Epikuros Kimdir,Hayatı,Felsefesi | Filozof Biyografileri |

Epikuros Kimdir,Yunan felsefecisi (Atina, i.ö. 341 -Atina, î.ö. 270).

Epikuros Hayatı

Atina’da yoksulluk çektiği için Samos’a (Sisam) gitmek zorunda kalan ve orada, Anaksagoras’ın, Arkhelaos’un, özellikle de fizik öğretisine hayranlık duyduğu Demokritos’un yapıtlarını okuyan Epikuros, Atina’ ya dönüp, kendi okulunu kurmadan önce, eflatuncu okullara devam etti ve okulunu önce Kolophon’da, daha sonra Lampsakos’ta kurdu.

Sonunda, İ.Ö. 305 yılında, Atina’ya yerleşerek büyük başarı kazandı.

Yaşamöyküsünü yazanlar, mantığı, fiziği, ahlakı kapsayan ve tutarlı bir bütün oluşturan 300 kitap kaleme almış olduğunu söylerlerse de, yazdıklarından günümüze kalanlar,

Epikuros’un sistemini özetlediği üç uzun mektup. Başlıca özdeyişler adlı kitapta yer alan ve onun yazdığı sanılan parçalar, bir vasiyetname, bir dostuna yazdığı kısa bir not ve Herculanum yıkıntıları arasında bulunan Doğa Üstüne (De natura rerum) adlı yapıtıdır.

Epikuros Felsefesi

Epikuros, araştırmalarının amacı olarak en yüce iyiyi seçmişti. Bu bakımdan.

Eski Yunan felsefecilerinin geleneğinde yer alıyordu.

Ama, fizik bilimine verdiği yer bakımından, tam anlamıyla özgün bir düşünürdür; ona göre fizik, yani doğanın incelenmesi, dünyayı yalnızca fizik nedenlerin yönettiğini göstererek, insanları, ruhu zehirleyen yanlış inançlardan, her tür boş inançtan kurtarmaktır.

Fizikçi olarak Epikuros, Demokritos’un öğretisini ana çizgileriyle benimser.

Ona göre, evrende yalnızca atomlar ve boşluk vardır ve bütün cisimler, atomların çarpışmalarından kaynaklanan raslantısal bileşimlerin sonucudur.

Ruh, bedendeki atomlardan daha ince atomlar tarafından oluşturulmuştur ve şeyler hakkında bilgi edinebilmesi, nesnelerin, duyu organlarımıza giren maddesel “görüntüler” yaymasıyla açıklanabilir.

Bundan ötürü, duyusal bilgi, doğruya (hakikate) ulaşmak için yeterli bir kılavuzdur.

Böylece bilge kişi, doğanın incelenmesinden edindiği bilgilerle daha da güçlenerek, “ruhun içme düştüğü dehşetler”den, yani gerçek mutluluğun biricik engelleri olan tanrılardan, korkudan, ölümden ürkmeden ve yazgıya inanmaktan kendini kurtarabilir.

Demokritos için bile, tıpkı Sokrates gibi, tanrıların gücüne inanmak delilikten başka şey değildi.

Tanrılar vardı ama, insanlarla da, sitelerle de ilgilenmiyorlardı ve bu aşağı dünyanın işlerine karışmaya niyetleri de yoktu.

Gerçekten dinsiz olan, tanrıları, tanrısal dinginlikleri içinde kendi hallerine bırakan kişi değil, onlara insanlara özgü tutkular yükleyen ve onları kendi zavallı çıkarlarıyla ilgilendirebileceklerini sanan bilgisiz yığınlardı.

Burada, tanrıların, çok yetkin ve mutlu oldukları için insan işlerine karışmayacaklarını ileri süren aykırı bir düşünceyle karşılaşılır.

Tanrıların dünyası üe insanların dünyası arasında kesin bir kopukluk olduğunu ileri süren Epikuros’un felsefesi, aslında pratik bir tanrıtanımazcılığa ulaşır.

Öte yandan, ona göre insanoğlunun, ölümden korkması için bir neden yoktur ve ölüm, bütün duyumların sona ermesinden başka şey değildir.

İnsan yaşadığı sürece ölüm orada değildir, ölüm ortaya çıktığı zaman da, onu duyacak insan yoktur artık.

Dolayısıyla.Eski Yunanlıların, tanrıların büe boyun eğmesi gerektiğine inandıkları o şaşmaz güçten, yani alınyazısının belirlemelerinden korkmak için bir neden yoktur.

Epikuros bu noktada, tam anlamıyla bir özgürlük felsefecisidir.

Epikuros’a göre insanın mutlu olması için pek fazla şeye gerek yoktur.

İnsanların çoğu, acıdan kaçınarak tam mutluluğa ulaşmak zorundadır.

Mutluluğun kurucu öğesi tat (haz) almaktır.

İnsanoğlu, özgürlüğü ve belleği sayesinde her zaman tat alabilir, ölümünden hemen önce Epikuros şunları yazabiliyordu: “Barsaklarımda ve daha aşağılarda öyle acılar duyuyorum ki hiçbirşey bu kadar şiddetli olamaz.

Ama yaptığım çalışmaları ve buluşları anımsayınca, ruhumun duyduğu tatlar, bütün bu acüan gideriyor.”

Epikuros, isteklerin bir çözümlemesini yaparak, bir sınıflandırmaya gitmişti: Ona göre, isteklerin bir bölümü doğaldı, zorunluydu ve kolayca giderilebiliyordu (bir bardak su içmek gibi); bir başka bölümü doğaldı, ama zorunlu değüdi (şarap içmek gibi); bir üçüncü bölümüyse ne doğal, ne de zorunluydu (aşk, ün kazanmak, zenginlik) ve giderilmeleri de olanaksızdı.

Epikuros Ahlak Felsefesi

Bu çözümlemeye koşut olarak Epikuros, hazlann da çözümlemesini yapmış ve hazlar arasında birincil bir kategori belirlemişti.

Bu kategoride, eylemlere girişmekten, büyük bir etkinlik göstermekten ileri gelen ve sonucu çoğunlukla acı olanlar yer alıyordu.

Epikuros’a göre, gerçek ahlaksal tat, derin ve insanın içine işleyen tatlı bir dinlenme durumuydu.

Kyrene okulunun yeterli bulduğu kaba haz olmadığı gibi tatlı bir tembellik de değildi.

Burada söz konusu olan haz, erdemin, ılımlılığın, öngörünün meyvesiydi.

Epikuros’un ahlakı, diplomatik bir bilgeliktir ve bu bakımdan, bir başka doğa felsefecisinin, yani Aristoteles’in orta yolu seçme ahlakına benzer.

Epikuros’un tat alma, haz duyma ahlakında yeni bir şey varsa, o da, Aristippos’un haz duyma ahlakından, onu insansallaştırarak ve ılımlı duruma getirerek esinlenmesidir.

Aristippos, haz duymayı, acının sert hareketine karşıt, yumuşak ve tatlı bir harekette buluyordu.

Epikuros’sa, yumuşak hareketlerin oluşturduğu hazların var olduğunu kabul eder ama ona göre, hareketsizlikten, dinlenmeden ve sağlıklı duraksamalardan kaynaklanan birçok haz da vardır.

Hareket içindeki hazzın elde edilmesinden çok daha kolay olan acının bulunmayış halini gerçekleştirme olanağı da vardır.

Ayrıca Epikuros, Eski Yunan geleneğine uygun olarak, erdemli insanın mutlaka mutlu olacağına ve erdem dışında mutluluğun elde edilemeyeceğine de inanır.

Epikuros’un kuralları kısaca şöyle özetlenebilir: Ardından acı gelmeyecek her hazzı yaşayın; haz sağlamayan her acıdan kaçın.

Sizi, daüha büyük bir hazdan alıkoyan ya da hazdan çok acı verecek olan bir hazdan kaçının; sizi daha büyük bir acıdan kurtaran ya da ardından daha büyük bir haz gelecek olan acıyı kabullenin; en yüce iyi, erdemde değü, mutluluktadır; ama erdem, bunun sağlanmasının aracıdır ve bilge, ılımlı, cesur ve adaletli olmayan hiç kimse mutlu olamaz.

Bir cevap yazın