Galya

Galya Ülkesi,günümüzde başta Fransa olmak üzere Batı Avrupa’nın büyük bir bölümüne tarihte verilen isimdi. Galya’nın sınırları Fransa’nın yanı sıra günümüzdeki Kuzey İtalya, Belçika, İsviçre’nin batısı, Hollanda’nın bazı kısımlarıyla Almanya’daki Ren Nehri’nin batı kıyısındaki bölgeleri de içeriyordu.Almanya, Ren’in batı kıyısında. 190.800 mi² veya 494.166 km²’lik bir alanı kapladı.

Galya’ya İkinci Demir devrinde ayak basan ve daha sonra Romalılar tarafından hiç ayrım yapılmadan Galyalılar diye adlandırılacak olan Keltler, bu topraklar üstünde büyük ölçüde etkili oldular, ama aynı zamanda Tarih öncesi insanlarının yapmış oldukları işlerden de yararlandılar. Galya’da toprağın değerlendirmesine Cilalıtaş devrinde başlandıktan sonra Tunç devrinde (İ.ö. Il.bin) halklar arası bir ticaret başladı.

Tunç devri sonuna doğru yeni gelen halklar yöreye ölüleri yakma geleneğini getirdiler; İ.Ö. I. binde tunç kullanımının yerini yavaş yavaş demir kullanımı aldı. Doğudan Hallstatt halkları tarafından getirilen bu maden kısa sürede yaygınlaştı (değişik bir uygarlığa bağlı olan Galya’nın bu yeni halklarıyla ilgili olarak bilinen tek şey, bu insanların ölülerini tümülüslere gömmeleriydi; Lorraine, Champagne ve Bourgogne’da sık Taslanan bu tümülüslerde Hallstatt dönemi sonunda arabalı mezarlara raslanır). Keltler önce Galya’nın merkezine yerleştiler;sonra öbür bölgelere yayılarak yerli halkla kaynaştılar.

III.yy’dan başlayarak da Akdeniz kıyılarına ve Morbihan Venetlerine uzanan Kekler, böylece egemenliklerini çevrelerine kabul ettirmiş oldular.

Demiri, saban, araba tekerlekleri, orak, vb. yapımında kullanan Galyalılar toprağın işlenmesinde bir yenilik yaratmış oldular. Üretilen tahıllar arasında buğday, arpa başta geliyordu.

Hayvancılık (at, domuz yetiştiriciliği) tarıma sıkı sıkıya bağlıydı. Öte yandan, bazı sanayi etkinlikleri de vardı (yapılan kazılardan da anlaşıldığı gibi, kentlerde el sanatlarıyla uğraşanlara ayrılmış mahalleler bulunuyordu).

Berry ve Lorraine’deki maden yatakları da bir maden sanayisinin (çeşitli aletler, kılıç, vb.) doğmasına yol açmıştı. Kereste sanayisi (gemi, araba, fıçı, vb. yapımı) da gelişmişti.

Oldukça eskilere dayanan ticaretse, i.ö. III. yy’dan başlayarak Rhone-Saone hattının değer kazanmasıyla gelişti; bunun sonucu olarak da, Chalon-sur-Saone limanı hızla gelişti. Çeşitli karayolları, ırmaklarla yapılan ulaşımın gücünü artırdı.

Galya’da kuşkusuz çeşitli kentler kurulmuştu ama Galyalıların çoğu kırsal kesimdeki köylerde ya da geniş toprakların ortasında yer alan tek tek evlerde yaşıyorlardı (bu ayrı yaşama biçimi, toprağın işlenmesi ve özel mülkiyetin önem kazanmasıyla bağlantılıdır).

Galyalıların başlangıçta ortak mülkiyet sistemleri vardı ama I. yy’da bu sistemin ortadan kalkarak yerini aynı çağda İtalya’nın kırsal kesimlerinde görülen, aristokratlara özgü büyük toprak sahipliği aldı. Aristokrasi siyasal iktidarı, orduyu, dinsel yönetimi (druidlik) ele geçirdi. Toplumsal ve siyasal kümeleşmenin temeli, doğal bir bölgenin ailelerim ortak şeflerin çevresinde bir araya getiren kabileydi.

Kabileler federasyonu olan kent ya da halk, değişik yapıdaydı: Bir kentin kabileleri arasında kesin bir görüş birliği yoktu (bu, Roma’nm fethedilmesi sırasında daha belirgin olarak ortaya çıktı). Kentler ya ansızın yapılan anlaşmalarla ya da daha güçlü bir kabilenin öbürlerine egemen olmasıyla oluştu ve en geniş kentler Orta Galya’da kuruldu.

Eski krallıkların yerini, aristokratların oluşturduğu yönetim biçimleri aldı. Vergobret adı verilen ve yasama ile yargı güçlerini elinde tutan ama askeri güce karışmayan yönetici, kabile ve köy şeflerim bir araya toplayan Senato tarafından bir yıllığına seçilirdi. Aristokrasinin temsilcisi olan Senato bütün önemli kararları almakla yükümlüydü.

I.yy’da kentleri daha geniş siyasal birimler halinde birleştiren konfederasyonlar kuruldu. Ama bu girişim sonucunda da kentler arasında bazı anlaşmazlık başgösterdi.

Galya İ.ö. II. yy’dan başlayarak kuzeyden Germen halklarının, güneyden Romalıların tehditleriyle karşılaştı. İ.Ö. 150 yılına doğru Arverniler, çevrelerindeki öbür Galyalıları egemenlikleri altına aldılar. Aynı dönemde, Massalia’nın (Marsilya) müttefiği olan ve Pön savaşlarından sonra Ispanya’ya yerleşmiş bulunan Romalılar, Provence’taki Kelt-Ligürlerle çatışmaya başladılar: İ.Ö. 123 yılında Romalıların tahkimli kenti Entremont yakılıp yıkılınca, Romalılar önemli bir yol kavşağı olan Aquae Sextiae’ye (Aix-en-Provence) askeri açıdan yerleştiler.

Bu yerleşmeye çevredeki Galyalılar büyük tepki gösterdiler. 121’de konsül Domitius,Arvemi kralı Bituitus’u yendi. Askeri bölge, İ.Ö. 121-58 yılları arasında Saöne, Loire ve Sen’i birleştiren bölgede egemenliklerini kuran Aeduilerin eline geçti; Aeduiler Chalon limanı sayesinde, jura’yı Loire’a birleştiren yolu, özellikle de Sen ve Oise doğrultusunda uzanan ticari hattı denetimleri altına aldılar.

Provence’a yerleşen Romalılar bu yolu artık istedikleri an kapatabilirlerdi: Bu nedenle Aedui Konfederasyonu için Roma’yla ittifak yapmak kaçınılmaz oldu. Domitius, Aix’ten başlayarak Provence ve Languedoc’a uzanan yeni bir eyalet kurdu.

Doğudan batıya uzanan yollar yapıldı (Via Domitia). Bölgeye gelen İtalyan tüccarlar Marsilya tüccarlarının işlerini ellerinden aldılar. Sezar İ.Ö. 52 yılında Galyalı önder Vercingetorix’i yenerek Galya’yı ele geçirdi ve altı yıl içinde bütün Galyalıların direncini kırdı. Sezar’ın giriştiği romalılaştırma hareketi, ölümünden sonra Augustus ve I. yy. Roma imparatorları tarafından da sürdürüldü.

Galya halkının imparatorluğa katılma koşulları İ.S. 50 yılında gerçekleşti: Galyalılar kendi dillerini, geleneklerini ve dinlerini sürdürdüler ama Roma yurttaşlığına girme ve Galya-Romalı olma hakkını da elde ettiler. Romalılaşan Galya bir buçuk yüzyıl boyunca bir yükselme ve gelişme dönemi yaşadı. III. yy’la birlikte çöküş dönemi başladı.

Germenlerin akınları, büyük toprak sahiplerinin yol açtığı toplumsal bunalım,çöküşü hızlandırdı. İmparatorların sonsuz çabaları, Galya’yı geçici bir süre kurtardıysa da eski görkemli dönemine döndüremedi.

Toplumsal sarsıntı içinde bulunan imparatorlukta Galyalılar özerk bir biçimde davranmak ve barbar topluluklara (özellikle Franklara  karşı koymak zorunda kaldılar. 476 ydında Batı imparatorluğu çöktüğünde Syagirus adlı Romalı bir general Soissons bölgesinde son Roma kalesini savunduysa da 486’da Clovis’in önünde yenildi. Böylece Galya-Romalılarla Franklar arasında yeni bir kaynaşma başladı ve Galya sonunda üstün gelen Frankların eline geçti.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir