İttihat ve Terakki,Tarihçesi,Kurucuları,Yayın Organları 

İttihat ve Terakki Cemiyeti,Osmanlı Devleti’nin son döneminde, on yıla yakın bir süre Türk siyasi hayatına damgasını vuran cemiyet.

İttihat ve Terakki Cemiyeti Tarihçesi

İttihat ve Terakki,Tarihçesi,Kurucuları,Yayın Organları 
İttihat ve Terakki Cemiyeti,Osmanlı Devleti’nin son döneminde, on yıla yakın bir süre Türk siyasi hayatına damgasını vuran cemiyet.

1889 yılının Mayıs ayında “İttihad-ı Osmani” adıyla İstanbul’da kurulan cemiyet, sonradan “İttihat ve Terakki” adını aldı.

İttihat ve Terakki Cemiyeti Kurucuları

Kanunu Esasi’nin yeniden yürürlüğe konmasını ve Meclisi Mebusanın açılmasını sağlamak amacıyla çalışan bir gizli dernek olarak kuruldu (21 mayıs 1889).

Kısa zamanda yurt içinde ve dışında teşkilâtını genişletti, Jön türklerin Paris grubuyla birleşti.

Yurt içinde varlığını ilk defa ermeni olayları münasebetiyle duyurdu (1895).

Bunun üzerine yapılan kovuşturma sonucu bir kısım faal üyeler ülke dışına kaçtılar (Dr. Abdullah Cevdet, Dr. ishak Sükûti, Dr. İbrahim Temo, Tunalı Hilmi, Dr. Akil Muhtar v.d.).

Kaçmayanlar da çeşitli yerlere sürüldü.

Bundan sonra cemiyetin Cenevre (1897) ve Kahire (1897) şubeleri faaliyete geçtiği gibi, Rumeli kesiminde de teşkilâtlanma hızlandı (yalnız Tiran’da 9 olmak üzere, Köstence, Dobruca, Şumnu, Plevne, Sofya, Kızanlık, Vidin ve Işkodra’da birçok şube açıldı) [1899].

Cemiyet bu dönemde batı dünyasına kendini Jöntürklerin temsilcisi olarak tanıtıyordu.

İttihat ve Terakki Cemiyeti Yayın Organları 

Ahmed Rıza Bey, La Haye Terki Teslihat («Silâhları bırakma») kongresine (1899), Kristiyana kongresine (1899) ve Paris Sergisi Milletlerarası Basın konferansına (1900) bu sıfatla katılarak demeç ve muhtıralar verdi.

Cemiyetin yurt içinde ve dışında yayın faaliyeti de oldukça güçlüydü.

İzmir’de Hizmet, Saadet ve Ahenk; İstanbul’da Şûrayı Ümmet, Meşveret; Cenevre’de Osmanlı İçtihat; Kahire’de Kanunu Esasî, Baseretüb Şark, Hak gazeteleri cemiyetin fikirlerini yaymakta, Abdülhamid II yönetimini tenkit etmekteydi.

Ancak meşrutiyet düzeninin uygulanma metotları konusunda cemiyetteki düşünürlerin görüşleri birbirinden ayrı iki noktada toplanıyordu.

Bu görüş ayrılığı Birinci Jöntürk kongresinde (Paris, 4 şubat 1902) açıkça ortaya çıktı ve cemiyeti ikiye böldü.

Prens Sabahattin, Teşebbüsü Şahsî ve Ademi Merkeziyet derneğini kurarak birlikten ayrıldı.

Ahmed Rıza’ya oy verenler de Osmanlı Terakki ve ittihat cemiyetinde toplandılar.

Ancak, Taşnaksutyun fırkası temsilcisinin araya girmesiyle, Abdülhamid II’ye karşı ortak bir mücadele programı yapmak üzere ikinci kongrenin toplanmasına gidildi (muhalifin kongresi) [Paris, aralık 1907].

Bu arada Selânik’te kurulmuş olan (1906) Osmanlı Hürriyet cemiyeti öncekilerden farklı bir programı gerçekleştirmek amacını güdüyordu.

İsmail Canbolat ile Midhat Şükrü’nün evlerinde gizli toplantılar yapan cemiyet mensuplarına göre, memleketin içişlerine yabancı devletlerin karışması (msl. Rusların Bulgarları koruması v.b.) reddedilecek ve ordu içinden taraftar kazanılacaktı.

Kurucular: Selânik Askerî rüştiyesi müdürü Bursalı Mehmed Tahir, öğretmen yüzbaşı Naki, P.T.T. başkâtibi Talât, idadî öğretmeni Midhat Şükrü, Rahmi, yüzbaşı Ömer Naci, yaver Kâzım Nami, teğmen İsmail Canbolat, yüzbaşı ismail Hakkı, Süleyman Fehmi.

Bu dernek bir yıl sonra Terakki ve ittihat cemiyeti Paris şubesiyle birleşme kararı aldı (1907) ve kendisini ilk merkezi umumî olarak cemiyete kabul ettirdi.

Bu birleşmeden sonra ittihat ve Terakki cemiyeti Rumeli’de hızlı bir eyleme geçti.

Bir yandan (Enver Bey Tikveş yöresinde; Niyazi ve Eyüp Saleri Beyler Resne ve Ohri’de; Selâhaddin ve Hasan Tosun Beyler Arnavutluk’ta) hürriyet taburları kuran cemiyet öte yandan üç vilâyetteki İngiliz, avusturya, rus, fransız ve İtalyan konsoloslarına (Manastır, Kosova ve Selânik) sert bir ültimatom vererek bu vilâyetlere yabancı vali tayin etmelerini önledi.

Abdülhamid II, Resne devrimcüerini sindirmek amacıyla Rumeli’deki askerî birlikleri harekete geçirdiyse de, bunlar Hürriyet ordusuna katıldılar.

Daha sonra ittihatçıları tenkil için birinci ferik Şemsi Paşa harekete geçti.

Fakat Paşa Manastır’da telgrafhaneden çıkarken Biga’lı Atıf (Kamçıl) tarafından tabanca ile vuruldu (7 temmuz 1908). Manastır’da hürriyet savaşı yapmak için dağa çıkanların sayısı günden güne artıyordu.

Firzovik’te halk, meydana toplanarak hürriyet ve meşrutiyet için padişah askerleri önünde «Besa» diye yemin ettiler (20 temmuz 1908).

Öte yandan bütün Manastır sokaklarına Abdülhamid II yönetiminin meşru olmadığı yolunda bildiriler asıldı.

Sonunda cemiyet, Manastır, Selânik ve diğer rumeli şehirlerinde hürriyetin ilânına karar aldı ve bu kararını Abdülhamid II’ye bildirdi (23 temmuz 1908).

Ertesi günü Saray’dan vilâyetlere gönderilen irade ile Kanunu Esasî yürürlüğe kondu ve İkinci Meşrutiyet meclisi açıldı (17 aralık 1908).

Meşrutiyetin ilânından sonra cemiyet, aldığı bir kararla adını ittihat ve Terakki şeklinde kullanmaya başladı.

Selânik’teki gizli merkezi umumîden bir grup, hükümeti gözetlemek ve denetlemek amacıyla İstanbul’a geldi.

Adları uzun süre gizli tutulan bu üyeler, Ahmed Rıza, Talât, Hayri, Hüseyin, Kadri, Mithat Şükrü, Habip, Enver, ismail Hakkı, Dr. Bahaeddin Şakır ve Nâzım idi.

Meclisir açılışından sonra ittihatçılar memlekette iktidara tam manasıyla sahip oldular.

Ancak Hüseyin Cahit’in (Yalçın) bir makalesinde belirttiği gibi «…rütbesiz, nişansız, şan ve şöhretsiz bir gencin vezaret unvanıyle sadrazamlığa çıkması…», «… bir posta başkâtibi olan Talât sadrazam ilân edilemezdi…», «…eğer böyle bir şey olsaydı, memlekette muhakkak anarşi çıkardı…» gerekçeleri, ittihat ve Terakki fırkası mensuplarının kabineye girmemelerine sebep oldu.

İktidar, görünüşte Sait Paşa hükümetine bırakıldı.

Zamanla iktidar yüzünden Saray, Babıâli ve Cemiyet üçlüsü arasında sık sık çatışmalar oldu.

İlk çatışma harbiye ve bahriye nazırlarının kimin tarafından tayin edileceği meselesinden çıktı.

Bu yüzden Sait Paşa istifa etti; yerine Kâmil Paşa getirildi (6 ağustos 1908).

Cemiyet, Babıâli ile işbirliği yaparak iktidarın Sarayın eline geçmesini önledi ve ittihatçılar ülkenin yönetiminde faal bir görev almadan «Meşrutiyetin bekçiliğini sürdürdüler.

Kâmil Paşa yayımlanan programında eski rejimin anayasaya aykırı bazı kanunlarını değiştireceğini ve her alanda ıslahat yapılacağını vaat etti, imparatorluk çağdaş bir merkezî devlet haline getirilecekti.

Ancak yeni rejim ilk büyük buhranını iki ay sonra geçirdi (ekim 1908).

Bu ay içinde Bulgaristan bağımsızlığını ilân etti (5 ekim).

Bir gün sonra (6 ekim) Avusturya-Macaristan, Bosna-Hersek’i ilhak ettiğini, Girit ise, aynı gün Yunanistan ile birleştiğini açıkladı.

Balkan krizinin yanı sıra içeride bir grup gerici ayaklanarak şeriat istediler.

Taşkışla’da da Hassa ordusundan iki alay başkaldırdı, iki isyan da bastırıldı. Kabinede yaptığı bazı değişiklikler yüzünden Kâmil Paşa ile cemiyetin arası açıldı.

Sonunda türk siyasî tarihinde ilk olarak güvenoyu ile Kâmil Paşa kabinesi düşürüldü. Sadrazamlığa Hüseyin Hilmi Paşa getirildi (14 şubat 1909).

Bütün bu olaylarda Ahmed Rıza, Talât Cavid ve Enver gibi ittihatçılar önemli rol oynadılar.

Kâmil Paşanın düşürülmesi gerek mecliste çok az üyesi bulunan muhalif Ahrar fırkası, gerekse ittihat ve Terakki aleyhtarları için büyük bir yenilgi oldu. Muhalefet buna rağmen cemiyet aleyhindeki çalışmasını yarıda bırakmadı.

Serbesti gazetesinde eski memurlardan şantaj yoluyla para alındığını gösteren belgeler ve ağır makaleler yayımlandı.

Gazetenin başyazarı Hasan Fehmi, Sirkeci postahanesi yanında esrarlı bir şekilde öldürüldü.

Cenaze töreni ittihatçılar aleyhine bir gösteri şeklinde geçti (7 nisan 1909).

Bir yandan da gerici bazı unsurlar ittihadı Muhammedi cemiyetini kurarak (5 nisan 1909) Volkan adlı yayım organları aracılığıyla şeriatçılığı savunan ve batılı ıslahat hareketlerini yeren yayımlarını şiddetlendirmişlerdi.

Gericiler mecliste tutucu bazı mebuslar ve ordunun erat kısmında kendilerine taraftar toplamayı da başarmışlardı.

Bu atmosfer içinde 31 Mart vakası (13 nisan 1909) meydana geldi.

Hüseyin Hilmi Paşa istifa etmek zorunda kaldı.

Tevfik Paşa sadrazam oldu (14 nisan 1909).

Olaylar sırasında ittihatçılardan bazıları İstanbul’dan kaçtı, bazıları da saklandı, ittihatçı gazetelerin matbaaları yağma ve tahrip edildi.

Cemiyet ağır bir darbe yedi.

Nihayet Hareket ordusu duruma müdahale etti.

Meclisler Yeşilköy’de toplanarak şehri kuşatan ordunun bildirisini onayladı (22 nisan). Ordu 23 nisanı 24 nisana bağlayan gece şehre girerek İstanbul’u kolaylıkla işgal etti.

Beş gün sonra da Abdülhamid II tahttan indirilerek yerine Mehmed V Reşad getirildi.

Bu ana kadar yalnız küçük rütbeli subaylar ittihat ve terakki cemiyetine üye iken, isyanla birlikte yüksek rütbeli subaylar da işin içine karışmış oldu.

Ancak Mahmud Şevket Paşa ordunun cemiyet adına hareket etmediğini, amacın kanun ve nizamı sağlamak olduğunu özellikle belirtti, iktidar tamamen Mahmud Şevket Paşanın eline geçti; ittihat ve Terakki fırkası bu ; dönemde ikinci plana düştü.

Mahmud Şevket Paşa kendisini üç ordunun genel müfettişi tayin etmiş ve bu görevi kabine ve Harbiye nezaretinin denetimi dışında bırakmıştı.

Tevfik Paşanın görevine son verilerek Hüseyin Hilmi Paşa ikinci defa sadrazamlığa getirildi.

Haziran 1909’da meclisteki bütün mebuslar ittihatçıydı.

Bu günlerde cemiyet ilerigelenleri mebusların nazırlıklarda müsteşar olabilmelerini öngören

bir anayasa teklifini meclise getirdiler.

Teklif, üçte iki çoğunluğu sağlamayınca Talât Bey tarafından geri alındı, ittihatçılar ; bu olaydan sonra siyasetlerini değiştirerek

doğrudan doğruya kabineye girme kararını aldılar.

İlk ittihatçı nazır Manyasîzade Refik Bey oldu.

Az sonra Cavit Bey maliye, Talât Bey de dahiliye nazırlıklarına getirildi.

Osmanlı meclisinin birinci dönemi 27 ağustos 1909’da kapandı.

Bu süre içinde meclis Meşrutiyetin ilânından sonra meydana gelen siyasî değişiklikleri anayasaya geçirmek, imparatorluğun yönetim yapısını çağdaş bir devlet biçimine getirmek, memlekette birlik sağlamak ve kapitülasyonları kaldırmak için çalıştı.

Meclis, iktidarın tek sahibi haline geldi.

1910 Yılında ittihatçıları en çok uğraştıran ve muhalefetin güçlenmesine sebep olan mesele malî durumun bozukluğu oldu.

Maliye nazırı Cavid Bey, borç almak için Fransız ve Ingilizlere başvurdu.

Ancak kredi Alnınlardan sağlanabildi.

Bu arada İttihat ve Terakki’ye karşı muhalefet gittikçe artarak yoğunlaştı.

Eyaletlerde güdülen sert siyasetten sorumlu görülen dahiliye nazırı Talât Bey görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

Muhalifler iki grupta toplandı: birinciler, liderleri melâmî tarikatından miralay Sadık Bey olan tutucu ve gelenekçiler, İkinciler ise ihtilâlden sonra işlerinden olanlar ve bazı kişisel çıkarları için cemiyete girmiş olanlardı.

Eylül sonunda İtalyanların Trablusgarp’ta Osmanlılara savaş açması devlet için zararlı, fakat İttihat ve Terakki için yararlı oldu.

Hakkı Paşa istifa etti; yerine, Sait Paşa sekizinci defa sadrazamlığa getirildi.

1912’de İtalyan savaşı sürüp giderken miralay Sadık, Damat Ferit, Lütfi Fikri, Rıza Tevfik, Dr. Rıza Nur gibi kimseler Hürriyet ve itilâf fırkasını kurdular (21 kasım 1912).

Bir süre sonra da iktidarı ittihatçıların elinden almak amacıyla İstanbul’da bazı subaylar «Halâskâr Zabitan grubu»nu kurdular (mayıs – haziran 1912).

Grubun baskısı sonucu Sait Paşa sadrazamlıktan istifa etti (17 temmuz 1912).

ittihat ve Terakki iktidardan tamamen uzaklaşır gibi oldu.

Gazi Ahmed Muhtar Paşa, sadrazam oldu.

Siyasî buhran geçer geçmez de yerini Kâmil Paşaya bıraktı, ittihatçılar neredeyse toptan tasfiye edilmek üzereydiler.

Ancak Balkan harbinin patlak verişi (1 ekim 1912), siyasî çekişmeleri ikinci plana itti.

Edirne’nin düşmanlar tarafından işgalinden sonra ittihatçılar Babıâli baskını diye bilinen bir komplo ile Kâmil Paşa kabinesini düşürdüler, ittihatçı bir kabine kuruldu (23 ocak 1913).

Edirne’nin Enver Paşa kuvvetleri tarafından geri almışı ittihat ve Terakki’nin gücünü sağlamlaştırdı (mart 1913); Sait Halim Paşa sadrazamlığa getirildi.

Üçüncü Genel seçim yapılarak Osmanlı meclisi toplandı (14 mayıs 1914).

ittihat ve Terakki fırkası tek başına iktidarı ele aldı. Sait Halim Paşa kabinesini Talât Paşa kabinesi izledi.

Sultan Mehmed V Reşad’ın ölümü ve Vahdettin’in tahta çıkmasından sonra sadrazamlığa gene Talât Paşa getirildi.

Birinci Dünya savaşında Osmanlıların yenilişine kadar Talât Paşa bu görevde kaldı ve 27 ekim 1918’de istifa etti.

ikinci Meşrutiyetin bütün iç ve dış olaylarında ittihat ve Terakkinin damgası vardır.

Birinci Dünya savaşına girmemizin sorumluluğu genellikle ittihat ve Terakki yöneticilerim yüklenir.

Nitekim savaştan sonra Talât Paşa, Enver Paşa, Cemal Paşa ve birçok sorumlu ittihatçı yurt dışına kaçtı ve fırka da dağılmış oldu.

ittihat ve Terakkinin 1908-1918 yıllarında 9 kongresi oldu.

Bu kongrelerden 1908, 1909, 1910, 1911 kongreleri gizli olarak Selânik’te, 1912, 1913, 1916, 1917 ve son fesih kongresi 1918’de yapıldı.

Bir cevap yazın