Ekvador Cumhuriyeti

 

 

Ekvador Cumhuriyeti Okuma yazma oranı (1985): Yetişkin nüfusun % 84’ü. Üniversiteler (1988): 16. Hastane yatak sayısı (1984): 15 455. Hekim sayısı (1984): 11 000. Ortalama ömür (1989): Kadınlarda —68; erkeklerde — 64. Bebek ölüm oranı (1989): 1 000 canlı doğumda 63.

Ekonomi

Ekvador CumhuriyetiGSMH (1990): 10,9 milyar dolar; kişi başına ulusal gelir (1989): 1 040 dolar. Etkin nüfus dağılımı (1983): Tarım % 52; yönetim ve hizmetler % 20; sanayi % 13; ticaret % 7. Dış ticaret (1990): Dışalım — 2,3 milyar dolar; dışsatım — 2,8 milyar dolar. Ticaret yaptığı başlıca ülkeler: ABD, Japonya, Almanya, Brezilya. Para birimi: 1 sucre — 100 centavo.

Yönetim

Türü: Cumhuriyet. Yasama gücü: Ulusal Meclis. Yönetim bölümlenmesi: 20 il.

Ulaşım

Demiryolları (1986): Toplam 965 km. Karayolları (1986): Toplam 36 167 km. Başlıca limanları: 2. Başlıca havaalanları: 2.Güney Amerika’da ülke. Kuzeyde Kolombiya, güneyde ve doğuda Peru’yla sınırlanan, batıda uzun bir cepheyle Büyük Okyanus’a açılan (kıyıları açığındaki Galapagos adaları da Ekvador’a bağlıdır) Ekvador, 1882’ye kadar bir İspanyol sömürgesi olarak kalmış, daha sonra da geleneksel toplum yapısını büyük ölçüde korumuştur.

Ekvador Cumhuriyeti Coğrafi Özellikleri

Ekvador, birbirlerinden kültürel ve siyasal bakımlardan da farklı olan üç coğrafi bölgeye ayrılır: Kıyı bölgesi, dağlık bölge, doğu bölgesi. Tropikal iklim etkisindeki (ortalama sıcaklık 24 °C) kıyı bölgesinin (“Costa”) merkezini liman kenti Guayaquil oluşturur. Ülkenin toplam nüfusunun yaklaşık % 50’sinin yaşadığı bu bölgede, tropikal dışsatım ürünlerinin büyük bölümü yetiştirilir. Yüksek And dağlarının kapladığı, merkezi 2 803 m yükseltide kurulmuş başkent Quito olan bu bölge, ılıman iklim etkisindedir (yıllık sıcaklık ortalaması 19°C). Sık sık depremlerle sarsılır. Başlıca gelir kaynakları özellikle iç tüketime yönelik tahıl tarımı ve hayvancılıktır.

Doğu bölgesi (Oriente), Amazon vadisinin bir parçasıdır ve ülke yüz ölçümünün yaklaşık yarısını oluşturur. Halkın büyük bölümünü Kızılderililerin oluşturduğu bu bölge, yağışlı iklim nedeniyle yoğun tropikal yağmur ormanıyla kaplıdır; yıllık ortalama sıcaklık 25 °C’tır.

Toplum Yapısı

Ekvador’un nüfusu oldukça karışıktır. Halkın yaklaşık % 40’ını Kızılderili ve Avrupalı karışımı melezler (mestizolar) % 40’ını da Kızılderililer oluşturur. Geri kalan bölümün yaklaşık yarısı Avrupa asıllı beyazlardan, yarısı da siyahlardan oluşur. En karmaşık nüfus yapısı kıyı bölgesinde görülür. Dağlık bölgede ve doğu bölgesindeyse, aşağı yukarı yalnızca Kızılderililer yaşar. Resmî dil İspanyolca’dır ve nüfusun büyük bölümü tarafından konuşulur. Ayrıca Kueça, vb. çeşitli Kızılderili dilleri de konuşulur. Halkın % 90’ından çoğu katoliktir. 6-14 yaş arasındaki çocuklar için öğrenim zorunludur. Eğitimde devlet okullarının yanı sıra, kilise okulları da önemli rol oynar. Okuma-yazma bilenlerin oranı, 1970’ten bu yana hızla yükselmektedir.

Ekonomi

Etkin nüfusun yaklaşık üçtü birinin tarımda çalıştığı Ekvador’da dağlık bölgede köylüler, sömürge döneminde kurulmuş büyük çiftliklerde hâlâ toprak kölesi gibi boğaz tokluğuna çalışırlar. Tarımda ağırlık tahıl ve hayvan yetiştiriciliğindedir. Kıyı boyunca uzanan büyük tarım işletmelerinde de geleneksel dışsatım ürünü kakao, büyük bölümü iç tüketimde kullanılan şeker, ayrıca pirinç, kahve ve muz yetiştirilir. Balıkçılık gün geçtikçe gelişmektedir.

Ekvator sanayileşmenin henüz başlangıcındadır. Kentlerde, özellikle Cuenca, Quito ve Guayaguil’de iç tüketime yönelik dokuma, ayakkabı ve besin sanayileri gelişmektedir.

1970’li yıllarda petrol, Ekvador ekonomisinde önemli rol oynamaya başlamış, ABD şirketleri ülkenin doğu kesimindeki yatakları büyük ölçüde işletmeye koyulmuş ve yurt dışına gemiyle petrol yollanmasını kolaylaştırmak amacıyla bir boru hattı döşemişlerdir. 1977’de hükümet ABD’nin haklarını satın almaya karar vermiş ve ilk petrol rafinerisi kurulmuştur. Petrol bulunması ülkenin ulusal gelirinde hızlı ve belirgin bir yükselmeye yol açmış ve Ekvador, Meksika ve Venezuela’dan sonra Latin Amerika’nın üçüncü büyük petrol dış satımcısı haline gelmiştir. Ne var ki, 1980 yıllarının ortalarında petrol fiyatlarının düşmesiyle, ekonomik sorunlar hızla artmış, dış borçları ödeme güçlükleri çekilmeye başlanmış, bunun üstüne bir kemerleri sıkma siyaseti yürürlüğe konmuştur. 1987’de depremler ve su baskınları sonucunda yüzlerce kişi yaşamını yitirmiş ve boru hattının büyük bölümü zarar görmüş, 1989’da hükümet, petrol sanayisinin büyük bölümünü denetim altına alırken, petrol boru hattını da devletleştirmiştir.

Ekvador’un başkenti ve Büyük Okyanus kıyısındaki Guayaquil limanından sonra ikinci büyük kenti olan Quito, And dağları eteklerindeki volkanik bir havzada yer alır.

Ekvador Cumhuriyeti Tarihi

İspanyollar tarafından 1530 yıllarında ele geçirildiğinde Ekvador, İnka İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Sömürge döneminde kısa bir süre dışında 1739’a kadar Peru genel valiliğine, o tarihte de Yeni Granada genelvaliliğine bağlandı.

1822’de bağımsızlığa kavuşan ülke, günümüzdeki Kolombiya, Panama ve Venezuela’yı da içeren Büyük KolombiyaCumhuriyeti’nin(cumhurbaşkanıSimon Bolivar’dı) bir bölümünü oluşturdu. 1830’da bu federasyonun parçalanmasıyla bağımsız bir cumhuriyete dönüşüp, XIX. yy’ın büyük bölümünde bir dizi diktatör (“caudillo”) tarafından yönetildi: Ülkeyi 1860-1875 arasında yöneten ve teokratik bir rejim kurma girişiminde bulunan Garda Moreno, vb. 1895 liberal devriminde cumhurbaşkanlığına getirilen ve ekonomik gelişmeyi başlatmaya çalışan Eloy Alfaro’nun (1864-1912) öldürülmesinden sonra da, liberaller 1944’e kadar iktidarda kaldılar.

XX. yy’da i dışsatıma yönelik tarımın geliştiği kıyı kesiminin, siyasal gücü de gözle görülür biçimde arttıysa da, ülkenin genel siyasetinde önemli değişiklikler olmadı. Yalnızca okuma-yazma bilenlerin oy kullanabildikleri seçimlerde iş başına gelen sivil hükümetler sık sık, askerî darbelerle devrildi. Bu siyasal istikrarsızlık yalnızca 1940’ların sonunda ve 1950 yıllarında, sivil önder Jose Marie Velasco İbarra döneminde azaldı.

Hükümetlerin sık sık değişmesine karşın, toplumsal ve ekonomik sistemde önemli bir değişiklik olmadı. Dağlık bölgedeki vadilerde ve yaylalarda, büyük toprak sahipleri egemenliklerini sürdürüp, ülke siyasetinde askerlerin dışındaki en güçlü öğeyi oluşturdular. Zayıf bir sanayileşme başladıysa da en azından petrol sanayisinin gelişmesine kadar, Ekvador ekonomisinde tarım ağırlığını korudu. 1979’da iktidardaki askerî cunta 11 yıldır ilk kez genel seçim yapılmasına izin verdi ve yeni bir Anayasa kabul edilerek, bu Anayasa uyarınca sivil bir hükümet seçildi. Ama petrol fiyatlarındaki düşme, dış borçların artması ve 1987’deki deprem nedeniyle,  1984’te seçilen cumhurbaşkanı Leon Febres Cordero, 1988’de seçilen Rodrigo Borja Cevallos ve 1992’de seçilen Sixto Duran Bailen, ekonominin ciddi sorunlarını çözmeyi başaramadılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir