Karadağ,Tarihi,Coğrafi Özellikleri

Karadağ hakkında ansiklopedik bilgi, eski Yugoslavya’yı oluşturan altı cumhuriyetten biriydi.

Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra Karadağ, Sırbistan’ın zorlamasıyla yeni Yugoslavya’ya katılmıştır.

Karadağ’ın çabalarıyla 2003 yılında Sırbistan-Karadağ olarak daha esnek bir federasyon çatısı oluşturulmuştur.

Karadağ, 21 Mayıs 2006 Pazar günü yapılan referandumda çıkan % 55,5’lik evet oyu ile ise bağımsız olma kararı almıştır.

3 Haziran 2006’da ise Karadağ Parlamentosu, referandumda çıkan sonuca dayanarak Karadağ’ın bağımsızlığını ilân etti.

1991 sayımına göre Sırplar Sırbistan-Karadağ federasyonunun toplam nüfusun % 69’nu oluşturmaktaydı.

Karadağlılar ise toplam nüfusun % 5’ni, Karadağ nüfusunun % 62’sini oluşturuyordu.

Slav olmayan Arnavut azınlık ülkedeki 2. büyük gruptu ve resmi tahminlere göre toplam nüfusa oranları % 17’ydi.

1965’ten sonra Sırbistan ve Karadağ’dan gelişmiş Avrupa ülkelerine ve Kuzey Amerika’ya sürekli göç yaşanmıştır.

Eski Yugoslavya’nın dağılmasını ve Hırvatistan ile Bosna-Hersek’teki savaşı takip eden yıllarda göç Sırbistan ve Karadağ’a yönelmiştir.

Mülteci sayımı sonucunda 1996 yılı ortalarında 566.200’ü mülteci statüsünde olan 646.000 kişi tespit edilmiştir.

79.700 kişi ise diğer cumhuriyetlerde yaşayan Sırp ve Karadağlılar ya da Yugoslavya’ya mülteci olarak gelip Yugoslav vatandaşlığına geçmiş kişilerdir.

Karadağ Coğrafi Özellikleri

Karadağ, Dinar sistemi yüksek dağlarının bir bölümünü (Durmitor, Sinjajevina, Bjelasica, Komovi, Orijen Lovcen), karstlı polyeleri (Niksiç) ovaları (Zeta ve Işkodra gölü kıyılan) ve nihayet Adriya denizi kıyılarını (primorje) Arnavutluk sınırında Kotor’un ağızlarını kapsar.

Hayvancılık halkın başlıca faaliyetini meydana getirir; ama hayvanları yaylaya çıkarma giderek azalmaktadır.

Sanayileşme çok hızlıdır. Niksiç çevresinde boksit çıkarılmaktadır..

Karadağ Tarihi

Diokles sırp devleti kurulduktan sonra Büyük Sırbistan döneminde (XI.-XIV. yy.) bu bölge, Zeta devleti haline geldi.

Stefan Duşam’ın ölümünden sonra Balşa’lar hanedanı (1360’a doğr. – 1421) zamanında bağımsızlığını kazandı.

Sırbistan’ın ortadan kalkmasıyla (1459) Işkodra gölü sırasındaki bütün topraklar Venedik hâkimiyeti altına girdi. Osmanlılar Bosna’yı (1463), Hersek’i (1466) aldılar.

Stefan’ın (öl. 1465) Gospodar Zetski (Zeta beyi) unvanını taşıyan oğlu İvan Crnojeviç (1465-1490) Ve-nedik’e bağlıydı. Bu arada Osmanlılar ile Venedik arasındaki savaşta İvan Venedik’i destekledi. Buna rağmen Işkodra’yı Osmanlılar alınca (1479) İvan İtalya’ya kaçmak zorunda kaldı.

Böylece Osmanlılar Karadağ üstünde hâkimiyet kurdular Fatih Sultan Mehmed’in ölümünden (1480) sonra ivan, Karadağ’a dönerek Osmanlılar tekrar mücadeleye başlamak istediyse de 1482’de osmanlı hâkimiyetini kabul etmek zorunda kaldı.

Türklerin İvan Bey dedikleri İvan’ın küçük memleketine Ivanbegolina da deniliyordu, İvan, başkenti Çetine de bir manastır yaptırarak Zeta doğu grek piskoposunu buraya yerleştirdi.

Ayrılma isteğindeki kabileler (Nyegoşi, Byeliçi. oariniçi, Çekliçi v.b.) merkezî idareye pek boyun eğmiyor, siyasî varlıklarını koruyolardı. ivan Crnojeviç osmanlı hâkimiyetine boyun eğdiği zaman, rehine olarak.

İstanbul’a götürülen en küçük oğlu Stanitsa İslâmlığı kabul ederek, İskender Bey adını aldı.

Karadağ’da kalan büyük kardeşleri, İvan’ın ölümünden sonra, kendi aralarında geçinemediler.

Stefan (1496 – 1499) işkodra kalesinde oturmak zorunda bırakıldı. Önce işkodra sancağına katılan Zeta ülkesi, 1514’te, müslüman Stanişa-İskender Crnojeviç için, ayrı bir sancak haline konuldu, işkodra gölü kuzeyindeki Yahliyak (Zablij), merkez yapıldı.

Bu sancağa İskender Beyin aile adı dolayısıyla Crnogorski sancağı deniliyordu; Crnagora (Karadağ) adı bundan çıktı.

1528’den sonra, Karadağ’ın osmanlı tabiiyeti altında hüküm süren prenslerine dair bilgi yoktur. Bu sırada Karadağ, işkodra sancağına bağlı bir kaza idi.

Osmanlılar zamanında, kabile reisleri tarafından seçilen metropolitin (Çetine vladikası) yönetimirdeydi.

Bunlar devlete cizye verir ve defletin Venedik’e karşı açtığı savaşlara yahut yakın akrabaları olan Brda asilerine karşı girişilen hareketlere katılırlardı.

1684 ten Karlofça antlaşmasına (1699) kadar Venedik’in Osmanlı imparatorluğuna karşı giriştiği savaş sırasında Karadağlılar, Vladika Visarion’un kışkırtması ile, Venedik cumhuriyetinin himayesi altına girdiler (1688). Bundan dolayı İşkodra sancağı başında bulunan Süleyman Paşa 1692’de Çetine’yi tahrip etti.

Visarion’un teşebbüsü ile başlayan ayrılma hareketleri Nyegoş (Nieguş) hanedanından Vladika Danilo I Petroviç zamanında da (1697-1735) devam etti.

Ruhanî reislik payesi ondan sonra, irsi olarak, Petroviç Nyegoş hanedanında kaldı Fakat vladikaların kabile reisleri üstünde nüfuz ve hâkimiyetleri zamanla kuvvetlendi.

1711’de Büyük Petro’nun bir elçisi, Karadağlılardan Osmanlı imparatorluğuna karşı yardım istedi.

Fakat bu ittifakın faydası olmadı, çünkü Ruslar Prut antlaşmasını (1711) imzalamak zorunda kaldılar; Karadağ’ı kendi haline bıraktılar.

Bosna valisi Köprülüzade Numan Paşa, âsiler üzerine gönderildi. Kaçanların Dalmaçya’ya sığınmaları ve orada Venediklilerden yardım görmeleri; 1714’te Venedik’e karşı savaş açılmasına sebep oldu.

Aynı yıl Numan Paşa kuvvetleri Karadağ’ı baştan başa tahrip etti; 1704’te onarılan Çetine bu sırada yeniden harap oldu.

Pasarofça antlaşması (1718) kanlı hadiselere bir süre için son verdi, Vladika Danilo, Karadağ’ı kalkındırmak üzere, bundan faydalandı.

Fakat onun yerine geçen Sava Petroviç Nyegoş (1735-1782) zamanında yeniden karışıklıklar başgösterdi.

Bir kısım karadağlılar Türklerle anlaşmak isterken, bir kısmı da Rusya’dan yardım dilemek üzere, Petersburg’a elçilik heyetleri gönderdiler.

Kendisinin 1762’de öldürülen rus çarı Pyotr III olduğunu iddia eden, Güney slavlarından Stefan Maliy’in (Küçük Stefan) ortaya çıkışı 1768-1773 yılları arasına rastlar. Bu devrede Karadağ, geçici de olsa belli bir ölçüde emniyete kavuştu.

Petro I (1782-1830) zamanında, Türklerle önemli bir mücadele olmadı. Bununla beraber İşkodra’yı irsî olarak elinde tutan Kara Mahmud Paşa (Buşatlı), kabileler arasındaki mücadelelerden faydalanarak, Karadağ’ı baştan başa istilâ etti; cizyeyi yeniden aldı.

Çetine yeniden yakıldı. 1787-1792’deki Osmanlı-Avusturya-Rusya savaşı sırasında, Karadağ sınırlarında yalnız küçük çatışmalar oldu.

Kara Mahmud Paşa 1795’te tekrar harekete geçtiyse de, Slatina’da bozguna uğradı ve Knıse (bugünkü Kneja) savaşında öldürüldü.

Bundan sonra Brda ülkelerinin Byelopavliçi ve Piperi kabileleri Karadağ’a katıldı. Petersburg antlaşması (1805) sonucunda Fransızlar general Marmont kumandasında Dalmaçya’yı işgal ettiler. Fransızlara karşı Karadağlılar.

1806-1808’de Cattaro körfezi kıyılarında oturanlarla Rusların ve daha sonra da 1813-1814’te Ingilizlerin yardımıyla savaşa giriştiler.

Vladika Petro I, 1813 Cattaro kuşatmasına, şehrin kendine verileceği umudu ile katıldı.

Fransızlar ile olan savaş sona erince, taarruzlarını yeniden eski yöne çevirdi.

Bosna eyaletine akınlar yaptı. Brda üstünde hâkimiyetini genişletmeye 1798 ve 1803 yönetmelikleri ile memlekette birliği kurmaya çalıştı.

Petro II (1830-1857), ilk defa olarak «Karadağlıların hükümdarı» unvanını aldı.

Petro II, 1837’den sonra, Rusya dan yardım almaya başladı. Radovyiç ailesini Karadağ’dan attı. Bütün idareyi kendi elinde topladı. Kabile şeflerinin yetkilerini kısıtladı.

Dış siyaset alanında göze çarpan başlıca olaylar ise, Viyana antlaşmasından sanra Dalmaçya kıyılarına sahip olan Avusturya ile sınır anlaşmazlıkları ve müslümanlara karşı ardı kesilmeyen mücadelelerdi.

O sıraca Hersek’te iktidar Rıdvan Bey ailesinden Ali Paşanın (öl. 1851) eline geçti.

Karadağlılarla olan mücadelelerde başlıca rolü onun adamı olan İsmail Ağa Çengiç oynadı.

1840’ta, Türklerin elinde bulunan Podgorica ve lşbuz üzerine Karadağlıların yaptıkları akınlar Karadağ’ın osmanlı kuvvetleri tarafından istilâsına yol açtı.

1838’de iki taraf arasında imza edilen bir antlaşmaya göre Hersek-Dalmaçya sınırı yakınında Grahovo arazisi tarafsız bölge haline getirildi.

1843’te Türklerin İşkodra gölündeki Vranina ve Lessandria adalarına yerleşmeleri Karadağlılar tarafından iyi karşılanmadı. Fakat bunu sakin geçen birkaç yıl takip etti.

Danilo II (1852-1860), Avusturya ile Rusya’nın onayını alarak, ruhanî reisliği bıraikıp cismanî prenslik (knyaz) payesini aldı; kendisini Knyaz i gospodar Crne Göre i Brda (Karadağ ve Brda prensi) ilân etti. Bu sırada bir Karadağ çetesi eski mejkez olan Jabliak’ı istilâ etti.

Karadağ başbuğunun o zamana kadar resmen tabi olduğu devletle bağlılığını kesmesi, Osmanlıları Karadağ’a karşı tedbirler almaya zorladı.

Serdarıekrem Ömer Paşanın kumandasında büyük bir kuvvet beş koldan Karadağ’a girdi.

Bu hücuma dayanamayacağını anlayan Danilo, Rusyayı ve Avusturya’yı yardıma çağırdı. Bunun üzerine, Avusturya İstanbul’a, kont Leiningen başkanlığında bir heyet gönderdi.

Osmanlı imparatorluğunun Karadağ’ın muhtariyetine karışmasını protesto etti. Böylece osmanlı hükümeti 3 mart 1853’te sınırlarda statükonun devamını sağlayan bir antlaşma yaptı.

Kırım savaşı (1853-1856) sırasında Danilo, tarafsızlığını ilân etti. Paris kongresinde osmanlı delegesi Ali Paşa, Osmanlı devletinin Karadağ’ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası kabul ettiğini söyledi, prens Danilo da istiklâlinin resmen onaylanmasını, Arnavutluk ve Hersek’ten kendisine toprak verilmesini istedi.

Fakat hiç bir karara varılamadı. Hersek isyanını Karadağ destekleyince, 1858’de yeniden savaş başladı.

Hüseyin Paşa kuvvetleri, Danilo’nun büyük kardeşi Mirko tarafından bozguna uğratıldı (12-13 mayıs). Danilo 1860’ta Cattaro’da bir karadağlı mülteci tarafından öldürüldü.

Yerine kardeşi Mirko’nun Dğlu Nikola I (1860-1918; öl. 1921) geçti. Nikola zamanında Karadağ yeniden önemli topraklar elde etti.

Devlete meşrutî bir düzen verdi (1905). Senatonun üye sayısını 16’ya çıkarttı. 76 Kişilik bir millî meclis kurdu. 1910’da Karadağ’ı krallık haline getirdi.

Bu gelişmeler sırasında Karadağ, özellikle Rusya’dan, çeşitli yardımlar gördü.

Nikola zamanında Osmanlı devletinde imparatorluk ile Karadağ arasında küçük çatışmalar (1869-1870, 1872, 1874, 1875, 1895, 1898, 1911) dışında, üç savaş meydana geldi (1862, 1876-1878, 1912-1913).

Karadağlıların Grahovo galibiyetleri, Rusya’nın kışkırttığı Hersek hıristiyanlarını ayaklandırdı. Bunlar 1861’de Luka Vukaloviç’in başkanlığında isyan ettiler.

Osmanlı devleti, sınıra 50 000 kişilik bir kuvvet gönderdi. 1862 Baharında Derviş Paşa kuzeyden ve Ömer Paşa güneyden Karadağ’a girdiler.

Mirko dağlık arazide başarılı olduysa da, başkent Çetine tehlikeye düştü. Nikola, Ömer Paşanın ileri sürdüğü şartları kabul ederek, lşkodra’da bir senet imzaladı.

Yapılan antlaşmaya göre, prens Nikola, 1859’da tespit edilen sınırları kabul edecek, Karadağ’ın iç meselelerine devlet tarafından müdahale olunmayacak, Bar limanından, silâh hariç, Karadağ ticaretini serbestçe yapacaktı.

1875 Haziran başlarında Hersek’in, Neveşin (Nvesinye) kazası halkından 160 kişi Karadağ’a sığındı. Bunun üzerine, prens, bunların geri verilmesini sağlamak için, İstanbul’daki Rusya sefiri general ignatiyefin aracılığını istedi.

Osmanlı sadrazamı Esad Paşa şikâyeti yerinde incelemek için Bosna valisi Derviş Paşayı görevlendirdi. Karadağ’a sığınanların ülkelerine dönmeleri sağlandı.

Tekrar başlayan ayaklanma kısa zamanda genişledi, önce Rauf Paşa, sonra müşir Ahmed Muhtar Paşa isyancıların üzerine gönderildi.

Muhtar Paşa, Nikşik’i kurtarmak üzere, 1876 baharında harekete geçti. Haziranda Sırbistan prensi Milan, Osmanlı devletine savaş açtı.

Bunun üzerine, Karadağ prensi, müttefik olarak savaşa katıldı. Hersek, Yenipazar (Novi Pazar) ve İşkodra sınırlarına saldırdı.

Bunun üzerine Bosna-Hersek kumandanı Ahmed Muhtar Paşa ve işkodra kumandanı Ahmed Hamdi Paşa, harekete geçtiler. Fakat ellerindeki kuvvet yetersizdi

. Bu yüzden Ahmed Muhtar Paşanın temmuzda başarı ile başlayan hareketleri Bletsa’da (Bileca) yenilgi ile bitti.

Osman Paşa esir oldu. Geriye çekilen Muhtar Paşa Trebin (Trebinye) civarında tutundu.

Cephenin işkodra tarafında ise Ahmed Hamdi Paşanın yerine tayin edilen Mahmud Paşa, Medon kalesini kuşatmadan kurtaramadı.

Bu sırada Sırbistan’ın uğradığı bozgun görüşmelere yolaçtı. Karadağ ile de savaşa son verilmesi büyük devletler tarafından istendi.

İstanbul’da toplanan devletlerarası konferansta Nikşik ile Yukarı Kolaşin’in (veya Yüksek Kolaşin) Karadağ’a bırakılması teklif edildi.

İlk Mebusan meclisi toprak verilmesini kabul etmedi. Bu sırada Rusya Osmanlı imparatorluğuna savaş açtı. Bundan yararlanan Karadağlılar yeniden saldırıya geçtiler.

Nikşik’i, Podgoriça’yı, Bar’ı ve Ülgün’ü (Dulcigno) ele geçirdiler (1878). Ayastafanos antlaşması ile (1878), Osmanlı devleti Karadağ’ın bağımsızlığını onayladı. Ayastafanos’ta alınan kararlar Berlin’de biraz hafifletildi (1880).

8 Ekim 1912’de bir sınır anlaşmazlığı sonucunda, Karadağ diğer balkan devletlerinden (Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan) önce Osmanlı devletine savaş ilân ettiler.

Akova ve Berane’yi (Berana) işgal ettiler. Kuzey Arnavutluk’ta ilerleyen kuvvetler de Gusinye ve ipek’i ele geçirdi.

Yalnız İşkodra kalesi, Hasan Rıza Paşanın kumandasında kuşatmaya dayandı. Karadağ, Birinci Dünya savaşına Rusya’nın yanında girdi (5 ağustos 1914).

1916’da şiddetli bir taarruz ile çabucak yıkıldı; Lovçen (Lofça) dağının işgalini Çetine’nin düşmesi takip etti.

Podgoriça’ya çekilen kral Nikola, Avusturya-Macaristan imparatoruna başvurarak memleketini kayıtsız şartsız galiplere teslim etti. Birinci Dünya savaşı, A-vusturya-Macaristan imparatorluğunun yıkılmasıyla bitti.

Bunun üzerine verilecek yeni siyasî durum hakkında Güney slavları birliği taraftarları ve kralcılar arasınua şiddetli çatışmalar oldu.

29 Kasım 1918’de Podgoriça’da toplanan bir meclis kralı ve oğullarını vatana ihanet ile suçlandırdı, tahttan indirdi ve Karadağ’ı Sırp-Hırvat ve Slovenler krallığına kattı.

Bu krallık daha sonra Yugoslavya adını alınca Karadağ’ın adı mülkî bölünmeden bile silindi.

Dalmaçya, Hersek ve Bosna’nın güney kısmı ile beraber, Zetska eyaletine katıldı, ikinci Dünya savaşı içinde Yugoslavya, Almanya’nın istilâsına uğradı (nisan 1941) ve parçalandı.

Bu parçalardan birincisi, İtalyan nüfuzu altında, 1941’de yeniden Karadağ krallığı adıyla kuruldu.

Fakat Karadağ krallığının kuruluşu hemen hemen kâğıt üzerinde kaldı. Alman-italyan işgaline karşı çete (çetnit, partizan) savaşları yapıldı.

Savaş sonrası Yugoslavya 29 Kasım 1945’te, Halk Cumhuriyetleri birliği adı altında, federal bir bünyeye sahip oldu.

Karadağ, federasyonu meydana getiren altı cumhurivetten biri olarak, yeniden ortaya çıktı.

Karadağ

Karadağ

Karadağ

Karadağ

Karadağ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir