Galyalılar

Galyalılar Demir Çağı’nda ve Roma döneminde (M.Ö. 5. yüzyıldan MS 5. yüzyıla kadar) Galya’da yaşayan Kelt halkları.Galya dili Kıtasal Kelt dillerinin ana unsurunu oluşturmaktadır.

Galyalıların Kökeni

xi.ö. 52’de jül Sezar, Vercingetorix’i bozguna uğrattıktan sonra Galya, Romanın eline geçti. Uzun süredir denediği ve İ.Ö. 121’den sora Galya’ nın Alplerin ötesindeki kesiminde {Provence ve Languedoc) uygulamaya koyduğu siyasete uygun olarak Roma, bu ülkeyi kendi siyasal sistemine katmaya, kendi uygarlığıyla bütünleştirmeye, Galyalıları da Galya-Romalılara dönüştürmeye çalıştı.

Galya Roma Uygarlığı

önce Sezar, ardından da Augustus (İ.ö. 31-İ.S. 14) Galyalıların Roma’yla bütünleşmesi için gerekli koşullan oluşturdular. Daha I.Ö. 43’te Galya’ nın gelecekteki başkenti Lugdunum’ un (Lyon) kurulması, Augustus’un gerçekleştireceği yönetimsel örgütlenmenin bir hazırlığı sayılır.

Galya dört eyalete ayrılmıştı: Narbonensis, Aquitania, Celtica ve Belgica. Merkezi Lyon’da bulunan bir yol ağı ülkenin dört bir yanına yayılıyordu; bu yollar boyunca sıralanan ilçe merkezleri ve askeri karargâhlar Roma kültür ve uygarlığının birer odak noktası haline geldi.

Bir başka romalılaştırma aracı da orduydu: Sezar,Galyalıları kitleler halinde ordularına aldı ve bu uygulama daha sonraki yöneticiler tarafından da sürdürüldü.

Galya-Romalıların imparatoru” olarak anılan ve Lyon’da doğmuş olan Claudius I’in (41-54) hükümdarlık döneminde Galya’nın kuzeydoğu sınırları Germen tehditlerine karşı korundu; imparator ustalıklı bir siyasetle Galyalıları Britanya’nın istilasına kattı, böylece Kelt dayanışmasını kırdı; zaten can çekişmekte olan drüidliği yasakladı.

Aynı zamanda Galyalılara Roma yurttaşlığının yolunu açarak imparatorluk toplumu içinde yükselmelerini sağladı: Roma yurttaşlığı çok sayıda Roma kolonisinin kurulduğu Narbonensis’te yayılmıştı; öbür eyaletlerdeyse pek yaygın değildi, yalnızca askerler, 25 yıllık hizmetten sonra yurttaşlıkla ödüllendirilirlerdi.

Gerçek kentlerin doğmasına önayak olan ve bunları İtalyan illerininkine eş bir yönetim düzeniyle donatan Claudius I böylece Roma uygarlığını yaymış oldu: Kentlerdeki seçkin sınıflar 47 yılında tam yurttaşlık hakkına kavuştular, bu da onlara Senatonun kapılarını açtı.

212’de Caracalla fermanıyla Roma yurttaşlığı hakkı imparatorluğun bütün özgür halkına tanındığında, Galya’nın seçkin kent halkları, bu haktan zaten büyük ölçüde yararlanıyorlardı.

Bu Romalılaştırma sürecinde bazı direnişler de ortaya gıktı. Eyalet çerçevesi dışında, yeterli kadrosu bulunmayan Roma, Galya’nın geleneksel düzenini bozmamışti; bu düzen sitelere ve pagi’ye (köy idare bölgesij dayanıyordu.

Ama toprak vergisinin genelleştirilmesi, toprak sahibi Galyalı aristokratları güçsüzleştirerek, huzursuz etmişti; bu nedenle, 21 yılında Treverus ve Aedui topraklarında olduğu gibi çeşitli ayaklanmalar başgösterdi.

68-70 arasında çıkan daha geniş çaplı ayaklanmaysa artık Roma’ya karşı değil ama, Neron’un yolsuzluklarına karşıydı; nitekim, Reims’de toplanan Galya siteleri meclisi Galyalıların Roma’ya bağlılıklarını ilan etti. Bu tarihte de bağımsızlık çağının Galyalısı yerini Galya-Romalı’ya bıraktı.

Galya Romalı

Bu evrimin başta gelen etmenleri kentleşme ve ilçeleşmeoldu ama Galya bir kırsal ülke olarak kaldı. Daha 1.0. I. yy’da İtalya’nınkine benzeyen bir tarımsal yapıya kavuşmuş olan Galya toprakları, Roma düzenine kolayca uyarlandı.

Fetih sırasındaki yıkımlardan sonra Galya bolluğa kavuştu: Galyalıların teknik bilgileri, Romalıların getirdiği örgütlenme ve barış sayesinde gelişti ve yaygınlaştı.

Halk kitleleri kırsal özelliklerini korurken seçkin yönetici sınıf kentli burjuvalarla kaynaştı. Kentsel uygarlık tam anlamıyla Galya-Roma nitelikleri taşıyordu.

Lugdunum ya da Narbo gibi Roma kolonileri, Galya kentleri, Roma planını benimsediler ya da bu plana uyarlandılar: Decumanus {batı-doğu yolu) ve Cardo [kuzey-güney yolu) diye adlandırılan başlıca iki eksen doğrultusunda kesişen yollar ve bu iki yolun kavşak noktasında birer forum yapıldı.

Forumlar Galya’da genellikle dükkânların ve resmi binalann toplandığı kapalı yerlerdi. Tiyatro, kent merkezinden pek uzak değildi; buna karşılık amfiteatr, kimi zaman da sirk, kentin dış mahallesinde bulunurdu.

Galya’nın kuzeyindeki (Lutetia gibi) birçok küçük kent, hem arenası, hem de sahnesi olan yarım amfiteatrlar yaptırdılar.

Galya Roma Uygarlığı

Roma fethi halkın etnik yapısında hiçbir değişikliğe yol açmadı: Birkaç yüz bin göçmen, Galyalı özelliklerini koruyan bir halkla karıştı.

Buna karşılık kentlerde sınırlı kalsa bile, uygarlıkların kaynaştığı yadsınamaz. Kırsal kesimdeki halk yığınlarıysa etnik bakımdan Galyalı olmaktan başka, Galya uygarlığına da bağlı kaldılar.

Galya-Roma dini.kaynaşmanın sulularını daha iyi değerlendirmeye olanak verir. Druidliğe son verilmiş ama, Galya tanrıları ve inanışları kalmıştır: Hayvan tanrılar (boğa), tanrıça Epona, tanrı Cemunnos bunlardandır.

Öte yandan, Roma tanrıları da benimsenmiştir: Mars, Apollon ve Reims’de bir stelin üstünde Cernunnos ile bir arada görülen Mercurius.

Bazı durumlarda da tam bir kaynaşma söz konusudur (boğa-Jüpiter gibi). Kelt geleneklerinin korunması, Galya-Roma tapınaklarında da göze çarpar: Taştan yapılan bu binalar Keltlerin aşağı yukarı her yerde benimsedikleri dört köşe planı izler.

Dinsel alandaki bu Galya-Roma özgünlüğü dilde de göze çarpar: Galya dili, kırsal kesimde VI. yy’a kadar sürmüştür.

Kültür, yönetim, ordu dili olan, daha doğrusu tek yetkin dil olan ve bir yurttaş olarak toplumda yükselme aracı sayılan latinceyi yalnızca kentlerdeki seçkin halk sınıfları benimsemişti (latince kentlerdeki okullarda öğretilirdi).

Ama Roma Galyası’nda kültür yaşamı ilkel bir düzeydeydi. Ausonius gibi bir yazarın Galya-Roma edebiyatından bir örnek sunması için IV. yy’ı beklemek gerekti. Latince, Galya’ da ancak hıristiyanlığın etkisiyle, o da yozlaşmış bir halk latincesi biçiminde yaygınlaştı.

Galya Roma Sanatı

Galya’ya özgü nitelikler, Sezar’ın aldığı sert önlemler yüzünden pek iz bırakmadığı için Galya-Roma uygarlığı. Roma uygarlığının birçok niteliğini taşır.

Romalıların askerlik ve yönetim alanlarındaki gereksinimleri, Galya’ da birbirlerine karayollarıyla bağlı küçük merkezlerden oluşan bir ağ kurulmasına yol açtı.

Aynı gereksinimlerden dolayı, ülkenin her yanında,Roma dünyasının başka yerlerinde de kentsel görünümü niteleyen anıtlar yapıldı: Tapınaklar; forumlar; bazilikalar: tiyatrolar; zafer takları; kemerler; su kemerleri.

Galya’daki Roma mimarisinden kalan başlıca örneklere Fransa’daki Nîmes, Arles, Orange, Saint-Remy-de-Provence, Vaison gibi kentlerde raslanır. Günümüzde bir Alman kenti olan Trier, görkemli kalıntılarıyla (Porla Nigra, Aula Palatina) fethedilmiş bir ülkede Roma şehirciliğinin ulaştığı doruk noktasını belirtir. Bu arada Roma tekniğinden yararlanılarak yapılmış, Kelt geleneğine uygun anıtlara da raslanır.

Perigueux’deki Vesunna kulesi ile Autun’daki janüs tapınağı bu tür anıtların kusursuz birer örneğidir.

HEYKELCİLİK

Kabartma, kuşkusuz Roma’dan Galya’ya getirilmiş bir tekniktir. Galya’nm güney kesiminin büyük bir bölümünü kaplayan Narbonensis eyaletinde, izleri Saint-Remy-Glanum’un (İ.ö. 20 dolaylarındajeskiyapıtlarında ve Orange’daki zafer takında (İ.S. 20 dolaylarında) bile görülen önemli bir heykelcilik okulu yer alıyordu. Arles Medeiası ya da Mondragon Savaşçıları bu okula maledilir.

Kazılarda imparatorluğun ilk yüzyıllarından kalma çok sayıda mermer heykel de gün ışığına çıkarılmıştır; bunlar katışıksız Yunan-Roma üslubunda yapılmış imparator başları ya da heykelleridir (Vaison’da Tiberius ve Hadrianus; Arles’da Marcellus ve Augustus; Martres-Tolosane’da imparator figürleri; vb.).

1861’de Neuvyen Sullias’da bulunan ve üslup açısından Romalı heykelcilerin çalışmasına hiç benzemeyen küçük tunç heykelcikler (kadın ve erkek dansçılar, hayvanlar), bir ulusal Kelt geleneğinin Yunan-Roma etkisine karşın, gene de korunmuş olduğunu düşünmemize olanak verir.

Öte yandan, takılarda ve daha genel olarak maden işçiliğinde Kelt kalıntılarına daha çok raslanır (Galyalılar bağımsızlık dönemlerinde bu alanda ustaydılar). Bütün el sanatlarında, mozaikte, tunç kap kacakta, gümüşlerde, seramikte Yunan ve Roma izleri görülür. Galya-Roma cam sanatıysa Doğu kökenlidir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir