İzmit,Tarihi,Coğrafi Özellikleri,Camileri

İzmit Hakkında Ansiklopedik Bilgi,Kocaeli İli’nin idari merkezi olan Büyükşehir.Nüf.1.459.772.İzmit şehri, aynı adlı körfezin bitim yeri yakınında, körfez kıyısı ile bu körfezin kuzeyinde yükselen yamaçlar üzerinde yayılır. Çevrenin coğrafî durumu, özellikle İzmit körfezi, burada bir liman şehri kurulmasına yardım etmiştir.

İzmit Coğrafi Özellikleri

Körfezin bitim yerini Anadolu’nun iç kısımlarına bağlayacak yolların kolayca geçebileceği doğal koridorlar vardır. Meselâ İzmit körfezinin doğusundaki İzmit ovasından, kolayca Sapanca gölü çukur alanına inilir, oradan da Adapazarı ovasına geçilerek doğuya doğru Düzce-Bolu ovası çukur alanları takip edilerek Ankara’ya ulaşılır.

Bu güzergâhı takip eden yolla İzmit’in Ankara’ya uzaklığı 345 km’dir. Adı geçen yoldan, Sapanca doğusunda ayrılan bir yol, güneydeki dağlık kütleyi yaran Sakarya nehrinin açtığı Geyve boğazına girerek, İzmit’i iç Anadolu’nun önemli merkezlerine bağlar.

İzmit, körfezin kuzey ve güneyini takip eden yollarla da Marmara bölgesinin birinci (İstanbul) ve ikinci (Bursa) büyük şehrine bağlanır. İzmit’i İstanbul’a ulaştıran kıyı yolundan başka bir de Kocaeli platosunun üstünden giden yol vardır.

İzmit körfezinin güneyini takip eden yol, Yalova’dan sonra güneye yönelerek Samanlı dağlarının bir alçalma yerinden faydalanarak Gemlik üzerinden Bursa’ya ulaşır. Aynı yoldan, Yalova doğusunda Karamürsel’den ayrılan bir yol da gene Samanlı dağlarının başka bir alçalma noktasından geçerek iznik’e ulaşır.

Şehrin bugünkü yerinde ilk temellerinin atıldığı kesim, kıyıya dik olarak inmekte ve iki tarafından da dere vâdileriyle ayrıldığı için dışarıdan gelecek saldırılara karşı kolay korunabilir bir durum göstermekteydi.

Bugünkü İzmit, doğudan batıya doğru, kıyıdaki düzlük ve gerideki yamaçlar üzerinde yayılır. Şehrin iskân alanı, deniz kıyısını takip eden İstanbul-Ankara devlet yolunun hemen kuzeyinden başlayarak yamaçlarda 200 m yüksekliklere kadar çıkar.

İskân yamaçlar üzerinde yayıldığı gibi, doğudan batıya doğru sıralanan tepeleri biribirinden ayıran dere vâdilerinin içine doğru da sokulur. Bu vâdilerin içinde genelikle gecekondular yayılmaktadır.

Şehir, doğudan batıya doğru Mehmetalipaşa mahallesinin doğusundan, batıda Yenimahalle’nin batısına kadar 19 mahalleyi içine alır. Son yıllarda Derince’nin de İzmit belediyesi sınırları içine alınması üzerine mahalle sayısı 23’e çıktı.

Şehrin en canlı kısmını, biribirine paralel olarak uzanan dört cadde meydana getirir. Bunlardan birincisi kıyıyı takip eden İstanbul-Ankara devlet yoludur. Trafiğin son derece sık olduğu bu caddenin güney tarafında deniz kıyısı boyunca gazino ve kahveler sıralanır.

Kocaeli Sanayi fuarının kurulacağı alan da körfezden bir kısmın doldurularak bu caddeye eklenmesiyle meydana gelmiştir. Kıyıdaki devlet yoluna paralel uzanan caddenin ortasından demiryolu geçer. Demiryolu caddesine kuzeyden paralel olan istiklâl caddesi üe bununla demiryolu caddesini birleştiren sokaklar şehrin kesif iş sahasıdır.

Daha kuzeyde gene adı geçen caddelere paralel .olarak uzanan İstanbul caddesinde o-kullar sıralanır. Bu cadde şehrin doğusunda ikiye ayrılır. Biri Kandıra caddesi adiyle kuzeydoğuya, diğeri ise güneydoğuya yönelir ve İstanbul-Ankara devlet yoluna kavuşur.

Bu saydığımız doğu-batı doğrultulu dört ana eksenden kuzeye doğru yönelen sokaklar çok yerde dik yokuşlar, bazıları da merdivenli sokaklar halindedir. Bu dik yokuşlu cadde ve sokakları biribirine bağlayan yatay sokakların yapımı, meylin fazlalığı dolayısıyle, çok kere istinat duvarları meydana getirmek suretiyle mümkün olmuştur.

Şehrin düzlükte olan kesimlerinde geniş caddelerin bulunmasına karşılık eğimin fazlalaştığı kesimlerde eni 3-5 m’ye kadar inen sokaklara da rastlanır.

İzmit şehri, son çeyrek yüzyıl içinde, çevreye doğru çok fazla genişleyerek, o zamana kadar işgal ettiği alanın hemen hemen iki katı kadar olan bir alan işgal eder duruma geldi.

Bu gelişmeler bazı kesimlerde planlı, bazı kesimlerde ise plansız oldu. Plansız gelişmelerin örneği gecekondulardır. Gecekonduların en fazla yaygın olduğu kısımlar, şehrin kuzeyi, kuzeydoğusu ve kuzeybatısıdır. İzmit’teki planla getlişimeler şehrin hem doğusunda, hem batısında görülmektedir.

Doğudaki gelişmeler hem yeni mahallelerin birdenbire meydana çıkışı (Körfez mahallesi) ile, hem de eski mahallelere modem kısımların eklenmesi şeklinde oldu. Şehrin batışındaki planlı gelişme de İzmit ile Derince arasında kesintilerle devam eder. Şehrin gelişmesine paralel olarak nüfusu da hızla arttı.

1927 Yılında yapılan Cumhuriyetin ilk nüfus sayımında şehrin nüfusu 15 000’i biraz geçiyordu (15 200).

1935 sayımında 20 000’e (18 600), 1940 sayımında ise 30 000’e yaklaştı. Bu son dönemdeki yükseliş 1936 yılındaki ilk kâğıt fabrikasının kuruluşuyla ilgilidir.

1945’te ikinci Dünya savaşının etkisi ile nüfus biraz düştü (28 400). Bu tarihten sonra ise nüfus 1950’de 35 000’i (36 000), 1955’te de 50 000’i aştı (55 500). 1960 Yılında 73 500, 1965’te

89 500’e erişti. Nihayet 1970 nüfus sayımının geçici sonuçlarına göre, nüfusu 100 000’i aşan şehirler arasına girdi. Bugün 342.178 nüfusuyla Türkiye’nin 15. büyük şehridir. Bu son derece hızlı nüfus artışı, İzmit ve Çevresindeki sanayi faaliyetlerinin aynı hızdaki gelişmesiyle yakından ilgilidir.

1934’te temeli atılan, 1936 yılında işlemeye başlayan ve 1939’da ikinci kısmı tamamlanan Seka tesisleri, 1935 ile 1940 sayımları arasında yüzde 50 oranında bir artışa sebep oldu.

Bu tarihten sonra, 1950 yılına kadar yavaş bir tempo ile artan nüfus, 1950’den sonra daha hızlı olarak artmaya başladı, özellikle 1957 yılında Mannesman Boru fabrikası, 1961 yılında ipraş tesisleri, 1962 yılında Türk Pirelli Lastik fabrikası ve 1965 yılında da Petkim’in kurulması üzerine hızla artarak bugünkü seviyeye ulaşmıştır.

İzmit Tarihi

İzmit, körfezin bitim yerinde, bugünkü İzmit’in 6 km kadar güneydoğusunda bir yunan kolonisi olarak M.ö. VII. yüzyılda Megaralılar tarafından kuruldu ve Astakos adı verildi. Bir liman şehri olarak gelişen Astakos, M.ö. III. yüzyılın başında Trakya kralı Lysimakhos tarafından ele geçirildi.

Lysimakhos, şehri üç yıl elinde tuttuktan sonra Trakya’ya çekildi. M. ö. 279 yılında çevreyi ele geçiren Bithynia kralı, Nikomedes I, Astakos’u da sınırları içine aldı; bugünkü İzmit’in yerinde kendi adına bir şehir kurdu ve şehre Nikomedeia adını verdi.

Şehir kısa zamanda gelişti. Bithynia krallarının sonuncusu olan Nikomedes III, M.ö. 75 yılında devleti Roma’ya bağışladı ve bir yıl sonra ölümünde de Nikomedeia, Roma’ya bağlı bir eyaletin merkezi oldu (M.ö. 74).

Romalılar da Nikome-deia’nın gelişmesi ve değerli eserlerle süslenmesinde büyük çaba gösterdiler. Bu dönemde eski tersane de onarıldı.

Şehirde en önemli yapım faaliyetleri imparator Trajanus devrinde, burada valilik yapan Plinius zamanında oldu. Plinius’un valiliği sırasında Nikomedeia önemli bir yangın geçirdi. Plinius, sonraki yangınları önlemek amacıyla şehre su getirtti ve büyük sarnıç yaptırdı (bugün Cedit mahallesindedir).

M. S. II. yüzyılda 122 ve 186 yıllarında iki şiddetli depremle yıkılan şehir, 258 yılında got işgaline uğradı, imparator Diocletianus Nikomedeia’yı Roma imparatorluğunun başşehri yaptı.

Yıkılan yerleri onarttı ve yeni yapım faaliyetlerine girişti. Daha sonraki yüzyıllarda yeniden deprem felâketine uğrayan (M.S. 358, 363, 364 yıllarında) şehir, ancak Bizans imparatoru Justinianus zamanında esaslı onarım görebildi.

Nikomedia, XI. yüzyılın sonlarında Selçukluların eline geçti (1078). Birinci Haçlı seferi sırasında imparator Aleksios Komnenos tarafından geri alındı (1097).

Şehrin kesin olarak türk hâkimiyetine geçişi, Orhan Gazi zamanında oldu. 1331’deki kuşatmadan bir sonuç alınamadı.

1331’de tam olarak osmanlı hâkimiyetine girdi, önceleri iznikmid olarak kullanılan adı sonraları kısaltılarak İzmid’e (İzmit) çevrildi. Yıldırım Bayezid devrinde Bizanslıların İzmit’i yeniden ele geçirme teşebbüsleri başarıya ulaşamadı. Yavuz Sultan Selim devrinde İzmit tersanesi düzenlendi.

Kanunî Sultan Süleyman devrinde İzmit en parlak dönemini yaşadı. XIX. Yüzyılda İstanbul ile İzmit arasında işleyen körfez gemi seferleri ve Haydarpaşa-Ankara demiryolu’nun buraya ulaşması (1873) şehrin gelişmesinde önemli rol oynadı. Özellikle bu yüzyılın sonlarına doğru Sırrı Paşanın mutasarrıflığı sırasında İzmit daha da canlandı.

Yüzyılın sonundaki 1894 depremi, İzmit’in Yalıboyu’nda büyük tahribat yaptı. Birinci Dünya savaşı sırasında canlığını kaybeden İzmit, daha sonra 6 temmuz 1920’de ingilizler, 28 nisan 1921’de de Yunanlılar tarafından işgal edildi. Fakat bu işgal uzun sürmedi, 27 haziran 1921’de şehir geri alındı.

Kocaeli İzmit Tarihi Eserleri

Antik devir ve Bizans devri. İzmit, eski eserler bakımından pek zengin değildir. Çünkü çeşitli çağlarda, aynı yerde üst üste şehirler kurulmuştur. Antik devre ait küçük buluntular ve yapılara ait kalıntılar ortaya çıkmasına karşılık, Bizans devrinden önemli eser kalmamıştır.

Şehir surları, çoğu Roma çağma ait dış surlar üe esası Bizans çağma dayanan bir iç hisardan meydana gelir. Dış surlar pek haraptır; bazı kısımları yok olmuştur.

Bugünkü Orhan mahallesinin içinde bulunduğu içkale, Türk devrinde yapılan tamirlerle, dış surlara göre daha iyi durumdadır. Nymphaion, M.S. II. yy.a ait bu yapı, Anadolu’daki en büyük nymphaion’lardan biri idi. 1930 Yılından bu yana kısım kısım ortaya çıkmıştır, ön yüzü Korinthos düzenindeydi ve yazıtı vardı.

Su tesisleri

Eski İzmit’e su getiren şebekeden, şehrin doğusunda Bekir deresinde suyolu izleri, Sarıca köyü civarında üç su kemeri bugün de vardır.

Nekropol

Antik devirde, şehrin doğusunda ve batısında iki mezarlık vardı. Bunlardan çıkan lahit ve mezartaşlarımn bir kısmı müzelere götürülmüştür.

Üç Tepeler

İzmit’in 8 km kuzeyinde bulunan, Bithynia bölgesinin en büyük üç tümülüs’ü (yığma tepe), Bithynia krallarının mezarları olabilir. Buraya yakın bir köyde lahit parçaları ve başka kalıntılar vardır

Türk Dönemi

Pertev paşa külliyesi: İzmit’in en önemli tarihî eseridir. Rumeli beylerbeyi Pertev Paşa (öl. 1572) vakfı olarak Mimar Sinan tarafından yapıldı (1579). İzmit’in denize yakın kısmında, Yenicuma mahallesindedir. Bugün, cami, mektep ve çeşmesi durmaktadır; imaret, kervansaray, medrese odaları ve hamamın yalnız temel kalıntıları vardır.

Akça camii: Karabaş mahallesinde küçük bir camidir. 1326’dan sonra yapılmıştır. Arapzade camii, orijinal olarak sadece minaresi kalmıştır. Bugünkü hali ile tarihî değeri yoktur.

Dere camii: (Akçakoca camii), Yukarı Pazar’dadır. 1312 Tarihli ilk yapısından iz kalmamıştır. Bugünkü bina ahşap çatılı kare bir yapıdır ve yakın tarihlere aittir. Minaresi nispeten eskidir.

Fevziye camii: (Mehmetbey camit), Kanunî Sultan Süleyman zamanında Mimar Sinan tarafından yapılan ilk binası harap olmuş; Mahmud II zamanında Fevzi Ahmed Paşa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bu ikinci yapı da 1894 depreminde yıkılınca, yerine bugünkü cami yapıldı.

Hüseyin paşa camii: Çukurbağ mahallesindedir. Kaptanıderya Hüseyin Paşa tarafından 1767’de yaptırılmış, fakat tamirlerle tamamen değişmiştir. Minaresi ise orijinal şeklinin izlerini koruyabilmiştir.

İmaret camii: imaret mahallesindedir. Defterdar Abdüsselâm Efendi tarafından yaptırıldı (1515), 1872’de Hatice adlı bir kadın tarafından tamir ettirildi. Sadece tuğla minaresi orijinal şeklini korumuştur.

Orhan camii: Orhan mahallesinde, iç kalenin ortasındadır. Şehzade Süleyman Paşa tarafından yaptırıldı (1317). İzmit’in en eski camiidir.

1839’da Rıfat Paşa tarafından tamir ettirildi. Cami kare planlı ve ahşap çatılıdır. Minaresi tek şerefelidir. Ahşap son cemaat yeri vardır.

Paç camii: (Urgancı Ahmet çelebi camii), İzmit’in doğusunda, şehir surlarının dışındadır. ilk yapısının tarihi belli değildir. Bugünkü cami ise dikdörtgen planlı basit bir yapıdır. Minare, son cemaat yeri ve ahşap kuzey duvarı ilk yapıdan kalmıştır.

Tepecik camii: Tepecik mahallesindedir. Mimarî değeri yoktur. Yukarıda bahsi geçen camilerden başka İzmit’te 1591 tarihli Alaca mescit, tarihi belli olmayan Yumurtacı mescidi, Hacıayvaz mescidi, önemleri olmayan küçük yapılardır.

Orhan çeşmesi: (Can Feda Kethüda Kadın), Orhan camii yanındadır. Can Feda Kethüda Kadın tarafından yaptırıldığını ve 1827 yılında tamir edildiğini gösteren kitabesi, mermer aynasının tek süsüdür. Tuğra yeri vardır.

Çakmaklı çeşme: Hacı ayvaz mescidi yakınında taş ve tuğladandır. Aynasında karanfil, lâle ve selvi motifi vardır. Bunlardan başka Yeniçeşme sokağında Yeni çesme ve Alaca mescit sokağında H. 1125 tarihli çeşmeler vardır.

Mehmet bey hamamı: (Ortahamam), Çarşı mahallesindedir. İzmit’li Mehmed Bey tarafından XVI. yy.da Kanuni Sultan Süleyman devrinde yaptırıldı. Planı Pertevpaşa hamamına benzediği için, Sinan’ın bir çırağına atfedilir. Tek hamamdır.

Yukarı pazar hamamı: (Paşahamamı), Yukarıpazar semtindedir. Orhan Gazi devrine ait olduğu sanılır. Çifte hamamdır, iki kısmı plan bakımından hemen hemen eştir. Soğukluk kısmı çifte kubbe ile örtülüdür. Bunu bir halvet kısmı takibeder. Hamamın duvar inşaatı, bizans stili, taş ve yassı tuğla tabakaları ile yapılmıştır.

Yeni cuma hamamı: Pertevpaşa külliyesindedir. Ortada sekiz köşeli bir göbektaşı bulunan dikdörtgendir. Soğukluk, iki kısımdır. Hamam kısmı her biri kurnalı dört odadır. Ortada sekiz köşeli bir göbektaşı bulunur. Hamam, kadınlara ve erkeklere mahsus çift hamamdır.

İzmit’de bunlardan başka 1472 tarihli bir namazgah, Mahmud II zamanına ait Küçük saray (Sutan Aziz tarafından av köşkü olarak kullanılmış, İstiklâl savaşında Atatürk burada kalmıştır), vali Musa Kâzım tarafından yaptırılan (1901) saat kulesi, bugün sadece kitabesi mevcut olan tersane bulunur.

İzmit’in diğer ilgi çekici yapı grubu, gazeteci Hüseyin Kuzey’in evi, saatçi Ali Beyin evi ve Sırrıpaşa’konağı gibi eski evlerdir.

İzmit

İzmit

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir