Filipinler

Filipinler Cumhuriyeti 1965’te cumhurbaşkanlığına seçilen Ferdinand F. Marcos tarafından 1972-1981 arasında sıkıyönetimle, sıkıyönetiminin kaldırılmasından sonra da sert bir baskı rejimiyle yönetilen ülkede, 1986’da Marcos’un ABD’ye kaçmasıyla yeniden demokratik rejime dönüldü.

 Filipinler Coğrafi Özellikleri

Filipin adalarını oluşturan 7 000’i aşkın yanardağ kökenli adadan çoğu ıssızdır; en büyük 11 ada, ülkenin toplam yüzölçümünün % 94’ünden çoğunu oluşturur.

Kuzeyde Luzon’dan başlayarak ortadaki Visayan adalarından (Negros, Cebu, Leyte, Şamar ve Panay) geçip, üneyde Mindanao ile Sulu adalarına kadar 800 km’den uzun bir alanda yayılan adalar, genellikle dağlıktır; Mindanao adasındaki Apo yanardağının yükseltisi

2 954 m’yi bulur. Yalnızca Luzon ve Mindanao adalarında geniş ovalara rastlanır. Büyük Okyanus’un Filipin adalarının altındaki dibi oturmamış olduğundan, sık sık yanardağ püskürmeleri ve depremler olur (1991 ‘de Luzon’un orta kesimindeki Pinatubo dağında XX. yy’ın en korkunç püskürmelerinden biri olmuştur).

Akarsular genellikle kısa ve sel özelliklidir. Yalnızca belirli mevsimlerde, hızla akarlar. Başlıcaları arasında Luzon’daki Pampanga, Agno, Cagayan ve Pasig ile Mindanao’daki Agusan ve Mindanao ırmakları sayılabilir.

Filipinler

 İklim

Tropikal iklim etkisindeki Filipinler’de düzlüklerde yıllık sıcaklık ortalaması 27 °C dolayındadır. Gece ile gündüz arasındaki ve yüksek kesimler ile alçak kesimler arasındaki sıcaklık farklılıkları mevsimler arasındaki sıcaklık farklılıklarından yüksektir.

Ülkenin yaklaşık % 90’ı yılda 1 780 mm’den çok yağış alır. Yağışın en yoğun olduğu dönemler doğu kesimde ekim-nisan ayları arasında, batı kesimde haziran-kasım ayları arasındadır. Rüzgâra bakan alanlar rüzgârdan korunan alanlara oranla daha çok yağış alır. Sık sık tayfunlar patlak verir. Kaynaklar.

Toprağın büyük bölümleri tümsekli, aşınmış ve yerleşmeye elverişsizdir. Buna karşılık Luzon, Mindanao ve Negro’nun bazı kesimleri, son derece verimli yanardağ topraklarıyla örtülüdür. Eskiden ülkenin % 80’ini kaplayan ormanlar hızla yok edilmekte, ormanı yakarak tarla açma yöntemiyle tarım yapan çiftçilerin verimi azaldıkça boşalttıkları topraklar, eski ormanların yerine tropikal çayırlarla kaplanmaktadır.

Hayvan topluluğunda, yaban hayvanlan arasında mandalar, maymunlar, sürüngenler ve tropikal kuşlar sayılabilir. Büyük krom, bakır, altın, gümüş, manganez, kurşun ve demir filizi yataklarının bulunduğu ülkede, hidroelektrik enerji potansiyeli de önemlidir. Yanardağ buharlan ülkenin toplam enerji gereksinmesinin önemli bir bölümünü karşılamaktadır.

 Toplum Yapısı

Filipinler halkı, çok çeşitli Malezya-Polinezya dilleri konuşmalarına ve pek çok adaya dağılmış olmalarına karşın, nispeten türdeş bir kültür geliştirmişlerdir.

Akrabalık bağları önemini korumakla birlikte, uzun bağımsızlık savaşımı, hıristiyanlığın etkisi, okullarda Filipin dili Pilipino) ve İngiliz dilinin öğretilmesi ile kırsal kesimden kentlere göç, ulus bilincinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Toplumla bütünleşmeye direnen topluluklar, güneydeki müslüman Morolar ile dağlık kesimlerde yaşayan kabileler ve Çin’den en son gelen göçmenlerdir.

Etnik bakımdan, Filipinlilerin çoğu Malezya ve Moğol ırklarının öğelerinin bir karışımıdır; bunlara daha sonra Çinli, Hindistanlı, İspanyol ve Amerikalı öğelerde eklenmiştir.

En önemli topluluklar arasında Luzon’daki Tagaloglar, İlocanolar, Pampagolar, Bicolanolar ve Hiligaynonlar ile Visaya adalarındaki Cebuanolar, İlongolar ve Waray-Waraylar sayılabilir.

Nüfusun yaklaşık % 90’ını oluşturan bu toplulukların büyük bölümü katolik hıristiyandır; ama Bağımsız Filipinler kilisesinin ve İsa kilisesi tarikatının da çok sayıda yandaşı vardır. Dağ kabilelerinde yerel dinler yaygındır. Sulu adalarında Palavan’da ve Mindanao’nun güney kesimindeyse, en güçlü din İslâm’dır.

 Nüfus

Filipinlerin nüfusu hızla artmakta, bu da ekonomide ve toplumsal hizmetlerde büyük sıkıntılara yol açmaktadır. Toplam nüfusun yaklaşık yarısı Luzon’da yaşar.

Cebu, Mindanao, Leyte ve Negros adalarında da nüfus oldukça yoğundur. Filipinlilerin çoğu kırsal alanlardaki “barrios” diye adlandırılan küçük köylerde yaşar; bununla birlikte, son yıllarda kırsal alanlardan kentlere özellikle de başkent Manila’ya büyük çaplı göçler yaşanmıştır.

Günümüzde Filipinlilerin yaklaşık sekizde biri, Quezon City (1948-1976 arasındaki başkent), Caioocan ve Pasay’ı içeren Manila yerleşme alanında yaşamaktadır. Öbür büyük kentler arasında Cebu, Davao ve Zamboaga sayılabilir.

Eğitim ve sağlık. Filipinler, Asya’da okuma yazma oranının en yüksek olduğu ülkelerden biridir. İlköğretim ücretsiz ve zorunludur. Ülkenin her. yanında devlet okulları ve özel okullar vardır; ama kırsal bölgelerde eğitimin niteliği daha düşüktür.

Çok sayıdaki yüksekokul ve üniversite arasında Filipinler Üniversitesi 1922) ve Santo Tomas Üniversitesi (1611) sayılabilir. Yükseköğretim genellikle ücretlidir; ama Filipinler ekonomisi, yüksekokul bitirenlerin tümüne iş sağlayamamaktadır.

Manila’da son derece ileri tıp tesisleri vardır; buna karşılık kırsal alanlarda eğitilmiş tıp personeli sıkıntısı çekilmektedir. Tifo ve sıtmanın artık önemli hastalıklar olmaktan çıkmalarına karşın, kötü beslenmeden ileri gelen çocuk ölümleri yüksektir.

 Kültür

Zengin yerli sanat gelenekleri arasında halk masalları, müzik ve Bayanihan Dans Topluluğu’nun dünyaya tanıttığı danslar yeralır. Resimde ve heykelde çoğunlukla Asya ve Batı sanatları bağdaştırılır. Jose Rizal, N. V. M. Gonzales, Bienvenido Santos ve F. Sionil Jose gibi başlıca yazarlar, yapıtlarını İspanyolca ya da İngilizce yazmaktadırlar.

 Ekonomi

Filipinler öncelikle bir hammaddeler dışsatımcısı ve işlenmemiş ürünler alıcısıdır. Tarıma elverişli toprakların %80’inde pirinç, mısır, vb. besin ürünleri yetiştirilir. Ticarete yönelik tarım ürünlerinin başlıcaları arasında hindistancevizi, şekerkamışı, muz, ananas, abaka (Manila keneviri), tütün, kahve ve pamuk sayılabilir.

Toprak dağılımında büyük bir eşitsizlik egemendir. Köylülerin yaklaşık % 70’inin toprağı yoktur; büyük toprak sahipleriyse, ellerindeki ekonomik ve siyasal gücü köylülerin zararına kullanmaktadırlar.

1946’dan bu yana bütün hükümetlerin programlarında toprak reformuna yer verilmiş olmasına karşın, girişilen toprak dağıtımı denemeleri hep küçük boyutlu olmuştur.

Durumları gün geçtikçe bozulan köylüler, kentlere göçmekte ve büyük bölümü iş bulamadan, gecekondu semtlerindeki işsizler topluluğuna katılmaktadır.

Sanayi GSMH’nin yaklaşık dörtte birini sağlar. Toplam sanayi üretiminin yaklaşık yarısını tarım ürünlerinin işlenmesi oluşturur; besin sanayisini, elektronik ve elektrikli gereçler yapımı, kimyasal maddeler üretimi, petrol arıtılması ve dokuma sanayisi dalları izler.

Sanayi tesislerinin aşağı yukarı tümü Manila yerleşme alanında toplanmıştır. Bakır, altın, nikel ve krom yatakları dışsatıma, madenkömürü yatakları da iç tüketime yönelik işletilir. Balıkçılık, ormancılık ve turizm oldukça gelişmiştir.

1990-91 Körfez bunalımı, körfez ülkelerinde çalışan çok sayıda işçinin geri dönmesine yol açarak, ülkenin önemli miktarda döviz yitirmesine neden olmuştur.

Şeker, hindistancevizi ve bakırda dünya fiyatlarının düşmesi, kötü hava koşulları, hızlı nüfus artışı, çığ gibi büyüyen dış borçlar, sermayenin dış ülkelere kaçması ve siyaset ile ekonomideki belirsizlikler, yatırımların azalmasına yol açmış, bunun sonucunda da, 1980-1986 arasında gerçek gelirler düşmüştür.

Ekonomideki güçlükler, hükümet karşıtı gösterilerin artmasına ve komünist eğilimli Yeni Halk Ordusu’nun terör eylemlerine elverişli bir ortam yaratmıştır.

Marcos’un ülkeden kaçmasından sonra ekonomik büyüme yeniden sağlanmışsa da, siyasal istikrarsızlık, kısa süre sonra yeniden enflasyona yol açmış ve yabancı yatırımları azaltmıştır.

Ulaşımda adalararası gemilerle bir adadan öbürüne ve önemli limanlara mal taşınması sağlanmaktadır. Filipin Hava Yolları da adalararası ve uluslararası alanda hizmet vermektedir.

Devlet Yapısı

ABD Anayasası örnek alınarak hazırlanmış olan 1935 Anayasası, 1972’de sıkıyönetim ilanıyla birlikte askıya alınmış, 1973’te kabul edilen yeni Anayasa’yla başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçilmiş, ama bu Anayasa 1981’e kadar tam olarak uygulanmamıştır.

1981’de kararnamelerle yönetme hakkını da içeren çok geniş yetkilerin cumhurbaşkanına tanınmasından sonra. Anayasa tam olarak yürürlüğe konulmuştur.

Marcos’un devrilmesinden sonra cumhurbaşkanlığına seçilerek 25 Şubat 1986’da fiilen yönetimi ele alan Corazon Aquino, 25 Mart 1986’da geçici bir “Özgürlük Anayasasıyla yasama yetkisini de üstlendi.

Parlamento dağıtılıp, pek çok devlet memuru görevlerinden alınarak, yerlerine Aquino’nun yandaşları getirildi ve bir komite, yeni bir anayasa hazırlamakla görevlendirildi.

2 Şubat 1987’de yapılan halkoylamasında çoğunluğun onayladığı bu Anayasa’yla, Aquino’nun Haziran 1992’ye kadar görevde kalması sağlandı ve o tarihten sonra cumhurbaşkanının 6 yıl için seçilmesi ve ikinci bir kez aday olamaması kararlaştırıldı.

27 Temmuz 1987’de Aquino’nun yasama yetkisini yeni seçilmiş iki meclisli parlamentoya devretmesinin ardından, 1988’de yerel seçimler ve 1992’de de başkanlık seçimleri yapıldı.

Filipinler Tarihi

Günümüzden yaklaşık 30 000 yılı aşkın bir süre önce Endonezya’dan dalgalar halinde gelen toplulukların yerleştikleri sanılan Filipinler’de, zaman içinde Hindistan, Endonezya, Çin ve Japonya’yla ticaret oldukça gelişti. XVI. yy’da Endonezya’dan gelen yeni göçmenler, güney kesimdeki adalarda İslâm dinini yaydılar.

1521’de Ferdinand Magellan’ın İspanya adına el koyduğu (yerli toplum akraba birliklerine bölünmüş olduğundan, buna karşı direnecek merkezî bir yönetim yoktu) adalarda, ilk kalıcı İspanyol yerleşmesi 1565’te Miguel Lopez de Lagezpi tarafından Cebu’da kuruldu.

1571 ‘de İspanya kralı Felipe ll’nin adının verildiği ülkede, sömürge yönetiminin merkezi de Manila’ya aktarıldı.

Meksika kral naibine karşı sorumlu bir genel vali tarafından yürütülmesine karşın, kırsal kesimde yönetimi çoğunlukla bölge papazlarının ellerinde tuttukları ülkede, dinsel tarikatlar eğitimi ve pek çok büyük toprağı da denetimleri altına aldılar.

Manila’da toplanıp, Acapulco’da gümüşle değiş tokuş edilen Çin lüks mallarının XIX: yy’a kadar ekonominin temelini oluşturduğu ülkede, XIX. yy’da İspanya’nın Yeni Dünya’daki sömürgelerinin bağımsızlıklarını elde etmeleri, günümüzdeki dışsatıma yönelik tarım ürünleri ekonomisine geçişi zorunlu kıldı.

Jose Rizal’in (1861 -96) 1880 yıllarındaki vaazları sonucunda Filipinliler arasında reform isteklerinin arttığı Filipinler’de, idam edilen Rizal bir ulusal kahramana dönüştü ve Emilio Aguinaldo’nun yönettiği devrim girişimini başlatan kıvılcım oldu.

Ne var ki, Ispanya-ABD Savaşı’nın patlak vermesinden sonra ABD’nin kendi savaşımını destekleyeceğini sanan Aguinaldo, Filipinler’in bağımsızlığını ilan ettiyse de, İspanya Filipinleri ABD’ye devretti. Aguinaldo 1899’dan 1901’e kadar, ülkenin yeni yöneticilerine karşı savaşımı sürdürdü.

ABD iş çevrelerinin Filipinler’in alınmasını hoşnutlukla karşılamalarına karşın, ABD hükümeti adaları bağımsızlığa hazırlayacağını açıkladı ve 1935’te Filipinler, cumhurbaşkanı Manuel Luis Quezon’un yönetiminde, iç işlerinde özerk bir devlet oldu; ama İkinci Dünya Savaşı, tam bağımsızlığa geçmeyi geciktirdi.

8 Aralık 1941 ‘de Filipinler’e saldıran Japonların, 1942’de Bataan ve Corregidor’da ABD ve Filipin kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğratmasından sonra, 1944’te general Do-uglas |MacArthur’un adalara dönmesiyle doruk noktasına çıkan Japonya’ya karşı savaşım, ABD-Filipinler dayanışmasının simgesi oldu. 4 Temmuz 1946’da Filipinler tam bağımsızlığını elde etti ve Manuel Roxas y Acuna cumhurbaşkanlığına seçildi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra altyapısı bir savaş alanına dönmüş olan ülkede, toprak rejimindeki eşitsizlik ve vergi adaletsizliği, Hukbalahap (Huk) gerilla savaşımını besledi.

1953’te Ramon Magsaysay’ın cumhurbaşkanlığını Elpidio Quirino’dan devraldıktan sonra önerdiği anlaşma ve af programı, 50 yıllarının başlarında bu ayaklanma hareketini tehlikeli olmaktan çıkardı.

1965’te cumhurbaşkanı Diosdado Macapagal’i yenilgiye uğratan Ferdinand Marcos, 1969’da da ülke tarihinde ilk olarak ikinci kez başkanlığa seçildi.

Güneyde müslümanların ayaklanmasıyla, kırsal kesimde sol ayaklanmayla, kentlerde de öğrenci olaylarıyla karşı karşıya kalınca, 1972’de sıkıyönetim ilan ederek, düzeni yeniden sağlamayı başardı.

Birtakım toplumsal ve ekonomik reformlar yürürlüğe koyup, 1981’de sıkıyönetimin kaldırılmasından sonra da egemenliğini koruyacak bir güvenlik gücü oluşturdu.

Marcos’un ülkenin sırtından kendisine ve yakınlarına maddi çıkar sağladığını öne süren eleştirilerin ortaya çıktığı ülkede, 21 Ağustos 1983’te başkanın en önemli siyasal karşıtı Be-nigno S. Aquino’nun sürgünden Filipinler’e dönüşünde, havaalanına ayak basar basmaz öldürülmesi, Marcos’un yakın çevresinin bu cinayete suç ortaklığı etmekle suçlanmasına ve büyük gösterilere yol açtı.

1984’teki milletvekili seçimlerini muhalefetin kazanmasının ardından, Marcos başkanlık seçimlerini öne aldı. 7 Şubat 1986’da yapılan seçimlerde, muhalefet önderi ve Benigno’nun dul eşi Corazon Aquino’nun, seçimlere hile karıştırıldığı konusundaki yaygın iddialara karşın Millet Meclisi’nin Marcos’un yeniden seçildiğini ilan etmesi üstüne, Aquino barışçı direniş çağrısında bulundu.

22 Şubat’ta Savunma bakanı Juan Ponce Enrile ile Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı yardımcısı tümgeneral Fidel Ramos’un istifa etmeleri üstüne, büyük halk yığınları, görevlerinden ayrılan komutanları korumak için sokaklara döküldü.

ABD’nin de Marcos’a görevini bırakması için yaptığı baskılar sonunda, Marcos ABD’ye kaçmak zorunda kaldı. Çok geçmeden ABD de, Aquino’nun başkanlığını tanıdı.

Aquino, hükümeti ve orduyu yeniden yapılandır mak, yurttaş haklarını yeniden sağlamak, serbest girişimi teşvik etmek ve Marcos ile yakınları tarafından yasadışı yollarla edinilmiş paraları bulmak için adımlar attı. Ne var ki, halkın büyük bölümü tarafından destelenmesine karşın, çok büyük sorunlarla karşı karşıya kaldı.

Komünist ayaklanmacılarla görüşme yoluyla bir anlaşmaya varamadı; ayrıca yolsuzluklara son veremediği için de eleştirildi. Çok geçmeden, Juan Ponce Enrile ile başkan yardımcısı Salvador Laurel’in de bulunduğu birçok yandaşı tarafından da eleştirilmeye başlandı.

1991 ‘de Pinatubo yanardağının püskürmesinden sonra, ABD’nin Clark hava üssünü boşaltmak zorunda kalması, Filipinler Senatosu’nun da ülkedeki ikinci ABD askerî tesisi Subic deniz üssünün 10 yıl daha kiraya verilmesini reddetmesi, iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleştirdi.

Bu ortamda yapılan başkanlık seçimlerinde, uzun süre Aquino’yu destekleyerek yedi suikast girişimini atlatmasında önemli rol oynamış olan Savunma bakanı Fidel Ramos, oyların yalnızca % 23,5’ini almasına karşın, seçim sisteminden yararlanarak cumhurbaşkanlığını kazandı (Mayıs 1992) ve 30 Haziran’da görevi devraldı.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir