İslamda Cinler Alemi

İslamda Cinler Alemi,İslamda Cinler Alemi İslâmda ins’in karşıtı olan bu kelime göze görünmeyen yaratıklar anlamına gelir. İslâm inanışına göre, insan ölçülerinin üzerinde bir zekâya ve çeşitli biçimler altında görünme gücüne sahiptir.

İslamda Cinlerin Yeri

Kur’an’da «gizlenmek. Örtmek» anlamında kullanıldığı gibi (En’âm suresi, 76. ayet). cânn kelimesi ile de kıvranan, kıvrılan, çevik ve hareketli yılan anlamında da (Nemi suresi, 10. ayet; Kassas suresi, 31. ayet) kullanıldı.

Kur’an’da cin veya cânn taifesinin, ateşin dumansız alevinden yaratıldığı ve insandan daha önce meydana geldiği de yazılıdır (Hicr suresi, 27. ayet; Rahman suresi, İ5. ayet). İslâm inancına göre Allah cinleri, Âdem’den bin yıl önce yaratmıştır: kâinata hâkim olma gücünü Adem’e ve oğullarına vermek üzere cinlerden alarak, onları uzak ve bilinmeyen bir çöle sürmüştür.

Kur’an tefsircileri cinlerin babasının cânn olduğunu söylerler. Tefsırcilere göre, insanların atası Adem olduğu gibi, cinlerin atası da İblis’tir.

Kur’an’da iblis’in cin taifesinden olduğu açık bir şekilde belirtilir (Kehf suresi, 51. ayet). Yine Kur’an’da, bazı cinler İle bazı insanların cehenneme atılmak için yaratıldıkları, bunların akılları olduğu halde doğru yolda yürümedikleri ve hayvanlardan bile sapık oldukları da belirtilir. (A’râf suresi, 178. ayet). Böylece cinlerin de insanlar gibi yaptıklarından sorumlu tutuldukları ve içlerinde inananlar ile inanmayanlar bulunduğu İslâmlıkta kabul edilmiştir.

Nitekim, Kur’an’daki «El-Cin» suresinde, bazı cinlerin Hz. Muhammed’i Kur’an okurken görüp işittikleri ve başka cinlerin yanına gidip onları doğru yola çağırdıkları anlatılır.

Yine Kuran’a göre, cinler gökyüzüne çıkıp «gayb âlemi»ni öğrenmek istedikleri zaman, melekler onları alevli göktaşları ile kovar ve yakarlar (Hicr suresi, 18. ayet: Nemi suresi, 7. ayet. Sâffât suresi, 10. ayet ve Cin suresi, 8. ve 9. ayetler).

Arapçada «delilik» ve «deli» anlamlarındaki cinne ve mecnûn kelimelerinin de cin kelimesi ile ilgisi vardır. Araplar, çıldıran bir insanın vücuduna cinlerin girdiğine inanırlardı.

Bu inanıma Incil’de de (özellikle Matta Incil’inde) rastlanır. Anadolu’da da çıldıran veya çılgınca öfkelenen kimseler için «cinlendi», «cinleri başına çıktı» veya «cinleri toplandı» denilir.

Cinlerin içinde iman sahibi olanlar bulunur, fakat cin taifesinin en azılı kısmı olan şeytanlar asla imana gelmezler ve daima kötülük edip insanları doğru yoldan saptırırlar.

Fakat Hz. Muhammed’in «benim şeytanım, benim elimde müslüman oldu» hadisine göre şeytanların da iman edebileceği kabul edilebilir.

Halk inanışına göre cinlerin bazıları erkek, bazıları da dişidir. Dişi cinlere peri adı verilir. Cinler ve periler ile evlenen insanlar bulunduğuna inanılır.

Bazı duaların okunması ile cinlerin çağırılabileceği ve onlar vasıtasıyla, yapılamayacak işlerin yapılabileceğine de inanılmaktadır.

İnsanların hizmetinde kullanılan cinlere huddam (hizmetçiler) adı verilir. Cin hizmetçiler kullanan büyücü ve üfürükçülere de huddamlı denir.

İslâmda, cinleri büyücülükte kullanmanın meşru olup olmadığı hakkında pek çok ve çeşitli hükümler vardır. Bu konuda kitaplar dâ yazılmıştır.

Bugün cinleri büyücülükte ve diğer tılsımlı hizmetlerde bulunmaya zorlama yollarını açıklayan kitaplar da Yardır.

Bazı İslâm bilginlerinin cinleri kullanma konusunda yazdığı eserlerde, bu konudaki eski yunan, harrani, keldani ve hindu kaynakları da anılır.

Mesleği büyücülük olan kimseler, cinler hakkında bütün yazılanları okudukları için ellerinde gizli bir tılsım veya büyü formülü kalmamıştır.

Halkın cin anlayışı, özellikle Binbir Gece Masalları, Balıkçı Çudar, Şamlı Ali ve Zahir gibi dinî konulu eserler ve çeşitli halk masallarıyla beslenmiştir. Bu masallarda İslâm anlayışıyla bazı halk İnanışları birleşmiş ve birtakım karma inançlar ortaya çıkmıştır.

Hz. Muhammed devrinde halk arasında cinlerin belirli bir şahsiyetleri olmayan belirsiz tanrılar halini almaya başladığı da görülür.

Nitekim Mekke Arapları cinler ile Allah arasında bir yakınlık (neseb) bulunduğuna inanırlar ve cinler için kurban kesip onlardan yardım dileğinde bulunurlardı. İslâm dininin kuvvet kazanmasından sonra, Cahiliye devrinden kalma olan bu âdetler ortadan kalktı.

İslâm mezheplerinde insanın cin haline getirilmesi konusu da yer alır. İnanışa göre, Allah’ın rahmetinden mahrum kalmayı gerektirecek ağır bir suç işleyen kimse, öldükten sonra «Berzah alemi» denilen yerde cin haline getirilir.

İkonografi

Cinler, asur-babil dininde iyilik veya kötülük yapan yarı insan, yarı hayvan yaratıklardır. Asur alçak kabartmalarında insan vücutlu, kuş başlı ve kanatlı veya boğa vücutlu ve insan başlı cinler görülür.

Cinler, Batının mitolojik kompozisyonlarında. meleklerin din konularında oynadıkları rolü oynarlar. Cinler ahlâk ve iyilikleri, hırsları, sanatları ve bilimleri temsil ederler.

Roma mitolojisinde Yunanlıların şeytanını (daimon) andıran cin (genius), ruhun veya hayati ilkenin bir görünümüdür.

Her erkek eylem emrini kendi cininden alır; kadının da «junon»u vardır. Pompeii’de aile ocağını koruyan tanrıların yanısıra yargıç elbiseleri içinde insan görünüşündeki cin, tanrıya kurban keserken gösterilir.

Tanrılarda bile kutsal varlıklardaki ahlâkî ve dinî unsuru temsil eden özel bir cin vardır, öteki cinler insan topluluklarının ve özellikle şehirlerin, mahallelerin, tümenlerin ve hattâ belirli yapıların ve yerlerin koruyucularıydılar. Roma halkının da bir cini vardı; imparatorluk devrinde imparatorun cinine özel olarak tapılırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir