İkinci Bozkır Ayaklanması

İkinci Bozkır Ayaklanması,(20 Ekim-4 Kasım 1919)  Afyonkarahisar’dan Yarbay Arif (Karakeçili) birliğinin Seydişehir’e kaydırılması, Konya’yı güneye karşı tehditten kurtarmak ve güvene almak için de XII. Kolorduca bazı birliklerin Çumra ve Karacaviran bucaklarında toplanması karar altına alındı.

2. Bozkır Ayaklanması

Bu hazırlıkları haber alan ve esasen İstanbul’da Ayan üyesinden ve İngiliz dostu ve bu ayaklanmalarda büyük rolü olan Zeynelabidin ile gizli ilişki ve haberleşme halinde bulunan Hisarlık ve hoca köylerinden toplanan 70 kadar silâhlı ve 200 kadar silâhsız asilerden oluşan bir grup, başlarında Hoca Abdullah, Hoca Sabit ve Hoca Abdülhalim olduğu halde, Bozkır’ın güney sırtlarına geldiler.

Kendilerini doğru yolda olduklarını sanan ve bu suretle kandırılmış, aldatılmış, zehirlenmiş bu insanlar, milli hareketi çıkmazda ve zayıf gördüklerinden Bozkır Kaymakamını çağırdılar. Kaymakam vekili Sami Bey, bunlarla yaptığı konuşmada ne istediklerini sordu. Sonra da ‘yaptıkları hareketin doğru olmadığım’ söyledi. Hoca Abdülhalim, ‘milli kuvvetleri ve bazı kişileri istemediklerini’ söylediler.

Hocanın yanında konuşmaları dinleyen halk da hocanın görüşüne istekle katıldıklarını belirttiler. Kaymakam Çumra ve Karacaviran’daki kuvvetlerin, milli kuvvetler olmadığını, nizamiye birlikleri olduğunu ve bu birliklerden halka zarar gelmeyeceğini söyledi.

Her türlü çareye başvurularak kandırılmış olan halk ve özellikle başındaki elebaşılar vilâyete telgraf çekilmesi ve yakınlarına kadar gelmiş olan milli kuvvetlerin dağıtılmasını ve geriye alınmasını, aksi takdirde onlara ve hükümete karşı harekete geçeceklerini bildirdiler.

Vilayete telgraf çekildi. Alınan cevapta toplanan halkın köylerine dağıtılması ve herkesin işi, gücü ile uğraşması bildirilmişti.

Bu cevaba kızan asiler, “bu telgraf validen değil. Beyşehir’den yazılıyor. Padişahın emri gidip bunları vurmaktır” diye bağırarak 20 Ekim 1919’da yeniden Bozkır’a girdiler.

Böylece ayaklananların sayısı artmış oluyordu. Bu esnada kuvvetinin büyük bölümü Seydişehir’e gelmiş olan tenkil kuvvetleri komutanı Yarbay Arif, bütün kuvvetleriyle başkaldıranların sağ kanatlarını çevirici bir manevra yaparak Akkise sırtlandaki asilere saldırdı.

Bu savaş sonrasında Yarbay Arif birliklerinden bir er yaralandı ve üç er kayboldu. Sonradan bu erlerin tutsak edildiği öğrenildi.

Ancak asiler bu Mehmetçikleri, insanlıkla bağdaşmayan Dir vahşetle acıklı bir şekilde parçaladılar. Asiler 30 kadar ölü ve bir o kadar da yaralı vermişti. Buradan çekilen ve akşamın karanlığından yararlanan asilerin bir bölümü köylerine dağıldılar.

Geri kalan bölümü ise, Balıklıavı Köyü’nün kuzey ve güney sırtlarındaki ormanlık kayalıklarına sığınmıştı. Yarbay Arif birlikleri ertesi gün bunlara karşı saldırıya geçti.

Kaçmamaları için süvarileri asilerin gerisine saldırttı. Asiler böyle bir saldırıyı sezdikleri için, dağınık oiarak bulundukları yerlerden kaçtılar.

Geri kalan bölümü de Ahırlı ve güneyindeki dağlara kaçtılar. Bu şekilde asilerin tepelenmesi bitmiş değildi. Yer yer kaynaşmalar devam ediyordu. Bunun üzerine Yarbay Arif, 27 Ekim 1919 sabahı birliklerini kesin sonuç almak için, Ahırlı doğrultusunda harekete geçirdi.

Aldığı yeni haberlerde bir bölüm asinin Konya’nın Alibeyoğlu höyüğü ve Akviran’ın Orhaniye, Hatun-saray köyleri ile birleşerek Delibaş adındaki bir elebaşının komutasında Çumra’ya yürüyeceklerini öğrendi. Böyle bir durumda birliklerinin Konya ve gerisi ile bağlantısı kesilmiş oluyordu.

Bu nedenle Çumra’ya yetişmeye ve yürüyüş yönünü kuzeye çevirmek zorunda kaldı. Bu kararın uygulanmasını sağlamak için topçu ve piyade kuvvetini durdurdu ve dinlenmeye geçirdi.

Süvari kuvvetleriyle Ahırliya gidildi. Orada başkaldıranlardan elebaşı Güzel Çavuş’un evini yaktırarak halka örnek vermek istedi.

Bölge içinde dağınık bir halde bulunan keşif kolları, emniyet birlikleri gibi küçük birlikleri toplattırarak, Binbaşı Abdi komutasında birleştidi.

Bu kuvvetler Yarbay Arif’i geri emniyetini ve Seydişehir’in bu yönden korunmasını da sağlayacaktı Süvari kuvvetleriyle, dinlenme de bırakılan topçu ve piyadenin yanına varılarak, bu bölgede ikinci bir karışıklık ve ara bozuculuk yuvası haline gelmiş olan Avdan’a doğru harekete geçildi. Sıkı bir yürüyüşle aynı akşam güneş batarken, Avdan’a girildi (27 Ekim 1919).

Bu köyde ayaklanmanın düzenleyicilerinden Zeynelabidin’in akrabalarından Hacı Osman yakalanmışsa da, üzerinden çıkan bir rapor okunurken, nöbetçinin saflığından ve karanlığın olmasından yararlanarak kaçtı.

Arkasından ateş edildi ama, vurulmadı. Mektup imzasızdı ve asilerin Çumra ve Konya üzerine hareket edeceklerini bildiriyordu. Bu mektuptan anlaşıldığına göre asilere Talât adında birisi komuta ediyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir