Halter Sporu

 

Halter Sporu ile İlgili Bilgiler,Kullanılan araç diskli bir bardır; ağırlığı 2,5 kg’ın katlarına göre düzenlenmiştir, ancak koparma ve silkme hareketlerinden birinde yapılacak rekor denemelerinde bu düzenlemeye uyulmaz ve 500 g’lık ağırlıklar eklenir.

Kurallara göre bir denemenin geçerliliği üç hakemin karar çoğunluğuna göre saptanır. Hakemlerden biri (baş hakem) “bırak” işaretini vermekle yükümlüdür.

Bu işaret yarışmacının haltşri kollarının üstünde kolları dik olarak tuttuğu ve vücudunun kımıldamadan durduğu anda verilir.

Bu spor, gücü en üst düzeye çıkarmasının yanı sıra hızı, çevikliği ve eşgüdüm yeteneğini de geliştirir.

Halter Sporu Tarihçesi

Türkiye’de halter. Eldeki belgelere göre halter sporu Osmanlılar döneminde ilkel koşullarda görülür (IV. Murat’ın savaşlarda sabahları gürz kaldırma çalışmaları vb). Çağdaş anlamda halter sporuysa, XIX. yy.’ın sonlarında (1890’lı yıllar) Galatasaray lisesi fransız öğretmenlerince Türkiye’ye sokuldu.

Önceleri aletli jimnastiğin bir parçası olarak yapılan halter sporunu ilk benimseyen Faik Hoca (Üstünid-man) oldu. 1896 Atina Olimpiyat oyunla-rı’nda 112,5 kg kaldırarak olimpiyat şampiyonu olan yunanlı Yataganos’u izleyen Faik Hoca’nın (Üstünidman) 115 kg ağırlık kaldırarak günlük çalışmalar yaptığı bilinir.

Faik Hoca’nın ardından öteki jimnastikçiler (özellikle 1903 yılında kurulan Beşiktaş osmanlı jimnastik kulübü jimnastikçileri), Osman Paşazade Hüseyin Bereket, Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri ve Mazhar Hoca (Kazancı) ağırlık çalışmalarını programlarına alarak haltere önem verdiler.

Hakkı (Köprülü), Gümrüklü Selâ-hattin, Rıza Tevfik (Bölükbaşı), ihsaniyeli Rıfat, Üsküdarlı Şevket (Tuğbay Kırgül), Bahriyeli Asaf, Kaptan Nezir, Cambaz Rıza, Güreşçi Danyal, Ali Rana (Tarhan) ve Kenan (Öner) ise halteri benimseyen öteki öncü sporcular oldular.

Jimnastikçiler-den sonra güreşçiler de halter sporuna ilgi gösterdiler; Beşiktaşlı Kemal, Mızıkacı Danyal ve Sadi gibi güreşçiler halterde büyük başarı sağladılar.

Uluslararası alanda Türkiye’nin katıldığı ilk şampiyona 1S24 yılında Paris’te yapılan Olimpiyat oyunları oldu. Bu şampiyonaya, Gülleci Cemal (Erçman) ve Neyzen Şevki’den (Sezgin) oluşan takımla gidildi.

Gülleci Cemal tüy sıklette toplam 345 kg ile 39 halterci arasında 12’nci oldu. Yine Gülleci Cemal (Erçman) 1928 Amsterdam Olimpiyat oyunları’nda 25 halterci arasında toplam 262,5 kilo kaldırarak olimpiyat sekizincisi oldu.

1930’lu yıllarda büyük bir duraklama içine girildi. 1945’ten sonra birkaç gencin çabalarıyla halterde bir hareketlilik belirdi. Bu dönemde, Esat Kazancı (Mazhar Hoca’nın oğlu) başta olmak üzere Haşim Ekener, ilhan Enülkümen, Mesut Sordum, Boğos Kambur halter sporunda adlarını duyurdular.

Bu isimler, Güreş federasyo-nu’na bağlı bir dal olarak kalan halter sporunun bağımsız bir federasyon kurulmasını sağladılar. 1956’da Türkiye Halter federasyonu kuruldu ve federasyon başkanlığına Haşim Ekener, milli takım antrenörlüğüne İhsan Kırgül getirildi.

Kısa sürede kulüpleşmeye gidilerek halterin yayılmasında çabalar harcandı. Anadolu, istanbul Güreş, Bostancı ve Şişli kulüpleri halter sporuna ilgi gösteren ilk türk spor kulüpleri oldular.

Uzun yıllardan sonra (yaklaşık 29 yıl) uluslararası alandaki organizasyonlarda ilk kez 1957 yılında Tahran’da yapılan Dünya Halter şampiyonası’nda yer alan Türk milli halter takımı, Kayhan Bora, Nuri Akın, Reşit Örer, Metin Gürman, Ferdi Türkdamar, Serkis Güllap’tan oluştu.

Bu şampiyonada başarılı sonuç alınamadı. Dünya şampiyonası’ndan büyük bir deneyim kazanarak ayrılan türk haltercileri, daha sonraki sistemli çalışmalarıyla kısa zamanda gelişim gösterdi.

1959 Akdeniz oyunları’nda (Beyrut) 75 kiloda Metin Gürman birinci olarak uluslararası alanda altın madalya kazanan ilk türk haltercisi oldu.

1961 yılında Viyana’da yapılan Avrupa Halter şampiyonası’nda Sadık Pekün-lü’nün Avrupa altıncısı olması ise türk halter sporunu tüm dünyaya duyurdu, iki yıl İçerisinde alınan bu iki olumlu sonuç başarılı yılların habercisi oldu. Bu başarıları, 1964 yılında Tokyo’da yapılan Olimpiyat oyunları’nda yine Sadık Pekünlü’nün toplam 445 kg kaldırarak on birinci olması izledi.

1967 yılında Tunus’ta yapılan Akdeniz oyunları’nda ise 82,5 kiloda Güner Çevik bronz madalya kazandı. Daha sonra sırasıyla 1969 Balkan Halter şıampiyo-nası’nda (Bükreş) 60 kiloda Salih Suvar ile 67,5 kiloda Sedat Misket ikinci olarak, gümüş madalya ve 90 kiloda Sadık Pek-ünlü üçüncü olarak bronz madalya; 1970 Balkan Halter şampiyonası’nda (istanbul), 82,5 kiloda Mehmet Suvar birinci olarak altın, 90 kiloda Sadık Pekünlü ikinci olarak gümüş madalya; 52 kiloda Ahmet Gü-lal, 67,5 kiloda Mehmet Gül ve Kayhan Suntur, 110 kiloda Ali Hoşfikir ve ağırda Ali Tan üçüncü olarak bronz madalya kazandılar.

1971 yılında izmir’de yapılan Akdeniz oyunları’nda 67,5 kiloda Salih Suvar birinci olarak altın madalya, 82,5 kiloda Mehmet Suvar ve ağırda Ali Tan üçüncü olarak bronz madalya kazandılar.

1975 Akdeniz oyunları’nda (Cezayir) 82,5 kiloda Mehmet Suvar’ın birinci olarak altın, 56 kiloda Bilal Özdoğan’ın üçüncü olarak bronz madalya kazanmaları türk halter sporunun uluslararasındaki başarılar zincirine yenisini ekledi.

1976 Balkan Halter şampiyonası’nda Mustafa Ertan birinci olarak altın madalya kazandı. 1977 Balkan Halter şampiyonası’nda da Mehmet Gül birinci olarak altın madalya aldı.

Bu tarihten 1982 yılına bir duraklama devresi geçiren halter sporu, 1982 Balkan Halter şampiyonası’nda Hasan Has ve 1983 Akdeniz oyunları’nda Levent Erdoğan birinci olarak üç altın, 5 gümüş ve 7 bronz madalya kazandırarak yeniden başarılı döneme girdi.

1986 yılında Bulgaristan’dan türk kökenli halterci dünya şampiyonu Naim Süleyman-oğlu’nun Türkiye’ye iltica etmesiyle türk halter sporu büyük bir rekortmeni kazandı.

1987 yılında Suriye’de yapılan Akdeniz oyunları’nda Levent Erdoğan’ın üç dalda aldığı birincilikle üç altın madalya kazanması son yılların en büyük başarısı oldu.

Ayrıca yine 1987 yılında Antalya’da yapılan Uluslararası Cumhuriyet kupası’nda 60 kg’da Naim Süleymanoğlu koparma (150 kg), silkme (188,5) ve toplamda (338,5 kg) dünyanın en iyi üç derecesini yaptı. Ancak organizasyon eksikliğinden dolayı dereceler dünya rekoru olarak tescil edilmedi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir