II. İzzeddin Keykavus

II. İzzeddin Keykavus,(?-1279) Selçuklu sultanı. Cülusundan az sonra Moğollar, diğer tâbi hükümdarlar gibi Keykavus’u da, Güyük Han’ı tahta çıkarmak için hazırlanan kurultayda bulunmak üzere, Karakurum’a çağırdılar. Fakat çeşitli tehlikeler ileri sürülerek, onun yerine, ortanca kardeş olan Rükneddin Kılıç Arslan gönderildi.

2 İzzeddin Keykavus Dönemi

Keykavus’un ilk saltanat devresi (1246-1289) yüksek makamları elinde bulunduran emirlerin mücadeleleri ile geçti. Vezir Şemseddin Isfahanî, rakiplerini birbirine düşürerek mevkiini korudu; sultanın annesiyle evlendi. Fakat emirler, onun bu hareketini Selçuklu hanedanına karşı bir saygısızlık sayarak isyan ettiler. Yapılan savaşta isyancılar yenildi.

Bu suretle bütün rakiplerini ortadan kaldıran Şemseddin Isfahanî, tek başına devlete hakim oldu. Bu arada Keykubad I’in oğlu olduğu iddiası ile Türk Ahmed adında birisi de ortaya çıktı.

Şemseddin Isfahanı, bu isyanı bastırmaya çalışırken, Karakurum’a gitmiş olan Kılıç Arslan, ağabeyi Keykâvus ve vezirin azline dair bir fermanla dönerek Sivas’ta istiklalini ilan etti. Bu arada Şemseddin de öldürüldü. Karatay’ın yardımı ile üç kardeşin birlikte saltanat sürmesine karar verildi.

1249 Yılından 1254’e kadar, hutbe ve sikkede üç sultanın adı birarada görüldü; bu suretle müşterek saltanat devri başladı. Böylece Karatay’ın sayesinde, memleketin birliği korundu. Kılıç Arslan ile birlikte gelen Moğollar geri çevrildi. Uçta devam eden türkmen ayaklanması bastırıldı. Ancak Moğollar mali baskı ve müdahalelerini artırdılar.

Mengü Han’dan gelen elçilerin ısrarlı istekleri üzerine, Keykavus, Mengü Hanı görmek üzere hareket etmek zorunda kaldı. Sultan, Sivas’a gelince, Karatay’ın ölüm haberini aldı. Devlet işlerinin geri kalacağı ve düşmanların memlekete tecavüz edeceklerini bildirerek, Moğollardan özür diledi ve geri döndü.

Yerine küçük kardeşi Keykubad II’yi Karakurum’a gönderdi (1254). Fakat Karatay’ın ölümü üç kardeşin bir tahta oturmasını imkansızlaştırdı. Niytekim önce üç gruba ayrılan emirler Keykubad ITnin yolda ölmesi üzerine, iki sultan etrafında toplandılar.

Keykavus taraftarlarının baskısından kurtulmak isteyenler Kılıç Arslan IV’ü Konya’dan kaçırarak Kayseri’de tahta çıkardılar ve adına para bastırdılar (1254).

Devleti ikiye bölmek suretiyle iki sultanı barıştırmak için Aksaray’da buluşturmağa karar verildi. Böylece sultanlardan biri Konya’dan, öteki Kayseri’den Aksaray’a hareket etti.

Fakat Kılıç Arslan taraftarları kararlarından döndüler. Bu sebeple çıkan Ahmedhisar çarpışmasında Kılıç Arslan yenildi. Ermeni kralına sığınmak üzere kaçarken Develi’de yakalandı; önce Amasya, sonra da Borgulu kalesinde hapsedildi.

Bu suretle müşterek saltanat son buldu; Keykavus tek başına sultan kaldı. Bu sıralarda Baycu Noyan’dan sık sık elçiler geliyor ve devletin gücünü, sarsacak kadar ağır vergi isteniyordu. Keykavus bunu önlemek için Fahreddin Ali’yi Batu Hana gönderdi.

Bütün bunlara rağmen Anadolu’da bir sükûn devri açıldı. Bundan faydalanan sultan bir süreden beri Malatya, Elbistan ve Hısnımansur (Adıyaman) taraflarında yağmalarda bulunan Ağaçeriler üzerine asker gönderdi.

Fakat Baycu’nun Anadolu’ya yaptığı ikinci sefer, ordunun geri dönmesine sebep oldu. Selçuklu devletinin bu meşguliyeti sırasında Ermeniler 1258’de bir süre için Maraş’ı işgal ettiler.

Mengü Han kardeşi Hulagu’yu İran’a gönderince Baycu, onun kışlayacağı Mogan ovalarını bırakarak askerleri, ailesi ve hayvanlarıyla birlikte Anadolu’ya göçmek zorunda kaldı. Erzurum’dan sultana karşı fena bir düşünceyle gelmediğini bildirdiği halde Keykavus, etrafındakilerin zorlaması ile savaşa karar verdi.

Baycu’nun artık İran’daki Moğolların başı olmadığı ve Hulagu tarafından görevinden alındığı düşüncesi selçuklu sultanına savaş cesaretini verdi. Topladığı askerlere, özellikle Türkmenlere güveniyordu. Aksaray yakınında, Sultanhanı’nda iki ordu karşılaştı.

Fakat Keykavus’un kötü hareketlerinden gücenen bazı emirler ciddi bir gayret göstermediler; Özellikle ordunun kumandanı olan Arslan Doğmuş sultana küserek Baycu ile anlaştı. Bunun sonucunda selçuklu ordusu kolaylıkla yenildi (1256). Moğollar Konya’ya doğru yürüyüşe geçtiler.

Büyük bir korkuya kapılan şehir halkı surların kapılarını kapadı. Halkı kurtarmak amacıyla şehir halkından bir elçi, Baycu’nun yanına gitti ve onu iknaya muvaffak oldu. Fakat Moğollar bir ihtiyat tedbiri olarak surlar üzerindeki kuleleri yıktılar.

Ordusunun Sultanhanı önünde bozulduğunu öğrenen Keykavus, yanındakilerle birlikte İznik imparatoruna sığındı. Arslan Doğmuş ve Nizameddin Hurşid, Baycu’nun desteği ile Kılıç Arslan’ı Borgulu kalesinden çıkararak tahta geçirdiler.

O kış Aksaray’da kalan Baycu, Hulagu’nun yanında Bağdat seferine katılınca, Denizli (Ladik) havalisini imparatora terkeden Keykavus, ondan aldığı yardımcı kuvvetlerle tekrar Konya tahtını elde etti (1257); gönderdiği fermanlarla halkı putperest Moğollara ye dolayısıyla kardeşine karşı savaşa çağırdı.

Yavtaş kumandasında gönderdiği ordu, Orta Anadolu’yu işgal ederek Kılıç Arslan ve Bayan Noyan’a bağlı kuvvetleri Sivas-Tokat arasında, Yıldızdağı mevkiinde yendi (1258). Ayrıca Ali Bahadır’ı Malatya taraflarına gönderdi; moğol düşmanlığından faydalanarak Ağçerilerden asker topladı.

Fakat Erzincan’a giden Kılıç Arslan, Muinüddin Süleyman Pervane’nin yardımıyla Alınacak Noyan kumandasında getirdiği moğol askerleriyle Orta Anadolu’ya doğru harekete geçti. Bunlar Niksar’ı işgal ettilerse de Tokat’ta zorlandılar.

Tam bu sırada ölen Keykubad ile birlikte Moğolistan’a giden elçiler geri dönerek beraberinde Mengü Handan Selçuklu devletinin iki sultan arasında taksimini öngören bir yarlığ getirdiler. Sonunda yarlığa uygun olarak, Kızılırmak nehrinin doğusunda kalan bölgenin Kılıç Arslan’a, batısının da Keykavus’a ait olması kararlaştırıldı.

Bir süre sonra, Hulagu, iki sultanı huzuruna çağırarak bu taksimi gerçekleştirdi (1259). Buna rağmen iki sultan arasındaki antlaşma uzun sürmedi.

Keykavus, Konya’yı terkederek hıristiyan dayılarıyla birlikte Antalya’ya çekildi ye orada sefahat alemleriyle vakit geçirdi.

Muinüddin Süleyman Pervane, bunu sultanın Türkmenlerden kuvvet toplayacağı, Memluklulardan yardım isteyeceği şeklinde yorumlayarak Moğollara bildirdi ve onları Keykavus aleyhine kışkırttı.

Bununla birlikte diğer müslüman Türkler gibi Türkmenler de Keykavus’un sefih hayatını ve hıristiyan dayılarının müslümanlara karşı küstahlıklarını beğenmeyerek, ona karşı isyan ettiler ve gönderdiği kuvvetleri bozguna uğrattılar, öte yandan Moğollar, Kılıç Arslan’ın memleketine uğramadan, Keykavus’un yanına giderek Selçuklu devleti namına iki sultanın yapmış olduğu borçları ve yıllık haracı istediler.

Keykavus, moğol elçilerini önce Kılıç Arslan’a gitmeye ikna etti ve bunların teşvikçisi olan Pervane’yi cezalandırmak için harekete geçti.

Fakat moğolların işe karışacağını düşünerek, memluklu sultanı El-Meliküzzahir, Baybars’a elçi gönderdi; ondan yardım istedi. Baybars, Hulagü’ya karşı Keykavus’a yardıma karar verdi ve Altınordu hükümdarı Berke Han ile anlaştı.

Fakat bu üçlü anlaşma henüz gerçekleşmeden Muinüddin Süleyman Pervane daha önce davranarak Kılıç Arslan ve onun tarafında bulunan Alıncak Noyan ile Konya üzerine yürüdü.

Bu durumda henüz hazırlığını tamamlayamayan Keykavus, veziri Fahreddin Ali’yi bunları oyalamak için Aksaray’a gönderdi. Fakat onlar Fahreddin Ali’ye Kılıç Arslan’ın vezirliğini teklif ettiler. O da bunu kabul etti. Bunu öğrenen Keykavus, ümitsizliğe düşerek Antalya’ya kaçmak zorunda kaldı.

Ali Bahadır’ın mağlubiyeti haberini alınca yanındakilerle birlikte kadırgalara binerek İstanbul’a gitti (1261). Böylece Keykavus’un on beş yıl süren saltanatı sona ererek gurbet hayatı başladı.

İstanbul’u Latinlerin elinden henüz kurtarmış bulunan Bizans imparatoru Mikhael Palaiologos, vaktiyle kendisinden iyi muamele gördüğü selçuklu sultanını iyi bir şekilde kabul etti.

Fakat Keykavus, 1264 yılında Ali Bahadır ve Uğurlu Mehmed gibi emirlerinin teşvikleriyle Bizans tahtını ele geçirmek istedi. Bunu haber alan imparator, Keykavus’u Rumeli’de bir kaleye hapsetti.

Sultan Altınordu hanının gönderdiği kuvvetler tarafından kurtarılıncaya kadar hapiste kaldı. Keykavus, Altınordu hanının Kırım’da kendisine verdiği iktada 1278 yılına kadar yaşadı.

Burada kaldığı 8 yıl içinde Anadolu ile ilgilendi. Vezir Fahreddin Ali’den para yardımı gördü. Altın ordu ve Memluk devletlerinin Hulagu’ya karşı ittifaklarından faydalanarak, selçuklu tahtını elde etmeyi ümit ediyordu.

Bunu ancak oğlu Mesud II başardı. Keykavus Rumeli’de (Romanya) hapisteyken adamları Hıristiyanlığı kabul ettiler. Bunlara Keykavus’a nispetle Gagavuz denir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir