Haksız İktisap Sebepsiz Zenginleşme

Haksız İktisap Sebepsiz Zenginleşme Sebepsiz iktisap veya zenginleşme, bir malvarlığının haklı bir hukuki sebep olmadan, başka bir malvarlığı aleyhine artması.

Sebepsiz Zenginleşme Nedir Unsurları Nelerdir

Sebepsiz iktisap veya zenginleşme halinde, bir malvarlığı geçerli bir sebebe dayanmadan artar; yani malvarlığında meydana gelen zenginleşme, hukuka uygun bulunmakla birlikte, sebepsizdir. Buna

göre sebepsiz zenginleşmeden söz edebilmek için, bir iktisabın bulunması gerekir. Bir iktisap söz konusu değilse sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Mesela bir gayrimenkul mülkiyetinin devri, illi bir işlemdir; yani tasarruf işleminin geçerli olması için, borçlandırıcı işlemin de geçerli olması gerekir.

Borçlandırıcı işlem geçerli değilse, mülkiyet karşı tarafa geçmez. Bunun için de karşı tarafın malvarlığı zenginleşmiş olmaz ve sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Buna karşılık menkul mülkiyetinin geçişi mücerret kabul edilirse, yani mülkiyetin geçişinin geçerli olması için borçlandırıcı işlemin de geçerli olması aranmazsa farklı bir sonuca varılır. Bu durumda, tasarruf işleminin geçerli olması, sebebin geçerli olmasına bağlı olmadığı için, sebep geçersiz olsa bile mülkiyet karşı tarafa geçer. Ancak bu geçişin sebebi yoktur. Bu durumda sebepsiz zenginleşmeden söz edilir.

Sebepsiz zenginleşmenin şartları şunlardır:

1. Bir malvarlığının zenginleşmesi. Bu zenginleşme, aktifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, pasifin azalması şeklinde de olabilir. Mesela, malvarlığına fiilen 1 000 lira girmişse, zenginleşme aktifin çoğalması şeklinde, buna karşılık bir borç ibra edilmişse pasifin azalması şeklinde olmaktadır.

2. Bir malvarlığının fakirleşmesi. Fakirleşme ya aktifin azalması veya pasifin artması şeklinde olabilir. Malvarlığında bulunan bir radyonun mülkiyetinin başkasına geçirilmesi halinde fakirleşme, aktifin azalması şeklinde, buna karşılık mesela 1 000 lira borç altına girme halinde ise pasifin çoğalması şeklinde görülür.

3. İlliyet bağı. Zenginleşmeyle fakirleşme arasında bir illiyet bağının yani sebep-sonuç ilişkisinin bulunması gerekir. Daha açık bir deyişle, bir malvarlığının zenginleşmesi sonucu diğer bir malvarlığı fakirleşmelidiı; 4. haklı sebebin bulunmaması. Sebepsiz zenginleşmeden söz edebilmek için zenginleşenin haklı bir sebebe dayanmaması gerekir. Diğer bir deyişle zenginleşmeyi, zenginleşen, fakirleşmeyi de fakirleşen istememiş olmalıdır. İstenme halinde, zenginleşme sebepsiz olmaz. Mesela bir geçerli bağışlama sözleşmesi sonucu, bağışlayan malvarlığının fakirleşmesini, zenginleşen ise malvarlığının zenginleşmesini istemiştir.

Zenginleşmenin sebepsiz olması halleri şunlardır:

Sebepsiz Zenginleşme Şartları Nelerdir

a) hukuki sebebin geçerli olmaması: msl. tarafların hukuki sebep üstünde anlaşamamaları halinde sebep geçerli değildir. Bu hallerin arasında «borç olmayan şeyin ifası» da özel olarak düzenlenmiştir.

b) hukuki sebebin gerçekleşmemiş olması (condictio ob causam futuram). Taraflar kazandırmayı gelecekte gerçekleşecek bir sebep uğruna yapmışlar; fakat sebep gerçekleşmemiştir (msl. evlenme maksadıya cihaz verilmesi, fakat evlenmenin gerçekleşmemesi hali).

c) hukuki sebebin sona ermesi (condictio ob causam finitam). Taraflar sözleşme yaptıkları anda sebep üstünde anlaşmışlar; fakat sonradan kazandırmanın sebebi ortadan kalkmıştır (msl. nişanlanma halinde verilen hediyeler evlenme gerçekleşmezse, bu sebeple geri istenebilir).

Yapılmış olan bir sözleşme hata sebebiyle ortadan kaldırılacak olursa, yine sebep ortadan kalktığı için sebepsiz zenginleşme gerçekleşmiş olur.

ç) borç olmayan şeyin ifası (condictio indebiti), sebepsiz zenginleşmenin en önemli türüdür. Bu halde bir kimse gerçekte borçlu olmadan kendisini borçlu zannederek ifada bulunmaktadır.

Mesela, temyiz kudreti yokken yapmış olduğu bir sözleşme, kendisini borç altına sokmadığı halde söz konusu olan kimse temyiz kudretini kazandıktan sonra kendisini sözleşmeyle bağlı zannederek ifada bulunacak olursa, bu, «borç olmayan şeyin ifası»nı gerçekleştirir. Borç olmayan şeyin ifasının şartları şunlardır.

1. ifası gereken bir borcun bulunmaması.

2. ifanın borç olmayan bir şeyin yerine getirilmesi amacıyle yapılmış olması.

3. ifa edenin hata ile ifada bulunmuş olması. Diğer bir deyişle, ifada bulunan, kendisini borçlu zannederek ifada bulunmalıdır. Hata ile kendisini borçlu zannederek değil de, borçlu olmadığını bilerek ifada bulunan kimse, borç olmayan şeyin ifasına dayanarak sebepsiz zenginleşme davası açamaz. O bu durumda bir bağışlamada bulunmuş sayılır.

4. bu hata ile yapılan ifa

nın iradi olması, ifada bulunan kimse iradi olarak değil de zorla ifada bulunmuşsa, «borç olmayan şeyin ifası» sebebine dayanamaz.

Belirli hallerde sebepsiz zenginleşmenin şartları gerçekleşmiş olmakla beraber kanun, sebepsiz zenginleşme davasının açılmasına izin vermemiştir. Bu haller şunlardır.

1. bir eksik borcun ifası. Eksik borç dava ile zorlanamayan borçtur. Ancak bu şekilde borç altına girmiş olan bir kimse, bunu kendi iradesiyle ödedikten sonra, ödediğini borç olmayan şeyin ifasına dayanarak geri isteyemez. Zira o kimse, borç olmayan bir şeyi ifa etmiş değildir.

Borç vardır. Borcun dava yoluyla istenememesi ise onun varlığını ortadan kaldırmaz. Mesela, zamanaşımına uğramış olan bir borçta durum böyledir; borcu yerine getiren kimse, kendisinin dava ile takip edilebileceğini zannederek borcu öder ve sonra kendisinin dava ile zorlanamayacağını öğrenecek olursa, hataen ifada bulundum diye ödediğini geri isteyemez.

2. hukuk ve ahlaka aykırı bir amacın gerçekleşmesi için verilen bir şey de sonradan sebepsiz zenginleşme olarak geri istenemez. Ahlâk bir borcun yerine getirilmesi için verilen bir borç da geri istenemez. Mesela, bir kimse, amcasına nafaka vermeğe hukuken mükellef değildir.

Bu kimse darda bulunan amcasına belirli bir nafaka verecek olursa, sonradan bu verdiklerini, borçlu olmadığını ileri sürerek sebepsiz zenginleşme olarak geri isteyemez.

Sebepsiz zenginleşme davasıyla geri istenecek şey, kural olarak verilmiş şeyin aynıdır. Mesela bir radyo, sebepsiz zenginleşmenin konusuysa, iade edilecek şey bu radyonun kendisidir.

Ancak, zenginleşmenin konusu olan şey aynen zenginleşen kimsenin malvarlığında yoksa, o şeyin nakdi değeri, davanın konusu olur.

Mesela, bir kimsenin malvarlığına sebepsiz olarak giren bir- mermer parçası, zenginleşen kimse tarafından bir heykel haline getirilecek olursa, işleme sonucu mülkiyeti kazanılır. Bu halde verilecek olan heykel haline gelmiş mermer parçası değil, mermerin para ile değeridir. Ancak para olarak verilecek değer, şeyin maddi değerinin tam karşılığı olmayıp, zenginleşen kimsenin malvarlığında meydana getirdiği çoğalmadır.

Demek ki, zenginleşen geri verme anındaki malvarlığında artma kadarıyla geri verme borcu altına girer. İlk zenginleşmede meydana gelen artma ve azalmalar geri verme anında gözönünde tutulur.

Geri verme borcun kapsamında aynı zamanda geri verme borçlusunun iyi veya kötü niyetli olması da gözönünde tutulur ve ona göre bir sonuca varılır. İyi niyetli davalı, geri verme anında elinde ne varsa onu geri vermek zorundadır. Bu sebeple, iyi niyetli borçlu zenginleşmenin tamamının geri verme anında elinden çıktığını ve bunun karşılığında malvarlığına başka bir şey de girmediğini ispat edecek olursa, hiç bir şey vermez.

Onun kusurlu veya kusursuz olmasının hiç bir önemi yoktur. Dava edilen şey elinden çıkmışsa, iyi niyetli davalı hiç bir şey vermeyebilir; fakat, bunun aksine malvarlığında bir fazlalık meydana gelmişse bunu da geri vermek zorundadır. Bunun yanında iyi niyetli geri verme borçlusunun da alacaklıdan bazı istemleri olabilir.

Önce, iyi niyetli geri verme borçlusu, mala yapmış olduğu masraflardan bazılarını isteyebilir. Geri verilmesi gereken şeye yapılan masraflar ya zorunlu, ya faydalı, ya da lüks olabilir.

Bu masraflardan zorunlu ve faydalı olanları, geri verme borçlusu, alacaklıdan isteyebilir. Buna karşılık lüks masraflar için onun böyle bir istemi yoktur.

Ancak yapmış olduğu lüks masraf asıl şeye zarar verilmeden çıkarılıp alınabiliyorsa, bunu alabilir (ius tollendî). Ancak, eğer hak sahibi bunların karşılığını vermeğe razıysa, o zaman bunları geri alamaz. Ancak verilecek bedelle yetinir. Buna karşılık geri verme borçlusu kötü niyetliyse, varılacak sonuç farklı olacaktır.

Zenginleşmenin geri verileceğini bilen (veya bilmesi gereken) kimse kötü niyetlidir. Bu kimse söz konusu olan şeyi ileride geri vereceğini bildiği için malı elinden çıkarmış olsa dahi onun bedelini vermek zorundadır. Yapmış olduğu masraflardan sadece zorunlu olanların tamarnını isteyebilir.

İyi niyetli geri verme borçlusundan farklı olarak faydalı masrafları (bu masraflar, ancak geri verme anında şeyde bir değer fazlalığı meydana getirmişse, bu fazlalık kadarıyla) isteyebilir.

Lüks masraflar yönünden kötü niyetli geri verme borçlusu, iyi niyetli geri veme borçlusu gibidir. Sebepsiz zenginleşme davası, kişisel nitelikte olan bir davadır.

Mal, zenginleşen kimsenin malvarlığından çıkıp başka bir kimsenin malvarlığına girmişse alacak hakkı sahibi, bu yeni kimseyi de takip ederek, ondan malın geri verilmesini isteyemez. Bu halde alacak hakkı sahibi, yine zenginleşeni takip ederek, onun malvarlığına başka bir şey girmişse onu ister. Ancak, alacak hakkı sahibi, zenginleşen kimsenin külli haleflerini de takip edebilir. Dava 1 ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Alacaklı, zenginleşme ve zenginleşen kimseyi öğrenmesinden itibaren bit yıl içinde ve her halde sebepsiz zenginleşme olayının meydana gelmesinden itibaren 10 yıl içinde dava açmak 2otundadır. Aksi halde dava hakkı zamanaşımına uğrar. Bunun yanında, sebepsiz zenginleşme bir defi olarak hiç bir süreye bağlı olmaksızın da ileri sürülebilir.

Eğer zenginleşme zenginleşen lehine bir alacak hakkı doğurmuş ye bu alacak da ifa edilmemişse, ifanın istenmesi halinde hiç biı süreye bağlı olmaksızın sebepsiz zenginleşme defi ileri sürülerek borç ödenmekten kaçmılabilir. Bu özellikle, zenginleşmenin bir mücerret borç ikrarı veya vaadinden doğması hal lerinde söz konusu olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir