İskandinavya

İskandinavya Bölgesi,Yüzölçümü 770.600 km2 İskandinavya, Kuzey Avrupa’daki ülkelerin oluşturduğu bir coğrafyadır. Danimarka, İsveç ve Norveç İskandinav ülkeleridir. Bu ülkeler ile beraber, Finlandiya, İzlanda, Faroe Adaları, Grönland ve Aland Kuzey ülkelerini oluştururlar.

Bu ülkelerin dilleri Fince dışında biribirine benzemektedir. Bu dillere İskandinav dilleri denir. Danimarka’nın Danca, Norveç’in Norveççe, İsveç’in İsveççe, İzlanda’nın İzlandaca dillerini kullanmaktadırlar.

Norveç, Avrupa’nın en zengin ülkelerinden biridir. Petrol ihracatçı ülkesi olması, balıkçılık faaliyetleri ve İngiltere ile ilgili tutumları yüzünden, Avrupa Birliği’ne katılmamıştır.

İskandinavya’nın Coğrafi Özellikleri

İskandinavya Yarımadasının kıyıları girintili çıkıntılı olup, fiyortlarla doludur. Yarımadada, 2500 m’yi geçmeyen dağlar bulunur. Yarımadanın büyük kesimi düzlüklerle kaplıdır. Ayrıca bölgenin büyük kesiminde pekçok göl vardır.

En önemli göllerinin arasında Vanera, Valtern, Malaren, Hjalmaren, Silijan ve Starsgölü sayılabilir. Adayı ağ gibi ören bir çok ırmak bulunur. İskandinavya’nın en önemli akarsularından Torne Lule, Pite Skellefte, Ume Angerman, Dal ve Klor ırmakları Baltık Denizine, Glomma Irmağı ise Kuzey Denizine dökülür.

İskandinavya İklimi

İskandinavya’nın güney kısımlarında kışları uzun ve sert, yazları ise serin geçen bir iklim görülür. Kuzey kesiminde ise soğuk bir kutup iklimi hâkimdir. Batı kesimlerdeki bol yağışlar, doğuya ve güneye doğru gidildikçe azalır.

Tarım imkânları; verimli toprakların azlığı ve elverişsiz iklim şartları yüzünden sınırlıdır. Buna karşılık İskandinav ülkelerinde hayvancılık, ormancılık ve balıkçılık çok gelişmiştir. Dört İskandinav ülkesinin iktisadî zenginliği, batı milletleri arasında ön planda yer alır.

İskandinavya Tarihi

Uzun süre savaşçı küçük topluluklar halinde yaşayan İskandinav halkları, Ortaçağın başında siyasi bakımdan üç krallık halinde teşkilâtlandılar: VII. yy. başında İsveç; VIII. yy. sonunda Danimarka; IX. yy. sonunda Norveç.

Ama nüfus artışı ve ekilebilir toprakların azlığı, bu krallıkların hükümdarlarını denizaşırı seferlere sürükledi (Viking seferleri): IX. yy.da Orkney ve Shetland adaları ile İzlanda’nın, XI. yy.da Grönland’ın sömürgeleştirilmesi; Frank imparatorluğu kıyılarının yağmalanması; Normandiya dükalığının kurulması; İngiltere’nin fethi v.b. isveçliler (Varegler), Baltık’ın doğusundan Bizans’a doğru ticari yollar açtılar ve sonradan Rus imparatorluğunu meydana getiren (X. yy.) devletlere siyasi üsler sağladılarDanimarka’da 830’dan itibaren yayılmaya başlayan Hıristiyanlık, pagan inanç ve gelenekleri çok zor yenebildi; ancak XI. yy.da, hükümdarların desteğiyle (Norveç’te Aziz Olef II Haraldsson; Danimarka’da Aziz Knut II, İsveç’te Aziz Erik) yerleşebildi.

Lund (1103 veya 1104) ve Upssala (1164) başpiskoposluklarının kurulmasından sonra krallar, kilisenin desteğini gördüler ve din adına savaştılar. İsveç kralı Aziz Erik’in pagan finlandiyalılara karşı açtığı sefer (1157), Finlandiya’nın fethiyle (1323’te tamamlandı) sonuçlandı.

Kalmar birliği (1397), Danimarka krallarının aşırılıkları üzerine üç krallığın siyasi bakımdan Danimarka önderliğinde birleşmesini gerçekleştirdi. Ama Gustaf I Vasa (1520) ayaklandı ve İsveç kralı ilân edildi (1523).

Luther reformu, İsveç’te (Vasteras’lı Riksdag 1527) ve Danimarka’da (rahip sınıfının mallarının cismanileştirilmesi, 1536) devlet dini oldu. Norveç, Danimarka’ya bağlı kalırken, İsveç, İktisadi ve askeri bakımdan teşkilâtlandı.

Baltık’a hâkim olmak amacıyla güttüğü üstünlük siyaseti yüzünden komşularıyla çatıştı. Otuzyıl savaşlarına Danimarka’dan sonra katıldı ve Avrupa’nın büyük devletlerinden biri haline geldi.

Ama İsveç kralı Karl XII’nin sürüvenci teşebbüsleri (1691-1718) sonunda, Baltık eyaletleri elden çıktı (Nystad 1721); Tilsit antlaşmasından sonra Finlandiya da İsveç’ten ayrıldı (1807) ve çar imparatorluğuna bağlı muhtar bir büyük düklük oldu.

Danimarka da, Napolyon taraftarı siyaseti yüzünden Norveç’i kaybetti. Norveç, özel bir bağla İsveç krallığına bağlanan bir krallık meydana getirdi (Kiel antlaşması 1814). Bu sırada üniversitelerde İskandinav birliği taraftarı iskandinavcı bir hareket gelişti. İskandinav ülkeleri halkları da ortaklıklarının bilincine kesinlikle varmışlardı.

1829’da yeniden ortaya çıkan (Lund üniversite bayramı) bu harekete Oskar I de katılır gibi oldu. Danimarkalı öğrencilerin Kopenhag’da isveçli öğrencileri ağırlamaları, germen tehlikesine karşı ülkelerini ortaklaşa savunmaya yemin etmeleri ve kralın Prusya’ya karşı Danimarka’yı desteklemeğe karar vermesiyle bu düşünce daha da değerlendi.

Ama Charles XII’nin Kopenhag’ı ziyareti sırasında (1863) Prusya’ya karşı askerî yardım yapma vaadini İsveç hükümeti tutmayınca, «İskandinav birliği» düşüncesi geçici olarak suya düştü.

İsveç ve Norveç’in ayrılması (1905) meseleyi daha da güçleştirdi. 1914 Savaşı yaklaşırken bu tasarı, üç devletin meydana getireceği tarafsız bir ortaklık şeklinde yeniden ele alındı ve gerçekleştirildi.

Çatışmanın sonunda o zamana kadar Rusya’ya bağlı olan Finlandiya’nın bağımsızlığını kazanması, İskandinav dünyasını dil ve ırk ayrılıklarına rağmen (Finler, fin-ugur topluluğundandır) kuzeydoğuya doğru genişletti Sürekli olarak sağlamlaşan demokrasiler çevresinde hayat seviyesi ile İktisadî üretimini kalkındırmağa girişen bu İskandinavya, ikinci Dünya savaşı ile allak bullak oldu.

Finlandiya’ya, S.S.C.B. (30 kasım 1930), Danimarka ve Norveç’e ise Almanya (9 nisan 1940) hücum etti. Çatışma ertesinde milletlerarası durum İskandinav devletleri arasında bazı ayrılıklara yolaçtı: İsveç doğu ile batı arasındaki geleneksel ve kârlı tarafsızlığını korumak istiyordu.

Buna karşılık Norveç ve Danimarka, Atlantik paktına katıldılar (bunun üstüne üç devlet 1949 ocağında askeri ittifak görüşmelerine son verdi); Finlandiya ise Paris antlaşması ile (şubat 1947) Rusya’ya sıkıca bağlandı.

Aslında siyasi, hattâ İktisadi ayrılıklar, bu ülkelerin birçok noktada ortak, hiç değilse paralel bir siyaset uygulamalarını engellemez; İskandinav devletlerinin (İzlanda dahil) NATO’ya katılmaları; Marshall planının kabul edilmesi (1947); Avrupa İktisadi konseyine (Finlandiya hariç) katılma; 1949’da İsveç’in Avrupa konseyine (Finlandiya girmedi) girmesi.

Fin ekonomisinin gerekleri ve milletlerarası gerginliğin azalması, Finlandiya’nın, S.S.C.B.’nin rızasıyla üç komşusuna yaklaşmasını sağladı; böylece bu üç ülkenin 1959 kasımından beri üyesi oldukları küçük serbest mübadele bölgesine Finlandiya da katıldı, iç alanda ikinci Dünya savaşı, burjuva partilerinin sosyal demokratlar karşısında zayıflamasına yolaçtı; sosyal demokratlar 1945’ten itibaren her ülke parlamentosunda milletvekilliklerinin yüzde 40’ından fazlasını (Finlandiya hariç [yüzde 25]) kazandılar.

Bu başarının sebebi sosyal demokrat partilerin üretim araçlarının sosyalleştirilmesi ilkesinden vaz geçmeleridir.

Başarının bir başka sebebi de, hemen hepsinde rejim ve sosyal ilerleme tutkunu seçmenleri korkutan (Finlandiya hariç) komünist adayların uğradığı genel yenilgidir.

Parlamentoda büyük çoğunluğa dayanan istikrarlı hükümetler (parlamentonun bileşiminin koalisyon hükümetleri gerektirdiği Finlandiya hariç), ülkelerinde teknik, tarım (Danimarka) ve sanayinin (İsveç) modernleşmesine, malzeme zenginliklerinin eşitçe dağıtılmasına (konutların düzeltilmesi v.b.) ve entellektüel eşitliğe (öğretimin geliştirilmesi) dayanan bir medeniyet kurdular.

Kuzey ülkelerinin siyasi ve sosyal iç siyasetleri ile milletlerarası siyasetlerinin paralel olarak gelişmesi ve her birinin tek başına katlanamayacağı yükümleri ortaklaşa yüklenmeleri gereği, 1952’de bu hükümetlerin bir kuzey konseyi kurmalarına yolaçtı. Kuzey konseyi beş devlet parlamentolarının her yıl seçtikleri delegelerden meydana gelir.

Her yıl sırayla İskandinav başkentlerinin birinde toplanan konsey, 1953’ten beri çalışmaktadır (Finlandiya konseye 1956’da girdi). Kuzey konseyi uzmanlaşmış komiteler yardımıyla birçok sözleşme hazırlamıştır. Bu sözleşmelerin hedefi, yasamayı birleştirmek, ortak bir emek pazarı kurmak, İktisadi değişimleri kolaylaştırmak v.b.’dir.

1962 Kasımında Helsinki’de Kuzey konseyi üyesi beş ülke (Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç, İsveç) arasında kültürel, adlî ve sosyal bir işbirliği antlaşması imzalanmıştır.

Bu işbirliği gerek özel şirketler (İskandinav havayolları) gerekse devletler seviyesinde (İskandinavya’ya gelen turistlere gümrük formalitelerinde kolaylık tanınması turizm alanında bir birlik sayılır) gerçekleşmiştir. Böylece milli bağımsızlara saygı gösterilirken yavaş yavaş İktisadî, siyasî ve sosyal bütünlük yaratılmaktadır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir