II. Gıyaseddin Keyhüsrev

II. Gıyaseddin Keyhüsrev,2. Gıyaseddin Keyhüsrev Kimdir,( ? – 1246) Selçuklu sultanı. birinci alaeddin keykubad’ın büyük oğlu. Keyhüsrev burada iken Komnenosların elinde bulunan Trabzon üzerine yürüdü; fakat muvaffak olamayarak geri döndü. Keykubad, küçük oğlu Kılıç Arslan’ı veliaht tayin etmişti.

Fakat ölümünden sonra (1237), Selçuklu emîrleri Kılıç Arslan’ı tanımayarak Gıyaseddin Keyhüsrev’i Kayseri’de tahta çıkardılar. Bunda mimarbaşı olan Sadeddin Köpek büyük bir rol oynadı. Halbuki 1230’dan beri Anadolu’da bulunan Harizm beyleri Kılıç Arslan’ı tutuyorlardı.

Başlarında da Kayır Han vardı. Gıyaseddin, Harizm beylerinin nüfuzunu kırmak için Kayır Hanı hapsettirdi. Bunun üzerine hayatlarından endişe eden bütün Harizm bey ve askerleri Selçukluların hizmetini terkederek Malatya’ya çekildiler ve Anadolu-Suriye sınırlarında pek çok karışıklık çıkmasına sebep oldular.

Bununla birlikte Gıyaseddin, babasının doğu siyasetine devam ederek El-Melikülkâmil, sonra da onun haleflerine karşı, diğer eyyubi meliklerini, özellikle Halep hükümdarı El-Melikünnâsır’ı ittifakına aldı. Bu ilişkileri kuvvetlendirmek için de onlarla akrabalık bağları kurdu.

Diğer taraftan sultanın tahta geçmesinde rol oynayan Sadeddin Köpek, çeşitli entrikalar çevirerek büyük devlet adamlarını ortadan kaldırdı; Gıyaseddin’in zaafı yüzünden nüfuzunu arttırdı.

Selçuklu devletinin tek hakimi oldu, önce sultanı tahta oturtmak, sonra da tahtının emniyetini temin etmek bahanesiyle onu istismar eden bu emir, aslında kendi ihtirasını tatmin için uğraşıyordu. Nitekim daha da ileri giderek selçuklu tahtına çıkmak için birtakım tertiplere girişti.

Beyşehir gölü yanında bulunan Kubadâbâd sarayında huzura getirilerek öldürüldü. Sadeddin Köpek’in öldürülmesinden sonra, iktidara iyi niyetli emirler geldi ve bu suretle de Selçuklu devletinin durumu düzeldi.

Gıyaseddin Keyhüsrev, Halep hükümdarının arzusu üzerine, Anadolu-Suriye sınırlarında asayişi bozan Harizmliler üzerine asker gönderdi; mağlup olan Harizmliler halifenin topraklarına sığınmak zorunda kaldılar. Bu başarı üzerine Keyhüsrev, Diyarbekir bölgesine kuvvet gönderdi.

Kısa bir kuşatmadan sonra Diyarbekir selçuklu hakimiyetine girdi (1240). Bütün bu başarılara rağmen Keyhüsrev zamanında selçuklu ülkesinde devletin bünyesini sarsan önemli olaylar oldu.

Bunlardan en büyüğü Babailer isyanı idi. Baba ishak Horasanı adındaki türkmen şeyhi, tarikatın başı Baba ilyas’ın Amasya’da öldürülmesinden sonra etrafına topladığı Türkmenlerle devlete karşı isyan etti.

Sumeysat (Samsat), Adıyaman, Kâhta ve Maraş taraflarına gönderdiği adamları etrafa dehşet salarak kendilerine engel olmak isteyen selçuklu kuvvetlerini bozguna uğrattılar ve süratle Sivas üzerine yürüdüler.

Sonra da Baba İshak ile birleşmek için Tokat ve Amasya taraflarına ilerlediler. Keyhüsrev güç durumda kalarak Türkmenlerin bu hareketleri karşısında Kubadâbâd’a çekildi.

Fakat, Erzurum’dan gelen selçuklu ordusu, Türkmenleri ve başlarında bulunan Baba ishak’ı Kırşehir’in Malya ovasında yendi (1241). Ancak tehlike bununla bitmedi.

Babai isyanından sonra, Baycu kumandasındaki moğol ordusu, Erzurum’u kuşattı (1242). Şiddetli mukavemete rağmen şehre girerek etrafı yağma etti ve halkını da kılıçtan geçirdi: sonra da Mugan’a çekildi.

Bunun üzerine Keyhüsrev, bütün ordusunu seferber ederek Moğollarla çarpışmak için 1243 yılı temmuz başlarında Kösedağ’a hareket etti. Fakat yapılan savaşı kaybetti.

Moğollar bozulan selçuklu ordusunu takip ederek Sivas ve Kayseri’yi ellerine geçirdiler: halkını öldürdüler. Sonunda Selçukluların aleyhinde olmak üzere iki taraf arasında bir antlaşma yapıldı. Sultan Moğollara bağlandı.

Kösedağı savaşı sırasında, Ermeniler Selçuklulara karşı bazı faaliyetlerde bulundular. Moğollarla antlaşma yapan vezir Şemseddin Isfahani, bir miktar Türk askeriyle Kilikya’ya karşı bir sefer tertip ederek birçok yeri zaptetti: Tarsus’u kuşattı.

Bu sırada Alaiye’de (Alanya) bulunan Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, Moğollara yenilmenin de üzüntüsü içinde birdenbire öldü (1246).

İç ve dış bütün karışıklıklara rağmen, Selçuklu devleti Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında da gelişme hızını kaybetmedi. Pek çok ilmi ve dini müessese kuruldu; büyük mimari anıtlar yapıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir