Gazneli Mahmut Kimdir?

 

Gazneli Mahmut  (971 – 1030) Gazne devletinin kurucusu. Tanınmış kumandan Sebük Tegin’in oğlu. Gerekli eğitimi gördükten sonra Bust valisi oldu. Babasıyla Hindistan seferine katıldı ve yapılan Lamagan savaşında büyük yararlık gösterdi (986-987). Hindistan seferi dönüşünde Horasan’ı aldı (995). İki yıl sonra Sebük Tegin öldü. Yerine ikinci oğlu İsmail geçti.

Nişapur’da bulunan Mahmud, kardeşinin sultanlığını kabul etmedi; amcası Boğracık ile birleşti, Gazne üzerine yürüdü ve şehri kuşattı. Mahmud’a uzun süre karşı koymayan İsmail, Gazne tahtını Mahmud’a bırakmak zorunda kaldı (997). Gazneli kardeşlerin taht mücadelesine başladığı aylarda Samanoğulları Horasan’ı aldılar.

Gazne tahtına geçen Mahmut, Horasan’ı kurtarmak amacıyla Belh üstüne yürüdü. Bu arada Samani hükümdarı Ebul Haris elçi göndererek kendisine bağlanmasını istedi.

Ebul Haris gönderdiği elçiyle Belh, Tirmiz, Herat ve Bust vilâyetlerinin Mahmud’a bağlı olduğunu Nişapur ve bölgesinin kendisine ait olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Nişapur’a hareket eden Mahmud yolda, Ebul Haris’in tuzağa düşürülerek gözlerine mil çekildiğini ve yerine de kardeşi Ebul Fevaris Abdülmelik bir Nuh’un geçirildiğini haber aldı.

Bu arada Abdülmelik’in gönderdiği elçilerin barış isteklerini kabul ederek geri dönmeye karar verdi. Fakat dönüşü sırasında Ebul Haris’in öteki kardeşi Muzaffer Nasr’ın saldırısına uğradı. Dönüşünü geciktirerek Muzaffer ile mücadeleye girişti. Onun kaçması üstüne Sistan üstüne yürüdü.

Sistan hâkimi olan saffarî soyundan Halef bin Ahmed’i, Isfahâbâd hisarında kuşattı. Ahmed vergi ödemeyi kabul edince kuşatmayı kaldırdı ve Halef bin Ahmed ile bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre Amuderya iki devlet arasında sınır oldu (1000).

Bundan sonra Mahmud, Birinci Hint seferine çıktı. Pencap bölgesi hâkimi Caypal ve kumandanlarını, yapılan savaşta esir aldı (28 ekim 1001). Caypal, 50 fil ve yıllık vergi karşılığında serbest bırakıldı.

Fakat esir düşmesine üzülerek intihar etti. Yerine oğlu Amandpal geçti. Mahmud İndus ırmağının sağ kıyısında Peşaver sınırında, Vayhand (Und) şehrini aldıktan sonra Gazne’ye döndü ve «gazî» unvanını aldı.

Sistan ordusunun Halef’e karşı ayaklanması üzerine Mahmud, Sistan seferine çıktı: Halefi sığındığı Tak kalesinde esir aldı (1002) ve onu Cürcan’a gönderdi. Yerine Halef’in oğlu Ebu Hafs’ı getirdi.

Üçüncü Hint seferine çıkarak Bhatiya üzerine yürüdü (1004). Burada bir hint ordusunu yendikten sonra Gazne’ye döndü. Sistan’a gelen Manmud, buraya hâkim oldu.

Sistan dönüsünde Hindistan’a (Multan) dördüncü seferini düzenledi. Multan’ı aldıktan sonra Karahanlıların teşviki ile Horasan’da isyan çıktığından hemen Gazne’ye döndü. Oğuz, afgan, halaç ve hindulardan kurulu ordusuyla Maveraünnehir kuvvetlerini Katar sahrasında kesin bir bozguna uğrattı (4 ocak 1008). Sultanın kuzeyde bulunmasından yararlanan Suhpal, hindu dinine döndü.

Bunu haber alan Mahmud mevsimin kış olmasına rağmen Beşinci Hint seferine çıktı. Suhpal’ı yenerek esir aldı. 400 000 Dirhem karşılığında suçunu bağışladı. Bölgeyi de kumandanlarından Tegin Hazin’e verdi. Gazne’ye döndükten bir süre sonra Altıncı Hint seferine çıktı. Pencap’a yürüdü; racalar ordusunu Vayhand şehri yakınında yendi.

Savaştan sonra racaları birbirinden ayıran Mahmud, ünlü bir mabedin bulunduğu Bhim Nagar (Nagarkot) kalesine doğru ilerledi. 7 Günlük kuşatma sonunda kaleyi aldı ve buradaki putları kırdı; sonra yanında büyük hazineler olduğu halde Gazne’ye döndü. Burada da karahanlı elçilerini kabul ederek onlarla dostluk anlaşması yaptı. Daha sonra bir yıl ara ile Yedinci ve Sekizinci Hint seferlerine çıktı.

Büyük bir ticaret merkezi olan Narayan’ı (Narayanpur) alarak Karmatileri ağır bir yenilgiye uğrattı (1010). Bir yıl sonra Gurlular üstüne yürüdü. Gurluları yenerek, bütün hisar ve kalelerini ele geçirdi. Bölgede, İslâmlığı yaymak üzere din adamları bıraktı. Askerî alandaki başarılarını siyasî alanda da sürdürerek karahanlı prensler arasında hakem oldu

. Sonra Dokuzuncu Hint seferine çıktı. Keşmir’e doğru ilerledi. Yol üzerindeki kaleleri teslim alarak hinduların bir kısmını müslüman yaptı. Yeni fethedilen yerlerde mescitler kurdurdu (1014).

Onuncu Hint seferi başarıyla, Onberinci sefer ise başarısızlıkla sonuçlandı (1016). Aynı yıl Harizm’de meydana gelen bir olay üstüne, bir sefer düzenledi ve Hindistan işleriyle bir süre uğraşmadı. Harizm’de duruma hâkim olduktan sonra Hacib Altuntaş’ı buraya Harizmşah tayin etti. Bundan sonra Onikinci Hint seferine çıktı.

Cumna ile Ganj arasındaki ülkeleri aldı. Mabetleriyle ünlü Muttra’yı, bütün hâzineleriyle birlikte ele geçirdi. Oradan Kanavc’a yürüdü (20 aralık 1018). Kanavc’dan dönerken, dağlı afganlıların saldırısına uğradı. 1019 İlkbaharında buraya bir  sefer düzenleyerek onlara da hâkimiyetini kabul ettirdi.

Bundan sonra da Onüçüncü Hint seferine çıktı. 1019 Kışında Hindistan’a girdi, önce pencab racası Triloçapa’lı Ramganga kıyısında yendi; sonra Kâbil’in doğusundaki bölge halkına islâm dinini kabul ettirdi ve Gazne’ye döndü.

İki yıl dinlendi. 1021’de Ondördüncü Hint seferine çıktı. Fakat bu seferi başarılı olmadı. Bir yıl sonra Onbeşinci Hint seferine çıkan Mahmud, Kâlincar kalesini aldı.

Raca Gandaya 15 kadar kalenin menşurunu vererek Gazne’ye döndü (1022). Aynı yıl karahan prenslerinin içişlerine karıştı ve büyük kağana başkaldıran Ali Tigin’in dostu Arslân Beyi hileyle yanına çağırarak adamlanyla birlikte Kâlincar kalesine hapsetti.

Bundansonra Gazne ye dönen Mahmud, en ünlü seferi olan Onaltıncı Hint seferine çıktı (8 ekim 1025). Multan’dan sonra büyük Tar çölünü geçti. Sumnât’a ulaştı (1026). Zengin ganimetle dönerken İndus Çatlarının saldırılarıyla karşılaştı; çok kayıp vermekle birlikte Gazne’ye döndü (nisan 1026).

Çatlardan bu büyük kaybının öcünü almak üzere Onyedinci (sonuncu) Hint seferine çıktı. Bu seferde kazandığı büyük başarı ve zafer, Hindistan’da müslümanlar arasında Mahmud’u bir efsane kahramanı durumuna getirdi.

Gazne’den çıkan Mahmud, Multan’a doğru yöneldi (mart 1027). Denizden gönderdiği 400 gemilik bir filo cat gemilerinin çoğunu batırdı, bir kısmını da esir aldı. Cat tehlikesini önleyen Mahmud, Ahmed bin Yınal Tegin’i hint kuvvetleri başkumandanlığına tayin ederek Gazne’ye döndü.

Son yıllarını Horasan ve Irakı Acem ile ilgilenerek geçirdi. Onun izniyle Horasan’a yerleştirilen Türkmenler, Horasan’ın yerlileriyle anlaşamadılar.

Mahmud, yerlilerin şikâyetleri üstüne Arslan Cazib’i gönderdi; fakat Cazib başarı kazanamadı. Bu sıralarda Mahmud’un sağlığı bozulmağa başladı. Hekimlerinin uyanlarını dinlemedi ve çalışmalarına devam etti. Kızı Ümmül Müluk’un ölümünden sonra Rey’den aldığı davet mektubu üstüne Cürcan’a gitti.

Damadı Taberistan hâkimi Menuçehr bin Kabus tarafından karşılandı. Burada ordu ve hâzinesini takviye etti ve damadının kışkırtmasıyla Irakı Acem’e yöneldi, önce az sayıda bir öncü kıtası, sonra da Hacib Gazi kumandasındaki kuvvetleri gönderdi.

Bunlar Rey hâkimi Macdüddevle’yi ve yanındakileri tutuklayarak Mahmud’un kolaylıkla Büveyhîlerin elindeki Rev’e girmesini sağladılar (mayıs 1029).

Rey’e giren Mahmud, bölgedeki rafızî ve batınîleri kılıçtan geçirtti. Sâve, Ava, Zancan ve Abhor şehirlerini aldıktan sonra Teberistan bölgesini Menuçehr’in oğlu Enuşirvan’a, Irakı Acem’i de oğlu Mesud’a verdi ve Nişapur’a döndü.

Buradan Belh’e giderken hastalığı birden arttı; Gazne’ye dönmek zorunda kaldı. Hastalığı önemsemediği ve dinlenmediği için, kısa bir süre sonra öldü (30 nisan 1030).

Altmış bir yıllık ömrünün kırk beş yılını hareket halinde geçiren Gazneli Mahmud, türk-islâm dünyasının yetiştirdiği en ünlü hükümdarlardan biridir. Farsçanın gelişmesi için gerekli çalışmalara imkânlar hazırladı ve bu dilin Hindistan’da yayılmasını sağladı. Hint ülkelerinde türk-islâm kültürünün temellerini attı.

1947’de kurulan bağımsız Pakistan devletinin kurulmasında da fetihlerinin ve İslâmlaştırma siyasetinin etkileri görülür. Mahmud, şairlere karşı büyük sevgi beslerdi. Sarayında birçok şair vardı. Bu arada İran edebiyatının en ünlü şairlerinden olan Unsurî, Ferruhî, Escedî ve Gadaiî de Mahmud tarafından korundu.

Tanınmış âlim El- Birunî ile Tus’lu Firdevsî’ye de paraca yardım etti. İran dili ve klasik İran edebiyatının doğuşunu sağladı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir