IV. Murad

 

Murad IV, Türk padişahı (İstanbul 1612-1640). Ahmed I’in Kösem Sultandan olan oğlu. Akıl hastası olan amcası Mustafa I’in yerine 11 yaşında tahta çıktı (1623). Tahta çıkışının ertesi günü Eyüp’te kılıç kuşandı, beş gün sonra sünnet edildi. Küçük olması yüzünden, devleti, annesi Kösem Sultan ve sadrazam yönetmeye başladı.

Sadrazamın rüşvet alması, şeyhülislâmı görevinden atmaya kalkması ve kendine karşı çıkanları yok etmeye çalışması yer yer isyanlara yol açtı. Erzurum’da Abaza Mehmed Paşa, Bağdat’ta Bekir Subaşı ayaklandı. İkinci isyan, osmanlı-iran savaşlarının başlangıcı oldu.

Murad IV, 1632 mayısına kadar olaylara seyirci kaldı, İstanbul’da askerin zorbalığı, devlet adamlarının baskısı, eyalet isyanları gibi meselelerle başa çıkacak durumda değildi.

Bu süre içinde Kırım’da karışıklıklar çıktı, kazak saldırıları oldu. Genç padişah yaşı ilerledikçe, devleti kızlar ağası Muslafa Ağanın yardımıyla yürüten annesinin tutumunu beğenmiyor, ara sıra şehirde kıyafet değiştirerek dolaşıyor, her şeyi öğrenmeye çalışarak devlet yönetimini ele almaya hazırlanıyordu.

İlk iş olarak İranlıların elinde bulunan Bağdat’ın geri alınmasına önem verdi ve bu işle Hafız Ahmed Paşayı görevlendirdi; fakat bu sefer başarılı olamadı.

Hafız Paşanın manzum istimdadname’ sine (Amanname) tehdit edici manzum bir cevap yazdı. Hüsrev Paşanın, amanla teslim alarak huzuruna getirdiği Abaza Mehmed Paşayı Bosna beylerbeyliğine tayin etti. Hüsrev Paşanın, Bağdat’ı alamadan (ekim 1630) Musul’a çekilmesi üzerine görevden alınarak yerine, Hafız Paşanın getirilmesi asker arasında iyi karşılanmadı.

Diyarbakır’da bir isyan çıktı; çarşı ve mahalleler yağma edildi; eyalet sipahileriyle Beyşehir, Seydişehir, Konya ve Eskişehir’deki zorbalar, Hüsrev Paşanın göreve dönmesi için anlaştılar ve İstanbul’a gelerek Darphane yakınındaki Kurşunluhan’a ve başka yerlere yerleştiler.

Kaymakam Recep Paşanın kışkırtmasıyla saray çevresinde toplandılar. Murad IV’ün en yakın adamlarından 17 kişinin başını istediler (7 şubat 1632).

Murad IV, durumu soğukkanlılıkla karşıladı; Divanda sözlerine önem verilmediğini görünce içeriye çekildi. Bu isyana önayak olan Kaymakam Recep Paşanın baskısıyle Hafız Paşa âsilere teslim edildi; fakat Murad IV, öç almaya yemin etti.

Murtaza Paşa ve yeni sadrazam Recep Paşa, zorbaları yine kışkırttı. 12 Martta saraya giden zorbalar Murad IV’e güvenleri kalmadığını söyleyerek kardeşleri olan şehzadeleri (Bayezid, Süleyman, Kasım, İbrahim) görmek istediler; fakat Recep Paşanın araya girmesiyle çekildiler. Asiler, Murad IV’ün kendilerinden öç alacağını bildiklerinden onu tahttan da indirmek istiyorlardı; aralarında anlaşmazlık çiktığı için, daha ileri gitmekten kaçındılar.

Ülkede ayaklanmalar ve yolsuzluklar halkı tedirgin ediyordu. Murad IV, durumu düzeltmek için, Anadolu’daki isyanlarla da ilgili gördüğü Recep Paşayı, Divandan sonra boğdurarak cesedini dışarıda bekleyen zorbaların önüne bıraktırdı.

Sadrazamlığa Tabanıyassı Mehmed Paşayı getirdi; zorbalar karşı koymak istediler; fakat Murad IV, Yalı köşkünde bir divan toplayarak, yeniçeri ve sipahi ileri gelenlerinden itaat yemini aldı. Konuşulanları ve yeminleri tespit ettirerek hazır bulunanlara imzalattı; sonra zorbaları ortadan kaldırdı. Suç saydığı en küçük hareketler için ağır cezalar verdi.

Eyaletlerdeki zorbalardan yakalattığını astırdı. Sipahilere verilen ödeneği kestirdi; herkesi ulufesiyle geçinmek zorunda bıraktı. Tek başına devlet yönetimini ele alan Murad IV devrinde, Cebeli Lübnan’da devlet kuran Manoğlu Fahreddin II’nin isyanı bastırıldı.

Üstüne gönderilen Küçük Ahmed Paşa onu esir ederek İstanbul’a getirdi ve Murad IV’ün emriyle Sultanahmet’te Arslanhane önünde boynu vuruldu (1635); oğlu emîr Hüseyin, yetiştirilmek üzere saraya alındı. Bu dönemde Yemen’de de karışıklık çıktı; Zeydîler, osmanlı valileriyle yıllarca çarpıştılar, zeydî imamları bütün ülkeye hâkim oldu.

Murad IV döneminde osmanlı-lehistan ilişkileri, Kırım hanlığı, Kazaklar ve Rusya ile ilgili değişik safhalar gösterdi, özi beylerbeyi Murtaza Paşa Lehliler ile bir antlaşma yaptı (9 eylül 1630); fakat çok geçmeden Kazaklar yüzünden iki devletin arası açıldı. Yeni özi beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa seferle görevlendirildi.

Murad IV, Lehistan’a karşı kendisinden yardım isteyen çar Mihail Romanov’a zamanı gelince yardım edeceğini bildirdi, öte yandan Abaza Mehmed Paşa, osmanlı kıyılarını yağma eden Kazakları koruyan Lehlilerle çarpışmak üzere Lehistan topraklarına girdi.

Kamaniçe önünde Lehlileri yendi; fakat kaleyi kuşatmadığı gibi Kazaklar ile başa çıkamadı. Savaşı sürdürmeye çalışırken İstanbul’a gelen leh elçisi Aleksander Trezebinski (Trzebinsky), Murad IV tarafından kabul edildi.

Murad IV, önce anlaşma yolu bulamadı; konuyu çözümlemek üzere Edirne’ye gitti; fakat İran seferine karar verdiği için Murtaza Paşaya barış ve savaş yetkisi verdikten sonra, Edirne’den ayrıldı (temmuz 1634). Murtaza Paşa Trezebinski (Trzebinsky) ile yaptığı 7 maddelik antlaşma ile kazak meselesini Osmanlılar yararına sonuçlandırdı.

Osmanlı devletinin Biyelgorod bozkırlarındaki oymakları yerlerinden kaldırmasına karşılık Lehistan, Zaporgiye Kazaklarını yönetimi altına alacaktı. İran şahı Şah Safî 1632’de Gürcistan’a, başka bir İran ordusu da Van’a saldırdı.

Murad IV, Van kalesinin korunmasını Murtaza Paşaya verdi; sadrazam Mehmed Paşa kumandasındaki orduyu da Üsküdar sahrasına çıkarttı. Van, kuşatmadan kurtuldu, fakat savaş sürdü. Murtaza Paşa orduyla önce Halep’e sonra da Diyarbakır’a gitti.

Kazak meselesi dolayısıyla îran seferini geciktiren Murad IV Edirne dönüşü Revan üstüne yürümeye karar verdi, 28 mart 1635’te sefer başladı. Murad IV, Sivas’a gitti; burada anadolu ve rumeli askerine bir savaş denemesi yaptırdı.

Askerlerinden bir kısmını Erzurum kalesine bıraktı. 200 000 asker, 25 balyemez ve 100 şahî topla Kars’a geldi (temmuz 1635). Oradan İran topraklarına girdi. Osmanlı ordusu Revan önüne gelerek kuşatma hazırlıklarına başladı, kaleden edilen ateşle yaralananları Murad IV gözünün önünde tedavi ettirdi; paralar dağıtarak gönüllerini aldı.

Osmanlı ordusu ertesi günü metrisler kurarak kaleyi kuşattı. Adım adım ilerleyerek kaleyi savunanları bunaltmaya başladı; balyemez topları Revan kalesinin surlarında gedikler açtı; Murad IV, genel saldırı emrini verdi.

Daha fazla dayanamayacağını. anlayan Revan hâkimi Emîr gûneoğlu Tahmasp Kulı Han, kethüdası Murad’ı göndererek aman dilemek zorunda kaldı ve ertesi günü Revan 8 günlük bir dayanmadan sonra teslim oldu (8 ağustos 1635). Murad IV.

Emîrgûneoğlu’nu törenle kabul etti; mazenderanlı tüfekçileri serbest bıraktı; sonra Revan kalesini onartmaya başladı. K

enan Paşa kumandasında bir kuvveti Ahıska’nın fethine gönderdikten sonra, Tebriz’e doğru yola çıktı. Makû, Hoy, Merend yağmalandı. Tebriz tahrip edildi; Cihanşah ve Sultanhasan camilerine dokunulmadı.

Murad IV Van’a döndü, Bitlis’te Abdal Han ile görüştükten sonra Diyarbakır’a geldi; 13 gün burada kaldıktan sonra İzmit’e hareket etti.

İzmit’te olduğu sırada Ahıska’yı alan Kenan Paşa ve Emîr-gûneoğlu yanına geldiler. Murad IV, İzmit’ten İstanbul’a girdi. Onun, İstanbul’a döndüğünü öğrenen Şah Safî, Revan üstüne yürüyerek kaleyi kuşattı.

Murtaza Paşa iki ay, kethüdası Zülfikar Ağa, bir ay karşı koydular; fakat Revan, şaha teslim olmak zorunda kaldı (1 nisan 1636). Murad IV’ün gönderdiği kuvvetler, Kars’a geldikleri zaman Revan’ın düştüğünü öğrenince Oltu ve Çıldır kalelerini korumaktan başka bir şey yapamadılar.

Musul muhafızı ve Şam beylerbeyi Küçük Ahmed Paşa, Mihriban kalesi yakınında yapılan savaşta İranlılara yenilerek öldü. Şah Safî savaşı kazandıktan sonra barış için İstanbul’a Maksud Hanı gönderdi.

Murad IV, cevabı Bağdat’ta vereceğini söyleyerek elçiyi kabul etmedi. Tabanıyassı Mehmed Paşanın yerine sadrazamlığa getirdiği kaymakam Bayram Paşayı Anadolu’ya gönderdi; kendisi de 8 mayıs 1638’de büyük bir orduyla Bağdat’a doğru yola çıktı.

Yolda mehdîlik iddiasıyla ortaya çıkan, ve hükümet kuvvetlerini yenen Sakarya şeyhi Ahmed’i yakalatarak Konya’da idam ettirdi. Ereğli, Payas, İskenderun ve Halep’ten geçerek, Antep-Birecik-Urfa yoluyla Diyarbakır’a vardı; sonra Musul’u aşarak Bağdat önüne geldi.

Murad IV, askeri sahra tarafından metrise soktu; Bağdat kalesi, iki ucu Dicle’ye varmak üzere her taraftan sarıldı. Şah Safî, Mir Fettahoğlu’nu en seçkin asker ve tüfekçilerle kaleye yerleştirdi. Kuşatmanın ertesi günü toplarla ateşe başlandı; 12 000 kişilik bir kuvvet de Şehriban tarafına gönderildi.

Kaleler osmanlı askeri tarafından alındı; genel saldırı başladı. Ertesi gün kaleyi savunan Bektaş Han, Bağdat’ı teslime karar vererek yanında devlet büyükleriyle Murad IV’ün yanına gitti ve törenle karşılandı.

Murad IV, fetihten sonra kalenin onarımıyla uğraştı, lmamıâzam ve Abdülkadir Gilanî türbelerini onarttı; sadrazam Kara Mustafa Paşayı Bağdat’ta bıraktıktan sonra 17 ocak 1639’da İstanbul’a doğru yola çıktı. Musul’a vardığı zaman İran elçisi Maksud Han ile Şah Safî’ye bir mektup göndererek eskiden beri Osmanlı devletinin olan topraklar geri verilirse barış yapacağını bildirdi.

Murad IV, Diyarbakır’a gelince hastalandı, 71 gün burada kaldı. Urmiye şeyhi Mahmud’u öldürttü. Sonra Sivas ve Ankara’dan geçerek İzmit’e geldi, denizyoluyla İstanbul’a döndü (10 haziran 1639).

Bağdat’ta kalan sadrazam, Şah Safî’nin elçisi Saru Han ile görüşerek, İran savaşlarına son veren Kasrışirin antlaşmasını imzaladı (17 mayıs 1639). Antlaşmanın metni İran elçisi Mehmed Han tarafından İstanbul’a getirilerek Murad IV’ün onayına sunuldu.

Venedik ve Kırım Olayları

Murad IV, Kırım’da bazı hanlar arasındaki çekişmelerle de uğraşmak zorunda kaldı. Kırım hanlığına Canbey Giray’ı geçirmek üzere kaptanıderya Recep Paşa kumandasında Kefe’ye donanma gönderdi; kırım kuvvetleri osmanlı kuvvetlerini yendiler; Mehmed Giray III, hanlıkta bırakıldı. Bir süre sonra, Mehmed Giray, kardeşi Şahin Giray’ı göndererek Akkerman, Kili ve İsmail illerini yağma ettirdi; Edirne’ye yürümeyi düşündü.

Fakat Silistre beyi Kantemür Mirza’nın kuvvetlerine yenildi, öte yandan Kili kıyılarını gözetleyen kaptanıderya Recep Paşa, Sarıyer, Tarabya ve Yeniköy’e kadar sokulan kazak şaykalarını (çayka) Karaharman önünde dağıttı (1625). Murad IV, Mehmed Giray’ı hanlıktan, Şahin Giray’ı kalgaylıktan azletti; yerlerine Canbey Giray ile Devlet Giray getirildi.

Karşı koyan Mehmed Giray öldürüldü, kardeşi Şahin Giray önce İran’a sığındı; Şah Safî’den ilgi görmeyince Murad IV’ün yanına geldi; Rodos’a sürülerek orada idam edildi (1634).

Canbey Giray, İran seferine katılmak istemediği için azledildi; yerine İnayet Giray getirildi. İnayet Giray, Osmanlılara karşı çıktı ve İstanbul yakınlarına kadar yürüyeceğini bildirdi; Nogayların özi’ye gelmeleri üzerine Murad IV’e sığınmak zorunda kaldı, padişahın emriyle öldürüldü. Çar Mihail Fyodoroviç’in yardım ettiği Kazaklar, Azak kalesini alarak halkını kılıçtan geçirdiler (haziran 1627).

Çar İstanbul’a elçi göndererek bu işe karışmadığını bildirdi. Murad IV, yeni Kırım hanı Bahadır Giray’ı Azak’ı almakla görevlendirdi. Başarı kazanamayınca Piyale Kethüda’yı sefere yolladı. Piyale, Kazakları yendi; çok sayıda esir ve ganimetle İstanbul’a döndü (ağustos 1638).

Murad IV, Bağdat seferindeyken Arnavutluk’ta ve Bosna’da çıkan isyanları bastırmak, üzere Duce Mehmed Paşayı gönderdi; karışıklıklar uzun sürdü, öte yandan Avlonya olayı Osmanlılar ile Venedik arasındaki ilişkileri sarstı.

Murad IV, Bağdat seferine giderken, Akdeniz’de güveni sağlamakla görevli Ali Piçinoğlu kumandasındaki 16 gemiden kurulu cezayir ve tunus donanması, İtalya kıyılarında dolaştıktan sonra Avlonya limanına geldi. Bu donanmanın tutumundan kuşkulanan Venedik hükümeti, Marino Capello emrinde 28 gemiden kurulu bir donanmayı Avlonya önlerine gönderdi.

Venedik donanması limana girdi, kaleyi ve şehri topa tuttu, leventleri dağılan Piçinoğlu’nun gemilerini alıp götürdü. Murad IV, olayı haber alınca osmanlı topraklarında bulunan Venediklilerin öldürülmesini, Venedik ile ticarî ilişkilerin kesilmesini emretti, sağlığı düzelince batı seferine çıkmayı tasarladı.

Kaymakam Musa Paşa ile Venedik balyozu anlaşmazlığa çare buldular (16 temmuz 1639); yapılan antlaşmaya göre, Cezayir ve tunus gemilerinin osmanlı limanlarında barınmasına Venedik karışamayacak, korsanlarla ancak açık denizlerde çarpışabilecekti. Tazminat olarak 250 000 altın ödeyeceklerdi. Bir süre sonra Avlonya’dan götürdükleri gemilerden ikisini İstanbul’a gönderdiler.

Murad IV, Venediklilere karşı karadan ve denizden büyük bir sefer hazırlığına başladı; tersane ve tophanede yeni gemiler yaptırması, toplar döktürmesi Batı’da büyük korku uyandırdı; fakat Revan seferinde başlayan ve gittikçe artan damla hastalığı sonucu öldü; Ahmed I’in türbesine gömüldü.

Murad IV, idaresi ve cesaretiyle türk padişahları arasında önemli bir yer tutar, özellikle kadıların adaletle hüküm vermelerini sağladı. Emrine uymayanları cezalandırdı. Zamanmda reayaya karşı iyi davranıldı. Murad IV, devlet işlerinde düzeni severdi. Eylül 1633’te İstanbul’un beşte birini yakan yangını ileri sürerek tütünü yasak etti.

Gece sokak sokak dolaşarak, yatsıdan sonra fenersiz gezenleri, bacalarından tütün kokusu aldığı evlerin sahiplerini öldürttü. Kendisi uzun boylu, geniş omuzlu, kuvvetliydi. Kılıç, ok, harbe ve gürz gibi silâhları ustalıkla kullanırdı; cirit oyununa ve avcılığa meraklıydı; seferlerden dönüşünde arkasında zırh, başında beyaz sarık, üzerine siyah sorguç takılı miğferle, İstanbul’a girerdi.

5’i erkek olmak üzere 16 çocuğu oldu. Kardeşlerinden üçünü (Bayezid, Süleyman, Kasım) öldürttüğünden kendisine halef olarak İbrahim kaldı. Bir söylentiye göre onu da öldürtmek istedi; fakat Kösem Sultan engel oldu. Murad IV, Anadolukavağı ile Rumelikavağı’nda Kazaklara karşı kaleler yaptırdı; yanan camileri onarttı.

Topkapı sarayında İran’a yaptığı iki seferin adını taşıyan Bağdat ve Revan köşklerini inşa ettirdi; Kâbe’yi onarttı.

 IV. Murad

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir