Hurriler Kimdir? Göçleri,Hurri Dini

Hurriler Kimdir Göçleri,Hurri Dini M. ö. II. binyılda, Yukarı Mezopotamya’nın başlıca kavmi olarak görülürler. Babil’de Hammurabi sülâlesinin yıkıldığı, hitit krallarının Fırat boylarına ve Kuzey Suriye’ye yürüdükleri bir zamanda, Hurri’lerler ilgili bilgiler ortaya çıktı.

Hurri Medeniyeti

Kappadokia tabletlerinde Hurri’lerle ilgili çok az bilgi vardır. Bundan Asurluların Kappadokia ile ticarette bulundukları bir zamanda Hurri’lerin Yukarı Mezopotamya’ya inmedikleri sonucu çıkar.

Hurri’ler, Yukarı Mezopotamya’ya aşağı yukarı M.ö. 1950 yılından sonra gelmişlerdir. Bu hurri hareketi yüzünden Asur ülkesiyle Kappadokia arasındaki bağ kesilmiş, Orta Anadolu kolonileri yıkılmıştır.

Hurriler Dönemi

Hurri’lerin Yukarı Mezopotamya’ya göç etmeleri, ön Asya tarihi için, önemli oldu. Bunlar, birtakım küçük devletlerden başka Mitanni krallığım da kurarak Asur ülkesini ve Yukarı Suriye’yi ele geçirdiler, M.ö. XVII. yy. başlangıcında Mısır’a yönelen hisos akınında önemli işler gördüler; bir yandan Anadolu’yu bir yandan Elam’ı etki altında bıraktılar.

Ungnad’a göre bunlar öteden beri Yukarı Mezopotamya’da, Habur bölgesinde oturmuşlar ve Tel Halaf kalkolitik kültürünü yaratmışlardır. Boğazköy ve Telel Amama arşivlerinde Suriye ve Filistin’deki Hurri’lerle ilgili bilgiler bulundu. Bu ülkelerde hurri etkisi, en çok, yüksek tabakalarda görülüyor.

Bunun en açık örneği o zamanki Kudüs beyinin hurri dilinden gelme Irhepa adını taşımasıdır, öte yandan, Mısırlıların, XVIII. sülâleden başlayarak, Filistin ve Suriye’yi «hor» (hurri) ülkeleri olarak göstermeleri, hem bu ülkelerde kuvvetli bir hurri etkisi bulunduğunu, hem de Hiksosların Hurri’lerden meydana geldiklerini ortaya koyuyor.

M.ö. II. binyılda başlayan dağ kavimleri hareketleri sonunda, Hurri’lerin güneye inmeleri, Asur ile Kappadokia arasındaki bağı ortadan kaldırmış, ticaret kolonilerinin yıkılmasına yol açmış, ayrıca Asur ülkesini etkilememiştir.

Bu bölgeyi iki yandan çeviren dağ silsileleri hurri akınlarının bu ülkenin sağından ve solundan geçmesine ve etkilerini ancak kıyı bölgelerde göstermesine sebep olmuştur.

Hurri akını çeşitli dalgalar halinde Asur ülkesine yayıldığı zaman epeyce zayıflamıştır. Bu yüzden Asurlular Hurrilerle karışarak kaynaşmış, ancak samî niteliğini koruyabilmişlerdir.

Kral Sargon’dan M.ö. 1400 yılına kadar gelen dönem içinde Asur’un devamlı olarak gerilediği, Hurri’îerin hâkimiyeti altına girdiği anlaşılıyor.

Bu tarihten sonra, Mitanni devletinin zayıflamağa yüz tutması üzerine, Asurlular bağımsızlıklarını elde etmek için Huni’lere karşı savaşa başladılar.

Hurrilerde Din

Hitit dininde olduğu gibi, onlarda da birçok tanrı vardır. Tanrılar ailesinin başında Teşup adlı hava tanrısı ile Hepat adlı gök ve hava tanrıçası bulunuyordu. İkisinin birleşmesi, öteki asya kavimlerinin dinlerinde olduğu gibi, dünyaya yeni bir canlılık ve bolluk getiriyor.

Bunlardan başka büyük bir tanrı olarak destanlarda sık sık adı geçen ve «tanrıların babası» unvanını taşıyan Kumarbi veya Kumarve gösterilebilir. Bu dinde yerli’ tanrıların yanında samî tanrıları da yer almaktadır. Hurri’lerin Yukarı Mezopotamya’da, uzun süre Samîlerle ilişki kurdukları kolayca anlaşılır.

Hurri Mitolojisi

Bundan başka Huni’ler, arî olduğu anlaşılan kral hanedanıyla birlikte geldiği sanılan Mitra, İndra ve Varana gibi hint tanrılarına da taparlardı. Din bakımından Huni’lerin sümer etkisi altında kaldıkları yapılan incelemelerden anlaşılıyor. Huni’lerde büyük bir destan edebiyatı vardı. Zamanımıza kadar gelen bazı parçalar bu destanların dinî nitelikte olduklarını gösterir.

Hurri’ler. aynı zamanda, komşu ülkelerin destanlarına karşı da büyük bir ilgi göstermişler, Gılgamış destanını kendi dillerine tercüme etmişlerdir. Hurri sanatının orijinalliği kendini en çok mimarlıkta gösterir.

Hurri’ler cephesi uzun tarafta bulunan bir ev tipi ortaya koymuşlardır: kapı, bu cephenin ortasında değil, bir ucunda bulunmakta, cephenin önünde direkli bir galeri ve bunun sağında ve solunda birer kale çıkıntısı yer almaktadır. Asurlular bu evlere «hilami» adını vermekteydiler.

Hilanilerin en karakteristik örneklerine Hatay ilinde Tel Açana da veya Habur kıyısında Tel Halafta rastlandı. Bu ev tipi Zincirli kapılarının gösterdiği gibi M.ö.I.binde de varlığını sürdürmüştür.

Hurri’lerde de Hititlerde olduğu gibi’ heykeltıraşlık, mimarlık çok yakından ilgilidir. Onlarda da saray veya şehir kapılarını bekleyen arslan, sfenks veya ejder heykelleri, tahta direkler yerine kullanılan hayvan grupları, duvarların alt kesimlerini süsleyen kabartmalı efrizler bulunur.

Bu kabartmaların bir kısmı dinî niteliktedir. Savaş ve av sahneleri gösteren kabartmalar Hurri’lerin kültür tarihi için büyük bir önem taşımaktadır.

Hurri’ler, mimarlıktan ayrı olarak bazen pek büyük ölçüde heykeller de yapmışlardır. Güney mezopotamya heykellerinin daima küçük olduğu göz önünde tutulursa, büyük taş heykellerin hurri sanatının başlıca özelliği olduğu anlaşılır.

Hurri’lerin dili hakkında Boğazköy ve Mari arşivi belgelerinden, Telel Amarna arşivinde bazı mektuplardan, Suriye ve Filistin’de bulunan yazılı belgelerden, Yukarı Mezopotamya’da Kerkük’te çıkarılan tabletlerden bilgi edinilmiştir. Bu dil, isimlere ve fiillere serbestçe katılan son eklerle belirmekte, bugün bilinen bitişken dillerden en çok Sümerce ile benzerlik göstermektedir.

Alman filologlarından E. Forrer, hurri dilini türk kaynaklı bir dil olarak gösteriyor. Hurri’lerin, Türkler gibi, atlara büyük önem verdikleri, savaş ve kahramanlık destanlarını çok sevdikleri göz önünde bulundurulursa onlarla Orta Asya’lılar arasında birtakım ilgiler olduğu anlaşılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir