II. Mahmud

 

II. Mahmud,(1784-1839) Osmanlı devletinin 30. padişahı.Annesi Nakşıdil Valide Sultan.Kabakçı isyanı sonunda amcası Selim III’ün yerine Mustafa IV padişah oldu.

Sultan İkinci Mahmud ‘un Hayatı

Selim III’ü tutan Rusçuk yaranından Alemdar Mustafa Paşa isyancılarla birlik olan Mustafa IV’ü tahttan indirerek Mahmud’un tahta çıkmasını sağladı (28 temmuz 1808). Yeni padişah, sadrazamlığa getirdiği Alemdar Mustafa Paşaya geniş yetkiler tanıdı.

2 Mahmut Dönemi Olayları

Sadrazam, Kabakçı isyanlarıyla ilişkisi olan herkesi cezalandırarak devletin gücünü tekrar sağladı. Islahatçı Rusçuk ilerigelenlerine önemli görevler verdi. Rumeli ve Anadolu’daki âyanı İstanbul’a çağırarak onlarla Senedi İttifak yaptı (29 eylül 1808).

Selim III’ün öldürülmesine yolaçan Nizamıcedit adlı askeri kadronun yerine Sekbanıcedit adlı yeni bir ocak kurdu. Ocağın yönetimim de Kadı Abdurrahman Paşaya verdi. Bu durum yeniçerileri gizliden gizliye planlar yapmaya yöneltti. Bir gün Babıâli’yi basan yeniçeriler Alemdar’ı öldürmek istediler. Alemdar, padişahtan yardım geleceğini sandığı için direndi.

Mahmud II, Alemdar Mustafa Paşanın etkisinden kurtulmak için olaya seyirci kaldı. Çaresiz kalan paşa da kendisini yakalamak isteyenlerle birlikte bulunduğu yerdeki barut fıçılarını ateşleyerek hayatına son verdi (14 kasım 1808).

Bu sırada Napolyon Bonapart, Osmanlı devletiyle savaş durumunda olan Ruslar ile Erfurt’ta bir anlaşma yaptı. Osmanlı topraklarının her iki devlet tarafından paylaştırıldığı bu anlaşmadan sonra Napolyon, Rusya ile bozuştu.

Rus çarı Alexandr I, Osmanlılardan barış isteğinde bulundu. Napolyon’un ısrarına rağmen Mahmud II, Ruslarla Bükreş antlaşmasını imzaladı (1812). Barış antlaşması yapıldığı sırada Arabistan’dan İstanbul’a kötü haberler gelmeye başladı.

Arabistan’da yaşayan Vahhabîlerin isyan etmesi üzerine Mahmud II, bu isyanın bastırılması görevini Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşaya verdi. Mehmed Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşa, bu isyanı bastırdı (1813); Mekke ve Medineyi kurtardı.

Bu arada, Mahmud II’nin sevgi ve güvenini kazanmış olan Rikabı Hümayun kethüdası Halet Efendi, Fenerli Rumlar ile aşırı bir yakınlık kurdu. Bu durumdan Yunanistan’ın bağımsızlığı için çalışan Etniki Eterya cemiyeti ve Fenerli Rumlar yararlandılar.

Fenerli Rumlar, Yanya Ye çevresindeki Rumların isyancı tutumlarını fark eden Tepedelenli Ali Paşa aleyhinde Halet Efendiye bilgi vermeye başladılar. Halet Efendi de Mahmud II’ye bu durumu ileterek Tepedelenli’yi gözden düşürdü; üstüne asker gönderilmesine sebep oldu. Tecedelenli’nin ortadan kaldırılması üstüne Mora Rumları Epidauros’ta, Yunanistan’ın bağımsızlığını ilân ederek ayaklandılar (13 ocak 1822).

Avrupa devletleri de bu isyanı desteklediklerini bildirdiler. Tepedelenli olayında yanıldığını anlayan Mahmud II, Halet Efendiyi öldürttü; patrik Grigorios’u da patrikhanenin orta kapısında astırdı. Mısır valisi Mehmed Ali Paşayı da Mora isyanının bastırılması ile görevlendirdi. Mehmed Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşa isyancıları sindirdi ve daha önce Rumların eline geçen Misolonki’yi aldı (1826).

Bunun üzerine İngiltere ve Rusya Petersburg antlaşması ile, Mora’da muhtar bir yunan devleti kurulmasını istediler. Mahmud” II, bunu kabul etmedi. Savaş sırasında gayretsizlikleri görülen yeniçerileri ortadan kaldırmak, yerlerine yeni bir asker sınıfı geçirmek istedi.

Bunun için plan hazırladı. Durumu haber alan yeniçeriler ayaklandılar. Halk, İstanbul esnafı, ulema, medrese öğrencileri ve Topçu ocağı, Mahmud II’yi tuttuğu için Yeniçeri ocağı ortadan kaldırıldı (16 haziran 1826).

Osmanlı tarihlerine Vakayı Hayriye diye geçen bu olaydan sonra Mahmud II, Asakir’i Mansure-i Muhammediye adlı yeni bir ocak kurdu. Ordunun başına Ağa Hüseyin Paşayı geçirdi. Rusya bu durumdan yararlanarak Mahmud II ile Akkerman antlaşmasını imzaladı (1826).

Antlaşmaya uyarak Eflak ve Boğdan’dan çekildi. Sırbistan’a bazı imtiyazlar verildi, rus ticaret gemilerine Boğazlar’dan serbestçe geçme hakkı tanındı. Mora isyanının bastırılmasında yararlılığı görülen Mehmed Ali Paşanın kuvvetlenmesini doğu akdeniz hâkimiyeti için tehlikeli gören Ingiltere, fransız ve rus temsilcileriyle Londra’da bir toplantı yaptı.

Üç devletin temsilcileri de Yunanistan’ın bağımsızlığını ve Mora’da bulunan osmanlı kuvvetlerinin çekilmesini Mahmud II’den istediler. Padişah bu isteğe olumlu cevap vermedi. Akkerman sözleşmesini de Sürürlükten kaldırdı. Bu durum üstüne üç devlete ait donanmalar Navarin’de bulunan türk ve mısır donanmalarını yaktılar (20 ekim 1827).

Mahmud II, bu olayı protesto ederek Rusya’ya savaş açtı. Rusya kuvvetleri Eflak ve Boğdan’ı aşarak Tuna’yı geçti. Doğuda Kars, Aşkale, batıda Edirne, Kırklareli, Ruslar tarafından alındı.

Durumu tehlikeli gören Mahmud II, Ruslarla Edirne antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı (14 eylül 1829). Aynı zamanda Fransa, bir osmanlı eyaleti olan Cezayir’i aldı (1830). Mora isyanı ve bu isyanın sonuçları, avrupa devletlerini Osmanlı devleti hakkında yeni planlar hazırlamaya yöneltti.

Devletin zayıflığı, buna karşı Mehmed Ali Paşanın Mısır’da güçlü bir yönetim kurduğu ortaya çıktı. Bu durum karşısında Mehmed Ali Paşanın bağımsız davranışları padişahı kızdırdı. Mehmed Ali Paşa, Mora’daki yardımına karşılık kendisine verileceği vaadedilen Suriye valiliğini alamadığı için üzgündü.

Bu yüzden, Akkâ valisi Abdullah Paşanın borçlarını ödemediğini ileri sürerek oğlu İbrahim Paşayı Suriye üstüne görderdi. İbrahim Paşa, Akkâ, Şam, Hama, Humus’u alarak Toroslar’ı geçti. Sadrazam Mehmed Reşid Paşa kumandasındaki türk ordusunu Konya’da yendi.

Mısır kuvvetlerinin İstanbul üstüne doğru gelmesi üzerine Mahmud II bazı tedbirler aldı: Fransa Mısır’ı tuttuğu İngiltere de desteklediği için Rusya’dan yardım istedi. Çar Nikola I, bu isteğe olumlu karşılık verdi. Rus donanması Büyükdere’ye geldi (20 şubat 1833). Altı bin kişilik bir rus kuvveti de Beykoz sırtlarına yerleşti.

Durumu kendi çıkarlarına uygun bulmayan Fransa ve İngiltere, Mahmud II’ye baskı yaparak, Mehmed Ali Paşanın isteklerinin kabul edilmesini istediler. Bu atada Fransa’nın aracılığıyla Kütahya antlaşması imzalandı (1833). Bu antlaşma, kısa bit süre için Osmanlı devletini tehlikeden uzaklaştırdı.

Ancak Mehmed Ali Paşanın Adana’ya kadar yerleşmesi Mahmud II’yi yeni tedbirler almaya zorladı: Ruslarla Hünkâr iskelesi antlaşmasını yaptı (8 temmuz 1833). Antlaşmaya göre Osmanlı devleti boğazları Rusyanın düşmanlarına kapamayı kabul ediyordu.

Mahmud II, bundan sonra devletin gücünü artırmaya çalıştı, önce orduyu düzene sokmak istedi. Avrupa’ya askerlik öğrenimi için öğrenciler gönderdi; oradan öğretici subaylar getirtti. Kendini yeteri kadar güçlü gördüğü zaman. Mısır’a karşı askerî harekâta girişti (1839).

Fakat Hafız Mehmed Paşa kumandasındaki türk kuvvetleri alman subayı Moltke’nin orduda bulunma um rağmen Nizip’te yenildi (24 haziran 1839). Bu haber İstanbul’a geldiği sırada Mahmud II ölmüştü.

Devri siyasî felâketlerle geçen Mahmud II, osmanlı padişahlarının en önemlilerindendi. Çöküşü durduramamakla birlikte, devleti kurtarmak için gerekli olan yolu gördü. Devleti batı düzenine yaklaştırmak için ıslahata girişti.

Yeni kurduğu ordunun sürekli gelişmesini sağlamak üzere devletin insan ve servet durumunu öğrenmek istedi. Bu yüzden yalnız erkekleri kapsayan nüfus sayımı yaptırdı (1831); sonuçta 4 milyon hıristiyana karşılık 8 milyon müslüman tespit edildi.

Osmanlı devletinin, devletlerarası ilişkilerde bulunmasının yararlı olacağını anladı. Bunu sağlamak için avrupa devletlerinin büyük merkezlerinde daimî elçilikler kuruldu. Basının önemini kavradı. Takvimi Vekavi adlı ilk resmî gazetenin çıkmasını sağladı.

Avrupa’daki elçilerden aldığı raporlara dayanarak bütün kurumlarda batılı anlamda ıslahat yapmayı istedi. Saray yaşayışını değiştirerek avrupalı hükümdarlar gibi davrandı; setre pantolon giydi, sakalını kısa kestirdi, resmini devlet kurumlarına astırdı.

Harbiye ve Tıbbiye imtihanlarında bulundu. Devletin durumunu öğrenmek için ilk defa Rumeli’ye bir gezi yaptı. Avrupa hükümet düzenini benimseyerek nazırlıklar kurdu; Başvekâlet, Maliye, Dahiliye.

Hariciye, Evkaf Nezareti gibi teşekküller onun emriyle kuruldu. Askerî konuları görüşmekle görevli Dârı Şûrayı Askeri, sivil görevlilerin yargılanması ve hükümetle halk arasındaki davaların görüşülmesi için Meclisi Vâlâyı Ahkâmı Adliye kuruldu.

Memurlar, iç ve dış olmak üzere iki sınıfa ayrılarak rütbe ve derecelerine göre maaşlara bağlandı. Halkın devlete karşı güven ve yardımını sağlamak amacıyla müsadere usulü kaldırıldı.

Dış ticareti geliştirmek için özel teşebbüsü destekledi. Karantina usulünü kabul etti. Posta kurumunu kurdu. Posta yolları yaptırdı. Eğitim hizmetlerine eğildi. Yapılan ıslahatı benimseyecek nesilleri yetiştirmek için medrese dışında batı anlayışına göre bir eğitim teşkilâtı kurmaya çalıştı.

Bir fermanla ilköğrenimin zorunlu ve parasız olduğunu ilân etti, Sıbyan mekteplerinin üstünde rüştiyeler, devlet memurlarının yetişmesi için de Mektebi Maarifi Adlî kuruldu. Tıbbiye ve Harbiye mektepleri açıldı.

Darı Şûrayı Askerî’de bir tercüme odası kuruldu. Tıbbiye ve Harbiye için yabancı kaynaklardan eserler Türkçeye çevrildi; bu, Türkçenin bir bilim dili olması yolunda atılan ilk adımdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir