Franklin Delano Roosevelt Kimdir?

Franklin Delano Roosevelt Kimdir? Amerikalı devlet adamı (Hyde Park 1882-Warm Springs 1945). Başkan Theodore Roosevelt’in kuzeni; onun yeğeni Anna Eleanor Roosevelt ile evlendi (1905). Eşi kendisine sadık bir çalışma arkadaşı oldu. Roosevelt, Harvard’da okuduktan sonra New York eyaletinden Demokrat parti senatörü seçildi (1910).

Wilson kabinesinde Denizcilik bakanlığı yardımcısı oldu (1913-1921). Amerikan filosunu güçlendirdi. Almanya ile ilişkiler kesildikten sonra (1917) Avrupa’daki Amerikan deniz kuvvetlerini denetlemekle görevlendirildi (1918 yazı).

A.B.D. başkan yardımcılığına adaylığını koydu, kaybetti (kasım 1920). Hukuk işlerinin başına döndü. Çocuk felcine tutuldu (ağustos 1921), bu çetin sınavı başarıyle atlattı.

New York valisi (1929-1933) ve A.B.D. başkan adayı oldu, bir New Deal («Yeni Düzen») vaat etti, Hoover’ı yendi (kasım 1932) ve A.B.D. tarihinin en ağır İktisadi buhranı sırasında onun yerini aldı (4 mart 1933).

Roosevelt bu buhrana bir çözüm yolu bulmak için kongreyi özel bir toplantıya çağırdı (9 mart). Kongre ona olağanüstü yetkiler verdi ve Nevv Deal kanunlarını kabul etti.

Braintrust (beyin takımı) adını verdiği aydınlar, işadamları ve avukatlardan meydana gelen bir grubun (dışişlerinde Cordell Hull, içişlerinde Herold lekes, tarımda Henry \Vallacc, hazine bakanlığında Morgenthau, maliyede Bernard Baruch, Harry Hopkins v.b.) görüşlerinden yararlanarak, çiftçi ve işçi gibi zor durumda kalan sınıfların satın alma gücünü artırarak buhranın önlenmesine ve hortlamamasına çalıştı; bu amaçla bankalar ile sanayi kollarına federal kontrolü kabul ettirdi ve radyodan «ocakbaşı sohbetleri» ile eğittiği kamuoyuna dayandı.

İlk görev devresinde çok büyük işler başardı. Banka reformunu gerçekleştirdi (bankaların dört gün süreyle kapanması, Emergency Banking Bili), içki yasağını kaldırdı (mart 1933), altın esasına bağlı kalmaktan uzaklaştı (nisan 1933), doların değerini düşürdü (Gold Reserve act, 1934) ve kredinin gelişmesini – destekledi.

Tarımda üretim fazlasını azaltmak ve çiftçi borçlarını hafifletmek için A.A.A.’yı (Agricultural Adjustment act [Tarım Düzenleme yasası], 12 mayıs 1933) kurdu.

Nihayet, çalışma şartlarını düzenlemekle görevli N.R.A.’nın (National Recovery Administration, haziran 1933) yardımıyla büyük bir çalışma siyaseti (erozyonla mücadele, ağaçlandırma, büyük barajlar, Tennessee vadisinin değerlendirilmesi), izleyerek işsizliği azaltmaya çalıştı.

Aynı amaçla 1935’te National Labor Relations act’ı (sendikaların korunması), Social Security aet’i (Sosyal Güvenlik Yasası, 1935) ve Fair Labor Standards aet’i (asgari ücretlerin ve azami çalışma sürelerinin tespiti, 1938) çıkarttı.

Zaman zaman küçük teşebbüslerle tüketicilerin zararına olarak büyük tröstleri güçlendiren bu kanunlarda eksik-gedik yok değildir; New Deal’in müdahaleci anlayışına karşı olan Yüksek mahkeme, iki esas metnini reddetti: N.R.A. (1935) ve A.A.A, (1936).

Büyük bir başarıyla gene seçilen Roosevelt (kasım 1936) Yüksek mahkemenin yeniden teşkilatlandırılması için senatoda prestijinden yararlanmak istediyse de başarı sağlayamadı; ne var ki, telaşa kapılan Yüksek mahkeme, sosyal alanda birçok liberal kararı onayladı. Buna karşılık Roosevelt, inşaatı teşvik eden Wagner Housing aet’i çıkardı (eylül 1937).

Bu tedbirler federal iktidarı güçlendirdi, siyasi kadroları yeniledi ve Demokrat partinin ilerici bir parti haline gelmesine yol açtı.
Dışarda iyi komşuluk siyaseti sayesinde, latin amerika cumhuriyetlerini A.B.D.’nin çevresinde topladı. Nikaragua (1933) ile Haiti’yi (1934) boşalttırdı.

Küba (1934) ve Panama’nın (1936) siyaset hürriyetinin tanınmasını sağladı. 1944’te Filipinler’e^ bağımsızlık vaat etti.

1933’te Sovyet hükümetini tanıdı. S.S.C.B.’ye karşı bir ölçüde çekingen davranmakla birlikte, özellikle Hitler ve Mussolini rejimlerinden kuşkulanıyordu; Chicago, ekim 1937 tarihli nutkunda onlara hücum etti ve onların savaş isteklerini boş yere yatıştırmağa çalıştı (5 nisan ve 25 ağustos 1939 mesajları).

A.B.D’nin bir Avrupa savaşının dışında kalamayacağına inanan Roosevelt, Hitler’den nefret eden, fakat ona karşı Fransa ile İngiltere’ye güvenen ve tarafsız kalmak isteyen bir kamuoyunu kollamak zorundaydı.

Eylül 1939’da savaş açan devletlere peşin para ile silah satmayı mümkün kılan bir kanunu (Cash and Carry) kongreden geçirtti. Fransa’nın bozguna uğramasından sonra, silahlanma ve askerlikte kura usulümün konması (eylül 1940) için krediler sağladı ve Büyük Britanya’ya elli destroyer verdi.

Geleneklere aykırı olarak üçüncü defa cumhurbaşkanı seçilince (kasım 1940), demokrasi devletlerine yaptığı yardımı artırdı; aralık 1940’ta bir «ocakbaşı» konuşmasında, ödünç olarak savaş malzemesi verileceğini ilan etti, önce İngiltere’ye (mart 1941), sonra da Sovyetler’e silah yardımı yapıldı. Bu arada, Churchill ile Atlantik şartını hazırladı.

Bu şart, dünya halklarının kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi ve insanlarla malların bir ülkeden öbürüne serbestçe geçmesi temeline dayanıyordu (ağustos 1941), Japonların Pearl Harbor baskını (7 aralık 1941) ve hemen arkasından Almanya’nın savaş ilan etmesi (11 aralık), Roosevelt’in sorumluluklarını artırdı: A.B.D.’nin savaş çabasını yönetmek, müttefikleri teçhiz etmek, atom bombasının yapımına karar vermek ve savaş sonrasını hazırlamak zorundaydı.

Churchill ile birkaç defa Washington’da (aralık 1941), Kazablanka’da (ocak 1943), Was-hington’da (mayıs 1943), Quebec’te (ağustos 1943) buluştu, onunla birlikte Çankayşek (Kahire, kasım 1943) ve Stalin (Tahran, kasım-aralık 1943; Yalta, şubat 1945) ile görüştü.

S. S. C. B. ile herhangi bir bozuşmadan kaçınmak isteyen Roosevelt, Polonya’nın Doğu’ya kaymasına razı oldu, Stalin ile birlikte Ingılizlerin Balkanlara çıkarma yapma tasarısına karsı geldi ve bu bölgenin kontrolünü S.S.C.B.ye bıraktı (Tahran 1943).

Ayrıca, Port Arthur’ü Mançuryaötesi ile Güney Mançurya demiryollarının Sahalin adasının güneyini ve Kuril adalarını da Sovyetler’e bırakarak, karşılığında Almanya’nın yenilmesinden sonra S.S.Ç.B.’nin Japonya’ya karşı taarruza geçmesi vaadini aldı (Yalta 1945). Serbest seçimler ve halkların isteğine uygun sınırlar ilkesini benimseyen Roosevelt, sömürgeleri milletlerarası bir vesayet altına vermeyi reddetti.

Aslında, Büyük Britanya ile S.S.C.B. arasında çıkabilecek savaş sonrası anlaşmazlıklarına arabuluculuk etme konusunda kişisel etkisine ve planını Dumbarton Oaks’ta hazırlattığı (1944), ilk oturumu yapmak üzere San Francisco’ya davet ettiği (1945) Birleşmiş Milletler teşkilatına güveniyordu.

Başkanlığı savaş devam ederken bırakmak istemediği için, kendisini 1944 kasımında dördüncü defa olarak seçtirdi. Fakat katlandığı yorgunluklar yüzünden 12 nisan 1945’te zaferi göremeden öldü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir