ve Lübnan’da yaşayan ve Müslümanlığın Fatımi-Alevi kolundan ayrılan özel inanca bağlı topluluk.

Dürzilerin Kökeni

Özellikle Hevıan, Cebel-i Düruz bölgesinde bulunan ve etnik kökleri kesinlikle bilinmeyen Dürziler kendilerini arap sayarlar; adlarının, bu inancın kurucularından Anuştigin Derezi’den geldiği sanılır, Dürzilerin inancına göre Allah yedi imam’dan sonra fatımi halifesi Hakim Biemrillah el-Mansur ibnil Aziz Billah’ta «Hakim Biemrihi» adıyla insan kılığında (nasuti) görünmüştür.

Dürzilerin Tarihi

Halifenin veziri Hamza bin Ali de onun peygamberidir.

Dürziliğin dört şartı, Hakim’in Allah olduğuna inanmak, emri tanımak, hududu bilmek, nasihate uymaktır. «Hakim» hem Allah, hem de insandır.

Ancak iki türlü görünüşü vardır: Lahûti (Allah), nasûti (insan).

Bu iki görünüş birbirine benzemez.

Akılla anlaşılamayan «Hakim», birçok defa insan şeklinde görünmüş, insanlar fitne fesada başlayınca gizlenmiştir.

Yeniden ortaya çıktığında Dürzıleri mükafatlandıracak, kendine inanmayanları da cezalandıracaktır. «Hakim» imamlığı, veziri Hamza’ya bırakmıştır.

Hamza, insana hülûl eden bir cevher, yaratıkların en şereflisidir.

Kainat ondan doğmuştur, ilk yaratılan odur.

Ruhlara hükmeden, günah ve sevapları hesaplayan, dünya ve ahiret işlerini elinden geçiren odur.

İlahi emirleri öğreten hudud’lsatıtı (vezir) başı yine Hamza’dır.

Dürzilerin ahlakında yedi nasihat vardır: tevhid-ül-Hakim (Hakim’i Allah tanımak), sıdk-ul-lisan (doğru sözlü olmak), hıfz-ül-ihvan (din kardeşlerini korumak), terk-i ibadet-il-adem vel-bühtan (ademe ve bühtana tapmaktan vaz geçmek), er-Rıza li-hükmi Hakim ve fi’lihi (Hakim’in hükmüne ve fiiline rıza göstermek), teberri minel-ebalıs vet-tagut (iblisler ve azgınlardan ırak durmak), teslinvün-nefs (boyun eğme).

Temel ilkeleriyle Müslümanlığın ana şartlarını değiştiren Dürzilerin tapınaklarına halavat adı verilir.

Şeriat yolunu da, şii-batmi inanışları da reddederler.

Kendi aralarında din işlerini bilenler ve bilmeyenler diye ikiye ayrılırlar.

Kendi inanışlarına, gerçek tevhid inanışı, kendilerine de muvahhid derler.

Kurban ve Ramazan bayramlarına benzeyen iki bayramları vardır.

Dürziler
Dürziler,Suriye ve Lübnan’da yaşayan ve Müslümanlığın Fatımi-Alevi kolundan ayrılan özel inanca bağlı topluluk.

Dürzilik 1017 yılından başlayarak Suriye dağlarında yaşayan ismaililerin, Hakim’in tanrılığını kabul etmeleriyle ortaya çıktı.

Bu yolda çaba gösteren Anuştigin Dereziyi Hamza bin Ali ortadan’kaldırdıktan sonra Beyrut, Sayda, Vadi et-Teym ve Şam bölgelerinde hızla yayıldı.

Buradaki Dürziler ve İsmaililer Haçlı seferlerinde müslümanlara karşı hıristiyanların yanında yer aldılar.

Müslümanlar üstünlük gösterince, Haçlılarla işbirliği yapanlar Franklarla birlikte Antilübnan dağlarına çekildiler.

1287’de Sünnilerle Dürziler arasındaki anlaşmazlık kanlı bir savaş halini aldı.

Mısır-Memlûk kuvvetleri bu ayaklanmayı ancak 1293’te bastırabildiler.

Sünni-Dürzi çatışması hıristiyan Maruniler’in gelişip yayılmalarına yol açtı.

Dürziler, diğer birçok arap kabilelerinde olduğu gibi Kaysi ve Yemani olarak iki düşman gruba ayrıldılar.

Böylece 1516’da Mercidabık’ta bir taraf Osmanlıların, bir taraf da Memlûkların yanında yer aldı.

Yavuz Sultan Selim, Suriye’de yeni devlet yönetimini kurarken Cebel’i, kendi tarafını tutan Dürzilerin emiri Fahreddin’e bıraktı.

Cebeli Düruz ile yakınlarındaki Trablus-Şam ve Sayda valilikleri arasında osmanlı devrinde sık sık sorumluluk ve yetki konularında anlaşmazlık çıktığı için, osmanlı yöneticileri denizden ve karadan kuvvetler yollayarak Cebel’i disipline sokmak zorunda kaldılar.

Kuyucu Murad Paşa ile çarpışan Celalilerden Canbulatlar Dürzilere sığındılar.

1660’ta Şam’ın osmanlı valisi Fazıl Ahmed Paşa.

Şihabi emiri Beşir’i naip seçti.

1697’de bütün Cebel onun emirliğini tanıdı.

1706’da Beşir, düşmanları tarafından zehirlenerek öldürülünce Cebel’de yüzyıllarca süregelen idare sistemi bozuldu.

Yeni bir feodal sistem doğdu.

Çeşitli aileler çeşitli bölgelerde hakimiyet kurdu.

Lübnan’daki şeyhlerin de sayıları artınca Osmanlıların kontrolü azaldı.

XVII. yy. ın ortalarından itibaren hıristiyan misyonerlerinin etkisi altında kalan bazı dürzi emirleri hıristiyan olmağa başladılar.

Böylelikle müslüman hıristiyan çatışmasının tohumları atılmış oldu.

Cezzar Ahmed Paşa (1773), Mehmed Ali Paşa ayaklanmasından sonra İbrahim Paşa (1833) sık sık dürzi isyanlarını bastırmak için çaba sarfettiler.

Emir Beşir bazen Osmanlıların, bazen İbrahim Paşanın tarafını tutarak durumunu kuvvetlendirmekte bir süre başarı sağladı.

Abdülmecid’in Lahta çıkışı ve Londra anlaşmasının ilanından sonra izzet Mehmed Paşa Suriye’yi geri il irken emir Beşir’i azletti ve yerine Beşir Kasım Melhem’i getirdi.

Böylelikle Cebeli Düruz’daki Mehmed Ali Paşa hakimiyeti son buldu.

Bundan sonra Osmanlılar sık sık Maruniler ile Dürziler arasında çıkan kanlı çalışmaları önlemek için uğraştılar: Sayda il raerkezi Beyrut’a taşındı.

Vergiler indirildi.

Bu tedbirlere rağmen ayaklanmaların, kargaşalıkların önü bir türlü alınamadı Bir ara yerli emirler yerine merkezden emir tayini yoluna gidildi ise de Suriye işlerine karışmaya başlayan Avusturya ve Fransa gibi avrupa devletleri buna karşı koydular.

Tanınmış bir hariciye memuru olan Şekip Efendi (1846), merkez’e bağlı, meclis ve (kaymakamlıkları içine alan yeni bir yönetim sistemi kurarak halkı ve yabancı ülkeleri memnun etmeyi başardı.

1861’de Cebel’in yönetimi osmanlı tebaalı bir hıristiyan mutasarrıfa bırakıldı.

Toplulukların temsilcileri de mutasarrıfın yanında görev aldılar.

Birinci Dünya savaşında Dürziler bazı arap kabileleri gibi Osmanlılar aleyhinde hareket etmediler.

Ancak 1918’de ingiliz-fransız orduları Şam’ı zaptedince bu yeni düzene derhal uydular.

Fransız mandasını seçtikleri halde 1925’te Fransızlara karşı yeniden ayaklandılar.

Bu ayaklanma general üamelin yönetimindeki kuvvetler tarafından bastırıldı (1926).

1936’da Cebeli Düruz emirliği kaldırılarak Suriye hükûmetlerinden birine katıldı.

Bir kısmı Lübnan cumhuriyetine bağlandı.

Bir cevap yazın