Kafkasya

Kafkasya Karadeniz’in kuzeydoğusundaki taman yarımadasından, hazar denizinin batısındaki apşeron yarımadasına kadar uzanan dağlık bölgeye verilen isim.

Kafkasya Coğrafyası

İbranî, eski yunan ve İran kaynaklarında Kafkasya ile ilgili olarak verilen bilgiler Roma devrinden başlamaktadır. Bu devirde Kafkasya’nın doğusundaki Dağıstan ve İberya, Romalıların hâkimiyeti altındaydı.

Kafkasya Tarihi

Aynı devirlerde İran’da hüküm süren Eşkâniyân hanedanı ile Romalılar arasında Kafkasya için çeşitli savaşlar yapıldı. Eşkâniyân’lardan sonra İran’a hâkim olan Sasanîler, Romalıların Kafkasya’daki hâkimiyetine son verdiler.

İslâmlar Kafkasya bölgesini emevî halifesi Hişam zamanında ele geçirdiler; Hazarlar ve diğer türk kavimleriyle savaştılar. Fakat Gürcüleri, Çerkezleri ve diğer dağlıları yenemediler. öte yandan Cengiz ve Timur çağlarında Kafkasya’da yaşayan Gürcüler ve diğer kavimler bağımsızlıklarını ilân ettiler. Kuzeyde Kıpçak devleti kuruldu.

XV. yy.da Karakoyunlular, Akkoyunlular ve safevî şeyhleri Kafkasya’ya, özellikle Gürcistan’a birçok sefer düzenlediler. 1487’de rus kuvvetli Kazan’ı alarak Orta İdil bölgesine yerleşti: İvan III’ün ölümünden sonra

Kazan hanlığı rus hâkimiyetinden çıktı, ivan IV tahta geçer geçmez (1547) Kazan’a karşı yeni bir sefer açtı. Fakat bir şey yapamadan geri döndü. Ancak 1551 yılındaki sefer sonunda Kazan’ı ele geçirdi.

Böylece Hazar’da ve Orta Idil’de süregelen türk hâkimiyeti son buldu. Kazan’ın düşmesi üzerine Ruslar geniş ölçüde türk illerine yayılmaya başladılar. Bu arada Kafkasya’nın yolu da açıldı. Ruslar, Hazar kıyılarına ve Kafkasya’ya girmeye başladılar.

Kazan’ın düşmesini, Astrahan hanlığının Ruslar tarafından alınması izledi (1556). Bu durum Moskova nüfuzunun daha da güneye inmesine yolaçtı. Bu defa rus ilerleyişi Kuzey Kafkasya’ya doğru gelişti.

Batı türk kavimleri, özellikle Gürcüler ve Çerkezler arasında rus tesiri görülmeye başlandı (1552). Aynı yıl iki çerkez beyi Moskova’ya gelerek çar İvan’ın himayesine girmek istediklerini bildirdiler.

Çecenler, çar ivan’dan Osmanlı ve Kırım Tatarlarının baskısından kurtarılmalarını istediler. Çar İvan, Çefkezleri ve Çeçenleri yalnız Kırım Tatarlarına karşı koruyabileceğini belirtti. Bu arada Moskova’ya gelen çeçen beylerinden bazıları oğulları ile birlikte Ortadoksluğu kabul ettiler.

1557’de himaye edilen birkaç çerkez beyi Moskova’ya geldiği gibi Kabarda (çerkez) beylerinden Temrük ve Tizrüt, İvan’a elçiler göndererek Moskova’ya bağlanmak istediklerini bildirdiler.

Ayrıca Tarkov (Temirhan Şura) Şemhalı’ya yardım gönderilmesi için çarın Astrahan’daki rus kumandanına emir vermesini istedi.

Çerkez elçilerine göre rus çarı kendilerine yardım ederse, Gürcüler de Moskova’nın himayesine girmekte gecikmeyecekti. Diğer taraftan Dağıstan’daki Şamhal’ın topraklarından da Moskova’ya gelenler oldu. Terek boyundaki Tümen beyliği mirzası, amcasına karşı rus çarından yardım istedi.

Böylece bütün Kuzey Kafkasya harekete geçti. Moskova çarının himayesi ve yardımıyla Kafkasya’daki çeşitli boylar, rahata ve güvene kavuşacaklarını umuyorlardı. Bu durum karşısında Ruslar, Terek ırmağına kadar ilerleyerek, Kabarda topraklarında bazı yerlerde karakollar kurmaya başladılar.

Böylece rus ilerleyişi Osmanlıların nüfuz bölgesine yaklaştı. Bu durum başta Sokullu Mehmed Paşa olmak üzere İstanbul’daki bazı osmanlı devlet adamlarının dikkatlerini Hazar denizi ve Kuzey Kafkasya bölgesine çekti hattâ Orta İdil yoluyla İran’a inmeyi düşündüler. Bu ara Don nehri boyunda oturan Rus Kazaklarının hücumları da sıklaşmıştı.

Astrahan’ın son hanları Azak kalesine sığındılar; bazıları da İstanbul’a geldi. İstanbul’a gelenler arasında Yarlıkaş Mirza, sadrazam Sokullu Mehmed Paşaya Kafkasya ile ilgili bir proje sundu.

Mirza projesinde Don ile Idil ırmaklarının bir kanal ile birleştirilmesini teklif ediyordu. Bu kanal vasıtasıyla da Azak denizinden Hazar denizine asker göndermek ve İran’ı ele geçirmek imkânı doğacak, Idil nehrinin aşağı ve orta kısımları da osmanlı hâkimiyeti altına girecekti.

Sokullu Mehmed Paşa, Kasım Beyi bu bölgeye gönderdi. Gerçekleştirilecek olan projenin ölçülerini istedi; 1569 yılında Ejderhan’ı (Astrahan) almak için bir osmanlı ordusu berekete geçirildi.

Don ile İdil ırmaklarını birleştirecek bir kanal açılması kararlaş tırıldı. Sefer ve kanalı açma teşebbüsleri Osmanlıların başarısızlığı ile sonuçlandı. İranda başlayan iç karışıklıklar Osmanlıların İran ve Kafkasya ile yeniden ilgilenmelerine yolaçtı.

Sokullu Mehmed Paşanın karşıkoymasına rağmen İran’a savaş açıldı. Lala Mustafa Paşa İran seferine serdar tayin edildi. Şirvan ve Gürcistan’ın İranlılardan alınmasıyla görevlendirildi (1577).

Bunun üstüne osmanlı ordusu Gürcistan’a girerek Tiflis üzerine yürüdü (1578). Tiflis’i aldı; sonra da Şirvan’ın fethine başladı. Derbent’i Şirvan eyaletine merkez yaparak, özdemiroğlu Osman Paşaya verdi.

Cafer Paşayı Dağıstan valiliğine getiren Osman Paşa, Kuzey Kafkasya’yı geçerek Ruslarla çarpıştı (1584). Kafkasya’da alınan yerlerin korunması Osmanlılar için çok güçtü. Tiflis’e devamlı iranlı ve gürcü akınları oluyordu. Bu akınları önlemek amacıyla Kars’ta bir kale yapıldı.

Bir süre sonra sadrazamlığa getirilen Sinan Paşa, Kafkasya meselesini barışla çözümleme yoluna gitti; fakat bir süre sonra görevinden alındı. Bundan sonra İranlılarla İstanbul antlaşması yapıldı (1590).

Bu antlaşmaya göre, Kafkasya’da alınan bazı yerler Osmanlılarda kaldı. Bu antlaşmanın bozulmasından sonra Osmanlılar İranlılarla çeşitli tarihlerde tekrar savaştılar.

Osmanlı devleti 1577 -1590 yılları arasında Kafkasya’dan aldığı yerleri mahalli beylikler arasında paylaştırdı. Güney Kafkasya’da Tonates, Kevi, Kotayis beylikleri kuruldu. Fakat 1592 yıllarında bunların hepsi de Çıldır beylerbeyliğine bağlandı. Çıldır eyaletinin merkezi Ahıska idi.

Prut yenilgisinden sonra çar Petro, Osmanlı imparatorluğu ile yeni bir savaşa girmekten çekindi. 1712’de Azak kalesi Türklere geri verildi. Fakat Petro, Hazar denizi kıyılarına yaptığı hücumları sıklaştırdı. 1721’de Rusya ile Osmanlı devleti anlaşarak İran’a hücum ettiler (1722-1723).

Rusya ile İran arasında Petersburg’da yapılan barış şartlarına göre İran Derbent ve Bakû’dan başka Hazar denizinin güneyindeki Gîlân, Mazenderan ve Estrâbâd bölgelerini Rusya’ya bırakmak zorunda kaldı. Rusya, böylece, Kafkasların güneyine kadar inerek Kafkasya’daki İran topraklarını Osmanlılarla paylaştı.

Tiflis Hanı Vahtan Hanın bağımsızlığını ilân etmek istemesi üzerine Osmanlılar İran’a savaş açtılar (ağustos 1727). Serasker olan Erzurum valisi Silâhtar İbrahim Paşa ile Revan hanı Mehmed Kuluhan da Tiflis üzerine yürüdüler. Mehmed Kuluhan, Tiflis’i aldı. Tiflis’e önce Mustafa Paşa, sonra da Ârifî Ahmed Paşa vali tayin olundu. Daha sonra Küri ve civan da alındı, idaresi Ömer Paşaya verildi.

Erzurum valisi ve serasker Silâhtar İbrahim Paşanın ağır hareketi yüzünden Şirvan hanı Davud Hana yardım edilemedi; Bakû, Rusların eline geçti. Yeni serasker Arifî Ahmed Paşa, Revan (Erivan) üzerine yürüdü.

Üç ay kuşatmadan sonra Tahmasp II’den yardım gelmesinden ümidini kesen Revan muhafızı Ali Kuluhan’ın isteği üzerine Revan teslim alındı; 28 eylül 1724’te muhafızlığı Anadolu valisi vezir Osman Paşaya verildi. Revan’ın tesliminden az önce de Nahcıvan alındı.

Arifî Ahmed Paşanın yerine serasker tayin edilen Erzurum valisi Hacı Mustafa Paşa. Lesi ve Gence’yi aldı (1725).

1733 Yılında ise Topal Osman Paşa Kerkük’te İran şahı Nadir’e yenildi. Bunun üstüne Osmanlı hükümeti, Kafkasya’daki osmanlı nüfuzunu güçlendirmek için, Kınm hanı Kaplan Giray’a Kafkasya’ya geçmesini emretti. Ayrıca Kalmukların reisi Mehmed’e beylerbeylik vererek kendisine bağladı.

Bununla birlikte Nadir Şah, Şirvan ve merkezî Şemahi’yi ele geçirdi; Osmanlıların elinde bulunan Güney Kafkasya’nın en büyük şehirlerinden biri olan Gence’yi almak istedi.

Gence önlerine gelen Nadir Şah, Güney Kafkasya’nın önemli şehirlerinden olan Tiflis’i kuşattı, ayrıca Kuri, Ordubâd ve Yezd şehirlerini eline geçirdi. Bu arada Doğu orduları seraskeri Abdullah Paşa, Gence’yi kurtardı (1734). Fakat Nadir Şah, kuvvetlerini toplayarak Abdullah Paşa üzerine yürüdü ve onu Arapçayı’nda yendi (1735).

Bunun üstüne Osmanlılar Nadir Şah ile barış yapmak zorunda kaldılar (24 eylül 1736). Ancak Nadir Şahı Kafkasya’da durdurmak için 23 eylül 1743’te İran’a yeniden savaş açıldı; Osmanlılar Ömer Hanı Dağıstan hanı ilân ettiler.

Osmanlı orduları da harekete geçti. Fakat Nadir Şah, Kerkük’ü, Musul’u aldı; sonra da Kars’ı kuşattı. Bu savaşlardan sonra İran ile yeniden barış yapıldı (4 eylül 1746). öte yandan Rusların özi ve Kafkasya’daki faaliyetleri sonucunda Osmanlılar, Ruslara savaş açtılar (1768).

Uzun süren savaşlar sonunda Osmanlılar yenilerek Küçük Kaynarca antlaşmasını imzalamak zorunda kaldılar. Bu antlaşmanın Kafkasya ile ilgili 21. maddesine göre Orta Kafkasya’nın kuzeyinde bulunan Küçük ve Büyük Kabartaylar Ruslara bırakıldı.

23. Maddeye göre Kafkasya’da Ruslar tarafından alınan Gürcistan taraflarındaki Kutayis ve Şehriban Osmanlılara, diğerlerinin Gürcülere verilmesi kararlaştırıldı.

1774’te Kırım’ın elden çıkması, İstanbul’da büyük bir tepki yarattı. Fransa ve İngiltere hükümetleri de el altından Babıâli’yi Rusya’ya karşı savaşa kışkırttılar. Bu arada Osmanlılar ile İsveç arasında askerî bir antlaşma yapıldı.

Bu durum karşısında Osmanlılar 1787 yılında Rusya’ya savaş ilân ettüer. Fakat yenilerek 1791 yılında Yaş şehrinde bir anlaşma yapmak zorunda kaldılar. Bu antlaşmaya göre, Kafkaslarda sınır Kuban ırmağı olacaktı.

XIX. yy. başında Gürcisan’da birbiriyle savaşan birkaç küçük beylik vardı. Gürcistan ise çeşitli tarihlerde Ruslar tarafından zaptedilerek bölündü. Bu durum karşısında gürcü beylerinden XII Gorg, Gürcistan’ı tamamıyla Rusya’ya bağlamak istedi.

Rus çan teklifi kabul ederek önce bir rus generalinin başkanlığında Gürcülerden seçilmiş bir hükümet kurdurdu: sonra da 1801 yılında Gürcistan’ı Rusya’ya bağlamak istedi. Fakat bazı gürcü beyleri rus hâkimiyetine karşı gelmek istediler. Bunun üstüne çar Aleksandr I, Gürcistan’ın bir rus eyaleti haline getirilmesi için tedbirler aldı.

Mingrelya ve İmeretya beyi Soloman ise Osmanlılara sığındı. 1804-1805 Yıllarında Erivan ve Bakû hanlıkları da rus hâkimiyetimi tanıdılar. Fakat bu bölgeleri rus hâkimiyetine alan Tsitsianu Bakû’da öldürüldü.

Bunun üstüne Ruslar 1810’da Kafkasya’ya asker göndererek Dağıstan’ın ve Kafkasya’nın büyük kısmını alarak Doğu Anadolu’ya dayandılar.

Nikola I Rusya’da mutlak bir hâkimiyet kurduktan sonra, kendisinden önceki rus çarlarının geleneklerine sadık kalarak Kafkasya’daki rus nüfuzunu arttırdı; Gürcistan ve Azerbaycan’ı işgal ettirdi. Bu suretle İran gün geçtikçe artan bir rus tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Bununla beraber, İranlılar çar Aleksandr I’in ölümünden sonra Rusları Güney Kafkasya’dan atmayı düşünerek savaşa başladılar (1826) ve Kafkaslardaki rus kuvvetleri başkumandanı Yermolu’yu durdurdular. Fakat Paskeyeviç’in rus ordusu ile yardıma gelmesi, Yermolu’yu güç durumdan kurtardı.

Ruslar yeniden taarruza geçerek İran kuvvetlerini yendiler. Bu durum karşısında İran barış istedi. Osmanlılar ile anlaşmazlık halinde bulunan Ruslar da barışa razı olduklarından 1828’de antlaşma yapıldı.

Buna göre İran, Erivan şehri ve bölgesi dahil, Aras nehrinin sol tarafını Rusya’ya bırakarak bir daha Kafkas işlerine karışmadı, öte yandan Ruslar, Navarin’de donanmaları yakılan Osmanlıların protesto ve tazminat taleplerini savaş açmakla cevaplandırdılar.

General Dibiç’in kumanda ettiği rus ordusu Tuna’yı geçtiği sırada diğer bir rus ordusu da Kafkas cephesinde hücuma geçti, Kars, Erzurum gibi yerleri aldı; Anadolu’ya girmek istedi. Bunun üzerine Osmanlı devleti barış istemek zorunda kaldı. 1829’da Edirne barışı yapıldı.

Bu barışla Ruslar, Hazar denizi sahiline ve Derbent geçidiyle de Güney Kafkasya’ya indiler. Fakat Kuzey kafkasya ve dağıstan halkı rus hâkimiyeti altına tamamen girmedi. Arazinin dağlık ve zaptı güç olması, Rusların buralara kolaylıkla girmelerine engel oldu.

Buna rağmen Ruslar XIX. yy. ortalarında Kuzey Kafkasya ve Dağıstan’daki bütün toprakları ele geçirmeye karar verdiler.

1828 Yılında nıs kuvvetleri Karaçaylıları ağır bir yenilgiye uğrattı. Aynı zamanda general Paskeyeviç, Osetinlerin bulunduğu sahaya kuvvet göndererek Kafkasların merkezini almaya çalıştı.

Fakat kuzey kafkasya halkı müslümaııdı; başlarında bulunan imamlar, din ve dünya işlerinin tek hâkimi idi ve müritleri üstünde de büyük nüfuzları vardı.

Nitekim imam Gazi Muhammed’in hocası Kurali-Mogona, Ruslara karşı savaşmak üzere binlerce mürit topladı. Bununla birlikte bazı kafkas kavimlerinin hanları, çarın hâkimiyetini kabul ettiler. Hattâ Rusların müttefiki oldular.

Dağıstan’ın ortasında bulunan Avar hanlığı da bunlardan biriydi. Bu yüzden Gazi Muhammed kuvvetleri, Avar hanlığına karşı genel bir hücuma geçti; fakat başarılı olamadı.

Bu savaşlar sırasında, Gamzat Bey ve Şeyh Şamil ün kazandılar, imam Gazi Muhammed 1832’de öldürülünce, imamlığa Gamzet Bey geçti. Avar hanlığı ortadan kaldırıldı. Fakat bir süre sonra Gamzet Bey de öldürüldü.

Yerine Şeyh Samil geçti. Gimra köylerinden olan Şeyh Şamil Ruslara karşı Kafkasya’yı korumak için savaşan en büyük kahramanlardan biri oldu. Çok iyi bir medrese eğitimi görmüz, kabiliyetli bir liderdi.

Yirmi beş yıl Ruslara karşı savaştı, hâkim bulunduğu sahada bir çeşit dinî cumhuriyet teşkilâtı kurdu. Müritleriyle Rusların ilerleyişini durdurmaya çalıştı; fakat rus kuvvetlerinin üstünlüğü karşısında dayanamadı, 1859’da teslim olmak zorunda kaldı.

Şeyh Şamil’den sonra Kafkasların batı bölgesinde Muhammed Emin idaresinde bir süre daha çete savaşları devam etti. Rusların Kafkasları ele geçirmeleri sonunda on binlerce türk Türkiye’ye göç etti.

1914’te de Osmanlılar Kafkasya cephesine asker yığdılar. Artık Birinci Dünya savaşı başlamak üzereydi. Osmanlılar. Almanların yanında yer aldı. Böylece osmanlı ve rus orduları Kafkas cephesinde karşı karşıya geldi. Kafkas cephesinde Osmanlı-Rus savaşı, Osmanlıların taarruzu ile başladı.

Enver Paşa kumandasındaki ordu harekete geçerek birkaç noktadan sının geçti. Kars ın güneyindeki Köprüköy’de Rusları yendi (10 kasım 1914); Artvin, Çoruh, Ardahan ve Oltu kurtuldu. Oltu yanında rus yenilgisi çok büyük oldu.

Enver Paşa osmanlı ordusunun kış için hazırlıklı olmadığını dikkate almadan taarruza devam etmek istedi. Sarıkamış yanında yapılan savaşlarda osmanlı ordusu çok kayıp ve esir vererek yenildi; daha önce zaptedilen yerleri bırakmak zorunda kaldı.

Büyükdük Nikolayeviç’in Kafkas genel valisi ve rus orduları başkumandanı tayin edilmesinden sonra, Ruslar karşı taarruza geçtiler (ocak 1916). Aynı zamanda Bağdat demiryolunu kesmek, Türklerle Almanların İran’daki faaliyetlerini önlemek için İran Azerbaycanı’na girdiler.

Rus taarruzu Erzurum yönünde gelişti. 16 Şubat 1916’da Erzurum Ruslar tarafından alındı; Ruslar, Muş ve Bitlis’e girdi.

Rus taarruzu aynı zamanda Karadeniz kıyısı boyunca da gelişerek 19 nisan 1916’da Trabzon, rus kuvvetleri tarafından işgal edildi; 25 temmuz 1916 tarihinde Erzincan da düştü.

Bu suretle Ruslar askerlerinin ve teçhizatlarının çokluğu sayesinde, Doğu Anadolu’da önemli bir gelişme ve başarı elde ettiler. Rus ilerleyişi aynı zamanda İran içlerinde de gelişti.

19 Mart 1916’da Ruslar İsfahan’ı işgal ettiler. Savaş Rusların Hemedan’ı aldıktan (mart 1917) sonra, Mezopotamya’daki Moude kumandasındaki İngiliz birliklerine kavuşmaya yönelmesine kadar devam etti.

1917 Devrimi, harekâta son verdi; ama 1919’da petrol bölgesini işgal eden ingilizler, Bakû, Batum ve Tiflis’i ancak 1920’de boşalttılar

İkinci Dünya savaşında 1942 yaz harekâtında Kafkasya’yı stratejik hedef olarak alan Almanlar, Novorisisk, Maykop, Elbruz dağı ve Terek kıyısına kadar ilerleyerek, Kızıl ordunun benzin ikmalini engellemek istediler.

Hitler’in bu orduları Rommel’in Mısır’da çarpışan birlikleriyle Ortadoğu’da birleştirmeyi tasarladığı da sanılır, Ama Wehramacht’ın Stalingrad’da bozguna uğraması bu toprakların boşaltılmasına ve 1943 başlangıcında Kızıl ordu tarafından işgaline yolaçtı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir