Hegelcilik Kavramı

 

Hegelcilik Kavramı,Hegel, yaşadığı dönemde bile Almanya’da felsefi düşünceyi derinden etkilemişti. Ölümünden (1831) kısa bir süre sonra bu etki farklı, hatta birbirine karşıt yönlerde gelişti. Bu farklılıkların Hegelcilik Kavramısiyasal terimlerle ifade edilerek, hegelcilerin sağ, sol ve merkez olmak üzere sınıflanması hiç de rastlantı değildir (sağ ve merkez, yaşlı hegelcileri, sol ise genç hegelcileri bir araya getiriyordu).

Gerçek olanla akılsal olanın özdeşleştirilmesi, aslında tutucu ya da devrimci tavırları haklı göstermek için kullanılabilirdi. Bu eğilimler için kendilerini gösterme fırsatı ilk kez David F. Strauss’un das Leben Jesu (isa’nın yaşamı) [1835] adlı yapıtını yayınlamasıyla doğdu, isa’yı yalnızca insanların en yücesi olarak gören ve Hegel’i tümtanrıcılığa yaklaştıran Strauss, incil’de anlatılanların gerçek olduğunu savunan sağ kanat (Göschel, Gabler, Bruno Bauer) tarafından eleştirilirken, merkez kanadı oluşturanlar (Rosenkrantz, Schaller, Conradi, Vatke ve K. L. Michelet) daha ılımlı bir tavır aldılar.

1838’den başlayarak, B. Bauer’in aşırı sol kanada geçmesi ve A. Ruge’yle E.T. Echtermeyer’in yönettikleri Hallische Jahrbücher für deutsche Wissenschaft und Kunst dergisinin kurulmasıyla çatışma sertleşti ve Ludwig Feuerbach, Kritik der hegelschen Philosophie (Hegel felsefesinin eleştirisi) adlı sert eleştirisini bu dergide yayımladı.

1840-1845 arasında hegelci sol gitgide tanrıtanımazlığa ve demokratik sosyalizme yöneldi. Feuerbach, das Wesen des Christentums (Hıristiyanlığın özü) [1841] adlı yapıtında, insaniçinci bir tanrıtanımazlığa temel oluşturmak üzere hegelci yabancılaşma kavramına başvurdu. Ruge’ nin (hegelci devlet felsefesini eleştiriyordu), Bauer, Moses Hess ve Feuerbach’ın yazılarıyla tartışma siyasal düzeye aktarıldı ve doğrudan doğruya Prusya monarşisi hedef alındı. Hallische Jahrbücher 1843’te yasaklandı. Gene o yıl, başka bir genç hegelci olan Karl Marx, zur Kritik der hegelschen Rechtsphilosophie (Hegel’in hukuk felsefesinin eleştirisine katkı) adlı yapıtını kaleme alıyordu. Marx’in “1844 elyazmaları”, “Tinin görüngübilimi’nin büyüklük ve sınırları” üzerinde dururken, Marx ve Engels Kutsal aile’de (1845) Bauer ve Feuerbach’ı eleştirdiler. Engels’le birlikte yazdığı ve uzun süre yayımlanmayan Alman ideolojisi’nde Marx, genç he-gelcilerden ve onların “eleştirel eleştiri “terinden kesin olarak koptu (tartışma özellikle Marx Stirner’in anarşist bireyciliğini hedef alıyordu).

Buna karşılık, Rosenkrantz, Kuno Fischer ve J. E. Erdmann, aristotelesçi Trendelenburg’un saldırılarına karşı, daha ortodoks bir hegelciliği savunmayı sürdürdüler.

R. Haym 1857’de yayımladığı Hegel und seine Zeit (Hegel ve dönemi) adlı yapıtıyla, tarihsel bakış açısından uzaklaştı (hegelciliğe göre). Bu sırada hegelci etki Almanya dışında ingiltere ve iskoçya (B. Jowett, J. ve E. Caird, J. E. Mc Taggart, T. H. Green ve daha sonra B. Bosanquet ve F. H. Bradley) ile italya’da (B. Spaventa ve XX. yy. başlarında B. Croce’yle G. Gentile) yayılmaya başladı. Bu felsefi akımlara yenihegelcilik adı verildi. Almanya’da R. Kroner ve T. Litt hegelciiiği “geliştirmeye” çalışırlarken, W. Dllthey, Lasson, Nohl, Hoffmeister, Hegel’in Jena ve Berlin dönemlerine ait metinlerini yayımladılar ve özellikle de yapıtının daha çok anlaşılması için çalıştılar. Fransa’da da A. Kojéve, J. Hyppolite ve E. Well aynı tutumu benimsediler.

yayı hangi koşullarda uygulayacağını belirtiyordu. ittifak çok uzun sürdüğü zaman, hegemonya kenti müttefiklerinin iç işlerine müdahale etmek isteğini duyabilir, hegemon böylece bir imparatorluk sahibi [arkhe] durumuna gelebilirdi.)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir