Kaside Nedir,Özellikleri,Bölümleri | Kültür,Sanat |

,,

Kaside Nedir

  • On beş ilâ yüz beyitten meydana gelen ve tek kafiye düzenine göre kurulan, genellikle büyüklere övgü niteliği taşıyan nazım.
  • Bu türde yazılmış şiir: Bu devr içinde benim padişah-ı. mülk-i sühan / Bana sunuldu kaside bana verildi gazel (Baki).
  • Kaside-i sulhiye, padişahın buyruğu ile savaştan barışa geçilmesi üzerine yazılan kaside.
  • Kaside-i sûriye, düğün v.b. şenlikleri tasvir için yazılan kaside.
  • Kaside-i tebrikiye, devlet ilerigelenlerinden birine, yeni görev alınması, mevkiinin yükseltilmesi v.b. değişiklikler dolayısıyla tebrik etmek amacıyla yazılan kaside. (Bu tür kasideler, bazen hangi amaçla yazılmışsa, onu bildiren adla anılırdı.)
  • Kaside-i tevdiye, sevilen kimseden ayrılma dolayısıyle yazılan kaside.
  • Kaside-gû (kas-ıde-serâ veya kaside-perdâz), kaside yazan, söyleyen
  • Kaside-perdâzî, kaside yazıcılığı. Kaside-serâyân (veya kaside-perdâzân), kaside söyleyenler, yazanlar.

Kaside Türünün Özellikleri ve Bölümleri

Kaside Nazım Şeklinin Özellikleri

Kaside, gazel biçiminde (aa, ba, ca…) ve aruz vezniyle yazılan ter nazım şeklidir, ilk beytine matla, son rsytine makta, en güzel beytine beytül kasid denir.

Tam bir kasidede nesib (veya teşbib), tegazzül, girizgâh, medhiye, fahriye, tac ve dua bölümleri bulunur.

Nesib uzun bir gazeli andırır.

Bu bölüm tabiat, belirli günler veya önemli olaylarla ilgili olabilir.

Tegazzül, nesib’den sonra araya sıkıştırılan bir gazeldir, her kasidede bulunmaz.

Girizgâh. övülecek kimsenin methe değer niceliklerini sayıp dökmek için gerekli bağlantıyı kurar.

Bu bölümde yer alan beyitler. doğrudan doğruya medih değil, methe giriş için gerekli fırsatı hazırlayan aracı mısralardır.

Girizgâhtan sonra methiye bölümüne geçilir.

Bu bölümde kasidenin sunulduğu şahıs çoğunlukla mübalâğalı bir akilde övülür.

Fahriye bölümünde şair kendini över, sanat gücünü ve başarılarını ortaya koyar.

Tac beyitte şair kendi adını veya mahlâsını anar.

Dua, kasidenin son bölümüdür.

Burada şair kendisi veya kaside yazdığı kimse için Allah’tan mutluluk, başarı, mevkiinde süreklilik diler.

Kasidelerin konularına göre münacat, na’t, medhiye, mersiye, hicviye gibi çeşitleri vardır.
 
Nesib bölümünün konusuna (kasidei bahariye, kasidei ramazaniye v.b.), kafiye harfine (kasidei mimiye, kasidei tâiye v.’b.) göre adlandırılırlar.
 
Bazı kasideler ise sunulduğu şahsın adiyle anılır (Reşid Paşa kasidesi gibi.)
 
Kaside türünü arap şairleri meydana getirdiler, sonradan İran, türk ve öteki İslâm edebiyatlarında hızla yayıldı, benimsendi.
 
İslâmlıktan önce de belli ölçüler içinde, belli amaçlarla yazılan, hükümdarlara, devlet büyüklerine sunulan kasideler vardı.
 
Fakat bunların, İslâm edebiyatında olduğu gibi kesinlik kazanmış biçimleri, ölçüleri, nitelikleri yoktu.
 
Eski Mısırlılarda, Çinlilerde, Hintlilerde, İranlılarda özellikle İlâhî bir görev yaptığına inanılan hükümdarlara sunulan manzum övgüler yazılıyordu.
 
İslâmlıktan önceki arap edebiyatının cahiliye çağı şairlerinde kasidecilik, aşiret reislerinin yaptıklarını, kabilelerin kahramanlıklarını anlatan bir nitelik taşırdı.
 
Her şair, kendi kabilesini ötekilerden üstün görür, onun başkanını, ailenin ilerigelenlerini öven uzun şiirler yazar, bunları geleneksel toplantılarda, özellikle panayırlarda karşılıklı okurlardı.
 
İslâm dininin doğuşundan sonra kaside söyleme sanatı ayrı bir nitelik kazandı.
 
Emevî, abbasî, gazneli, samanî, selçuklu, fatımî, eyyubî saraylarında sultanları öven ve caize adı verilen bahşişle geçinen şairler vardı.
 
Osmanlı devletinde de tutunan, benimsenen kaside yazma geleneği birçok şairin saray çevresinde toplanmasına yol açtı.
 
Bunlar edebiyat ve bilim dili olarak benimsenen arapça, farsça örneklerdeki kavramları işleyerek geliştirdiler.
 
Araplarda başlayan kaside türünün en başarılı örneklerini İran şairleri verdi. Ferruhî, Ascedi, Hakanî, Enverî gibi birçok ünlü kaside şairi yetişti.
 
Bunlar arasında özellikle Enverî büyük önem kazandı.
 
Türk edebiyatında Ahmed Paşa, Necati, Baki, Nedim kasideler yazdılar; bu türün en güçlü şairi Nef’i oldu.
 
Bugün kaside yalnız İran’da yazılıyor, öteki İslâm edebiyatlarında tamamen bırakılmış bir durumdadır.
 

Bir cevap yazın