Jön Türkler

Jön Türkler Avrupalıların kendilerine verdikleri Fransızca “Jön Türkler” adıyla tanınan ve Abdülhamit yönetimine muhalif hareketin üyelerine verilen ad.

Osmanlı ülkesinde bir anayasa ilânı ile derhal serbest seçimler yapılmasını ve böylece kurulacak meclise, memleket mukadderatının teslim edilmesi gerektiğini savunan ve imparatorluğun ancak bu şekilde kurtulabileceğine inanan dernek. Derneğin asıl adı Yeni Osmanlılar idi (kuruluşu 1865). İstanbul’da ve gizli bir dernek olarak kurulmuştu.

Kurucuları Tanzimatçıları geri ve hamle kabiliyetinden yoksun gören, Ali ve Fuad Paşaları ülkede «Temokrasinin kurulması için en büyük engel sayan Sağır Ahmed Beyin oğlu Mehmed, reji komiseri Nuri, Kayazade Reşad, Suphi Paşazade Ayetullah ve Namık Kemal idi. Cemiyetin fikrî lideri Şinasi, fiilî lideri Mehmed Bey idi; Şinasi’nin Avrupa’ya gidişinden sonra fikrî liderliğine Namık Kemal getirildi.

İlk toplantı Sağır Ahmed Beyin yalısında yapıldı. Kurucu üyelerden Ayetullah Beyin ilk toplantıya «Kar-bonari ve Lehistan gizli derneği ile ilgili iki kitapla» geldiği bilinmektedir. Karbonari’nin benimsenmiş olduğu anlaşılan cemiyete sonradan Ziya Paşa, Ali Suavi, Ebuzziya Tevfik, Mir’at mecmuası sahibi Refik ve Agâh Efendiler de katıldılar.

Bir süre sonra derneğin üye sayısı 245’e yükseldi. Osmanlı hanedanından iki şehzade, Murad ve Abdülhamid, derneğe ilgi gösterdiler. Fakat dernekte önemli bir rol oynayan Mısır hanedanından Mustafa Fazıl Paşa oldu.

Mısır valisi İsmail Paşa, 1866’da aldığı bir fermanla Mısır’da veraset usulünü değiştirmiş, Osmanlı devletinde çeşitli devlet hizmetlerinde bulunan kardeşi Mustafa Fazıl Paşayı bütün haklarından mahrum bırakmıştı. Bu yüzden Mustafa Fazıl Paşa, Abdülaziz ile Ali ve Fuad Paşalara karşı düşmanca bir tavır takındı; bir süre sonra da jöntürklerin arasına katıldı.

Paris’e gelir gelmez Mehmed Beyin başyazarlığını ettiği Liberte gazetesinde Abdülaziz’e hitaben fransızca açık bir mektup yayımladı. Mektubunda imparatorluğun durumu konusunda bazı açıklamalar yaptı ve çeşitli reformlar yapılmasını teklif etti.

Ayrıca hükümdarların saraylarına en son giren şeyin «doğruluk» olduğunu belirttikten sonra, Abdülaziz’den, Osmanlı devletinin yönetim biçiminin değişmesini ve «nizamı serbestane» diye andığı demokrasinin kurulmasını istedi, etrafını almış devlet ilerigelenlerinin, yani Ali ve Fuad Paşaların hain ve bilgisiz kimseler olduğunu ileri sürdü.

Bu mektup hürriyetçiler arasında büyük heyecan uyandırdı; Namık Kemal, Ebuzziya Tevfik ve Sadullah tarafından Türkçeye tercüme edildi ve Tasvir-i Efkâr idarecileri tarafından çok sayıda basılarak dağıtıldı.

Bunun üzerine şubat 1867’de yeniden sadrazam olan Ali Paşa harekete geçti. Grubun liderlerinden Ali Suavi, Kastamonu’ya sürüldü; Namık Kemal ve Ziya Paşa ise taşra memuriyetine gönderildiler. Mustafa Fazıl Paşa yayımladığı mektubunda Türkiye’deki destekleyicileri için kullandığı Jeune Turquie deyimi, Ali Suavi ve Namık Kemal tarafından benimsendi ve Türkçeye «Yeni Osmanlılar» diye tercüme edildi. Bu ad, Fransızca Jeunes Turcs ile birlikte, grubun yayınlarının başlığı olarak kullanıldı.

Ali Paşanın Jöntürklere karşı takındığı tavır üzerine Mustafa Fazıl Paşa Jöntürklerin liderlerini Paris’e çağırdı; jöntürklerin liderleri de bu çağrıya uyarak Paris’e gittiler. Sonra sürgünden kaçan Ali Suavi de onlara katıldı. Böylece Yeni Osmanlılar derneği Paris’e taşındı; Paris elçiliği memurlarından Kânipaşazade Rafet Bey de onlarla işbirliğine başladı, jöntürkler Avrupa’da yayın yoluyla de faaliyete geçtiler.

Ali Suavi öncî İstanbul’da yayımladığı Muhbir gazetesini, 31 ağustos 1867’de Londra’da yeniden çıkarmaya başladı. Fakat bir süre sonra arkadaşlarıyla bozuştu. Bunun üzerine Ziya Paşa ile Namık Kemal 29 haziran 1868’de Hürriyet gazetesini çıkardılar. Ali Suavi sonradan Paris’e gelerek Ulum gazetesini yayımlamaya başladı.

Bununla birlikte derneğin resmî organı Hürriyet gazetesiydi. Bütün bu yayınlarla savunulan ortak fikirler «nizamatı esasiye» (anayasa), «nizamı serbestane» (demokrasi) ve «Şûrayı Ümmet» (Millet meclisi) idi. Ancak laiklik konusunda ikiye ayrıldılar.

Ziya Paşa ile Namık Kemal, din ve devlet işlerinin ayrılmasını istemiyorlardı; «usulı meşveret»i din üstüne tesise taraftardılar. Ali Suavi ile Mustafa Fazıl Paşa ise bu düşüncenin aksini savundular; bu arada Ziya Paşa «idarei cumhuriye» lehine yazılar yazdı.

Jön Türklerin Siyasi Fikirleri

Yeni Osmanlılar cemiyetinin baştan sona kadar savunduğu düşünceler özellikle iki noktada toplanır:

1. Osmanlı devleti uyruğunda bulunanların haklarını, hürriyetlerini, eşitliklerini kanunların teminatı altına almak

2. Osmanlı devletinde meşrutî idareyi kurmak. Cemiyet mensupları, Osmanlı devleti birliğinin ve tebaanın muhtaç bulunduğu âdil yönetimin ancak böylece sağlanabileceğine inanıyorlardı. Bunlardan birinci maddedeki prensip, esasen Tanzimatçılar tarafından da kabul edilmişti.

Fakat ikinci maddede anılan prensip, jöntürklerin ana amacıydı. Ancak, bunun gerçekleşmesi konusunda aralarında düşünce ayrılığı vardı. Bir kısmı ihtilâller, şiddet hareketleri ve gerekirse kanlı mücadelerle diğer bir kısmı da fikir mücadelesiyle sonuca varmak istiyordu.

Abdülaziz’in haziran 1867’de Avrupa gezisi Yeni Osmanlıların aleyhine oldu. Zira, osmanlı büyükelçiliğinin baskısı sonucu, jöntürklerin Paris’i terk etmeleri istendi; onlar da İngiltere’ye gittiler, öte yandan, Abdülaziz, Mustafa Fazıl Paşa ile görüştü; kısa bir süre sonra Mustafa Fazıl Paşa padişahın gezilerine katıldı, jöntürklerden ayrılarak İstanbul’a dönen Mustafa Fazıl Paşa hükümette görev aldı. Bunun üzerine yalnız Ali Suavi ile Mehmed Bey, Mustafa Fazıl Paşanın vermekte olduğu aylığı reddettiler.

jöntürkler bu yüzden parçalandı ve baştan beri süregelen anlaşmazlıklar daha da artarak onların küçük gruplara ayrılmalarına sebep oldu. 1871 Yılından itibaren hükümetle anlaşarak veya genel aftan yararlanarak Türkiye’ye döndüler.

Bunların arasında İslâm ve osmanlı bağlılığından ayrı olarak ilk defa türklük fikrini ileri süren Ali Suavi ile Sağır Ahmed Paşanın oğlu Mehmed Bey, Abdülhamid II’nin tahta çıkışından sonra Türkiye’ye döndüler.

Böylece Yeni Osmanlılar derneği fiilen dağılarak anayasa ve Meşrutiyet uğruna mücadele eden mensupları devlette yeniden görev aldılar. Namık Kemal haziran 1872’de ibret gazetesinin başına geçti.

jön türklerin yaymaya çalıştıkları hürriyet ve demokrasi fikirleri bu sayede bütün aydın ve hattâ orta aydınlarca benimsendi. İstanbul’a dönenlerden bir kısmı, ancak 2,5 ay süren ilk sadareti (ağustos 1872) sırasında Midhat Paşanın etrafında toplandılar ve onu desteklediler. Dernek Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosundan kendi propagandası için faydalandı, buraya telif ve tercüme eserler verdiği gibi, bunların sahneye konulmalarına yardım etti.

Nitekim, aynı tiyatroda 1 nisan 1873’te Namık Kemal’in «Vatan yahut Silistre» adlı piyesinin ilk temsil edildiği gece halk coştu ve «yaşasın vatan» diye bağırdı. Piyesin ertesi geceki oynanışı sırasında Namık Kemal tiyatroda tutuklanarak Magosa’ya. Nuri ve Hakkı Beyler Akkâ’ya, Ahmed Midhat Efendi ile Tevfik Bey de Rodos’a sürüldüler.

Bütün bunlara rağmen jöntürklerin bir kısmı gizli faaliyetlerine devam ederek Midhat Paşanın etrafında toplandı ve Osmanlı imparatorluğunda 23 aralık 1876 Anayasasının ilânını ve ömrü kısa süren I. Meşrutiyet devrinin açılmasını sağladı.

Fakat 14 şubat 1878’de ilk Osmanlı parlamentosunun 3 ay süren bir faaliyetten sonra Abdülhamid II tarafından dağıtılması bu derneğin sonu oldu.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir