Islahat Hareketleri Nedir,Sonuçları Nelerdir

Islahat Hareketleri Nedir Sonuçları Nelerdir Selim III, Avusturya ile Ziştovi (1791), Rusya ile de Yaş (1792) antlaşmalarını imzalayarak uzun süredir sürüp giden savaşlara son verdi.

Daha sonra da devletin hemen hemen bütün kurumlarında ıslahat hareketlerine girişildi. Bununla birlikte Islahat devrinde fransız orduları Napolyon’un kumandasında Mısır’a asker çıkardı (1798). Osmanlı ordusu Akkâ’da Napolyon’u durdurdu.

Islahat Hareketlerinin Nedenleri

Bu devrin en ilgi çekici olayı, gelişen Fransa tehlikesine karşı Rusya ve İngiltere’nin Osmanlılarla yaptığı antlaşmalardır.

Bu antlaşmalar sonucu Fransa Mısır’da daha fazla tutunamayarak geri çekilmek zorunda kaldı (1801). Ancak bir süre sonra Ruslarla ingilizlerin anlaşmaları Selim III’ün yeniden Fransa ile anlaşmasına yolaçtı (1804).

Napolyo’nun rus ve avusturya birliklerini yenmesi (1805) üzerine, Selim III Fransa’ya daha da çok yaklaştı. Gerek İngiliz ve gerekse rus siyasî ve diplomatik oyunları Selim III’ü kararından döndürmedi.

Islahat devrinin siyasî olayları bu şekilde gelişirken, osmanlı devleti kuramlarında da ıslahat hareketleri yer yer gerçekleşti. Mustafa III, zamanında başlanılan ıslahatı yürütmesini oğluna vasiyet etmişti. Abdülhamid II’in ölümünden sonra tahta geçen Selim III devrine genel olarak Nizamıcedit adı verilen ıslahatına girişti.

Islahat Hareketleri Sonucu Yapılan Yenilikler

Bu ıslahat teşebbüsü devletin bütün kurumlarında olacaktı. Yeniçeriler kaldırılacak, avrupa düşüncesinden yoksun ulemanın nüfuzu kırılacak, Avrupa’da uygulanan ilim, sanat, ziraat, ticaret ve medeniyet, osmanlı kurumları içinde de geçerli olarak uygulanacaktı. Bunun için de ilk iş olarak devlet adamlarının ıslahat hakkındaki düşüncelerinin lâyihalarla belirtilmesi istendi (1792).

Padişahın emri üzerine 22 devlet adamı lâyihayı sundular. Bunlardan yirmisi türk, ikisi de osmanlı hizmetinde bulunan avrupalı hıristiyandı. Avusturya ile savaşın henüz bitmesi lâyihalarda da ileri sürülüyordu. Zira lâyihaların ağırlık merkezini askerî alanda yapılması gereken ıslahat meydana getiriyordu.

Nitekim 72 madde olarak tespit edilen ıslahat programa bağlandı. önce lâyihaların ağırlık merkezini teşkil eden askerî alandaki ıslahatın gerçekleştirilmesine girişildi. Bu konuda Selim III’e üç lâyiha verilmişti. Bunlardan ikisi muhafazakârlara, diğeri de devrimcilere aitti.

Islahat Hareketleri Sonucu Ortaya Çıkan Kurumlar

Bunların görüşü şu esaslar içinde toplandı :

1.Mevcut asker ocaklarının düzenlenmesi

2.Avrupa usulünde yeni bir ordu kurulması

3.Savaş teknik kuramlarının düzenlenmesi.

XVIII. yy.ın son yarısındaki askerî ocakları hemen kaldırmak imkânsızdı. Bu yüzden Selim III, bir yandan avrupa usulünde bir ordu hazırlarken, öte yandan da mevcut asker ocaklarını düzenlemeyi yararlı buldu. Yeniçeri ocağına haftada birkaç gün eğitim ve öğretim zorunluluğu kondu.

Humbaracı, Lağımcı, Arabacı ve Topçu ocakları için yeni yönetmelikler hazırlandı. Buna göre adı geçen ocaklar, ordunun teknik sınıflarını meydana getirecekti. Ocakları iltimasla er alınmayacak, erler evlenmeyecek ve başka işlerle uğraşmayacaklardı. Ayrıca geometri ve matematik dersleri. ile sanat bilgisi ve savaş tekniği dersleri de okuyacaklardı.

Avusturya ve Rusya ile barış imzalandıktan sonra Koca Yusuf Paşanın Avrupa’dan getirdiği subaylar, Levent çiftliğinde az sayıda erlere askerlik öğretmeye başladılar. Böylece talimli askerin çekirdeği kurulmuş oluyordu. Bazı şüpheleri ortadan kaldırmak amacıyla yeni kurulan bu talimli ocak Bostancı ocağına bağlandı ve bostancı lüfenkçi adını aldı. Bundan sonra ocağın nizamnamesi yapıldı. Kadrosu kuruldu. Nizamıcedit adı verilen bu asker ocağı, 12 000 kişiden meydana gelecekti.

Bunun 1 600’ü İstanbul’da, geri kalanı da Rumeli ve Anadolu’da yetiştirilecekti. Yeni ocağa Selim III büyük bir şekilde yardımcı oldu. Sadrazam ve diğer devlet adamlarını da elinden geldiği kadar bu ocakla ilgilenmeye yöneltti.

Nizamıcedit ordusunun yetiştirilmesine paralel olarak tophane, tersane ve mühendishanenin de düzenlenmesine girişildi. Yeni bir kanunname yapılarak buralarda disiplin sağlandı. İsveç, İngiltere ve Fransa’dan dökümcüler, mahir ustalar getirtildi.

Ocaklar ıslah edildi. Top dökümünde fransız toplarının çaplan kabul edildi. Tophane ile birlikte baruthane de düzene kondu. Devlet savaşlarda ihtiyacı olan barutu İngiltere ve Hollanda’dan satın alıyordu. Selim III baruthaneleri ıslah ettikten başka yenilerini açtırdı. Yeni âletler getirildi. Az zamanda iyi kaliteli barut elde edildi.

Selim III donanmayı da düzeltmek amacındaydı. Tersanelerin çoğu çalışmıyordu. Gemi yapımı çok düşmüştü. Gemilerin üzerinde savaş sırasında işe yaramayan birçok kulübe vardı.

Büyük gemi kaptanları deniz harp sanatının en küçük bilgilerinden dahi yoksundular. Deniz erleri, köylüler ve işe yaramayan kişilerden meydana gelmişti.

Selim III donanmayı düzene koyma işini küçük Hüseyin Paşaya verdi. Paşa denizcilik işlerini bir kanunnameye bağladı. Fransa ve İsveç’ten ustalar getirtildi. Yirmi yedi savaş gemisi ve yirmi yedi firkateynden kurulu bir donanma teşkil edildi.

Osmanlı imparatorluğunda eğitim ve öğretim merkezi medreseydi. XVIII. yy.da bu kurum da İlmî gerçekleri görecek bir durumda değildi. Selim III ve ekibi, askerlik alanındaki yenilikler için uyguladıkları metodu eğitim ve öğretim için de uyguladılar. Medreseyi kendi haline bırakarak teknik öğretime değer verdiler.

Bu alanda XVIII yy.ın ikinci yarısında Deniz okulu yanında Humbarahane (1792) ile Mühendishane-i Berrî-i Hümayun kuruldu (1794). Okulların kurulmasında yabancı uzmanlardan faydalanıldı. Mühendis, deniz mühendisi, ustabaşı ve ustalar getirtildi. Mühendishane-i Berrî-i Hümayun okulu için Fransızca zorunlu dil olarak kabul edildi. Aynı okul için dört yüz ciltlik özel bir kütüphane kuruldu. Okulun öğrenci sayısı 200 idi.

Padişah ordu ve donanmanın işine yarayacak önemli kitapların Türkçeye tercümesine ve bastırılmasına önem verdi. Bunun için çalışmaları durdurulmuş olan Müteferrika matbaası düzene kondu.

Konstantin ipsilanti tarafından Türkçeye tercüme edüen Fenni Harp, Fenni Lağım ve Fenni Muhasara adlı kitaplar bu matbaada bastırıldı.

Selim III zamanında Arapça, Farsça ve Fransızcadan Türkçeye kitaplar tercümesi ve yabancı dil öğrenen türklerin yabancı dilde kitaplar yazmaya başlaması türk dilinin bir bilim dili haline gelmesine yolaçtı.

Ordu ve donanmada yapılan ıslahat çok parayı gerektiriyordu. Bu para iradıcedit adlı ıslahat devrinin programı içinde sözü edilen özel bir hâzineden sağlandı. Hâzinenin nitelikleri ve çalışma şekli bir kanunname ile tespit edilmişti.

Selim III tahta çıktığı zaman, imparatorluğun mülkî yönetimi de anarşi içinde idi. Rüşvet, iltimas, hatır ve gönül vezir tayininde bir kural şeklini almıştı. Bu durumun ortadan kaldırılması için mülkî ıslahat yapılması karar altına alındı. Anadolu ve Rumeli yirmi sekiz ü’e bölündü, vezirleri seçme hakkı yalnız padişah ve sadrazama bırakıldı.

Islahat Hareketlerinin Özellikleri

Vezirlerin görevlerinde en az üç ve en çok beş yıl kalmaları uygun görüldü, ilçelerde âyanın eskiden olduğu gibi halk tarafından seçilmesi ve valilerin işlerine karışması ilke olarak benimsendi. Kadılar, mazeretleri olmadıkça memuriyet yerlerini bırakmayacak ve oradan ayrılmayacaklardı. Tımar ve zeametler de yeni kanunnamelere göre dağıtılacaktı.

İktisadî ve ticarî alanda yapılan ve yapılması istenen ıslahat, imparatorluğun ihtiyaçları yanında silik kaldı. Fakat köklü bir ıslahat teşebbüsü İstanbul’un İktisadî hayatını düzene koydu. Zahire toplamak ve dağıtmak işi tüccarın elinden alınarak devlete verildi. Bu iş ile uğraşması için

Hububat nazırlığı kuruldu. Bu nazırlık içinde ayrıca bir hububat hâzinesi meydana getirildi. Ticaret alanında yapılan ıslahat disiplini korumaya ilişkin bölümlerde yapıldı. Avrupalı tüccarların imparatorluğun iç ticaret alanında iş yapmalarının önüne geçildi. Büyük devlet adamlarının birer gemi satın alarak işletmeleri de karar altına alındı. Bu tedbir köklü olarak gerçekleşmediyse de, padişah ekonomi ve ticaret konusunda devletin ihtiyaçlarını kavramıştı.

Selim III zamanına kadar avrupa Hıristiyan devletlerini aşağı görme düşüncesi osmanlı devlet adamlarına hâkimdi. Bu devletlerle eşit şartlar altında siyasî antlaşmalar yapmak din yönünden sakıncalı sayılırdı. Selim III ve ekibi olaylara gerekçi bir açıdan bakarak Osmanlı devletinin kendi kendine yeterli olamayacağını anladılar.

Şeriat düzenine uymamasına rağmen, hıristiyan devletlerle karşılıklı esaslara dayanan antlaşmalar yapmaya başladılar. Islahat devrinden sonra Osmanlılarda ölçülü bir siyaset başlaması, bir bakıma bu görüşün bir sonucudur.

Selim III devrinde alınan avrupaî bir usul de daimî elçiliklerin kurulması olmuştur. Avrupalılar yüzyıllardan beri Osmanlı imparatorluğunda daimî elçilikler kurduğu halde, Osmanlı devleti, türlü sebeplerden ötürü Avrupa’da elçi bulundurmaktan çekinmişti. Selim III, avrupa usullerini ülkeye getirmeye karar verdi.

Avrupa’yı tanımak, onların düşüncelerini öğrenmek en büyük emeli oldu. Daimî elçilikle, bu düşüncenin sonucu olarak bulundu. Viyana, Berlin, Paris ve Londra’da ilk daimî elçilikler açıldı. Buralara gönderilen elçilerin en az üç yıl aynı görevde kalmaları öngörüldü. Bu durum Avrupa’daki yeniliklerin Osmanlı imparatorluğuna kolayca girmesine sebep oldu. Garplılaşma hızlandı.

Selim III’ün bu ıslahatları gericiler tarafından benimsenmedi. Kabakçı Mustafa isyanı sonunda bu ıslahatçı padişah Arz dairesi önünde öldürüldü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir