Elbisenin Tarihçesi | Tarih Bilgileri |

Elbisenin Tarihçesi Kıyafet aynı zamanda doğal bir isteği karşılayan vasıtadır; insana başka birisinin kişiliğine büründüğü inancını verir: ilk insanlarda yeniden suret değiştirme, gelişmiş insanlarda tiyatronun mitolojik temsili ve çocukta çevresine uyma.

Bundan başka, giyecek, korku yaratma, kendini saydırma arzusunu da karşılar: baş olanda kudret, güç belirtisi, savaşçıda üstünlük unsuru, günümüzde şahsi veya yetki ile sahip olunan otoritenin (memurlar, kanun adamları, profesörler) açığa vurulması.

Kıyafet, giyenin kudret ve zenginliğini belirtmeğe ve durumu, mesleği hakkında bilgi vermeğe de yarar.

Savaşçı ve askerde korunma tasası özel bir kıyafetin, üniforma’nın benimsenmesiyle sağlanmıştır; üniforma aynı zamanda aynı eylemlere yönelmenin de belirtisidir.

Beğenilme arzusu veya kendine çekme vasıtası olarak giyime başvurulması çok daha sonra olmuştur.

Nihayet her ayin için özel bir kıyafet benimsemekle de giyim dini bir anlam kazandı.

En eski çağlardan beri giyim beş ana tipte toplanır: vücudu saran kumaş veya deri ile örtünme (yunan), baştan geçmesi için delikli ve omuzlara oturan bir parçadan yapılı baştan geçme giyim (panço, goşo); birleşik birçok parçadan meydana gelen, kollu, dikişli ve kapalı giyim (bluz veya gömlek); önden çapraz ve diğer giyecekler üzerine giyilen, parçaların üst üste bir bütün teşkil ettiği dikişli ve önü açık giyim (kaftan ve redingot); vücut, kol ve bacaklara geçirilen kılıf giyim (özellikle pantolon).

Medeniyetlerin gelişmesi süresince giyim tipleri ve yarar özellikleri belirlendi ve medeniyetlerin her birinin en elverişli niteliğine ve gelişme hızına göre kıyafetler ortaya çıktı: Asya’nın ataleti ve avrupa dinamizmi giyimdeki başlıca farkları anlatır.

Her medeniyet, mizaç ve yaşayış tarzının zoruyla kıyafet biçimlerine ırk, etnik, tip, siyasi rejim ve sanat yeteneğine göre ayrıntılar kattı.

Kıyafetin Gelişmesi

medeniyetleri meydana getiren etkenlerin tümüne bağlanmadan anlatılamaz.

Antik çağda ve Ortaçağın başlangıcında insan topluluklarının bir yerde bulunmaması bazı kıyafet tiplerinin yayılmasını ve karşılıklı olarak birbirlerini etkilemesini çok kolaylaştırdı: buna örnek olarak dor akınları, Roma imparatorluğunun yayılması, orta asya göçebelerinin saldırıları, İslamın fetihleri, hacı ve haçlıların Küçük Asya’ya doğru ilerlemesi gösterilebilir.

Sonraları yeni sebepler medeniyetlerin ilerlemesini hızlandırdı: milletlerin kuruluşu, ticarette kapitalizmin doğması, dolayısıyla sanatta olduğu kadar düşüncede de bireyi hür kılma eğilimleri, fakat özellikle üretim tekniğinin mükemmelleşmesi ve milletlerarası takasın çoğalması.

İktisadi gerçeklerin daha ağır basması o zamandan başlar.

Sırasıyla Bizans’ın, Arapların ve Venediklilerin etkisiyle akdeniz ticareti, yeni ve çeşitli dokuma maddelerini Batı ve Orta Avrupa’ya akıttı; satın alma gücünü çoğaltan, lüks zevkini geliştiren ve yayan, yapımı iyileştiren ve uzak ülke biçimlerini ortaya koyan bu ticarettir.

Bütün bu medeniyet faktörlerinin etkisinde, kıyafet değişti, unsurlara bölündü, kısaltıldı, vücuda uyduruldu, birçok parçaya ayrıldı; daha zengin ve daha ince malzeme kullanıldı, daha canlı renkler benimsendi.

Moda daha sık değişmeğe ve aşırı bir hal almaya başladı: moda değişiklikleri daha çok alışverişten faydalanan tüccar ve zengin ülkelere has olarak kaldı.

Sonunda kıyafet geçmişteki genel niteliklerinden sıyrıldı. Ferdi bir kişilik kazanmaya başladı ve gerçekten sivil bir giyim oldu.

XV.yy. sonunda Yeni Dünya’nın keşfi, yeni ürünlerin ve değerli maddelerin Eski Dünya’ya akmasına yol açtı.

Bunlar da kıyafetin gelişmesini çok etkiledi.

Rönesansın başından beri, başka unsurların da giyimi etkilemeye başladığı görüldü.

Sanatın ve özellikle İtalyan sanatının nüfuzu, İspanya ve Kutsal krallığın siyasi üstünlüğü, din reformunun kendini hissettirmesi, Avrupa’da Hıristiyanlığın parçalanması, ticaretin Uzakdoğu’ya kadar uzanması ve makinede ilk ilerlemeler, kıyafetlerin değişmesine yol açan yeni sebeplerdir.

Prens saraylarında lüksün artması Ye siyasi yetkinin yoğunlaşması da ayrıca rol oynadı: ağır ve katı biçimlerin ve yüklü işlemelerin önem kazanması; çok canlı veya çok koyu renklere başvurulması; çoğu zaman garip fantezilerin ortaya çıkması ve lüks kumaşların kullanılması.

Buna karşılık, Rönesanstan Sonra, göçlerin yavaşlaması sonucu örnek olacak kıyafetin dünyaya yayılması, daha çok her medeniyetin özel ekonomisinin gelişmesine bağlı kaldı.

XVII. ve XVIII. yy.lar Eski Dünya’da siyasi kuruluşların sağlam bir şekilde yerleşmesi, yeni İktisadi anlayışların özümlenebilir hale gelmesiyle geçti ve aynı zamanda beyaz ırkların Yeni Dünya’ya girişi başladı: otokratik veya liberal iktidarların kurulması, takasın kontrollü bir düzene sokulması, daha çok milli sanayi kollarının gelişmesi, büyük ticaret kumpanyalarının., meydana getirilmesi, ispanya ve Portekiz üstünlüğünün sonu, yerine denizlerde Hollanda ve İngiltere’ninkinin geçmesi, bütün Avrupa’ya yayılan bir fransız «ortaklığının meydana gelmesi, makineleşmenin zaferi, 1789’dan önceki İktisadi liberalizm doktrinleri; bütün bu faktörler birbirine uydu.

Sonuç olarak sadelik, hafiflik ve kullanışlılık aranmakla beraber, kıyafet zenginleşmiş ve zevk ve safaya düşmüş bir sınıfın lüks ihtiyacını karşılamaya koyuldu ve geçici modalarla giyim sık sık değişikliğe uğradı; giyime nitelik veren yalnız modern biçimler değil, aynı zamanda pamuklu ve ipekli gibi sanayileşmiş dokumaların ve yeni boyaların yaygın bir şekilde kullanılışı oldu.

Son yüz elli yıldan beri çeşitli medeniyetlerin eşbiçim alması gibi, giyim de milletlerarası bir biçim almaya başladı.

Sanayideki sürekli ilerlemeler, ulaştırma araçlarının ve ticari ilişkilerin çok büyük gelişme göstermesi, bütün ülkelerde gerçekleşen siyasi ve mali yoğunlaşmalar, çok çeşitli ve çok uzak ülkelerden gelen ilk maddelerin kullanılması, avrupalılaşmanın yayılması ve iki Amerika’nın olağanüstü ilerlemesi kıyafetin değişmesine ve o zamana kadar gidilmesi zor ülkelere bu değişikliğin girmesine yolaçtı.

Fakat bir yanda da sosyal şartlara bağlılığı gittikçe kuvvetlendi: eskiye göre daha az değişmeğe ve gittikçe dış görünüş bakımından benzeşmeye başladı, tersine olarak da, kişisel zevkler bazı ayrıntılarla daha iyi belirdi.

Bu bakımdan kadın kıyafetinin gelişmesi, erkeğinkine nispetle, belki de daha belirlidir.

Büyük dünya savaşları ve kadın emeğine olan büyük istek sonucunda, bugünün kadını erkek kıyafetindeki faydalı ve sadeleştirilmiş yanları benimsedi, bu sayede çok defa zarafet ve sevimliliğinden hiç bir şey kaybetmeden, meslek çalışmalarını daha kolay yapmaya imkan buldu.

Kaynaklar

Vücut resimleri veya tene yapılan dövmeler en eski giyecek biçiminin bilinmesini sağladı.

Sonra Mısır’da pano, Sümerlerde kaunakes etekliği göründü.

Bu giyecekler gövdenin önemli kısmını açık bıraktığına göre, bunların soğuktan korunmak için giyildiğini ileri sürmek güçtür.

Aslında saçaklı bir çeşit yün kumaş olan, fakat uzun süre bir pösteki sanılan kaunakes’i sırttan bir halka belde tutardı, Mısırlılar ketenden panoyu da aynı tarzda bağlardı, yalnız halka önde olurdu.

Mykenai’li ve Knossos’lu kadınların başlıca kıyafeti, beli geriş kemerle tutturulmuş bir etekti.

Demir çağı ermeni mezarlarında giyecek kumaşlarını tutturmaya yarayan iğneler bulundu; Kolomb öncesi orta amerika ahalisinin pamuk harmanilerini tutturmakta kullandığı iğneler bunlardandır.

Dor akınları sırasında Akdeniz kıyılarında peplos çıktı; kadınlar onu sağ kol üzerine atardı, çünkü sol kolda çocuk taşınırdı.

Bu adet bugünkü giyeceklerin düğmelenmesinde de devam etmektedir.

Asur

Genellikle krallar vücutlarını bir kaç defa saran ve sol omuza atılan saçaklı bir kumaşla örtünürdü; savaşçılar kısa eteklik, kimi zaman zırh eteklik, hanımlar ise ayaklarını da örten uzun bir eteklik giyerdi.

Hitit

Tasvirlerde hitit kralları sağ kol açık, ayak bileklerine kadar kumaşla örtülü görünmektedir; savaşçılar kısa eteklidir. Herkes burnu kalkık ayakkabı giyerdi.

Pers

Persepolis alçak kabartmaları sadece kişilerin sosyal durumlarına göre sayısız değişik kıyafetlerini göstermekle kalmaz, aynı zamanda kabile halkının giyimini de tanıtmaya yardım eder.

Persli süvariler dizliklerinden tanınır, bu giyecek halkı at üstünde yaşayan milletlerin belirli işareti haline geldi.

Fenike

Kısa kollu gömleğin (khiton) Fenike’den geldiği sanılır, erguvanla boyama da Fenike’de bulundu: lâl ve mor kumaşlar çok aranılır ve daha çok krallara tahsis edilirdi.

Yunanistan

Kadın erkek yunan giyecekleri alt (endimata) vs üst (epiblemata) olmak üzere iki grupta toplanabilir.

Alt giyeceklerin en önemlisi khiton (gömlek), üstlerinki ise gömlek üzerine geçirilen bir parça kumaştan ibaret himation’dur M. Ö. VI. yy.dan V. yy.a kadar Atina’da giyilen başlıca kıyafetler şunlardır: filozoflar, Sokrates’ten Dorların kısa harmanisi tribon, kaba yünden kışlık harmani khlaina, hafif kumaştan yazlık khlanis, atlıların ve delikanlıların Tesalya’dan alınma harmanisi khlamys.

Kadınların kıyafeti ya genellikle keten gömlek, khiton, ya açık veya, kapalı giyilebilen, kıvrımlı veya kıvrımsız yün peplos’tan ibaretti; bunları bir harmani tamamlardı (himation).

Bu elbiseler genellikle Dorlarda yünden, ionlarda ketendendi.

Renkleri beyaz, kenarları zengin işlemelerle süslü olurdu, hafifmeşrep kadınlar alacalı kumaşları tercih ederdi; yüksek sınıfın kadınları mücevherlerle süslenir, sokağa yelpaze ve şemsiye ile çıkarlardı.

Kadınların lüksü çok defa gynaikonomoi adı verilen ahlak ve kılık gözeticileri tarafından önlenirdi.

Etrüskler

Halk gömlek giymez, yalnız bir harmani ile yetinirdi.

Yüksek sınıfların kadın ve erkekleri gömlek, ihtoga ve praetexta giyerdi.

Soylular ve hakimlerin togaları beyaz ve lâl bantılı olurdu.

Romalılar

Romalıların en üstün giyeceği toga idi.

Yurttaşlarınki beyaz, gençlerinki lâl kenarlıydı.

Üst giyecekler arasında yağmur ve seyahat harmanisi paenula, kukuletalı laverna, savaş harmanisi trabea v.b. sayılabilir.

Kadınların üst üste giydiği bir çeşit gömlek tunica, iç çamaşırıydı. İkincisi üzerine pek çok kıvrımlı stola’yı geçirirlerdi; harmanileri ihrama benzeyen yün palla idi.

Cumhuriyetin sonuna doğru ipek kullanılmaya başlandı; zamanla palla bırakıldı, yerini hafif ve çeşitli renkte giyecekler aldı.

Galyalılar

Giyeceklerinin başlıca parçası pantolon (bracca) idi.

Gömlek kalçanın yarısına kadar iner, hepsini dört köşe bir harmani örterdi. Bardocucullus, kukuletalı bir harmaniydi; caracalla, topuklara kadar inerdi.

Kadınlar geniş ve kıvrımlı, kollu veya kolsuz gömlek üzerine bir çeşit önlük ve omuzlardan kopçalı renkli bir harmani giyerdi. Galyalılar mücevheri severdi; hepsi toka veya kolye-gerdanlık takardı.

Türkler

Türklerin Anadolu’ya yerleşmeden önceki kıyafetlerine ait bilgiler Orta Asya’da ele geçen duvar resimlerinden, Turfan’daki buluntulardan, minyatürlerden öğrenilmektedir.

Bu döneme ait kıyafetlerde deri ve kumaş kullanılır, ata binmeye ve hareketli hayata elverişli biçimler tercih edilirdi.

Osmanlı devletinde müslüman, hıristiyan, musevi gibi din bakımından ayrı toplulukların kendilerine mahsus kıyafetleri vardı.

Ayrıca saraylıların, esnafın, askerlerin ve din adamlarının, tarikat ve tekke mensuplarının özel kıyafetleri vardı.

Bunlar rütbe, yaş. kadın, erkek, çocuk, kız, delikanlı gibi toplum içindeki yerlerine göre giyinirlerdi. Karadeniz, Rumeli.

Doğu Anadolu, Orta Anadolu, Ege bölgesi gibi bölge halklarının kıyafetleri de ayrı özellik gösterirdi.

Yalnız üstlükler değil, başlıklar da çok çeşitli ve renkliydi.

Ayrıca günlük sokak, ev, iş, düğün, bayram kıyafetleri de vardı.

Bu kıyafetlerdeki değişiklik, modanın etkisiyle, daha çok şehirlerde oldu.

Kasaba, köy ve aşiretlerde modanın fazla etkisi olmadı.

Türk halkının zevki tarih boyunca çok çeşitli giyiniş biçimleri yarattı.

Zaman zaman Avrupa’da Türk modaları çıktı.

Cumhuriyetten sonra medeni kıyafet kabul edildi.

Eski kıyafet çeşitliliği kalmadı.

Bugün eski kılıklar ancak halk danslarında giyilmektedir.

Bunun yanı sıra kız enstitüleri ve moda yaratıcıları yeni modalar için eski biçimleri yeniden ele almaya başladılar.

Türkiye’de tam bir kıyafet albümü ve bir kıyafet müzesi yoktur; tespit edilen kıyafet çeşitleri şunlardır: erkekler için: aba, cebe, cepken, çakşır, dolak, şalvar, kürk, erkek feracesi, kuşak, gocuk, hırka, gecelik, kepenek (çobanlar için), mintan, potur, salta, tozluk, yelek, zıvga; kadınlar için: bürüncek, car, çarşaf, peçe, yaşmak, dolama, dört peşli, entari, şalvar, kürk, ferace, gelinlik, gelin entarisi, hırka, gecelik, maşlah, şal, üç etekli, yeldirme, kuşak, çinti, bindallı, cepken işlik (iş yaparken giyilen geniş âdi şalvar); erkete başlıkları: fes, sarık, kavuk, kalpak, külâh, üsküf, vala, puşu; kadın başlıkları: fes, yemeni, hotoz v.b.

 Elbisenin Tarihçesi
Elbisenin Tarihçesi
Elbisenin Tarihçesi
Elbisenin Tarihçesi

Bir cevap yazın