Kaleler,Yapılış Amacı,Eski Kaleler

Kaleler,Eskiçağda kale için, savunma açısından uygun yüksekçe bir yer seçilir, kale duvarları sıkıştırılmış topraktan yapılarak, dayanıklı ağaçlarla sağlamlaştırılırdı.

Eski Kaleler

Daha sonraları kerpiç duvarlı kaleler yapıldı.

Taş bir altyapının üzerine kerpiç bir duvar örülerek yapılan kaleler de çok yaygındı.

Duvarlar yükseldikçe payandalarla desteklenmesi gerekti.

Taş örgü duvarlı kalelerin ise yapımı daha zor ve pahalıydı.

Dışa kapalı, korunaklı bir görünümü olan kaleler önemli geçitlerde, dar boğazlarda, düşmanın geleceği tahmin edilen yollarda yapılırdı.

Savunma amacıyla bir yerleşme yerinin tümünü içine alan, burçlarla güçlendirilmiş kaleler de vardı.

Burçlar aynı zamanda gözetleme için kullanılıyordu.

Kalelerin Yapılış Amacı Nedir

Romalılar genellikle düzgün yollar üzerinde aralıklarla kurdukları kaleleri askeri üs olarak kullanırlardı. Dikdörtgen biçimindeki bu kaleler, tepelere kurulan eski kaleler gibi iç içe hendeklerle çevrili olurdu.

Kalelerin çevresi surlarla güçlendirilir askeri barınaklar, tahıl ambarları ve yönetim merkezleri gibi önemli yapılar bu surların içinde yer alırdı.

Göç ya da işgal yoluyla yeni bir yere yerleşenler, eskiden beri o toprakların sahibi olanların düşmanlıklarından korunmak için kaleler yaptılar.

Başlangıçta savunmak için yapılmış olan kaleler zamanla genişleyerek ticaret merkezlerine, daha sonra da kentlere dönüştü.

Tahkimat

Çin Şeddi, iki ülke arasında engelleyici bir tahkimattır.

Bir başka örnek de İngiltere’nin kuzeyinde Eski Romalılar’ca yapılmış olan ve İngiltere ile İskoçya arasında sınır oluşturan Hadrianus Duvarı’dır .

Böyle bir tahkimatı, savunma hattı boyunca siperlere yerleşen askerler savunurdu.

Ortaçağa gelinceye kadar kentler çevrelerindeki kalın taş duvarlarla korunurdu.

Böyle bir tahkimat, taş duvarları yıkabilen top güllelerine karşı dayanıklı değildi.

Bu yüzden daha sonraları düşman toplarının kente saldıracak kadar yakına gelmesini önlemek için tahkimat kent duvarlarının dışında yapıldı.

Zaman geçtikçe savunma daha da karmaşık bir biçim aldı.

İstihkâmcılar da denen askeri mühendisler, düşmanın üç yönden ateş altında kalmadan topa tutamayacağı bir tahkimat tasarımını gerçekleştirdiler.

Bu tepeden bakıldığında yıldız biçiminde, zikzaklı bir tahkimat planıydı. Bunlardan bazıları iç içe tahkimat halkalarından oluşuyordu.

Bu tür savunma çalışmaları çoğunlukla, XIV. Louis için tahkimat tasarımları yapmış olan 17. yüzyılın Fransız askeri mühendisi Sebastien Le Prestre de Vauban’ın adıyla tanınır.

19. yüzyılda toplar çok daha güçlü bir hale geldi.

Bunlar daha uzun menzilli ve daha yıkıcıydı ve eski tip içi dolu gülleler yerine, hedefe çarpınca patlayan mermiler atıyordu.

Bu güçlü patlayıcılara karşı korunmak için kalın beton duvarlar yapıldı; toplar ağır çelik paravanların arkasına gizlendi.

Sahra tahkimatı I. Dünya Savaşı’nda (1914-18) geniş biçimde kullanıldı.

İtilaf askerleri ile Alman orduları batı cephesinde, bazı yerlerde aralarındaki uzaklık 100 metreyi bile bulmayan siperlerde çarpıştılar.

Siperlerin önüne dikenli tellerden kalın engeller yerleştirilmiş, düşmanın siperleri topla dövmesi durumunda kullanılmak için yeraltı sığınakları yapılmıştı.

Siper savaşı büyük can kaybına yol açtı.

Savaşın sonuna doğru tanklar devreye girinceye kadar, siper savunmasını kırarak, ilerlemeyi sağlayacak bir yöntem bulunamamıştı.

Fransa, iki dünya savaşı arasında Almanya ile olan sınırları boyunca Maginot (Majino) Hattı adıyla bilinen bir tahkimat yaptı.

Ne var ki, güçlü beton yapısına, top tabyalarına ve yeraltı tünellerine karşın Maginot Hattı tank, uçak ve zeplin gibi modern savaş araçlarına engel olamadı ve II. Dünya Savaşı’nın (1939-45) başlarında Almanlar’ın Fransa’yı istila etmesini önleyemedi.

II. Dünya Savaşı’nda siperler kazıldı, küçük korugan ya da yuva denen beton korunaklar yapıldı.

Sarp kayalıklara ve kumsallara dikenli teller, çıkarma gemilerine engel olmak için kumsallara mayınlar döşendi, demir kazıklar çakıldı.

Tüm bu savunma tahkimatı kıyıya yerleştirilmiş toplar ve makineli tüfeklerle korunuyordu.

Bu arada tankların ve motorlu araçların ilerleyişini durdurmak için tank tuzağı denen büyük çukurlar kazıldı.

Tarlalara, yollara ve patikalara mayın döşendi.

Günümüzde güdümlü füzeler gibi modern silahlar karşısında bu türden tahkimatın hiçbir anlamı kalmamıştır.

Bununla birlikte askerler avcı çukuru ve siper kazma konusunda hâlâ eğitilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir