Hürrem Sultan Kimdir,Hayatı | Biyografi,Osmanlı Tarihi |

Hürrem Sultan Kimdir (1504 ? – Edirne 1558), Kanunî Sultan Süleyman’ın kadını. Avrupa tarihlerinde «Roxelane» diye geçer.

Bazı tarihçilere göre gerçek adı Rossa veya Roza’dır ve rus asıllıdır.

Hürrem Sultan Hayatı

Avusturyalı tarihçi Hammer, onun Galiçya’daki Rogatino’lu yoksul bir papazın kızı olduğunu yazar. Hurrem Sultan, Yavuz Sultan Selim zamanında Kırım Türklerinin Galiçya’ya yaptıkları akınlar sırasında tutuklanarak Hürrem SultanSarayı Hümayun’a getirilmiş olabilir.

Cariyenin her zaman şen ve güleryüzlü olmasından dolayı kendisine Hurrem veya Hurrem Şah adı verildiği bilinmektedir.

Türk-islâm terbiyesi görmüş, güzelliği ve zekâsı Sultan Süleyman’ın ilgisini çekerek gözdeleri arasına girmişti.

Bu yüzden padişahın ilk gözdesi Gülbahar Sultan ile aralarına aşırı bir kıskançlık girdi.

Venedik’in Osmanlı imparatorluğundaki elçisi Navegero’dan aldığı bilgiye dayanarak bazı hususları aydınlatan rumen tarihçisi Zinke’sen, Gülbahar Sultan’ın bir gün Hurrem Sultan’a ağır sözler söylediğini yazmaktadır.

Bu olaydan sonra Sultan Süleyman, Gülbahar Sultan’ı Manisa’ya oğlunun yanına göndermiş ve Hurrem Sultan’ı nikahlamıştı.

Bu nikâh, o zamana kadar geçerli olan usul ve geleneklere aykırıdır.

Hurrem Sultan zekâsı, belki de iyi tabiatı ve padişahı çok iyi anlamış olmasıyla onun sevgisini kazanmıştır.

Valide Hafsa Sultan’ın 1533 yılında ölümü ile de Hurrem, padişah üstündeki etkisini büsbütün arttırmış ve bunun sonunda, Gülbahar Sultan saraydan ayrılmak zorunda kalmıştı.

Hurem Sultan’ın,Sultan Süleyman’a yakınlığı ve sevgisini onun Mohaç seferi sırasında padişaha yazdığı mektuplardan anlaşılmaktadır.

Bu mektuplardan birinde Kanunî’ye «Benim Sultanım, can ü gönülden sevgili şâhım ve rûh-ı revanim» diye hitap etmektedir.

Bütün bu sevgi ve muhabbetin yanında Hurrem Sultan, padişahı siyasî alanda da etkiledi; bir bakıma onun gizli danışmanı oldu.

Onun, 1540 yılında Şehzade Mustafa’nın Manisa’dan Amasya’ya, Hurrem Sultan’ın oğlu Mehmed’in Manisa’ya gönderilmesinde, kızı Mihrimah’ın Rüstem Paşa ile evlendirümesinde, Diyarbekır beylerbeyinin geniş yetkilerle vezir ve sonradan Hadım Süleyman Paşanın yerine veziriazam yapılmasında etkisi görülmüştür.

Osmanlı-İran savaşlarında da, Hurrem Sultan’ın etkili olduğu söylenir.

Hurrem Sultan’ın bunları yapmasındaki amacı, damadı Rüstem Paşanın yerini sağlamlaştırmak, Şehzade Selim ve Bayezid’in kendilerini göstermelerine, halkın ve askerin sevgisini kazanmalarına yol açmak olduğu ileri sürülür.

Oğlu Selim’in. Edirne’de padişaha vekâlet edebileceğini düşündüğünü söyleyen tarihçiler bile vardır.

Gerçekte de olaylar onun istediği gibi gelişti, Selim, Rumeli’de kaldı, Bayezid ise babasıyla Halep’te bulundu.

Hurrem Sultan, saltanatın geleceği için Selim’i tutuyordu.

Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinde onun parmağının bulunduğu tarihçi Ali tarafından açıkça belirtilmiştir.

Bu olaylar asker ve halk arasında hoşnutsuzluk yarattığı için, bir ara Rüstem Paşanın sadaretten azli ile Ahmed Paşanın bu makamına tayini, sonradan yine Rüstem Paşanın sadaret makamına getirilmesi, Hurrem Sultan’ın etkisiyledir.

Hurrem Sultan 1555 yılında imzalanan Amasya antlaşmasından sonra kendisini daha çok hayır işlerine verdi.

İstanbul, Haseki semtindeki Azat pazarında, imaret, medrese, dârüşşifa ve mektebi olan bir cami yaptırdı.

Ayrıca Padişah Hurrem Sultan adına Edirne’ye su getirtti.

Mekke ve Medine’de birer imaret, birçok çeşme, Meriç nehri üzerinde bir kervansaray ve camiler yaptırdı.

Bütün bu hayır işlerinin evkafını kurabilmek için de, Kanunî, Hurrem Sultan’a pek çok mülkhane, köy ve mezraalar ayırdı.

 Hurremsultan Türbesi

Hurem Sultan için yapılmış türbe. İstanbul’da Süleymaniye camii haziresinde, Kanunî Sultan Süleyman’ın türbesinin yanında.

Mimar Sinan’ın eseri (1558).

Muntazam kesme taştan yapılmıştı; içten ve dıştan sekizgen planlıdır.

Türbe önünde binayı çepçevre dolaşan düz çatı ile örtülü bir revak vardır.

Kaidenin üzerinde üst katta her yüzde kemerler içinde üç pencere yer alır.

Kasnağın çevresindeki bir kitabe efrizi, binanın dış görünüşünü hareketlendirir.

Çift kubbe şeklinde ve kurşun kaplı olan kubbe doğrudan doğruya duvarlara oturur; üzerinde sade bir alem vardır.

Türbeye mermer ve porfir çerçeveli sade bir kapıdan girilir.

Binanın içi erik çiçekleri, lâle, yaprak ve çiçek motifli muhteşem çinilerle süslüdür.

Kubbeye yakın yerlerde ayet efrizleri yer alır

Bir cevap yazın