Hitit Dili

Hitit Dili,Luvi dili Güney Anadolu’da Lykia’dan Adana’ya uzanan ve Arzava ile Kizzuvatna ülkeciklerini içeren bölgelerde kullanılıyordu.

Pala dili Paflagonya Bölgesi’nde, yani Kızılırmak’la Sakarya arasındaki yörelerde konuşuluyordu.

Hattice (protohattice) ile Hurca’nın da azyanik dillere bağlı olduğu araştırmalarla ortaya kondu.

Hititolojinin ortaya yeni çıktığı sıralarda bu gibi ayrıntılar iyi bilinmediğinden, yanlış olarak Hititlerin diline Hititçe denilmişti.

Sonra bu yanlışı gidermek için Hititlerden evvelki Orta Anadolu halkınaveya Protohattiler, dillerine de Protohattice denilmiştir.

Hitit Dili,Çivi Yazısı ve Hiyeroglif

Hititlerin çivi yazısının, türü bakımından, Üçüncü Ur Hanedanı’nın Eski Babil öncesine (M.Ö.2150-2050) ait olması gereken ancak bulunmamış bir çeşidinden alındığı kabul edilmektedir.

Bugün genellikle bu yazıyı Hititlerin ilk kez Eski Hitit Krallığı Dönemi’nde kullanmaya başladıkları kanısı egemendir.

Bu çivi yazısı ile Hititler, sözcükleri hecelerle yazıyorlardı.

Hititlerin çivi yazısından başka bir de hiyeroglif, yani kutsal oyma anlamına gelen resimli yazıları vardı.

Bu yazı türünde de hecelerle yazmak aşamasına ulaşmış olmakla beraber daha eski bir anlatım şekli olarak her sözcüğün bir tek işaretle tanımlanması da hala yaşıyordu.

Hitit Dilinin Çözümü

1907’de gün ışığına çıkarılan Boğazköy tabletleri Birinci Dünya Savaşı sürecinde araştırılmaya başlandı.

İlk çözümü Çek bilgini B.Hrozny verdi ve 1915 yılında Hitit gramerinin bir özetini sunarak Hititçenin bir Hind-Avrupa dili olduğunu kesinlikle ortaya koydu.

Ancak Hrozny’nin çalışmaları bir başlangıçtı ve ortaya koyduğu sadece bir taslaktı.

Onun arkasından başta Ferdinand Sommer, Hans Ehelolf, J.Friedrich ve Albrecht Götze Hitit dilini sistematik bir biçimde ele aldılar.

Hrozny hem Hind-Avrupa dilleri uzmanı değildi hem de Hititçedeki sözcükleri öteki Hind-Avrupa dillerindeki benzerlerinin anlamları ile ele alarak kaba taslak bir çözüm yapmıştı.

Ferdinand Sommer ve başka üç bilgin herhangi bir Hitit sözcüğünün gerçek anlamını bulmak için, onun geçtiği başka bütün Hitit metinlerinde de aynı anlamda olup olmadığını kontrol ettikten sonra tespit ettiler.

Böylece bu sistematik çalışmalarla Hitit dilinin büyük bir bölümü 1930’larda çözülmüş durumda idi.

Öyle ki bu çalışmalara dayanarak Albrecht Götze 1933’te Hitit Uygarlığı’nı bütün ayrıntılarıyla anlatan kitabını yayınladı.

Bugün de bu önemli kitap yan alanlarda çalışanlara olduğu gibi hitotoglara da ilk kaynak olarak yardımcı olmaktadır.

Hitit Hiyerogliflerinin Çözümü

Hititlerin Anadolu’da oturduklarını herkesten önce gören İngiliz bilgin A.H. Sayce yapmıştır.

Ancak ilk yoğun çalışmalar 1930’da Bossert, Forrer, Hrozny, ve Meriggi gibi bilginler tarafından yapıldı ve elle tutulur sonuçlar elde edildi.

Bunlardan sonra H.G. Güterbock Boğazköy’de bulunan kral mühür baskılarını inceleyerek hiyeroglif çözümlerine büyük katkıda bulundu.

Çünkü bunlarda kral isimleri hem çivi yazısı ile hem de hiyerogliflerle yazılı idi.

Hiyeroglif araştırıcılarına daha sonra Sedat Alp katıldı ve kombinasyon metodu ile Hitit şahıs adlarını ele alarak bu alanda önemli sonuçlara ulaştı.

Sedat Alp son zamanlarda Karahöyük’te bulduğu mühür baskılarını da yayınlayarak hiyeroglif çalışmalarında yeni adımlar attı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir