III. Mustafa Hayatı,Dönemi Siyasi Olayları

Mustafa III,Türk padişahı (İstanbul (1717-1774). Ahmed III’ün Mihrümah Sultandan olan oğlu.

3.Mustafa’nın Hayatı

Babasının ölümünden sonra korku içinde yaşadı; zamanını okuma ve incelemeyle geçirdi. Bu süre içinde özellikle nücum, edebiyat ve tıpla uğraştığı sanılıyor. Osman III’ün ölümü üzerine tahta çıktı (30 ekim 1757).

Mustafa ünlü bir şehzade değildi; fakat görevini iyi kavrayan ve meziyetli bir hükümdar olduğunu gösterdi. Tahta geçtiği sııada ülkenin durumu oldukça karışıktı. Anadolu’da kapusuz leventler, baskınlarla halkı soyuyorlardı. Birçok bölgede güvenlik ve devlet otoritesi kalmamıştı.

3. Mustafa Dönemi Önemli Olayları

Mahallî idareciler de âyan adı altında halkı sömürüyordu. Mustafa III, büyük tecrübelerinden yararlanmak amacıyla Ragıb Mehmed Paşayı sadrazamlıkta bıraktı. Onunla birlikte çalışarak mâliyede, idarede ve askerlik alanında ıslahata girişti.

Aldığı tedbirlerle hâzinenin gelirini artırmaya çalıştı; harem ve saray masraflarını kıstı, ülkede çeşitli paraların kullanılmasından doğan karışıklığı gidermeye çalıştı; fakat malî reform çabalarından tam ve olumlu bir sonuç alamadı. Tasarruf işlemlerinden çıkarları bozulanlar, padişaha cephe aldılar.

Has ve zeametlerin yılda birkaç defa el değiştirmesi yüzünden halk ağırlaşan vergilerini verememeğe ve şehirlere göçmeye başladı. Ziraî faaliyet azaldı ve bundan devlet hâzinesi büyük zarar gördü.

Sultan Mustafa III, ordu ve donanmayı yeniden düzenlemeyi gerekli gördü; fakat yeniçeri ocağına dokunamadı. Topçu sınıfını ve Tophane’yi düzeltmek için baron de Tott’tan yararlandı.

Taşınması güç, ağır toplar yerine hafif loplar döktürdü. Tersanelerle ve gemi yapımıyla yakından ilgilendi. Çeşme yenilgisinden sonra baron de Tott’un yardımıyla deniz subayı yetiştirmek için Mühendishanei Bahrîi Hümayun’u açtırdı (1773).

Mustafa III zamanında, eyaletlerin merkezle bağları çok gevşedi, bazıları az çok bağımsız oldular. Trablus ve Tunus verasete dayanan beylikler haline geldi; Mısır’da kölemen beyleri büyük nüfuz kazanarak yönetimi ellerine geçirdiler. Valiler bunların etkisiyle hareket ediyordu. Birçok yerde yeniçeri zorbaları, valilere hükmediyordu.

Padişahın bunlara uyguladığı şiddet tedbirleri bozuk düzeni önleyemedi. Mustafa III, Süveyş’te kanal açtırmak ve Salarya ırmağını Sapanca gölü üzerinden İzmit körfezine bağlamak istedi; fakat bu düşüncesini gerçekleştiremedi. Ülkenin imarıyle çok uğraştı; İstanbul’un suyunu çoğaltmak için yeni bir bent yaptırdı, su yollarının onarımını sağladı.

Mekke’ye bol su sağlayan bir tesis kurdu. Üsküdar’da annesi Mihrümah Sultan adına ve Lâleli’de kendi adına birer cami ve türbe yaptırdı.

Ticareti teşvik etti. İthal malı olan venedik dîbâsı adındaki kumaş yerine dîbâyı rum adıyla bir kumaşın ülkede dokunarak kullanılmasını sağladı.

Ragıb Paşanın da etkisiyle 1739’dan beri takip edilen barış siyasetine bağlı kaldı; yabancı devletlerle ittifak antlaşmaları imzalamaktan kaçındı.

Fransa’nın önce Rusya’ya karşı İsveç, Lehistan, Prusya ve Osmanlı devleti ile, sonra da Avusturya’ya karşı Osmanlı devleti ile gerçekleştirmek istediği ittifak teşebbüsleri sonuçsuz kaldı.

Avrupa’da Yediyıl savaşları (1756-1763) sürerken, Fransa ve Prusya’nın Osmanlı devletini savaşa sokmak istemesi sonuç vermedi.

1765’te Ragıb Paşanın ölümünden sonra değişen siyasî durum Osmanlı devletini Prusya ile bir ittifak antlaşmasına zorladı. Prusya ile Rusya, boşalan Lehistan tahtına çariçe Katerina II’nin gözdesi Stanislaw Poniatowski’yi geçirmek için anlaşmışlardı.

Babıâli, Katerina ile Poniatowski’nin evlenecekleri söylentilerinin çıkması üzerine, Lehistan’ın bütünüyle rus nüfuzu altına düşmesinden çekiniyordu. Ahmed Resmî Efendi bu amaçla Berlin’e gönderildi. Prusya, Avusturya’ya karşı bir ittifak kabul etti; fakat Rusya’yı hedef almak istedi.

Asıl tehlikenin Rusya’dan geldiğini bilen devlet adamları, böyle bir antlaşmayı yeterli görmediler. Osmanlı devleti, Rusya ile bir anlaşmazlık çıkarmamağa çalıştı; fakat Stanislaw Poniatowski’nin kral olmasından sonra, Rusya’nın Lehistan’ı kendi nüfuzu altına almak için giriştiği teşebbüsler, antlaşmalara aykırı faaliyetleri (Güney Rusya’da yeni kaleler yapımı; askerî hazırlıklar), osmanlı – rus ilişkilerini bozdu. Olayların etkisi ve savaş taraftarlarının baskısıyla Rusya’ya savaş ilân edildi (6 ekim 1768).

Sadrazam Muhsinzade Mehmed Paşa, ordunun hazırlıksız olduğunu, savaşmak için mevsimin geçtiğini söyledi; fakat savaş ilânının ilkbahara bırakılması yolundaki teklifleri kabul edilmedi. Mehmed Paşa sadrazamlıktan azledildi. Savaş, kumandanların ehliyetsizliği yüzünden iyi yürütülemedi.

1769’da Hotin’e saldıran Ruslann püskürtülmesi üzerine Mustafa III «Gazi» unvanını aldı fakat bir süre sonra kış yaklaştığı için Hotin, savaşmadan Ruslara bırakıldı. Ruslar, Boğdan ve Elfak’a yayıldılar. 1770’te de Hantepesi ve Kartal’da osmanlı ordularını yenilgiye uğrattılar.

Baltık denizinden hareket eden bir rus donanması, Ingiltere ve Hollanda’dan alman yeni tekneler ile ücretli subay ve askerlerle takviye edildi ve Cebelitarık’tan geçerek Akdeniz’e girdi.

Fransızlar, Rusların Akdeniz’e geçmeye hazırlandıklarını daha önceden haber vermişlerdi; fakat osmanlı devlet adamları böyle bir hareketi beklemiyordu.

Ruslar, Mora kıyılarına yanaşarak halkı ayaklandırdıktan sonra Çeşme limanında düzensiz bir şekilde demirlenmiş olan osmanlı donanmasını yaktılar (temmuz 1770) ve Akdeniz’deki faaliyetlerine devam ettiler. Kaptanıderya tayin edilen Cezayirli Hasan Paşa, başarılı savaşlarla rus saldırılarını önledi.

1771’deki savaşlar Mustafa III’ün aldığı tedbirlerle Osmanlılar için daha başarılı oldu, özi eyaletinde bazı seferler kazanıldı. Fakat mevsim ilerleyince askerlerin düzensizliği sebebiyle Baba dağında kışlayan ordu, Rusların baskırıyla büyük kayıplar vererek geri çekildi.

Aynı yıl Ruslar, kırım ümerasının bir kısmından, bağımsızlık vereceklerini bildirerek yardım vaadini aldılar ve Kırım’a büyük bir ordu gönderdiler, Orkapı (Perekop) kalesini ele geçirdiler. Kırım hanı İstanbul’a kaçtı, kırım seraskeri İbrahim Paşa, Ruslara esir düştü.

Mustafa III, savaşın kazanılamayacağını anladı, şerefli bir barış yapmak istedi; savaşa taraftar olmayan, fakat savaş başladıktan sonra kumandanların en iyisi olduğunu gösteren Muhsinzade Mehmed Paşayı yeniden sadrazamlığa getirdi. Avusturya ve Prusya’nın aracılığıyla barış için teşebbüse geçildi.

1772 Haziranında bir mütareke imzalandı. Barış görüşmeleri, Rusların şartlarını çok ağır bulan ulemanın itirazları üzerine kesildi. Savaş yeniden başladı. 1773’te önemli çarpışmalar olmadı. Hastalanan padişah çok geçmeden öldü.

Mustafa III, bilgili, cömert, güzel konuşan ve güzel yazan bir padişahtı. Cihangir mahlasıyla şiirler yazmıştır. Yıldızların etkisine inanırdı.

Avrupa devletlerinin başarısını, kralların yanında iyi müneccimlerin bulunmasına bağlardı. Bu inancının etkisiyle bir işe girişmeden önce daima eşref saat arar ve bunu müneccimlere tespit ettirirdi.

Fransa’dan astroloji kitapları getirtti; Prusya kralı Friedrich II’den de 3 müneccim istedi. Haremde yaşamaktan hoşlanmazdı. Ordu ve donanmayı denetler, kılık değiştirerek halk arasında gezerdi. Ata binmek, avlanmak, mesirelerde gezinti yapmaktan hoşlanırdı.

III. Mustafa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir