Güneş

 

Evrendeki sayısız yıldızdan sadece biri olan Güneş, Samanyolu Galaksisinde yer alan bir yıldızdır . Güneş, üzerinde yaşadığımız gezegenin de içinde bulunduğu Güneş Sisteminin merkezini oluşturur.

Güneşin Yapısı

4,65 milyar yaşımda olduğu tahmin edilen bu dev enerji kaynağının yarı çapı 7×105 km yani dünya yarıçapının yaklaşık olarak 100-110 katıdır.

Ekliptik düzlem normaliyle 75° 15 açı yapan Güneş, ekseni etrafındaki dönüşünü yaklaşık 27 günde tamamlar. Güneşin merkez sıcaklığı 10 milyon derece, dış sıcaklığı ise 5700 K° dir.

Başlangıçta 2×1030 kglık kütlesinin %73 lük kısmının hidrojenden, geri kalan kısmını ise helyumdan oluştuğu tahmin edilmektedir.

Güneşin yüzeyinden merkezine doğru inilecek olursa yoğunluğun , basıncın ve sıcaklığın arttığı görülür. Güneşin uzaya verdiği ısı enerjisi güneşin merkezinde üretilmektedir.

Güneşin enerjisini ürettiği bu kısıma iç güneş denmektedir. İç güneşten çıkan ışınımlar dış tabakalar tarafından soğurulur.Güneşin ışınımını aldığımız kısmına güneşin atmosferi denir.

Doğrudan yapılan gözlemler güneş atmosferinin fiziksel durumu ve kimyasal bileşimine ilişkin ayrıntılı bilgiyi vermiştir.Güneş atmosferinin kütlesi güneşin toplam kütlesinin sadece 10-10 katıdır.Güneşin bu bitmez tükenmez ısıyı nasıl ürettiği sorusu, ilk zamanlar insanların kafasını en çok meşgul eden soru olmuştur.

Fakat günümüzde güneşin bu ısı enerjisini içindeki hidrojeni çekirdek füzyonu ile helyuma çevirerek elde ettiği anlaşılmıştır. Ve Güneş çekirdek füzyonu sayesinde çevresine 4×1026 Watt lık güç yaymaktadır. Başlangıçta %73 hidrojen olan hidrojen oranının günümüzde %38e düştüğü tahmin edilmektedir. Bu tahmine dayanarak güneşin ömrünü yarıladığını söylenebilir.

Güneş yüzeyi tabakalardan oluşmuştur. Bu tabakalara çekirdekten yüzeye doğru sırasıyla fotosfer, kromosfer ve korona isimleri verilmiştir.

Güneşin Çekirdeği

Güneş çekirdeği merkezden 0,2 güneş yarıçapına kadar uzanır. Yoğunluğu 150.000 kg/m³ (Yeryüzünde suyun yoğunluğunun 150 katı) civarında, sıcaklığı da 13.600.000 kelvin kadardır (yüzey sıcaklığı yaklaşık 5.800 kelvindir).

Fotosfer

Güneşin görünen parlak yüzeyine ışık – küre denir. Güneşin ışığının büyük bir bölümü bu katmandan gelir . Bu katman sürekli ışınımın olduğu katmandır. 400 km kalınlığında seyrek ama oldukça donuk bir katmandır. Sıcaklık alt kısımda 10000 K kadardır. Üst kısımda bu değer 4200 K ye kadar düşer.

Kromosfer

Tam güneş tutulması esnasında kara diski çevreleyen ince pembemsi bir şerit dikkat çeker . Böylesi bir gözlem tekniği ile fotosferi kuşatan bir dış katmanın varlığı saptanmıştır. İşte bu katmana renkküre (kromosfer) denir . Kromosferin sıcaklığı 4800 K dir . Dışa doğru gidildikçe iyonlaşma artacağından sıcaklığın artması beklenir .

Korona

Güneşi saran parlak yüksek sıcaklıklı ve seyreltik bir gazdan örtüdür .Güneş tacının sıcaklığı 1000000 K dir.

Güneşin katmanları arasındaki manyetik alan şiddeti büyük değişiklikler gösterir ve bu değişikliklerin sonucunda bir çok olay gözlenir. Örneğin Güneş lekeleri, manyetik alan düzensizliği sonucunda o alandaki sıcaklığın çevreye göre düşmesinden kaynaklanır.

Güneşin korona tabakasından gezegenler arsı ortam yayılan elektrik yüklü taneciklerin oluşturduğu etkiye Güneş Rüzgarı adı verilmektedir.

Güneşe yaklaşan kuyruklu yıldızların kuyrukları bu rüzgarın etkisi ile güneşe ters yönde uzanırlar. Güneş Rüzgarı, proton, elektron ve %5 kadar helyum çekirdeği ile az miktarda daha ağır atomlardan oluşmuştur.

Güneş Saati

Saat bölmeleri, meridyen düzlemine dik olmayan bir düşey düzlemde çizilir ve bu bölmeler, perspektif kusurlarını düzeltmek için bakışımsızdır; mil daima Yer eksenine koşut ve saat düzlemine eğik konumda yerleştirilir.

—Gökfiz. Yer’den yaklaşık 150 milyon km uzaklıkta bulunan Güneş, Gökada’mızda yer alan yıldızlardan biridir; oldukça dış-merkezli bir konumu vardır; çünkü yarıçapı 50 000 ly’na yakın olduğu sanılan Gök-ada’nın merkezine yaklaşık 30 000 ly uzaklıkta sarmal kollardan birinde bulunur.

Hemen hemen 5 milyar yaşındadır; Hertzsprung-Russell diyagramının ana sırasında yer alır ve tayf tipi G 2V olan bir cüce yıldızdır; yarıçapı 696 000 km, kütlesi 2 x 1030 kg, yani Yer kütlesinin hemen hemen 333 000 katıdır. Ortalama özgül kütlesi 1 400 kg m-3 değerindedir; Bununla birlikte merkezde özgül kütle bu ortalama değerden 100 kat büyük, yüzey katmanlarında 1 000 kat küçüktür.

Gözlenen görsel kadiri -26,8; mutlak görsel kadiri +4,83’tür. Güneş, tutulum düzlemi ile 82° 45′ lık bir açı yapan ekseni çevresinde, ekvatorda 25,38 g’lük bir sürede döner (yıldız dönmesi). Dünya hem kendi çevresinde, hem de Güneş’in çevresinde dönüşü nedeniyle, Güneş’in Yer’den görünen dönme süresi (sinodal dönme), yıldız dönme süresinden daha uzundur ve bunu ekvatorda 27,275 g’de tamamlar.

Güneş ayırtedici nitelikleri bakımından sıradan bir yıldızdır, ama Yer’e en yakın yıldız olmak gibi bir özellik taşır. Yüzey yapısı en iyi koşullarda 0,2″ – 0,3″ gibi yüksek bir seçme gücüyle gözlenebilen tek yıldızdır, yani bu gökcisminin “yüzey”in-de yaklaşık 150 km’lik bir boyutu seçme olanağı vardır.

Güneş Işıkları

Işınım. Güneş, gezegenlerarası ortama enerji yayar. Bu ışınım, yalnız görsel ışık değildir, elektromanyetik tayfın tümünü içerir. Bununla birlikte akı, 5 000 A dalga boyu dolayında maksimum olması yüzünden Güneş sarı bir yıldız olarak görünür. Güneş ışınımı incelenerek, gökcisminin yapısı, bunu oluşturan gazların fiziksel hali ve bu hale bozucu etki yapan olaylar üstüne bilgi edinilir.

Güneşin Fiziksel Özellikleri

Güneş, akkor halde bir gaz küresidir; merkezindeki sıcaklık (15 milyon K) ve yoğunluk, nükleer tepkimelerin sürekliliğini sağlayacak düzeydedir Bu tepkimeler, hidrojen atomu çekirdeklerinin kaynaşarak helyum çekirdekleri oluşturmalarını sağlar. Bu dönüşüme bir kütle yitimi eşlik eder; yitirilen kütle enerji biçiminde açığa çıkıp uzaya yayılır.

Güneş’in ışıkküre adı verilen görsel bölgesi, yaklaşık 100 km kalınlığında ince bir katmandan oluşur ve yoğunluğundaki hızlı değişimler yüzünden donuk görünür.

Işıkkürede ortalama sıcaklık 5 750 K dolayındadır ve üzerinde Ay’ın güneş diskini örttüğü sırada (tam güneş tutulması) görülen ya da bir koronografla gözlenen renkküre* ve tac* yer alır.

Renkkürenin kalınlığı yaklaşık 2 000 km’dir, ama tac milyonlarca kilometreye değin yayılır ve gittikçe seyrelerek yıldızlararası ortamda kaybolur. Sıcaklık, ışıkküre ile renkküre arasında yaklaşık 4 300 K’lik bir minimumdan geçer; buna karşılık renkküre ile tac arasında hızla yükselerek taçta 106 K’e ulaşır.

1960’tan sonra Güneş’in ışınım tayfını incelemede uzay araçlarından yararlanıldı; böylece araştırmalar yer atmosferinin engellemesi yüzünden yeryüzüne ulaşamayan morötesi, X ve 7 ışınları alanına da yayıldı. Güneş, yayım ve soğurma çizgileri taşıyan sürekli bir tayf yayınlar.

Derin katmanlar sürekli tayfı oluşturur; yayım tayf çizgileri Güneş’i oluşturan atomları gösterir, soğurma çizgileri ise çevrel bölgelerdeki kimyasal elementleri belirtir. Bu çizgilerin yorumu ve profillerinin incelenmesi, Güneş’in belli bir noktası ya da bölgesi için, basıncın, sıcaklığın, manyetik alanın ve madde devinimlerinin ölçülerini verir.

Güneş’in görüntülerini elde etmek için ya beyaz ışıkta doğrudan doğruya fotoğraf çekme, güneş tayfçekeriyle tek renkli ışıkta tarama ya da fotoelektrik ölçüm yollarına başvurulur.

Bütün bu görüntüler Güneş atmosferinde bir ayrıklığın varlığını ortaya koyar; bu ayrıklık Güneş etkinliğinin ayırtedici özelliklerini gösteren, boyutları, yaşam süreleri ve davranışları çok değişken yapılardan kaynaklanır: lekeler, benekler, lifçikler, faküllü alanlar, püskürtüler, iplikçikler, taçsal fışkırmalar vb. Bu oluşumların gözetimi uzayzamandaki evrimlerinin, dönme devinimlerinin, kısa ve uzun sürelerde karşılaştıkları tedirginliklerin (Güneş salınımları, etkinlik çevrimleri vb.) incelenmesini sağlar.

zaman ise saat 13’tür. 24 gerçek saat ya da bir gerçek güneş günü sonunda Güneş, gözlem yerini içeren yarı meridyen düzlemine yeniden döner.

Yer’in ekseni doğrultusunda, mil adı verilen bir çubuk yerleştirilir ve bu mile dik bir düzlem üzerine 24 meridyen çizilirse, bunlar saat çizgilerini oluşturur ve milin gölgesi farklı saatlerde farklı çizgiler üzerine düşer.

Böylece kadran düzlemi ekvatora koşut, bir ekvator güneş saati elde edilir. Bu saat çok az kullanılır, ama çeşitli güneş saati türlerinin yapımında temel alınır.

Yatay Güneş Saati

Saat bölmeleri, o yerin ufkuna koşut bir düzlem üzerine ve mutlaka önceden hesaplanmış bir perspektife göre çizilir; mil, Yer’in ekseni doğrultusuna koşut ve eğik konumda yerleştirilir.

Öte yandan Güneş’in en uygun koşulların göz önüne alınarak incelenmesi, uzmanların yıldızların bazı temel evrim süreçlerini belirlemesine olanak verir.

Daha genel olarak Güneş doğal bir gökfizıği laboratuvarı oluşturur; dolayısıyla dengedışı ışınım aktarımları, sıkıştırılabilir gazların ışınımsal dinamiği, manyetik dinamik ya da plazma fiziği gibi çok özgün konular, yer yüzünde’elde edilmesi olanaksız koşullarda incelenip kimi varsayımların ve yöntemlerin geçerliliği denetlenebilir.

Güneş’in Yer Üstüne Etkisi

Günlerin, gecelerin ve mevsimlerin art arda gelişi, Güneş, Yer ve iklimler arasındaki genel ilişkilerden kaynaklanır. Güneş püskürtüleriyle yer atmosferinin manyetik tedirginlikleri arasındaki kısa süreli ilişkiler günümüzde çok iyi bilinmektedir.

Yeni alınan sonuçlar, 27 günlük aralıklarla yinelenen manyetik fırtınaların, Yer çevresinde güneş rüzgârları ile Yer’in manyetik alanında değişikliklere yol açtığını gösterdi. Uzaydan yapılan kimi gözlemler de güneş değişmezinin, büyük leke gruplarının ortaya çıkışı sırasında hafifçe küçüldüğünü aydınlığa kavuşturdu.

Troposferdeki dolaşımda gözlenen bazı değişimleri açıklamak için ıse çok daha karmaşık mekanizmalara başvurmak gerekir; sözgelimi, Güneş’in morötesi ışınımında gözlenen değişimler, yukarı atmosferdeki ozon miktarını değiştirir ve bir ısınma sürecini başlatarak rüzgâr rejimini bozar.

Yerküre çapında Yer-Güneş ilişkilerini aydınlığa kavuşturma çalışmaları, gökbilimcilerle jeofizikçilerin ortaklaşa yürüttükleri araştırma alanlarından biridir.

Güneş Gözlemevleri

En önemlileri ABD’de Kitt Peak, Sacramento Peak ve Big Bear, SSCB’de Kırım ve Kıslodovsk, Fransa’da Paris-Meudon ve Midi tepesi, Macaristan’da Debrecen, Çekoslovakya’ da Ondrejov, Avustralya’da Culgoora, Japonya’da Mitika, Norikura ve Toyokova vb. gözlemevleridir.

Bir Avrupa gözlemevi de Kanarya adalarında kurulmaktadır Ayrıca otomatik uydular, gezegenlerarası sondalar ya da insanlı yörünge istasyonlarıyla (Skylab, Salyut) Güneş uzaydan incelenir.

Uluslararası kuruluşlar (Uluslararası gökbilim birliği, Güneş-Yer fiziği özel komitesi vb.) belirli dönemlerde dünya çapında araştırma kampanyaları düzenler: uluslararası jeofizik yılı (1957-58), güneş lekelerinin maksimum yılı (1979-80) vb.

Bir güneş tayfçekerinde, Güneş’in yayınladığı ışık tayfının belli bir dalga boyu aralığında çözümlenmesini sağlayan seçici bir yarık vardır; dalga boyu genellikle özel bir tayf çizgisi aralığında yer alır.

Bu aygıtın yeni modellerinde birçok tayf çizgisinin aynı anda incelenmesine olanak veren çok sayıda yarık bulunur. Aygıtın arkasına çeşitli çözümleyiciler yerleştirilebilir: fotoğraf camları, filmler, fotoelektrik hücreleri, diot ağları… Bir tarama sistemi, güneş diskinin tek renkli görüntüsünü oluşturur.

Güneş Değişmezi

Bu kavramı ilk kez 1837’de Pouillet ortaya attı. XIX. yy.’ın sonunda kullanılan bolometrik algılayıcılar, atmosferin kızılaltı ışınları soğurmasındaki dalgalanmaların Yer’in aldığı Güneş akısını hissedilir ölçüde değiştirdiğini gösterdi. Günümüzde ölçümler balonlarla ya da uydularla yapılır; örneğin Spacelab bir gözetim programı uygular. Bu ölçümlerde bulunan değerler 1350 W/m2 düzeyindedir.

Güneş değişmezi, adına rağmen atmosferin en yüksek noktalarında bile zamanla değişmeye elverişlidir. Bu olgu, bir yıldızdaki enerji aktarımı ve özellikle Yer yüzeyindeki iklim değişiklikleri sorununu gündeme getirir.

Güneş tayfının görünür ve kızılaltı bölgelerinin kararlı olduğu olasıdır; ama morötesi bölgesi toplam Güneş enerjisinin çok küçük bir bölümünü oluşturmasına rağmen, Yer atmosferinin ısı kimyasını önemli ölçüde etkileyen değişikliklere uğrar.

Güneş Enerjisi

Güneş, elektromanyetik tayfın bütün bölgelerinde ışıma yapsa bile temelde enerjisinin hemen hemen tümünü ışık ışınımı biçiminde yayar: % 41 görünür bölgede, % 52 kızılaltı bölgesinde ve % 7 morötesi yakınında.

Bu enerji Güneş’te oluşan termonükleer tepkimelerden kaynaklanır. Sözkonusu tepkimelerden yayımlanan ışıma gücü dev boyutlara ulaşır ve Güneş kütlesinin saniyede yaklaşık 5 milyon tonluk bir bölümü ışımaya dönüşür.

Yer bu gücün yalnızca küçük bir bölümünü, yaklaşık on milyarda birini alır; bununla birlikte 150 000 milyon megawattı geçer. Işıma gücünün önemli bir bölümü, okyanusların buharlaşması, su ve rüzgâr dolaşımı, bitkisel ve hayvansal madde üretimi gibi doğal çevrimleri beslemede tüketilmesi yüzünden Güneş enerjisinin tümünü toplamak olanaksızdır.

Doğrudan kullanılabilecek diğer bölümünü, Yer yüzeyine gelen ve gücü yatay yüzeyde enleme göre 0 ile 1 100 W/m2 arasında değişen ışık ışınları oluşturur. Bu ışımanın Güneş toplayıcılarıyla ısıya dönüştürülmesi, evlerde kullanılan suyu ısıtma, konutları ısıtma ve iklimlendirme, Güneş fırınları gibi ilk uygulama dizisini oluşturur.

Ayrıca elde edilen ısı enerjisinden mekanik enerji ya da elektrik enerjisi üretilebilir. Güneş enerjisinin sözkonusu termodinamik dönüşüm uygulamaları, düşük sıcaklıkta (150°C’ın altında) kimi su pompalama sistemlerinde, orta ve yüksek sıcaklıkta Güneş santrallarında görülür.

Öte yandan Güneş enerjisi doğrudan elektrik enerjisine de dönüştürülebilir: fotopillerle sağlanan bu dönüşüme fotovoltaik dönüşüm adı verilir.

Başlangıçta yapay uyduların elektrik tüketimini karşılamak için tasarlanan fotopillerin kullanım alanları günümüzde Yer yüzünde yaygınlaşmaktadır: ışıklı biykınları, radyo ya da televizyon rölelerini, hidrolik pompaları besleme vb. Nihayet, Güneş enerjisi bitkilerce depolanır ve bu bitkiler çeşitli yöntemlerle sıvı, katı ya da gaz yakıtlara dönüştürülür.

Konutlarda Güneş enerjisi kullanımı orta enlemlerde yer alan gelişmiş ülkelerde (Avrupa, ABD) daha kısa sürede yaygınlaştı.

Gerçekten de konutları ısıtmak için gereken 50-80°C düzeyindeki sıcaklıklar görece düşüktür ve basit Güneş toplayıcılarıyla (su ya da hava dolaşımlı düzlem toplayıcıları) kolayca elde edilebilir.

Ayrıca orta büyüklükteki bir konutu ısıtmak için gereken enerji miktarı ile bu konutun yüzeyine gelen Güneş enerjisi miktarı göz önüne alınmalıdır: örneğin Havre’da 120 m2’lik iyi yalıtılmış bir evi ısıtmak için yılda yaklaşık 12 500 kWh düzeyinde enerji gerekirken, bir yılda evin yüzeyine gelen Güneş enerjisi 120 000 kWh dolayındadır.

Bununla birlikte çözüm bekleyen birçok sorun vardır: Güneş toplayıcılarını mimari yapıyla bütünleştirme; alınan ısıyı birkaç gün ya da daha uzun dönem depolama; yatırımın amortismanı vb.

Güneş Toplayıcısı

Güneş toplayıcıları ısı ve elektrik üretmeye yarar. Elektrik üreten türler fotovoltaik düzeneklerdir. Isı üreten toplayıcıların tasarımları, ısıtacakları akışkanın yapısına ve sıcaklığına göre değişir.

Hava dolaşımlı toplayıcılar genellikle 60°C’tan daha düşük sıcaklıkta hava üretir ve ısıtmada ya da kurutmada kullanılır. Su dolaşımlı toplayıcıların ürettikleri sıcaklık 120 °C’ı geçmez; bu türlerden sıcak su üretmede, çevreyi ısıtmada, sanayisel ya da tarımsal uygulamalarda yararlanılır. Donma tehlikesini engellemek için çoğunlukla suya donma önleyici bir madde katılır.

Günümüzde kullanılan su dolaşımlı toplayıcıların çoğunda su, borular içinde dolaştırılarak ısıtılır; ancak akıtmalı toplayıcı adı verilen kimi türlerde su cam bir bölmenin arkasında akar. Bu toplayıcıların çoğu düzlem toplayıcılar’dır; bunların ön yüzleri saydam bir örtüden oluşur; soğurucu denilen, yalıtılmış arka yüz üzerinde ise ısıtılacak akışkan akar.

Öte yandan düzlem olmayan yoğuşturmalı toplayıcılar özellikle daha yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılır. Bunlar Güneş’in konumunu izleyen genellikle devingen Fresnel merceklerinden ya da parabolik yansıtıcılardan oluşur.

Edebiyatta Güneş

Verdiği parlak ışık, ısı, görkemli görünüşü, karanlığı yenmesi, canlıların yaşamını sağlaması, güzelliği, elinin açıklığı vb. konu edinilir. Gezegenlerin sultanı olduğu belirtilir: Güneş padişahtır; Ay veziri, Merkür kâtibi, Venüs sazendesidir vb. Saçtığı ışık dolayısıyla yüzüne bakanların gözleri yaşarır. Güzelliği Hz. Yusuf’un güzelliğiyle karşılaştırılır.

Ufukta yükselip alçalmasıyla İnsan bahtı arasında bağ kurulur. Gün boyunca gökyüzünde göründüğü yerin değişmesi dağlara düşmüş Mecnun’un haretetini andırır. Dönüp durması dolayısıyla içki meclisinde elden ele dolaşan kadehe, gezen ve sema eden dervişlere benzetilir.

Sevgilinin yüzü, yanağı güneş gibidir. Saçları rengi bakımından geceye, âşığın gözyaşları çokluğu dolayısıyla yıldızlara benzer. Güneşin tutulması, kıyamet belirtisi olarak batıdan doğacak olması sözkonusudur. Işığı viranelere kadar girdiği gibi âşığın viran gönlüne de girer. Görünüşü tacı andırır vb.

Güneş İnanışları

Çevresinde Dünya’nın dolandığı yıldız. Bir gezegenler sisteminin merkezi olarak düşünülen gökcismi.

Mısır’da Güneş’e tapınma. Bereket sağlayıcı, ışık, ısı ve hayat verici büyük kozmik güç olarak Güneş, Eski Mısır’da çeşitli biçimler altında her zaman tapınma konusu olmuştur. Bu çeşitli biçimlerin bazısı doğal nitelikteydi; güneş Re, bu yıldızın cins adıydı, güneş yuvarlağına ise Aton deniyordu. Diğer bazıları ise belirli bir benzetme sonucunda saptanmış biçimlerdi: Mısır göklerinde süzülüp duran şahin Horus, âdeta Güneş’in yoldaşı gibiydi.

Bu yüzden, halk inancı çarçabuk onu Güneş’le bir tutmaya başladı (pislik böceği Khepri de, önü sıra yuvarlayıp durduğu gübre topağı ile, yıldızın gökyüzündeki hareketini zihinlerde canlandırıyordu); ayrıca, bazı efsane biçimleri, güneş “olayı”nı ve bu yıldızın günlük devirlerini çok erken tarihlerde irdelemeye başlamış bir tanrıbilimsel düşüncenin varlığını göstermektedir: Boğa-Güneş (güneş de tıpkı boğa gibi üretici bir güce sahipti), her gün şafak vakti, göğü temsil eden anası Inek-tanrıça Hathor’dan bir altın buzağı halinde doğuyor, sonra göğün tepe noktasına (zenit) geldiğinde hem karısı, hem anası olan inek tanrıçayı döllüyor ve akşam olunca da geceyi onun gebe karnında geçirmek üzere ağzından içeri giriyordu.

Bu, sonsuzca tekrarlanan bir süreçti. Güneş’in bu inançla ilgili adı Kamutef (“Anasının boğası”) idi. Kutsal Heliopolis kentinde erkenden birtakım tanrıbilim sistemleri (- Güneş Ra dini, Eski imparatorluk döneminden itibaren siyasi yaşamda derhal çok önemli bir rol oynamaya başladı: IV. hanedan firavunları (Kefren’den başlayarak, İ.Ö. 2500’e doğr.), kendilerini Re’nin oğlu ilan ettiler ve unvanlarının son iki adını bir kartuş’la (güneşin gökyüzündeki hareketinin evrensellik simgesi) çevrelediler; böylece, onunla özdeş olduklarını göstermiş oluyorlardı.

Güneş tanrıya açık hava tapınaklarında tapınılıyordu; avluda, Güneş’in ilk ışıklarıyla birlikte üzerinde kendisini gösterdiği kutsal taşın simgesi olan dikilitaş yükseliyordu. Kralın mezarı olan piramid, altından sivri tepesini göğe doğru uzatıyordu; taşlaşmış güneş ışığından yan duvarları, bu biçimiyle, ölü kralın, “babası Re”nin katına çıkmasını kolaylaştırıyordu. Bu arada, kralların ortak geleceği de, Piramit’ metinlerime güvenceye alınmıştı.

Bir efsaneye (- Orta imparatorluk döneminde (İ.Ö. 2000’e doğr.) Teb kenti tanrısı, ilk ara dönemden sonra Mısır krallığı’nı yeniden kuran prenslerin koruyucusu Amon (başlangıçta Rüzgâr tanrısı olduğu sanılmaktadır), Heliopolis’in güçlü tanrısıyla ortaklık kurmak zorunda kaldı.

Böylece duruma uyum sağlayan güneş tanrısı Amon-Ra, bundan sonra, bütün dinsel ve siyasal yaşama egemen oldu ve bu, Yeni imparatorluk döneminde de aynen devam etti.

Amon-Ra, başında süs olarak iki tüy taşıyan, bazen dar bir ayaklık üstünde duran, dik falluslu (Luksor’daki gibi) bir insan ya da bir koç (Tanrı’nın kutsal hayvanı) biçiminde gösterilirdi. Ne var ki, büyük Amon rahipleri, bu durumda, devlet içinde korkunç bir güç haline geldiler.

XVIII. hanedan döneminin ortalarına doğru, krallar, bu tehlikeyi önlemek amacıyla, Heliopolis rahiplerine yaklaşarak, eski Ra’yı kayırmaya başladılar. Öte yandan, Tutmosis III’ ten başlayarak krallar, Re’yl, geniş İmparatorluk ülkelerini birleştiren ve böylece bunları ideolojik alanda tutarlı bir bütün haline getiren manevi bir bağ yapmak istediler. Gerek Tel el-Amarna’da, gerekse Boğazköy’de bulunan uluslararası yazışmalarda, hükümdarlara “Güneşim” ya da “Güneşim Re” denildiği görülmektedir.

Bu, doğal bir bağ idi, çünkü gerek Afrika, gerekse Ortadoğu ülkeleri, ayrı ayrı adlar altında da olsa, aynı Güneş tanrısına tapıyorlardı. Ramsesler de bu emperyalist ideolojiyi benimsediler Amenofis IV’ ün buna karşı gösterdiği tepki (Aton dinini kabul ettirmek istiyordu) pek kısa ömürlü oldu.

Bundan sonra, Amon-Ra’nın kişiliği ikiye bölündü: Amon, XIX. hanedan zamanında (bu sırada Mısır, istilacı kavimlerin tehdidi altında bulunuyordu) savaşların yöneticisi durumuna gelip elinde savaş baltasıyla, oğlu Flravun’u zafere götürürken; Ra da, antlaşmaların güvencesi ve Barış tanrısı olarak kaldı. İ.Ö. 1100’e doğru, krallığın zayıflaması Amon rahiplerinin yeniden iktidarı ele geçirmelerine yol açtı: büyük rahip Herihor, kendini Teb’de kral ilan etti (XXI. hanedan).

Mısır’da Libya kökenli hanedanların (XXII. ve XXIII. hanedanlar) tahta geçmesi, bazı tebli Amon rahiplerinin kaçmalarına yol açtı. Sudan’da Napata’ya (Nil’in 4. şelalesi) sığınan bu rahipler, buradaki büyük Cebel Barkal tapınağı’nda Amon-Ra dinini sürdürdüler. Teb’in Asurbanipal tarafından yıkılıp yağmalanmasından (I.Ö. 664) sonra, Amon dini zayıfladı. Ama Ra, geç dönemde olduğu gibi, Oslris’le birlikte, İnsanların öncesiz ve sonrasız kaderlerinin güvencesi olarak kalmaya devam etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir