Karz Sözleşmesi Nedir,Nasıl Sona Erer

Karz Sözleşmesi Nedir,Karz sözleşmesinden söz edebilmek için, önce konunun bir miktar para veya misli eşya olması gerekir.

Karz Sözleşmesi Roma Hukuku

Karzın konusu misli eşya olduğu zaman ödünç alan, aldığını aynen değil de aynı miktar ve nitelikte ödeme borcu altına girer.

Karz sözleşmesi ile ödünç veren belli bir miktar para veya misli eşyanın mülkiyetini ödünç alana geçirme borcu altına girer.

Yani karzın konusu olan şeyin sadece kullanma hakkı değil, mülkiyeti de karşı tarafa geçirilir.

Çünkü karzın amacı, ödünç alana bir sermaye temin etmektir; bu da ancak mülkiyetin geçirilmesi ile temin edilir.

Aynı şekilde, ödünç alanın aldığı şeyi (borcunu) aynen değil de aynı miktar ve nitelikte olanla ifa etmesi gereği de mülkiyetin geçmesini icap ettirir, ödünç verenin, verdiği şeyin maliki olması gerekmez.

Emin sıfatıyla zilyet olan kimseden iyi niyetle ö-dünç alan kimse de mülkiyeti kazanır.

Hattâ, para ve hamiline yazılı senetlerde ödünç verenin emin sıfatıyle zilyet olması da aranmaz.

Sadece ödünç alanın iyi niyetli olması gerekir, ödünç alan ise karz sözleşmesiyle aldığını aynı miktar ve nitelikte geri verme borcu altına girer.

Yani ödünç aldığını aynen değil de aynı miktar ve türden geri vermesi icabeder.

Alman aynı miktar ve türler iade edildi mi, alma anı ile geri verme anı arasındaki fiyat farkı göz önünde tutulmaz.

Aynı şekilde kural olarak, para değerindeki düşmeler de ödünç alanın geri verme borcunu etkilemez.

Faiz karzın gerekli bir unsuru değildir. Bu ancak sözleşmede kararlaştırılırsa söz konusu olabilir.

Kural bu olmakla birlikte, ticarî karzlarda faiz şartı olmasa da, ödünç alan faiz ödemek zorundadır (Borçlar kn. md. 307/11).

Karzın bir taraf için ticari iş niteliğinde olması, ticari karzın varlığı için yeterlidir.

Sözleşmede faiz kararlaştırılmış fakat miktarı gösterilmemişse, bu oran, aksine bir örf olmadıkça yüzde 5’tir.

Bu hüküm ticari işletmelerde de geçerlidir: ticari karzın alındığı yerde daha yüksek bir faiz adet ise, o faiz ödenir.

Aynı şekilde bir misli eşyanın belirli bir kısmı faiz olarak kararlaştırılabilir.

Karz sözleşmesinin kurulmuş sayılması için, ödünç verilecek miktarın mülkiyetinin karşı tarafa geçirilmesi aranmaz. Sözleşmenin yapılmış olması yeterlidir.

Karz sözleşmesi faiz kararlaştırılmışsa, tam iki taraflı sözleşme olur; aksi halde eksik iki taraflı sözleşmedir.

Karz sözleşmesi kanun tarafından herhangi bir sıhhat şekline bağlanmış değildir.

Ancak belli bir rakamı aşan karz sözleşmelerinin ispatı, yazılı olarak yapılmalıdır. ödünç verecek kimseye kanuni müşavir tayin edilmişse, karz verebilmek için kanuni müşavirin rızası aranır.

Aynı şekilde, vesayet altındaki kişinin ödünç verebilmesi için, sulh hakiminin izni şarttır .

Karz sözleşmesinin konusu misli eşya olduğu zaman, nefi ve hasarın ne zaman ödünç alana geçeceği oldukça tartışmalıdır.

Bir fikre göre, burada mülkiyetin geçirilmesi borcunu doğuran bir sözleşme söz konusu olduğu için, Borçlar kn. md. 183’teki alım-satım kuralları uygulanır, İkinci fikir ise, karz sözleşmesinde nefi ve hasarın mülkiyetin geçmesi ile ödünç alana geçeceği yolundadır.

Karz sözleşmesinde ödünç verenin bazı borçları vardır

1. ödüncün konusunu teslim borcu, ödünç veren, ödüncün konusunu ya doğrudan doğruya veya dolayısıyla, Ödünç alana geçirir, ödüncün, karşı tarafa fiilen teslimi halinde, karz doğrudan doğruya ödenmiş olur.

Buna karşılık ödünç veren, ödünç alanın talimatıyla, parayı, bir üçüncü kişiye (msl. ödünç alanın alacaklısına) verecek olursa, borç, dolayısıyla yerine getirilmiş olur.

Aynı şekilde, ödünç verenin talimatıyla, bir üçüncü kişinin borcu yerine getirmesi halinde de yine dolayısıyla ifa söz konusu olur.

Paraya ilişkin karzın ifa edileceği yer, aksine bir anlaşma olmadıkça, alacaklının yani ödünç alanın ikametgâhıdır.

Ödünç verecek kimse, borcunu zamanında yerine getirmezse, temerrüt faizi öder. ödünç alanın acze düşmesi halinde, ödünç veren bu borcunu yerine getirmekten kaçınabilir (Borçlar kn. md. 310/1).

Bunun için ödünç verenin, sadece ödünç alanın aciz haline düşmüş olduğunu ispat etmesi yeterlidir.

İade alacağının veya faiz borcunun da tehlikeye düştüğünü ispat etmesi gerekli değildir.

Ödemeden kaçınma şartı gerçekleşince, ödünç Yeren kesin olarak ödemeden kaçınabilir ve sözleşmeden geri dönebilir.

Yoksa Borçlar kn. md. 82’deki gibi, teminat verilmesini isteyerek uygun bir sürenin geçmesini beklemesi gerekmez, ödünç alanın aciz haline düşmüş sayılması için haczin semeresiz kalması veya hakkında kesin aciz vesikası alınması gerekli değildir.

Duruma göre ödünç alanın aleyhine geçici aciz belgesi alınmış olması konkordato istenmiş olması, hakkında icra takibi yapılması veya senetlerinin protesto edilmesi gibi haller acze düşmüş sayılması için yeterlidir.

2.Zapta ve ayıba karşı tekeffül, ödünç verilen bir misli eşya ise, ödünç verenin, ayıp ve zapta karşı tekeffül borcu vardır, ödünç alanın ise birinci borcu, ödünç verilen şeyi kabuldür. Bu borç ancak karzın faizli olmasında söz konusudur.

Zira faizsiz karzda, ödünç alanı kabule zorlamada, ödünç verenin hukuken korunmaya lâyık bir çıkarı yoktur, ödünç alanın, karzı kabulde temerrüdü, ödünç verene, borçlunun temerrüdü hükümlerine göre faiz ve tazminat isteme ve gereğinde sözleşmeyi feshetme imkânını verir.

Ödünç alanın ikinci borcu, ödünç alınanı mislen iade borcudur. Bu borcun doğabilmesi için, karz miktarının fiilen verilmiş olması gerekir, ödünç alan, aldığı şeyi değil de, aldığına eşit miktar ve nitelikte olanı geri verecektir.

Eğer ödünç alınan bir kıymetli evraksa, iade anında ödenecek şey, alınan senedin iade anında borsadaki rayiç fiyatıdır. Bunun aksine sözleşme yapılamaz. Ayrıca ödünç alan, kararlaştırılmışsa faiz ödemeye de mecburdur. Aksine bir sözleşme olmadıkça faiz yıllık olarak ödenir.

ödünç alanın son borcu ise, sözleşmenin yapılması için gerekli masrafları ödemektir. Karz sözleşmesi, genellikle ödünç alanın yararına olduğu için, şüphe halinde, sözleşmenin yapılmasına ilişkin masraflar ödünç alana yüklenir.

Karz sözleşmesini sona erdiren haller

1. sürenin dolması. Karz sözleşmesi, kararlaştırılmışsa, sürenin dolması ile sona erer ve iade borcu bu anda muaccelleşir. Sürenin bir takvim günü olarak kararlaştırılması gerekli değildir; tayin edilebilir olması gerekli.

2. feshin ihbarı. Sözleşmenin, ödünç verenin ifayı istemesi ile derhal veya istemeden itibaren belirli bir sürenin geçmesi ile sona ereceği kararlaştırılabilir, İadenin istenmesi bir çeşit feshi ihbar niteliği taşır. Sözleşmede istem üzerine borcun ne zaman ödeneceğine ilişkin bir hüküm yoksa, iade borcunun ilk istemden itibaren altı hafta içinde yerine getirilmesi gerekir.

3. ödünç alanın vadeden önce ifada bulunması, ödünç faizli değilse, bir feshin ihbarı müddeti kararlaştırılmış olsa bile, ödünç alan borcunu bu vadeden önce yerine getirebilir ve bu suretle karz sözleşmesi ödeme ile sona ermiş olur. Buna karşılık karz faizliyse, ödünç alan kural olarak vadeden önce ifade bulunamaz.

Ancak, gerçek ifa zamanına kadar olan faiz borcunu da yerine getirirse erken ifade bulunması mümkün olur.

Karz Sözleşmesi Zamanaşımı

Aynı şekilde alacaklının aradaki faiz borcundan vaz geçmesi halinde de, faizli karz sözleşmesinde erken ifa söz konusu olabilir; 4. Zamanaşımı da, karz sözleşmesini sona erdiren sebeplerden biridir.

Bu, sözleşmenin ve iade borcunun zamanaşımına uğraması olmak üzere iki şekilde ortaya çıkar, ödünç verenin sözünü yerine getirmesinde veya ödünç alanın borcunu ödemede geç kalması halinde, karz sözleşmesi altı ay sonra zamanaşımına uğrar.

Görüldüğü gibi zamanaşımının başlangıcı ödünç alan veya verenin borcunun muacceliyet anı değil de, borçlarını yerine getirmede temerrüde düştükleri andır. Bu bir gerçek zamanaşımı süresidir ve zamanaşımının durması veya kesilmesine ilişkin hükümle uygulanır.

Ödünç alanın iade borcunda ise 10 yıllık zamanaşımı işler. Sürenin başlangıcı, sözleşmede iade için bir vade tayin edilmişse, vadenin dolduğu andır.

Buna karşılık belli bir süre tayin edilmemişse, zamanaşımı ilk istemden itibaren işlemeye başlar. Alacak bir gayrimenkul rehni ile teminat altına alınmış, iade borcu zamanaşımına uğramaz .

Buna karşılık iade borcu menkul rehni ile temin edilmişse yine zamanaşımına uğrar, fakat ödünç veren alacağını rehinden elde edebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir