İkinci Düzce Ayaklanması

İkinci Düzce Ayaklanması (13-Nisan-31 Mayıs 1920).Böylece Düzce ve Bolu bölgelerinde sinmiş görünen âsîler, yeniden toparlanmaya başlamışlardı. Çolak İbrahim ve Çerkez Ethem kuvvetleri Yozgat’a gidince bölgede kalan Kurmay Binbaşı Nazım emrinde 4. Tümen kurulmaya başlamıştı.

Fakat bu tümenin ilk kurulan, dört taburundan üçü, Uşak ve Bursa doğrultusunda başlayan Yunan saldırısı nedeniyle cepheye gönderilmişti.

Yunanlılar Bursa’yı işgal edince Düzce ve Hendek’teki pusuda bekleyen asiler hemen ayaklanmaya başladılar.

17/18 Temmuz 1920’de düzenlenmiş, tümen komutanı Kurmay Binbaşı Nazım tarafından Genelkurmay Başkanlığına özetle şöyle bir telgraf çekmişti: “Eskiden Düzce ve Bolu’da milli hareket aleyhindeki ayaklanmaya katılmış ve silah kullanmış olup, sonra Yozgat ayaklanmasını bastırmak için Ethem ve Çolak İbrahim Bey birliklerine Kuva-yı Milliyeci olarak katılan ve bu defa geriye dönen Abazalar, Yozgat havalisinden aldıkları yağma eşyalarla Düzce’ye gelmiştir.

İzleme birlikleri bunlarla birkaç yerde çarpıştılar ve kayıplar verdirildi. Efteni ve Nüfren (Nüflen- Nuhveren) taraflarında da 400 kadar Abaza ile izleme birlikleri arasında çarpışma başladı. Çolak İbrahim birliklerinin bu yöreye şevki uygun olur.”

Genelkurmay buna verdiği cevapta: “Binbaşı Çolak İbrahim Yozgat’tadır. 29 Temmuzdan önce Bolu bölgesine yetişemeyeceğini, düzenlenen tümenden elde edilecek kuvvetlerle hemen Müflen ve Efteni çevresini uslandırmak” gerektiği bildiriliyordu.

Önce Çerkez Ethem kuvvetlerine katılıp Yozgat ayaklanmasına katılan, sonra da bir fırsatını bularak kaçan asilerin yakalanması için, Düzce kaymakamlığına telgraflar çekildi.

Düzce jandarma komutanı Teğmen Fikri yönetiminde 9 kişilik bir kuvvet, bunları yakalamak için yola çıkarıldı. Ancak kaçan asiler kısa sürede 100 kişiyi aşan bir kuvvet olmuştu.

Jandarma Bölük Komutanı Kasım emrindeki küçük birlikler bir şey yapamayacağını anladığı için kuşatmayı yarmış,iki makineli tüfeği ormana gömmüşlerdi. Bu sırada asilerin sayısı 1000’i aşmıştı. Âsîlerin arasında Karasu Rumları da bulunuyordu.

Ayaklanan Abazalar

22/23 Temmuz 1920’de yeni düzenlenmiş tümen komutanı Binbaşı Nazım, Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği telgrafta

“Düzce batısında, Müflen yönünde son durum şöyledir: Bir top, iki makineli tüfek, 100 atlı ve 200 piyadelik bir kuvvetimiz, birliklerimizin ilk bulunduğu İbrahim Ağa sırtlarını bugün olaysız işgal etmişlerdir.

Ayaklanan Abazaların düşünceleri Hendek’i almak, İzmit ile bağlantı sağlayıp Yunanlılarla birleşmek ve güya kendi hayat ve geleceklerini bu suretle bizden kurtarıp garantiye almaktır.

Abazalar yaptıkları kötülükleri bildikleri için, verdiğimiz sözün doğruluğuna inanmıyorlar. Bunlara asla güvenemiyorlar. Kocaeli’den doğuya doğru bir Yunan saldırısı başlarsa, şimdiden Rumlarla işbirliği yapmaktan utanmayan bu adamların, ordumuza, zalimce vuracakları bir gerçektir.

Şimdi olayların sonuçlarını gözlemektedirler. Vatanlarını, yakınlarını bir an bile feda etmekten çekinmeyen bu insanlara güvenmenin yararı yoktur.

İlk fırsatta harekete geçecek bu kaypak halka acımak doğru değildir. Çünkü onlar acımak nedir bilmiyorlar ki.”

Bu olaylar olurken 24 Temmuz 1920’de Adapazarı Kaymakamı Fuad Carım, Abazaların hatalarını anlayıp, sebep oldukları zararları ödemeleri, bundan sonra iş ve güçleri ile meşgul olmaları ve devletin isteklerini de yerine getirmeleri kaydı ile, kendileriyle anlaşmış olduklarını bir telgrafla yeni düzenlenmiş tümen komutanı Binbaşı Nazım’a bildirdi. Telgrafın altında milletvekili Abidin, Adapazarlı Cemal nuri’nin, Düzceli Hakkı Bey’in imzaları vardı.

Tümen Komutanı Nazım, bu bilgiyi Ali Fuad Paşa’ya verirken, içinde bulunduğu ve bölge halkını iyi bilen bir kimse olarak Abazaların bu sözlerine inanmanın güç olduğunu eklemekten çekinmedi.

Meclis’e Telgraf

Gerçekten de Binbaşı Nazım’ın bu görüşü bir süre sonra doğru çıktı. Anlaşma yapıldıktan kısa bir süre sonra, 8 Ağustos 1920 sabahı 300 kadar Abaza, aynı birinci ayaklanmada olduğu gibi, Düzce’yi sardılar ve ateş etmeye başladılar.

Kısa süren bir çarpışmadan sonra, savunması zayıf olan Düzce’ye Abazalardan oluşan kuvvetler girdi. Birinci ayaklanmada olduğu gibi, bu kez de Jandarma Komutanı Yüzbaşı Rasim’i, Kaymakam Vekili Abdülkerim Bey’i, Bolu’dan yeni gelmiş Bolu Jandarma Tabur Komutanı Binbaşı Şevket Turgut’u, Düzce’deki Mevki Komutanlığı’na ait askeri birliğe mensup veya geçici olarak Düzce’de bulunan ne kadar subay ve er varsa hepsini tutukladılar.

Kadı Kemalettin’i kaymakam vekili yaptılar. 11 Ağusto$ 1920’de kaymakam Kadı Kema-lettin olmak üzere, Düzce ileri gelenlerinden dâvâ vekili Akif, Hacı Hamdi ve Mustafa imzalarıyla Büyük Millet Meclisi’ne çektikleri telgrafta özet olarak şöyle diyorlardı; “Kuva-yı Milliye tarafından bu bölgede’ mevcut Çerkez ve Abazaların yok edilecekleri hakkındaki kanıları kesindir.

Bu arada, eski ilçe kaymakamı Abidin, bütün Çerkez ve Abazaları öldüreceğiz, kadın ve kızlarını cariye olarak kullanacağız, diye açıkça beyanlarda bulunmuştur.

Bunun için bundan önce yapılan işlerden dolayı hiç kimsenin sorumlu tutulmayacağı hakkında Büyük Millet Meclisi’nce bir karar alınacak olursa, ayaklanmanın önüne geçilebilir.”

Asiler tarafından Düzce’de tutuklanmış olan Düzce Jandarma Komutanı Yüzbaşı Rasim, Mevki Komutanı Abdurrahman, Bolu Jandarma Komutanı Şevket Turgut, Düzce Kaymakam Vekili Abdülkerim, Makineli Tüfek’ Subayı Mehmet Cemalettin, Jandarma Takım Komutanı Ahmet Hamdi, Birinci Dünya Savaşı’ndaki tutsaklığından dönmüş Üsteğmen Kadri, Üsteğmen Cemil, Üsteğmen Refik, tüfekçi ustası İbrahim, 59. Alay II. Tabur iaşe memuru Ali Rıza, Piyade Birlik Komutanı Mazhar, kâtip Şükrü ve Mehmet Cemil imzalarıyla Büyük Millet Meclisi’ne âsîlerin telgrafını destekler mahiyette ikinci bir telgraf çekilmişti

. Ancak bu telgrafların isteyerek mi, yoksa zorla mı imza ettirildiği öğrenilemedi. Ancak bir tehdit olduğu kuvvetliydi.

Düzce’deki ayaklanmanın Bolu’ya bulasmaması için, yeniden düzenlenmiş tümen komutanı, 8 Ağustos 1920’de elinde kalan piyade taburunu Bolu Dağı’na gönderdi.

Bu tabur geceleyin hiçbir emniyet önlemi almadan uyurken gece asilerin saldırısına uğradı ve bütün tabur tutsak oldu. Subaylardan kaçanlar kurtuldu, kaçamayanların hepsi öldürüldü.

Bundan sonra asiler Bolu üzerine yürüdüler. Binbaşı Nazım elindeki son emniyet kuvvetlerini de bunların üzerine gönderdi ise de asiler, bu zayıf kuvveti bozarak iki top, dört makineli tüfeği ele geçirdiler. Bolu’ya yaklaşan asiler, hemen şehre girmediler, Gerede’ye çekildiler. Oradan Mudurnu’ya geçtiler.

Binbaşı Çolak İbrahim kuvvetlerine Akdağmadeni’nden Ankara’ya, oradan da isyan bölgesine hareket etmesi istendi.

Genelkurmay Başkanı, Yozgat isyan bölgesinde bulunan Albay Refet’e (Bele), 58. Alay’ın Birinci Tabur’unun bir makineli tüfek bölüğü ile güçlendirilerek Çerkeş-Gerede yolu ile Bolu’ya gönderilmesini bildirdi.

Bu önlemler alınırken Gerede’de oulunan 32. Alay Komutanı ve Gerede Mevkii Komutanı Binbaşı Talât, yanında 21 er olduğu halde Kızılcahamam’a geldi.

Bolu’dan Gerede’ye ve oradan Mudurnu’ya gelmeye çalışan Kurmay Binbaşı Nazım, güçlükle 11 Ağustos günü Mudurnu’ya vardı. Alınan önlemleri izleyen âsîler, yok olacaklarını anladıkları için, hareketlerini daha ileriye götürmediler.

Bolu Jandarma Komutanlığı’na atanan ve aslen Abaza olan Binbaşı Rüştü, Ankara’ya çektiği bir telgrafta; “Düzce içinde bulunan Abaza ileri gelenleri, Nüfren (Müflen),Bıçkı ileri gelenleriyle yapılan görüşmeler, iyi bir sonuca ulaştı. Bundan böyle hükümetin emirlerine uyacaklarına dair söz Verdiler.

Ben de buna inanıyorum.” Bu telgrafın altında 40 kadar elebaşının imzası bulunuyordu.19 Temmuz 1920’de başlayan ve 23 Eylül 1920 günü sonuçlanan ayaklanma 66 gün sürmüştü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir