Hekimoğlu Ali Paşa Kimdir?

Hekimoğlu Ali Paşa Kimdir,(1689-1758)-124. Sadrâzam, Vali ve Serdar.

Hekimoğlu Ali Paşa Hayatı

Babası Müslümanlığı kabul ederek, Sarayda hekimbaşılık yapan Venedikli mûhtedi Nûh Efendi’dir.4 Haziran 1689 tarihinde doğdu. Çok iyi bir öğrenim gördü ve genç yaşta, III. Ahmed zamanında hassa silahşörü oldu.

Dergâh-ı âli, Kapıcıbaşıları arasına katıldı. Zekâsı, terbiyesi ve zarâfeti ile tanındı. Şehid Ali Paşa’nın etkisiyle, Zile voyvodalığına gönderilerek, Saray’dan uzaklaştırıldı. 1722 yılında Adana Beylerbeyi oldu. Bu bölgede bulunan bir kısım zorbayı cezalandırarak şöhretini duyurmaya başladı.

1724’de Halep Vâlisi oldu. Abdullah Paşa’nın maiyetinde, Şark seferine memur edildi. Cesur hareketleri ile Tebriz’in zaptında hizmeti görüldü. 1725 yılında Vezâret pâyesine yükseltilli. Anadolu Beylerbeyi, Abdullah Paşa nın yerine Şark seferine serdâr ve Tebriz muhafızı oldu.

1228 Mayısında Şehrizor vâliliği’ne, 1729 yılında Diyarbakır Valiliği’ne atandı. 1730 yılınia Şark seferinin aleyhimize sonuç vermeye başlaması üzerine yeniden Şark Serdarlığı’na tayin edildi Padişah olan.
Mahmud Paşa’yı taltif için, elmaslı bir kılıç ve samur bir kürk göndererek, ona ikrâmda bulundu.

Şah Tahmasb’a karşı Kuzıcan Savaşı’ kazandı. Şahın süvârilerinin dörtte üçü ile 20.000 kadar piyâdesi öldü. Kendisi ancak beşyüz adamı ile kaçmak zorunda kaldı. Zaferden sonra, Urmiye, Hemedan ve Kirmanşah zaptedildi.

1732 yıhnda Topal Osman Paşa’nın azli üzerine Sadrâzamhk makamına getirildi. Bu ilk Sadrâzamlığı sırasında, Avusturya ile Rusya’ya karşı diplomatik görüşmelerle uğraştı. Diğer taraftan Şah Tahmasb’ı deviren Nâdir Şâh, İran ile yapılmış anlaşmayı bozarak, Bağdad’a hücûm etti.

Topal Osman Paşa, her ne kadar, Bağdad’ı kurtardı ise de, Kerkük civârında baskına uğrayarak şehid oldu ve ordusu da dağıldı (1733). Bu olay üzerine, Hekimoğlu Ali Paşa Sadrâzamlıkdan azledilerek Midilli adasına sürüldü.

1734 yıhnda Bosna Vâlisi oldu. Burada üç yıl üstün Avusturya kuvvetlerine karşı kahramanca savunmalar ve saldırı savaşları yaptı. “Travnik nefîr-i âmı” adı verilen bir davet ile bütün eli silah tutan 32 kazanın bütün erlerini topladı. Banyaluka kalesi önünde, Avusturyalı mareşal Hildburghausen’e karşı 4 Ağustos 1737 tarihinde parlak bir zafer kazandı.

Şöhreti iyice artan Ali Paşa, asayişi bozan Kölemenleri cezalandırmak için Mısır’a gönderildi. Burada asâyişi sağladıktan sonra, Anadolu Beylerbeyliği’ne verildi. 1742 yılında Hacı Ahmed Paşa’nın görevden alınması üzerine ikinci kez Sadârete getirildi.

Bu ikinci Sadâretinde de çok az bir süre kalan Hekimoğlu Ali Paşa, 1744’de azl olundu ive birinci defa olduğu gibi yine Midilli adasına sürüldü. Aynı yıl, yeniden Bosna Vâlisi oldu. 1745’de Haleb Vâliliğine, sonra Anadolu eyaleti ile Şark Serdarlığına tayin edildi.

Tiryâkî Mehmed Paşa’nın Sadâretinde, üç dört kez idâmına teşebbüs edildi ise de, Pâdişâh I. Mahmud tarafından korundu. 1746 yılında Anadolu’da ortaya çıkan eşkiyâyı tenkil için görevlendirildi.

Bosna taraflarının karışması üzerine üçüncü defa Bosna Vâliliği’ne tayin edildi. III. Osman’ın ilk yıllarında 16 Şubat 1755 tarihinde üçüncü kez Sadrâzamlığa getirildi.

Bu sırada Osmanlı imparatorluğu tahtında III. Osman bulunmaktaydı. Padişah amcasının oğlu Şehzâde Mehmed’i katlettirmek istiyordu. Ama Hekimoğlu Ali Paşa, insan olarak da Sadrâzam olarak da bu işe aslâ taraftar değildi.

Osmanlı hükümdarı, devletin bazı ileri gelenlerinin de telkinleriyle, Paşa’nın bu tamamen İnsanî düşünce ve davranışını aksine tefsir etti. İşin içerisinde kendi hukuk-ı hükümrânîsi aleyhine bir komplo sezer gibi oldu. Hekimoğlu Ali Paşa’yı derhal huzûr-ı hümâyûn’a celbettirdi.

Tarih kitaplarının belirttiğine göre Padişah:

Baka Paşa! Sem’ şimdi azleder, yerine hamallar kâhyası Ali Ağa1yı Vezîr-i âzam yaparım” diye gürler.

Hekimoğlu Ali Paşa hiç tereddüd etmeden:

-Emr-ü ferman Şevketlii Padişah Efendimizindir! Hamallar Kâhyası Ali Ağa’yı Vezîr-i-âzam yaparsınız.

Hamal Ali Paşa olur. Olur ama hiç bir zaman Hekimoğlu Ali Paşa olamaz!” diye cevap verir.
Bir seciye salâbetinin tam ifadesi olan bu karşılık üzerine, Padişah gazaba gelerek kıymetli Sadrâzam’ın derhal Kızkulesi’nde katlini irâde eyledi (Mayıs 1755).

Paşa, Padişahın bu buyruğunu tevekkülle karşıladı. Hayırhah olmaktan öte hiç bir taksiri yoktu. Kendisini Topkapı Sarayı’nın “Ceza Kapısı” denilen dördüncü kapısına götürdüler. Bu kapının arkasında bir hücre vardır. Hücrede aptest alacak bir musluk ve namaz kılmaya elverişli bir yer mevcuttur.

Hekimoğlu Ali Paşa burada aptestini tazeledi. İki rekât namaz kıldı. Yanında bulunan birkaç kişiyle helâllaştı. Sonra Balıkhane’ye (şimdi Sarayburnu Askerî Hastanesi’nin bulunduğu yer) indirildi. Saraya ait ufak bir saltanat kayığına bindirildi.

Oradan Kızkulesi’ne doğru hareket edildi. Hekimoğlu Ali Paşa ölümden korkan bir insan değildi. Kendisine, ölüme mahkûmiyetin bir ifadesi olan “Siyah Kaftan” giydirilmişti. Kayıkta Bostancıbaşı ve cellatların arasında dimdik duruyordu.

Kasrın tam önüne geldikleri vakit padişahın kendisini seyrettiğini farketti. Al-i Osmân’a ve Devlet-i Aliyye’ye rabıta ve ihtiramını bildirir bir hareket yapmayı bu vaziyette dahi ihmâl etmedi. Kayıktan padişaha yerle bir temenna etti. III. Osman bu çok çelebice hareketi gördü. Yanındaki müsahibine:

-Fe Sübhanallah! Yahu ne garip âdemdir. Böyle bir hengâmede dahi istifin bozmayıp tekâpû eyler. Allah Allah! Ne korkmaz, ne gayyûr âdemdir,Ya Rabbi! diye takdirlerini ifade etmekten kendini alamadı.
Zeki bir adam olan ve Paşa’yı da çok seven musahip, fırsatı kaçırmadı.

Padişaha:

-Hünkârım! Paşa kulunuz kadim bir Vezirdir. Devlete hidemâtı bipâyandır. Edeb-i vüzerâya ve kaide-i mülûke pek âşinâdır, sözleriyle af için ilk çıkışı yaptı. Kayığın Kızkulesi’ne yanaşmasına ramak kalmıştı ki, temaşa kasrındaki padişahın yanına:

-Arslanım! Paşa kulunuz için afv-ı şâhânenize hep birlikte intizar vermekteyiz! diye koşarak Şehsuvar Vâlide Sultan’ın geldiği görüldü. III. Sultan Osman’ın gazab-ı şâhânesi zâil olmuştu.
Hekimoğlu Ali Paşa’nın ölüm cezası Kıbrıs’a kalebentliğe çevrildi.

Kıbrıs’ta şöhretinden dolayı çok elçi ve diğer devlet erkânı tarafından hediyelere boğuldu. Bir vıl içinde adada bulunan fakirlere 100.000 kuruştan fazla sadaka verdi. Bir süre sonra Kıbrıs’tan Rodos’a nakledildi. 1757’de beşinci defada Anadolu Vâlisi oldu. Kütahya’ya geldi. Artık yaşlanmıştı. Sadârette geçen yıllarının toplamı beşti. Bu süre hariç bütün hayatı bir diyardan ötekine göçle geçmişti.

Ağustos 1758’de mesane yahut prostatla alakâlı bir hastalıktan vefat etti. Kütahya’ya gömdüler. 26 gün sonra mezarını açtılar. Ölü olarak da bir göç yaşadı. Cesedi İstanbul’a getirildi. Cerrahpaşa’yla Kocamustafapaşa arasında daha önce kendi parasıyla inşâ ettirdiği câmii yanındaki türbesine, gece yarısı defnedildi.
Ali Paşa İstanbul’da bir çok hâyrât bırakmıştır. Bunların bellibaşlıları şunlardır.

Evvelce Kabataş set üstünde olan buğun aşağıdaki Meydan Çeşmesi H 1145 (1732 M).
A

kbıyık Câmii karşısında validesi için yaptırmış olduğu Hekimoğlu Ali Paşa Çeşmesi H. 1147 (1734 M).
Kendi câmiinin avlusundaki türbesine bitişik çeşme H. 1146 (1733 M).
Kocamustafapaşa’da H.1147 tarihli sebil ve çeşme Kocamustafapaşa’da “Hekimoğlu Ali Paşa Câmii külliyesi.

Kaynak

(İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, C.III, (İstanbul 1971); Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmanî, C.III, (İstanbul 1311); Osmanzade Tâib Ahmed, Hadikatü’l- Vüzera, (İstanbul 1271), İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, C.III/2 (Ankara 1954)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir