Erzurum Kongresi

Erzurum Kongresi,Mustafa Kemal, Sivas’a geldigi gun aksami olan 27 Haziran gecesini “hic uyumadan gecirdigini” anlatir. Ertesi gun, dini bir bayram gunudur. Fakat O, etrafindakilerle beraber, erkenden Sivas’tan ayrilir; Erzurum’a hareket eder.

Kaybedecek dakika yoktur. İstanbul, gittikce hircinlasmaktadir. Dahiliye Naziri Ali Kemal, Mustafa Kemal’in butun yetkilerinin alinip, azledildigi yolundaki 23 Haziran tebliginden sonra, 26 Haziran’da yeni bir genelge yayinlar.

Bunda, butun ordu mufettislerinin kadro ikmallerini onleyecek ve halki, ordu aleyhine kiskirtacak agir bir dil kullanir. Fakat O’nun bu davranisi cevapsiz kalmaz.

Ankara’da 20. Kolordu Kumandani Ali Fuat Paşa, hemen ertesi gece, Anadolu’nun butun kumandanlarina, mulkiye amirlerine ve milli kuruluslara bir “karsi beyanname” yayimlar. Dahiliye Naziri Ali Kemal Bey’in, dusmanlarimizla birlikte milletin direnişini kirmak ve direniş merkezlerini dagitmak icin elinden gelen her şeyi yapmakta israrli oldugunu” bildirir. Mulki ve askeri makamlari, İstanbul’a karsi itaatsizlige tesvik edis bu beyannameyle baslar.

Ali Fuat Paşa, kendi basina karar alarak yaptigi bu cesur cikisla, ayni zamanda mahalli ve mulki idareleri, askeri teşkilatın denetimi altina alir. Bu hareket dupeduz bir isyandir. Neticede, İstanbul’da Dahiliye Naziri Ali Kemal, hemen ertesi gun nazirliktan istifa zorunda kalir.

3 Temmuz 1919’da bir akşamustu Mustafa Kemal’le yanındakiler, Erzurum Ovasi’nin kapisi olan Ilica’ya varirlar. Erzurum’un adeti, misafirlerini Ilica’da karsilamaktir. Mustafa Kemal’i de Ilica’da karsilarlar. Karsilayicilar, kucuk bir kafiledir, fakat basinda butun kurmay heyeti ve onde gelen subaylariyla 15. Kolordu Kumandani Kazim Karabekir Paşa vardir.

3 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal, sehrin İstanbul Kapisi’nda selam kitalari, okullar ve halk tarafindan karsilandi. Ertesi gun ilk ziyaretini Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne yapti. Bu ziyarette kongre hazirliklarindan bahsedildi. Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti, bir ay onceden beri hep bu kongrenin hazirliklariyla mesguldu. Vilayetlerden cagrilan delegelerin hareketi kolay olmuyordu. Cemiyet, insanustu bir gayretle, sabirla, umitle zorluklari yenmeye calisiyordu.

Mustafa Kemal, hayatinin en buhranli gecesini yasamaktadir. Cunku, hayatinin en cetin karari karsisindadir: Askerlikten ayrilmak.

Havada esen sesler, O’na: “Askerlikten cekil Pasam. Kendi arzunla istifa et. Yoksa İstanbul’dan Erzurum telgrafhanesine uzanan telgraf telleri kotu bir haber getiriyorlar. Padisah, seni ordudan atiyor. Rutbelerini, nisanlarini aliyor. Bugun bir ordu kumandani durumundasin. İstanbul’un senin butun yetkilerini almasina bakmayarak, valilere, kumandanlara emirler verebiliyor, askerlere kumanda ediyorsun. Cunku askersin. fakat yarin?”

Karar gecesinde bu kararsizlik, onun ruhunu yogurur durur. Odasinin kapisi vurulur. Yaver, hatta onun “gir” emrini beklemeden odaya dalar. Karsisinda selam vaziyeti alir, bildirir: “Paşa hazretleri, İstanbul’dan Saray-i Humayun Telgrafhanesi’nden sizi makina basina bekliyorlar.”

Misafir kaldigi ve Kolordu emrindeki binadan ayrilir. Karanlik bir Erzurum gecesi icinde, Erzurum sokaklarindan telgrafhaneye giderken yalniz degildir. Bir yaninda Kolordu Kumandani Kazim Karabekir Paşa yurur. Solunda Rauf Bey vardır. Arkasindan kendi Kurmay Baskani Kazim Bey gelir. Sonra yaverler ve emir erleri.

Nihayet telgrafhaneye varilir. Padisah makine basinda hazirdir. Beylik birkac laftan sonra soze girilir. Padisah israrla onun İstanbul’a donmesini istemektedir. İstanbul’da nice buyuk isler, mevkiler onu beklemektedir. Mustafa Kemal dayatinca bu agiz degisir. Hic olmazsa Erzurum’dan ayrilmasini, Anadolu’nun diledigi yerinde hava almasini isterler. O da nafile. Mustafa Kemal, Erzurum’da kalacaktir.

Sonra telgraflasma busbutun sertlesir. Perdenin sonu yaklasmistir ve nihayet perde iner. O’na askerlik hizmetinden azledildigi bildirilirken, Mustafa Kemal atik davranir. Mesleginden, hizmetlerinden istifa ettigini bildirir. 8 Temmuz 1919 gecesi saat 22.50’da karar verilmistir.

Ondan sonra da millete ve orduya bildirisini yayinlar: “Resmi yetkileri olmaksızın, yalniz milletin şefkat ve mertliğine guvenerek, milletin kudretinden ilham ve kuvvet alarak, vicdani görevine devam” edecektir.

Simdi onun efendisi, yalniz millettir. Erzurum Telgrafhanesi’nden donerken artik bir sivildir. Kazim Karabekir’le Rauf Bey, onu daha makine basinda ve son sozlerini dikte ederken tebrik ederler. Kendi Kurmay Baskani Kazim Bey soylece bir selamlar. Yaverleri ona sadakatle daha da yaklasirlar. Diger sivil ve asker yol arkadaslari, misafir kaldiklari binada merak ve telas icindedirler.

Misafirhaneye varilir. Haber duyulur. Kolordu Kumandani, iyi geceler diyerek ayrilir. Artik baska turlu, kasvetli bir gece baslamistir. Bir an once odasina cekilmek ister. Kendisiyle basbasa kalinca, kendisiyle konusacaktir. Ama, gece bir turlu bitmez.

Ertesi sabah onu ilk gorenler, bir baska insanla karsilasirlar: Icine donuktur. Yuzu suzulmustur. Her karsilastiginin yuzune biraz cekingen, biraz uzunca bakar, her karsilastiginin gozlerinden icini okumaya calisir. Bu gozlerde cesitli manalar bulur.

Emrinizdeyim Paşam

10 Temmuz gunu iki onemli olay gerçekleşir. Biri, beklemedigi bir darbedir. Rauf Bey’in anilarina gore, Mustafa Kemal’e hayatinda en cok karamsarlik veren olaydir. Gerci bir bakista olay, onemsiz gibi gorunur. Kurmay Baskani Kazim Bey, onun karsisina dikilmistir: “Paşam, siz askerlikten istifa ettiniz. Benim bundan sonra emrinizde, bu vazifeme devam imkanim kalmadi. Evraki kime teslim edeyim?”

Mustafa Kemal, koltuguna derin bir karamsarlik icinde gomulur: “Ya oyle mi efendim? Peki efendim.” O sirada yaninda bulunan Rauf Bey, anilarinda olayi soyle aktarir: “Mustafa Kemal’i 1909’dan beri tanirim. Nice anılarına şahit olmusumdur. fakat o gun, orada, Kurmay Baskani’nin, evrakini toplayip karsisina dikildigi ve o sozleri soyledigi andaki üzüntüsünü hicbir zaman gormedim.”

Kurmay Baskani odadan, “kendine has çalımlı tavirlariyle” cikar. Mustafa Kemal, koltuguna yigilmistir. Konusamayacakmis gibi bir hali vardir. fakat gene de konusur. Rauf Bey’e doner: “Rauf, gordun mu? Devlet makamının değerini gordun mu?”

Kolordu Kumandani’ndan henuz haber yoktur. Saatler ilerlemektedir. Sinirler gergindir. Tam o sirada yaver Cevat Abbas, Mustafa Kemal’in odasina yildirim hiziyle dalar: “Kumandan Paşa geliyorlar. Arkalarinda bir boluk suvari askeri var.”

Mustafa Kemal, Rauf Bey’e bakar. Kulagina egilir, yavasca mirildanir: “Gordun mu Rauf? Dediklerim dogru degil miymis?

Sararmış halde yerinden kalkar. Odanin ortasina ilerler. Ayaktadir. Gozleri kapiya dikilmistir. Hayatinin en onemli donum noktasindadir. Kazim Karabekir Paşa, kapida gorunur. Arkasini subaylar cevirmistir. Sakin gorunmeye calisir. Yuz hatlari hicbir sey ifade etmez. Binanin onunde suvari bolugu saf nizami almistir.

Karabekir, ilerler, yaklasir, yurur. Askerce selam vaziyetini alir, selam verir. Onemsiz bir seymis gibi, sukunetle bildirir: “Emrinizdeyim Paşam. Ben, subaylarim, erlerim, kolordum, hepimiz emrinizdeyiz.”

Kongre

Erzurum Kongresi, ancak 23 Temmuz 1919 gunu acilabildi. O tarihte Mustafa Kemal artik askerlikten ayrilmisti. Erzurum Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti Faal Heyeti, onu cemiyetin baskanligina getirdi.

Kongre’ye katilmak icin bir yerden delege olarak secilmek gerekiyordu. Fakat Kongre’ye herhangi bir yerden delege olarak secilmis degildi. Onun icin, Kongre’den once, Cevat Dursunoglu ve Emekli Binbasi Kazim Bey, kendi delegeliklerinden istifa etti. Yerlerini, Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey’e biraktilar. Kendileri de ayrica saglanan secimlerle yine Kongre’ye katildilar.

Kongre, Diyarbakir ve Elazig’dan, hareketlerine engel olunan üyeler disinda, Erzurum merkezinin gayretiyle, hem Dogu Karadeniz, hem diger Dogu il ve ilcelerini temsil eden 54 secilmis üye ile calismasina baslayacakti.

Kongre, 23 Temmuz gunu, bir okul binasi salonunda, Erzurum Subesi Reisi Hoca Raif Efendi tarafindan acildi. Acilis konusmasindan sonra, Mustafa Kemal, oybirligiyle kongre reisligine secildi.

Erzurum Kongresi, maddi varligi ve gucu itibariyle degilse de, temsil ettigi veya getirdigi fikir ve prensiplerle, sagladigi yetkiler bakimindan, Milli Mucadele Hareketi’nin tarihi bir hareket ve cikis noktasidir.

Erzurum’daki calismalar; uzun, yorucu, tartismali, fakat verimli olur. Delegeler, din adamlarindan, seyhlerden, emekli memur ve subaylardan, aydinlardan, serbest meslek sahiplerinden ve halkin is ve ticaretle ugrasan temsilcilerinden olusmustur. Herbirinin mizaci, karakteri, egilimi, hatta inanci digerinden ayridir. Butun bunlari dagilmadan korumak, ortak bir zemin ustunde tutmak, ortak kararlara ulastirmak, hareket esaslarinda birlestirmek kolay degildir.

O kadar ki, bazi bozguncular, daha Kongre acilirken belirir. Mesela Trabzon Heyeti’nden bazi delegeler, Kongre’yi terkederler. Fakat buna ragmen, toplantilar 7 Agustos’a kadar surdurulebilir. O gun Kongre, hem Reis’in kapanis nutku, hem de Siran Muftusu’nun bir Turkce duasiyla sona erer.

Padisaha, sadrazama, belediye reislerine, cemiyetlere, idare amirlerine, buyuk kumandanlara, Kongre’nin fikir ve gayretlerini anlatan telgraflar cekilir. Hele Padisah’tan, “Kongre’nin bir Mebusan Meclisi gibi toplandigi, Padisah haklarina aykiri hareket edildigi, Kongre calismalarinin vatan ve milletin çıkarlarına aykiri oldugu ve bu hareketin, askerler ve idare memurlari tarafindan engellenmesi gerektigi” gibi, beyanlarin yerinde olmadigi bildirilir.

14 gun devam eden Kongre, su prensipleri kabul etmistir:

– Milli sinirlar icinde vatan, bolunmez, parcalanmaz bir butundur.

– Osmanli Hukumeti’nin dagilmasi halinde ve her turlu yabanci isgal ve mudahalelere karsi, millet, kendini birlik halinde savunacaktir.

– Merkezi Hukumet (İstanbul Hukumeti), vatanin ve bağımsızlığın korunmasını saglayamadigi takdirde, bunları saglamak icin, gecici bir hukumet kurulacaktir.

– Milli kuvvetleri amil ve milli iradeyi hakim kilmak esastir.

– Hıristiyanlara, siyasi hakimiyetimizi ve iç işlerimizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.

– Manda ve himaye kabul edilemez.

– Milli Meclis’in derhal toplanmasi ve Hükümet eylemlerinin durdurulmasına calisilacaktir.

Bu gelişmelerden sonra, 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi toplandı. Bu yerel kongre, Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (Doğu illerinin haklarını koruma derneği) tarafından düzenlendi. Böyle bir kongreye gidilmesinin nedeni; Mondros Mütarekesi’nin öngördüğü Doğu Vilayetleri’nin Ermenistan’a verilmesini önlemekti. Kongre; Bitlis, Erzurum, Sivas, Trabzon ve Van illerinden gelen 54 delege ile toplandı. Kongre başkanlığına Mustafa Kemal Paşa seçildi ve yalnız Doğu Anadolu ile ilgili değil, bütün yurdu ilgilendiren aşağıdaki kararlar alındı:

1. Milli sınırlar içinde vatan, ayrılık kabul etmez bir bütündür.

2. Her türlü yabancı işgal ve müdahelesine karşı ve Osmanlı Hükümeti’nin çökmesi halinde millet, birlik olarak yurdu koruyacak ve kollayacaktır.

3. Vatanın bağımsızlığını korumaya Osmanlı Hühümeti’nin gücü yetmezse, bu amacı gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacak ve bu yürütme kurulu Milli Kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplantı halinde değilse, bu görevi Temsilciler Kurulu yapacaktır.

4. Milli güçleri etken ve millet iradesini egemen kılmak esastır.

5. Hristiyan halka siyasi egemenliğimizi ve sosyal düzenimizi bozacak haklar verilemez.

6. Manda ve himaya kabul edilemez.

7. Milli Meclis’in derhal toplanması ve hükümet işlerinin bu yolla denetlenmesini sağlamak için çalışılacaktır.

Erzurum Kongresi’nde Milli egemenlik ilkesini temel alan bir hükümet kurulması, Kuva-yı Milliye’nin belirleyici kabul edilmesi, her türlü yabancı yönetiminin reddedilmesi ve vatanın bir bütün olarak kabul edilmesi konusunda alınan kararlar, kongrenin en önemli kararlarıdır. Kongre, dokuz kişiden oluşan Temsilciler Kurulu (Heyet-i Temsiliye) Başkanlığı’na Mustafa Kemal Paşa’yı seçmiştir. Bu kurulun, geçici bir bakanlar kurulu gibi hareket ettiğini söyleyebiliriz. Erzurum Kongresi, yukarıdaki kararlarının yanı sıra, daha sonra Misak-ı Milli (Ulusal Ant) adı ile kabul edilen belgeye temel oluşturacak görüşleri de benimsemiştir. Bu kongre ile, Milli mücadele üst düzeyde bir yömenetim organına ve siyasi bir programa kavuşmuştur.

Erzurum Kongresinin Önemi

1. Bu kongrede yeni bir devletin kurulması düşüncesi belirtilmiştir. Kongre, Bunun dışında Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki tüm, “ulusal hakları savunma örgütlerini” de birleştirmiştir.

2. Bu kongre, Sivas Kongresi’ne ışık tutmuş, ulusal birlik yolunda atılan önemli bir adım olmuştur.

3. Ulusal Egemenliğin koşulsuz olarak gerçekleştirilmesine, ilk kez bu kongrede karar verilmiştir.

4. Yeni bir devletin kurulması düşüncesi, manda ve himaye fikrinin reddi yabancı azınlıklara ayrıcalık verilmemesi, ilk kez bu kongrede ortaya konmuştur.

5. Erzurum Kongresi, bölgesel bir kongre olmasına karşın alınan kararlar, ülkenin tümüne yönelikti. Bu da kongrenin önemimini artırmıştır.

6. Kongrenin aldığı kararlar, Misak-ı Milli’de de yer almıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir