Hidroelektrik Enerji Nedir, Nerelerde Kullanılır

Hidroelektrik Enerji Nedir,Nerelerde Kullanılır,Hidroelektrik üretimi, XIX. yy.’da gerçekleşen bir dizi teknik gelişmenin sonucudur. (- Hidrolik santrallar’ın toplam elektrik üretimi içindeki payı her zaman çok az olmuştur. (Bugün 1 500 TVVsa dolayında yani toplam üretimin ancak % 20’si).

Fabrikaların gücü, düzenlenen akarsuların debisine ve düşme yüksekliğine göre büyük farklılıklar gösterir.

Üretkenlik güçleri de çok değişiktir: çok büyük sayıda ufak santralın yanı sıra, milyarlarca kWsa üreten birkaç fabrika da kurulmuştur (Bratsk 22).

Bu üretkenlik gücü aslında, yıldan yıla değişen çok büyük üretim farklılıklarını gizler; üretim, üretkenlik gücünden fazla olduğunda hidroliklik yüksek, tersi olduğunda düşüktür.

Barajlar, suyu biriktirerek yıllar arasındaki debi farklılıklarını ortadan kaldırmaya yetmez; bu farklılıklar, eriyen kar ve buzullarla beslenen akarsulara oranla yağmur sularıyla beslenen akarsularda (ve özellikle de kurak bölge yakınında) çok daha belirgindir.

Buna karşılık barajlar, mevsimlik debi değişmelerini büyük ölçüde azaltır.

Kapasiteleri çok farklı baraj gölleri de oluşturulmuştur Bu baraj göllerini doldurmak için gerekli zamana bağlı olarak göl fabrikaları (400 saatten fazla) ve alavere havuzlu fabrikalar 2-400 saat arası) yapılmıştır.

Su boyunda kurulan fabrikalarda (2 saatten az) aslında suyu tutan hiçbir tesis yapılmaz.

Bir hidrolik santralın yapımı pahalı (ama çoğunlukla, daha sonra sulamada kullanılmak üzere su satıldığı için masrafları karşılar), fakat işletme olarak çok avantajlıdır.

Bunun dışında hidroelektrik, genellikle zengin ülkelerde üretilir: ABD dünya üretiminin % 39’unu, Batı Avrupa °/o 27’sini, sosyalist ülkeler °/o 13’ünü ve Doğu Asya (özellikle Japonya) % 9’unu sağlar.

Buna karşılık Güney Amerika’nın payı % 10, Zenci Afrika, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun her-birinin payı % 2’dir.

Birçok sanayi ülkesinde hidroelektriğin toplam elektrik üretimi içindeki payı gene de çok düşüktür.

Büyük Britanya’da % 2, Almanya Federal Cumhuriyetinde % 5, ABD’de yaklaşık % 10, SSCB’de, Avustralya ve Japonya’da bunun biraz üstündedir.

Kuzey-batı Avrupa’da sadece dağlık alanlarda (Iskoçya, Wales) Rhei-nisches Schiefergebirge) ya da akarsular üzerinde (Moselle, Main, Neckar) birkaç tesis vardır. SSCB’de 160 TWsa üretilir.

Bunun üçte biri Avrupa kesiminde (Leningrad bölgesi, Dniepr, orta Volga ve Kama), biraz daha fazlasıysa Doğu Sibirya1 dadır (Angora, Yënisey).

ABD’de, çoğu devlet ya da karma şirketler tarafından kurulan fabrikalarda yaklaşık 300 TWsa üretilir: akımın üçte ikisi batıda (Columbia, büyük Kaliforniya vadisinde, Colorado), % 15’i güneyde (Tennessee) ve geri kalanı Midwest ovasındaki ırmaklardan (Mississippi, Arkansas) sağlanır.

Japonya’da, hidroelektriğin % 75’i, Honşu adasının ortasında orta büyüklükte barajların yanında kurulmuş birkaç ufak santralda üretilir.

Hidroelektriğin payı, Akdeniz, Alp ya da Pirene ülkelerinde biraz daha fazladır: italya’da °/o 25; ispanya’da °/o 35; Yugoslavya’da °/o 40’tan fazla; Fransa’da toplam üretimin yaklaşık % 25’i (azalma eğiliminde); Türkiye’de °/o 30,2’si.

Hidroelektrik birkaç tropikal ülkede (Brezilya’da °/o 80’den fazlası), Alp dağları ülkelerinde (Avusturya’da % 65, isviçre’de °/o 70’ten fazla) ve yüksek enlemlerdeki bazı ülkelerde (Kanada’da % 65, Norveç’te °/o 95) büyük önem taşır, isviçre’de (özellikle Valais ve Graubünden) 30 TWsa, Avusturya’da (özellikle Tirol ve Vor-arlberg) 25 TWsa üretilir.

Brezilya’da, % 70’i güney-doğu’da Paranâ ve kollarıyla Sâo Francisco üzerinde olmak üzere 100 Twsa’ten fazla hidroelektrik enerjisi elde edilir.

Norveç’te 80 TWsa üretilir (°/o 60’ı ülkenin güney ve güney-batı’sında; iç ya da kıyı kesimlerinde yüksekten düşen suların kenarındaki fabrikalarda). Kanada’ da (ingiliz Kolombiya’sı, Ontario ve özellikle Québec) 260 TWsa sağlanır.

Sonuç olarak, sanayi ülkelerinin potansiyeli büyük ölçüde değerlendirilirken talebin çok düşük olduğu tropiklerarası ülkelerde çok büyük üretim olanakları vardır.

Fakat bu konuda, santral yapımının doğuracağı maliyet ve tüketim yerlerinden uzaklaşıldığı ölçüde nakil fiyatı hızla artacağı için üretimin en azından bir bölümünü üretim yerinde kullanma zorunluğu ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de, ilk hidroelektrik santralı (HES) olan Visera, 1929’da Trabzon’da işletmeye açıldı.

Visera, yılda 3 milyon kWsa’lik hidroelektrik enerjisi üretimiyle 20 yıl ülkenin tek hidroelektrik santralı olarak kaldı.

1951-1956 arasında Dinar, Bünyan, Derme, Murgul, Defne-Harbiye, Girlevik, Denizli ve Durucasu hidroelektrik sandallarının devreye girmesiyle, yıllık kapasite 83 milyon kWsa’a çıktı.

1956’da, yılda 400 milyon kWsa üretim kapasitesi olan Sarı-yar HES ile 350 milyon kWsa kapasiteli Seyhan HES işletmeye açıldı.

Bu santrallari, yılda 400 milyon kWsa kapasite ile Hirfanlı* HES izledi (1959).

1972’ye kadar başlıcaları Doğankent I, Kadıncık I, Kovada II olmak üzere irili ufaklı birçok hidroelektrik santralı daha açıldı.

1972’de, 562 milyon kWsa kapasite ile o güne kadar açılan santralların en güçlüsü olan Gökçekaya HES üretime katıldı.

1975’te Keban’ın hizmete açılmasıyla yıllık hidroelektrik enerjisi üretim kapasitesinde 6 milyar kWsa artış sağlandı.

Keban’ı 1 milyar kWsa’i aşkın kapasiteli Hasan Uğurlu ve Suat* Uğurlu hidroelektrik santralları (1981) ile 569 milyon kWsa kapasiteli Aslantaş ve 1 620 milyon kWsa kapasiteli Oymapınar hidroelektrik santralları (1984) izledi.

Böylece, Türkiye’de işletmeye açılmış 48 hidroelektrik santralından sağlanan yıllık elektrik enerjisi üretimi yılda toplam 14 milyar kWsa’i buldu.

Türkiye’de, hidroelektrik potansiyelinin önemi, ülkenin öteki enerji kaynakları değerlendirildiğinde daha iyi ortaya çıkmaktadır.

Petrol, doğal gaz ve taşkömürü bakımından zengin kaynakları olmayan ülkede, linyit yatakları da düşük kalorilidir ve büyük bölümü Elbistan’da toplanmıştır.

Oysa ki, Türkiye, 110 milyar kWsa’i bulan hidrolik enerji potansiyeli bakımından Avrupa’da, Rusya ve Norveç’ten sonra gelen üçüncü ülkedir.

Bu potansiyelin İse, 1986 sonunda, çalışmakta olan 48 hidroelektrik santralında üretilen yılda 14 milyar kWsa elektrik enerjisi üretimi ile yalnızca % 13’lük bir bölümü değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte, halen (1988) İnşaatları süren ve 1995’e kadar devreye girmesi planlanmış olan 15 yeni hidroelektrik santramla Türkiye’deki hidroelektrik enerji üretiminin 35 milyar kWsa’e çıkacağı hesap edilmektedir.

Kesin projeleri yapılan, ancak henüz inşaatlarına başlanmamış olan 28 hidroelektrik santralının gerçekleşmesi ile de bu miktar 50 milyar kWsa’e çıkacaktır. Kuşkusuz, bu projelerin en önemlisi kısaca GAP diye adlandırılan Güney

Anadolu projesi’dir.

İçinde 9 milyar kWsa kapasiteli Atatürk* HES ile 7 milyar kWsa kapasiteli Karakaya* HES’nın da bulunduğu ve toplam 18 hidroelektrik santralının yapımının planlandığı bu proje gerçekleştiğinde, yılda 22 milyar kWsa elektrik enerjisi üretilecektir ki bu da Türkiye’de bugün üretilen (termik ve hidroelektrik) toplam enerjiye eşittir.

Türkiye’ de 50 milyar kWsa hidroelektrik enerjisi üretildiğinde geriye, değerlendirilmeyi bekleyen 60 milyar kWsa’lik bir hidrolik potansiyel kalmaktadır.

Bir cevap yazın