I. İzzeddin Keykavus

I. İzzeddin Keykavus (1180-1220) Selçuklu sultanı. Tokat meliki olan kardeşi Alâeddin Keykubad onun sultanlığını kabul etmedi. Konya’ya gitmekte olan Keykavus, Kayseri kalesine çekildi.

Burada Alâeddin Keykubad’ın kuşatmasına karşı koydu. Bir süre sonra taraftarlarını kaybeden Alâeddin, Kayseri’den ayrılınca, Keykavus da Aksaray yolu ile Konya’ya geldi.

Yapılan törenle resmen selçuklu sultanı ilan edildi. Alaeddin, Ankara’da tekrar isyan etmek için hazırlıklara giriştiğinden Keykavus Ankara’yı uzun süre kuşattı. Bu arada Alâeddin, Halep emîri El-Melikülzahir aracılığıyla barışmak isteğinde bulundu; bu istek Keykavus tarafından kabul edilmedi.

Ankaralıların da dileklerine uyan Alâeddin, halka ve kendisine dokunulmamak ve mallarına elkonulmamak şartıyla teslim olacağını bildirdi. Emirleriyle görüşen Keykavus teklifi olumlu karşılayarak ordusuyla şehre girdi.

Keykavus içte huzuru sağladıktan sonra akdeniz ticaretinin Anadolu’ya faydalarını düşünerek, Kıbrıs ve Venediklilerle anlaşmalar yaptı. Karadeniz ticaretini de güvenlik altına almak için Sinop üzerine yürüdü.

Üç tarafı deniz ve kara tarafı da surlarla çevrili Sinop’u savaşla alamayacağını anlayarak orduda esir bulunan Trabzon rum imparatoru Alexis’in surlar önüne götürülmesini emretti.

Alexis’in durumunu gören şehir halkı, imparatorun serbest bırakılması ve kendilerine de serbestçe çıkıp gitme izni verilmesi şartıyla şehri teslim edeceklerini bildirdiler. Şartları kabul edildiğinden Sinop, selçuklu hâkimiyetine girdi (1214).

Keykavus bir yıl sonra, Kıbrıslıların eline geçen Antalya seferine çıktı. Şehri kara ve denizden kuşatıktan bir ay sonra aldı (23 ocak 1216). Şehrin subaşılığını Mubarizüddin Er-Tokuş’a verdi. Kendisi de Konya’ya dönerek Kilıkya’daki Ermenilere karşı savaş hazırlıklarına başladı.

Hazırlıklarını bitirdikten sonra harekete geçti; Gökrin’de Ermenilerle karşılaşıp savaşarak, Çinçin, Haçin ve Keban (Geben) kalelerini ele geçirdi. Ermenileri yenerek birçok ermeni ilerigelenlerini esir aldı. Yenilgi üzerine Ermeniler barış istedi (1218).

Uzun görüşmelerden sonra yapılan antlaşmaya göre, baronların ve diğer esirlerin serbest bırakılması şartıyla Bozkır kazası vs Zengibar köyü yakınındaki yerlerle Gülek boğazına yakın ermeni kaleleri Keykavus’a bırakıldı. Bu zaferden sonra Keykavus, dinlenmek için Antalya’ya çekildi.

Burada Kılıç Arslan irin torunu ve Erzincan meliki Fahreddin Behramşah’ın kızı olan Selçuk Hatun ile evlendi (1217 -1218).

Aynı yıl Halep emirlerinin çağrısı üzerine yeni bir sefere karar verdi; kendisine bağlı olan Maraş emiri Nusreteddin’e, Sivas, Malatya subaşı ve uçbeylerine fermanlar yazarak sefer için hazırlık yapmalarını emretti.

Elbistan ovasına gelen Keykavus burada yeni gelenlerle birleştikten sonra, Marzban, Raban ve Tilbeşar yolu ile Halep topraklarına girdi (1218).

Sultanın, Tilbeşar’ı kendisine alıkoyması, Halep’i de kendi hesabına almak istemesi üzerine bazı emirleri, bu arada Sumeysat (Samsat) hükümdarı ve Eyyubilerden Melikülefdal’i şüphelendirdi. Bunlar, Keykavus’tan Halep’te, önce Manbiç ve diğer kasabaları almasını istediler.

Onu asıl hedefinden uzaklaştırdıktan sonra, Efdal, Urfa hükümdarı Meliküleşref’e gizlice mektup yazarak ona bağlı kalacağını ve Halep’ten istediği yerleri vereceğini, buna karşılık kendisine askerleriyle yardımcı olmasını istedi.

Mektubu alan Meliküleşref harekete geçerek Halep’in kuzeydoğusunda, Buzaa vadisinde ordugah kuran Melikülefdal’in askerleriyle birleşti.

Durumu haber alan Keykavus, bunların üzerine Behramşah’ı gönderdi. Behramşah yenilince kendisi harekete geçti. Yapılan savaşta Keykavus yenildi ve Elbistan’a doğru çekildi.

Onu takip eden Eşref de Selçukluların daha önce ele geçirdiği bütün kaleleri geri aldı. Bu beklenmedik yenilgi üzerine, Keykavus, önce Maraş emıri Nusreteddin’in kardeşiyle damadını idam ettirdi.

Kendisine ihanet ettiklerini tespit ettiği bütün emirleri, bir evde toplayarak yaktırdı. Meliküleşref’ten intikam almak için Amid (Diyarbakır) artuklu meliki Nasreddin Mahmud ve Erbil hükümdarı Muzaffereddin Gökböri ile anlaştı.

Meliküladil’in ölümünden sonra (1218) ayaklanan İmadeddin Maştub da, Keykavus’u Eşref aleyhinde kışkırttı.

Savaş hazırlıkları yapan Keykavus Malatya’ya geldiği sırada rahatsızlandı ve hekimlerinin tavsiyesine uyarak önce Sıvas’a, sonra da Fırat suyundan içmek için, Malatya yakınında Viranşehir’e gitti. Bir süre sonra burada veremden öldü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir