Kaşıkçılık Nedir,Sanatı,Mesleği

Kaşıkçılık Orta asya bozkırlarında yaşayan kavimlerde kaşık, göçebelerin daimi olarak yanlarında taşıdıkları bir gereçti.

At üzerinde dolaşan ve çeşitli yerlerde konaklayan savaşçılar, silahlarıyla birlikte, Kaşıkçılıkkaşıklarını üzerlerinde bulundururlardı.

Aynı gelenek güney anadolu yaylalarında dolaşan göçebelerde de görülür.

İlk kaşık yapıcılarının Karaman’dan Konya’ya gelen medrese öğrencileri (talebei ulûm) olduğu sanılır.

Bunlar geçimlerini tahta kaşık yaparak ve satarak sağlarlardı, ilkçağda kaşıklar, pişmiş topraktan yapılıyordu.

Sonra, işlenmesi topraktan daha zor olan sert dokulu ağaçlardan yararlanıldı.

Zamanla kaşık yapımında, çeşitli madenler kullanıldı. Ancak, Anadolu’da bugün bile tahta kaşıklar madeni olanlara tercih edilir ve genellikle köylerde, kasabalarda kullanılır.

Kaşık yapımı bazı sanatların ve zanaatların bilinmesini gerekli kılar. Oymacılık, cilâ işi, süsleme, hak, estetik zevk. v.b.

Kütahya. Akseki ve Geyve’nin Taraklı bucağında hazırlanan tahta kaşık taslakları (kabaca yontulmuş kaşık), İstanbul, Konya, Çorum, Kastamonu ve Tokat’ta işlenerek gerçek kaşık haline getirilir.

Kaşık yontmada sadece bir küçük keser ve törpü kullanılır. Bir odun parçası kaşık haline gelirken en az üç elden geçer bu ortalama 6-10 dakika arasında vakit alır.

Geçimini hemen yalnız kaşık yapımına bağlayan (msl. Akseki’nin Bademler köyü) yerlerde bu yapım, fabrikasyon imalatı gibi, yüzyıllardan gelen tecrübelerle rasyonelleşmiştir.

Tahta kaşıklar da nakışlanır, üzerine rugan denen cila çekilir. Fakat bugün kullanılan rugan sıcağa dayanıklı değildir ve çabuk bozulmaktadır.

Nakışlı tahta kaşıklardan başka, sapları oymalı tahta kaşıklar da yapılmıştır. Bu oymalara çiçek motifleri, kuşlar, geçmeler, hatailer uygulanır.

özellikle İstanbul’da altın, gümüş gibi değerli madenlerden başka fildişi, bağa, kemik gibi maddeler de kullanılmış; bunlar üzerine savat, kakma, oyma gibi el sanatlarıyla süslemeler yapılmış, saplarına mercan veya sedef gibi maddeler geçirilmiş, İncili püsküller takılmıştır.

Kaşıkçılıkta hat sanatından da faydalanılmış, saplarına beyitler yazılmıştır. Kaşıklara sevdiklerinin veya kendi adlarını yazdıranlar da vardı. Topkapı Sarayı müzesindeki bir kaşığın üstünde Afife adı vardır.

Mehmed IV’ün gözdesi olan bu kadının, bu kaşıkla yemek yediği sanılmaktadır.

Ayrılıklarda da üstlerinde anlamlı beyitler bulunan kaşıklar armağan olarak verilirdi.

Abdülaziz’in oğlu veliaht Murad Efendinin babasıyla birlikte Avrupa’ya giderken gözdesi Şayan Kadına armağan ettiği kaşıkta «Vuslatı Şayan / Şenindir devran» beyti yazılıdır.

Başka bir kaşıkta da «Lâfı lâfa etme ilâve / Al kaşığı çal pilâve» beyti vardır.

Türk kaşıklarından örnekler Hatip Ruşen Efendi tarafından Milletlerarası Paris sergisinde (1900) sergilenmiştir.

Özel koleksiyonlar dışında, Topkapı sarayında da çok kıymetli türk kaşığı derlemeleri vardır.

Kaşıkçılık
Kaşıkçılık
Kaşıkçılık
Kaşıkçılık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir