İsrail

 

İsrail hakkında ansiklopedik bilgi,20 850 km2; 7.282.000 nüf. Başkenti, Kudüs  457.700 nüf) Başlıca şehirleri: Tel Aviv (322 800 nüf.); Hayfa (576 000 nüf); Ramat Gan (120 300 nüf).

İsrail’in Coğrafi Özellikleri

İsrail devleti britanya mandası altındaki eski Filistin’in batı kısmını içine alır, ingilizlerin ülkeyi terketmesinden ve israil ile Arap lejyonu arasındaki savaştan sonra (1947), 1949’da Birleşmiş Milletler Teşkilâtı Karma Mütareke komisyonu tarafından geçici bir sınır çizildi.

Bu sınır Şeria ırmağı ötesinden batıya doğru Ürdün lehine iyice içeri girer ve Kudüs’ü ikiye böler. Güneye doğru israil toprakları bir üçgen şeklinde Akabe körfezinde Eilat’a sokulur; güneybatıda mütareke çizgisi Gazze’yi Mısır’a bırakır.

İsrail İklimi ve Bitki Örtüsü

Kuzeydoğuda, Yizreel Esdraelon çöküntüsüyle Şeria hendeğine açılan ülke, güneydoğuda sarp fay bayırlarıyla Lut gölü kenarında yükselir. Batıda ise tersine kalkerli, taşlı ve kuru yaylalar basamaklar halinde Akdeniz’e doğru alçalır. Güneyde Necef çölü, volkanik engebeler ve kırıklarla sınırlanmış billûrlu kütleler taşıyan bir ovadır.

Necefte yağmurların azlığı (yılda 200 – 500 mm arasında), hiç bir mevsimde düzenli olmayışı ve Akdeniz yazlarının kuraklığı, tarımı sulama imkânlarına bağlı kılar. Tevrat’ın yazıldığı yıllarda birçok sulama kanalı ve kuyusu bulunan Filistin, Doğu’da dillere destan olmuştur. Birbirini takip eden istilâcılar ve göçebe bedeviler tarafından tahrip edilen bu sulama şebekeleri, Siyon hareketinin öncüleri tarafından onarıldı, yeni su yolları da yapıldı.

İklim

İsrail’de yazlar kurak ve sıcak geçer. Yağmur ancak Aralık, Ocak ve Şubat aylarında yağar. Yıllık ortalama yağış miktarı 1000 mm civarındadır. Yıllık sıcaklık ortalaması yazın 24-32 °C arasında, kışın ise 7 ila 16 °C arasındadır. Bu ortalama Necef Çölü’nde 38 °C’yi aşar.

İsrail Tarihi

İsrail’in bağımsızlığı (14 mayıs 1948) kaynağını, siyon’cuların XIX. yy. sonundan bu yana harcadıkları çabadan alır. Bu çabanın amacı 1880’den itibaren özellikle Almanya ve Rusya’da yahudi aleyhtarlığının gittikçe artışı karşısında, Diaspora (Filistin dışı) Yahudilerine yeniden bir vatan yaratmaktı.

M.S. 132-135 sıralarındaki dağılıştan sonra (İbranîler) birkaç yahudi topluluğunun kaldığı Filistin bu iş için biçilmiş kaftandı. Evrensel Yahudi birliği («Siyon aşıkları») yeniden bir yahudi köylü sınıfı yaratabilmek amacıyla burada tarım kolonileri kurdu (1870’ten 1896’ya kadar 17 tane) ve baron Edmond von Rotschild, Ekron (Mazkoret Batya) ile Rişon-el-Zion kolonilerinin kurulmasını destekledi.

Siyon’cu hareketin kurucusu Theodor Herzl, I. Siyon kongresinde (3 eylül 1897) elli yıl geçmeden yahudi devletinin kurulacağını bildirdi; yahudi Milli bankası ve Yahudi Millî fonu bu amaçla kuruldu, ilk öncüler Filistin’de «bulundukları ülkede yaşayamayan veya yaşamak istemeyen yahudiler» için yeni bir vatan kurmak istiyorlardı.

Bu yüzden başlangıçta yalnız Osmanlıların kabul ettiği Orta veya Doğu Avrupa Yahudileri iki milletlerarası karar sonunda Filistin’e daha kalabalık bir grupla geldiler; Hayim Vayzman’ın yönettiği müzakereler sonucunda alınan birinci kararda (Balfour bildirisi, 2 kasım 1917), Adanmış Topraklar üzerinde yahudi halkının milli bir devlet kurması kabul edildi; ikinci kararda Milletler cemiyeti bu amaçla Büyük Britanya’ya Filistin mandasını verdi.

O tarihten sonra Yahudi bürosu, Büyük Britanya nezdinde yahudi halkının çıkarlarım temsil etmeye başladı (1922). Naziliğin iktidarı ele geçirmesi, Almanya ve bazı batı avrupa ülkelerindeki yahudilerin Filistin’e gitmesini sağladı; ama Araplar bu göçe zaman zaman silâhla karşı koyduklarından Büyük Britanya, göçü durdurdu (mart 1940).

Nazilerin zulümleri (Avrupa’da yaşayan 9 500 000 yahudinin 6 000 000’dan çoğu Hitler’in emriyle yok edildi) Yahudileri, kuvvete bile başvurarak Filistin’e göç etme yönünde sınırsız hakkı istemeye zorladı.

1943’ten itibaren Haganah (Siyon teşkilâtına bağlı savunma gücü) ingilizlere karşı tehlikeli bir gerilla hareketine girişti, sonra bir gizli göç şebekesi düzenledi; bu şebeke, Exodus olayıyla (1947 yazı) dünyaca tanındı; tedhişçi teşkilâtların eylemi de (irgun Zwai leumi ve Stern grubu) meselesine siyasî bir çözüm yolu bulunmasını kaçınılmaz kılıyordu.

Yahudilerle Arapları uzlaştıramayan Büyük Britanya, Birleşmiş Milletler teşkilâtına başvurdu; teşkilât kutsal toprakların bir yahudi devleti ve bir arap devleti arasında bölüşülmesine karar verdi (kasım 1947).

Kudüs şehri ise, Birleşmiş milletlerin kontrolunda milletlerarası bir bölge olacaktı. Araplar bu tasarıyı reddedince hemen iç savaş patlak verdi.

Yahudilerin kurduğu 13 üyeli yürütme komitesinin (nisan 1948) başkanı David Ben Gurion, Britanya mandasının sona ermesinden önce (15 mayıs saat 24 00) İsrail devletinin bağımsızlığını ilân etti (14 mayıs).

Dünyanın başlıca devletleri tarafından (A.B.D., S.S.C.B. v.b.) tanınan 65 000 kişilik bu küçük devlet arap ülkelerinin hücumuna karşı koydu (İsrail-arap savaşı); ama Birleşmiş Milletler teşkilâtının müdahalesine rağmen (Kudüs’te arabulucu kont Folke Bernadotte’un öldürülmesi, 17 eylül 1948), 1949 ateşkesine (şubat-temmuz) kadar savaş devam etti.

Ateşkes ile, İsrail’e 1 000 km’den çok sınır tanınıyor ve Kudüs ikiye bölünüyordu: kutsal bölgeler Ürdün’e; yeni şehir (başkent oldu) genç devlete verildi. İsrail 1958’de Birleşmiş Milletler teşkilâtına alındı.

Sürekli sınır çatışmalarına ve Arap birliğinin uyguladığı ablukaya rağmen İsrail devleti bir yandan ordusunu güçlendirir ve ekonomisini geliştirirken, bir yandan da birçok meselesini halletme yolunu tuttu, ilk iş olarak önce, geçici (Millî meclisin kabul ettiği temel yasalar, 19 mayıs 1948) sonra kesin (Anayasa ve kanun yapıcı bir Knesset’in mutlak çoğunlukla seçilmesi, 25 kasım 1949; ilk cumhurbaşkanı Hayim Vayzman’ın beş yıl süreyle seçilmesi, 17 şubat; anayasa değerinde ‘temel yasaların kabulü) kurumlar yarattı.

Bu demokratik kurumların yolaçtığı yoğun siyasî çalışmalarda, 1949-1951, 1955 ve 1959 seçimlerini kazanan ve güçlü işçi merkezi Histadasoult tarafından desteklenen Mapai (İsrail Sosyalist partisi) ağır bastı.

Partinin önderleri Moşe Şaret (1953-1955) ve özellikle David Ben Gurion (1948-1953 ve 1955-1961) bazen merkez sağ (ilericiler) ve sağ grupların, merkez sol sosyalist toplulukların (Ahdort Ayoda ve Mapai) ve hemen her zaman dinî milliyetçi (Mizrahi), hattâ Ortodoks partilerin (Paole Agudath Yisrael) desteğiyle koalisyon kabineleri kurarak hükümete 1948’den beri başkanlık yaptılar Hayim Vayzman ölünce, Mapai, cumhurbaşkanlığına kendi adayı Ben Zvi’yi seçtirdi (1952); o sırada başlıca muhalefet gücü, Menahem Begin’in Herouth (Hürriyet hareketi) partisiydi.

Begin, irgun’un eski önderidir ve İsrail’i eski Şeria ırmağı sınırına kavuşturmak istemektedir, özellikle evlenme ve boşanma alanında bir yandan modern bir devletin gerekleri ile Musa kanunlarınınkileri (özellikle karma evlenmelerin yasaklanması, aynı zamanda da kadının erkekle eşit kılınması [1951]) bağdaştırma, bir yandan da hıristiyan ve müslüman halkların haklarını koruma zorunluğu ikinci derecede güçlüklere yolaçtı.

Bu durum, dinî partilerle işbirliği yapmayı ve millî hayatta bütünleşme (iki resmî dilden biri Arapçadır) siyasetinin hazırlanmasını gerektirdi. Ayrıca Filistin’in hemen bütün dünya yahudilerine açılmasıyla (15 mayıs

1948) üçüncü bir güçlük ortaya çıktı. Bu kararı tamamlayan 1 Ağustos 1952 yasası, İsrail’e gelen her yahudiye İsrail vatandaşı olma hakkını tanımakta, ama bu vatandaşlığı dinî bir ölçüye göre tanımlamamaktadır.

İsrail, on yılda en aşağı 74 ayrı ülkeden gelen (toplama kamplarından kurtulanlar, uçakla taşman Irak ve Yemen Yahudileri) 950 000 yahudi göçmeni kabul etmiştir.

Çoğunlukla parasız pulsuz olan, hattâ İbranîce bile bilmeyen bu göçmenlerin millî birlikte kaynaşması 1960’ta tamamlandı.

Bu iş, büyük çabalar gerektirdi (başlangıçta besin maddelerinin kısıtlanması; ilköğretim [5-14 yaş arası çocuklara mecburî öğretim]; ortaöğretim, meslekî ve yüksek öğretim kurumlarının [İsrail İbranî üniversitesi, Hayfa Politeknik okulu, Rehosot’ta Waynan Bilim enstitüsü] kurulması v.b.).

Bu çabaların başarıya ulaşması ile İsrail ihtiyacı olan kadrolara kavuştu ve bugün İktisadî hayatlarını değiştirmek isteyen afrika ve asya ülkelerine teknik yardım yapacak hale geldi; ayrıca afrikalı-asyalı stajyerler için enstitüler de kuruldu

Böylece İsrail, Yakındoğu’nun en dinamik ülkelerinden biri haline geldi. Buna karşılık, bir katılmama siyaseti uygulamak istemesine ve hiç bir bloka katılmamış olmasına rağmen İsrail, ideoloji bakımından Siyon’culuğa karşı olan doğu ülkeleriyle batı ülkeleri kadar iyi ilişkiler kuramadı, özellikle Arap birliğinin ablukasını kaldırtamad.

1949 ateşkesi henüz barış antlaşmasına dönüşememiş, Şeria ırmağı sularından ortaklaşa yararlanma planı uygulanamamıştır; Moşe Dayan’ın başarılı Sina seferine rağmen (1956), Mısır Süveyş kanalını israil gemilerine kapatmaya devam etmektedir.

Komşularıyle ilişki kuramayan İsrail, başlıca çabalarını topraklarının değerlendirilmesine harcamakta ve bu yoldan en büyük meselesinin (arap ülkeleriyle barış) çözülmesine yardımcı olacağını düşünmektedir.

Ancak 6 haziran 1967 savaşından sonra İsrail kuvvetleri Süveyş’in doğu yakasına yerleştiler. B.A.C. bunun üzerine kanalı trafiğe kapattı.

Rogers planının kabulünden, arabulucu Jarring’in çabalarından ve A.B.D. dışişleri bakanı William Rogers’ın Kahire’yi de içine alan gezisinden sonra kanalın açılması yolunda harcanan çabalar arttı.

İsrail Askeri Tarihi

İsrail ordusu veya Zahal, yeni İsrail devleti kurulur kurulmaz (1947) ülkenin bağımsızlığını komşu arap devletlerine karşı savunmak zorunda kaldı.

Başarı ile sonuçlanan 1948-1949 çarpışmaları sırasında güç kazandı. Bu savaşlardan Haganah’ın düzenli bir ordu haline sokulan kuvvetlerinden (60 000 kişi) ve Haganah dışı gruplardan (irgun, Stern v.b.) yararlanıldı. Bunlar iki dünya savaşı sırasında kurulan siyonist askeri kuruluşların geleneğini sürdürüyordu.

Çanakkale’de çarpışan siyonist katırcı birliği (1915), sonradan İsrail cumhurbaşkanı olan Ben Zvi ve Trumpeldor’un Filistin’deki Allenby harekâtı (1917-1918) için topladıkları Royal Fusilier’nin Yahudi lejyonu, 1942-1945 arası İtalya.

Suriye ve Afrika’da çarpışan VII. İngiliz ordusunun yahudi tugayı İsviçre sistemine dayanan 14-18 yaş arası bir mecburî askerî hazırlık dönemiyle başlayan öğretim, ordulara göre değişik süreli aylara bölünmektedir.

Dördüncü aydan sonra birlikler sıra ile karayollarında veya tarım işletmelerinde (daha çok sınır kibbutzimlerinde) kullanılırlar, sınırdaki kibbutzimlerde sürekli olarak silah altında tutulan bir öncü karakol dizisi meydana getirirler.

İsrail kadın kuvvetleri (Chen), barış zamanında, 18 yaşına giren kadınları yirmi dört aylık bir süre için askere alır. Aile anneleri dışında, askere alınan kadınlar otuz altı yaşına kadar yılda otuz gün yedek askerlik yaparlar.

Savaş gönüllüleri dışında kadınlar yeteneklerine uygun* işlerde (ulaşım, muhabere, levazım, sağlık, kurmay v.b.) kullanılırlar. 1960’ta silâh altında 80 000 erkek vardı. Bunlar 4’ü motorlu olmak üzere 9 piyade tugayı halinde gruplaşmışlardı. Yedeklerde 30 tugay meydana getirecek durumdadırlar.

Buna göre 900 000 savaşçı silâh altına çağrılabilir demektir. İsrail kuvvetlerini 27 filoluk (400 uçak) bir hava kuvveti ile 30 birimlik bir savaş donanması tamamlar. 1960’ta askerî bütçe, İsrail millî bütçesinin yüzde 40’ına ulaşıyordu.

İsrail

İsrail

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir