Kebire Nedir

Kebire Nedir,Büyüklük kuruntusu, kendini büyük görme gibi anlamlara gelen kibr kelimesi de aynı kökten gelir ve bu beraberliğe bakarak en büyük günah (kebire) kibirdir demek mümkün olur.

Kebir kelimesi sıfat olarak Kur’an’da makbul ve çirkin anlamlarda 40 küsur yerde kullanılmaktadır.

Bunların bazılarında kebir negativite, günahın sıfatı olarak yeralmıştır.

“Büyük çirkinlik—pislik” (Bakara, 219), “büyük fesat” (Enfal, 73), “büyük dalâlet” (Mülk, 9), “büyük zulüm ve günah” (Nisa, 2), “büyük hata” (İsra, 31), “büyük azgınlık” (İsra, 60) vs ifadelerinde kebir hep bir yanlışlığın, sapmanın sıfatıdır.

Etimolojik gelişim içinde kebire, zamanla büyük günah anlamında bir ilmi kelam terimi olmuş ve mezheplerarası tartışmaların önemli kavramlarından biri haline gelmiştir.

Bu tartışmalarda temel soru şuydu: “Büyük günah (kebire) işleyen kişi cennete girebilir mi?” Mutezile mezhebine göre kebire işleyen (mürtekibu kebire) cennete, giremez; fakat imansız olmadığı için cehennemde de kalmaz.

O, iki mertebe arası bir durumdadır (menzile beynel menzileteyn).

Ehlisünnet ve Şia’nın hâkim görüşüne göre, kebire işleyenler, cennete gidebileceklerdir.

Hz. Peygamber de, şefaatini bu kebire sahiplerini bağışlatmak için kullanacağını bildirmiştir.

Kebirenin çoğulu Kebâir’dir ki büyük günahlar anlamına gelir.

Günahların büyük küçük şeklinde ayrılması bizzat Kur’an tarafından yapılmıştır.

Nisa 31; Şûra 37; Necm 32. ayetlerde bu ayırım açıktır.

Bu ayetler: “Yasaklandığınız şeylerin büyüklerine son verirseniz, kötü davranışlarınızı örteceğiz.” Ve: “İç ve dış kötülüklerin büyüklerinden sakınanlar” şeklinde ifadeler taşımaktadır.

Bu ayetlerden biri (Necm, 32) kebâir karşılığı lemem deyimini kullanmıştır.

Lemem bir şeye yaklaşmak, bir şeyi ısrarlı ve devamlı olmamak şartıyla yapmak anlamlarındaki lemm kökünden gelir.

O halde, lemem ısrarlı ve sürekli tekrarlanmayan günahlar sürçmelerdir. Ve o halde, kebâir bağımsız bir tür günah olmaktan çok, ısrarlı ve sürekli tekrarlanan günah olacaktır.

Nitekim, genel kanı şudur: Israrla tekrarlanan günah küçük olmaktan; tövbe ile silinen günah büyük olmaktan çıkar.

İslam literatüründe kebirenin karşısında sağire (çoğulu; sagâir) yani küçük günahlardan sözedilir ki, yukarıda andığımız lemem de bu sağire ile tercüme edilegelmiştir. (Sağir ve sağire kelimelerinin kullanıldığı ayetler için bk. Bakara, 282; Kamer, 53; Tevbe, 121; Kehf, 49).

Anlaşılan odur ki, günahın büyüklüğü-küçüklüğü izafîdir.

İnsan benliğinde tahrip vesilesi olan her günah büyüktür.

Bunu da kişinin o günahla ilgisinin yoğunluğu başta olmak üzere daha birçok şart belirler.

Mutlak anlamda düşünüldüğünde, Allah’ın buyruğuna her muhalefet büyük sürçmedir.

Müfessir Ateş, kebire kavramının bu izafiliğini anlatırken şöyle diyor: “Bir hadisi şerifte; Allah’a ortak koşmanın, ana babaya isyan etmenin”, günahların en büyüğü olduğunu söyleyen Hz. Peygamber, ayakta iken oturmuş ve üç defa: “Yalan sözden sakininiz!” demiştir.

Diğer bir hadis de şöyledir: “Şu yedi helak edici sevdan sakınınız.” Nedir onlar ya Resulâllah, sorusu üzerine Allah’ın Resulü

şöyle buyurdu: “Allah’a ortak koşmak, büyü yapmak, haksız yere cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş günü geri dönüp kaçmak, bir şeyden habersiz masum, inanmış kadınlara zina suçu atmak.” (B.Vasaya; M.İnan, 38)

Büyük günahlar arasında başka fiillerin sayıldığı başka hadisler de vardır.

Bu hadislerin amacı, büyük günahların sayısını belirtmek değildir.

Bu hadislerde durumun gereğine göre, Allah’ın Resulü, toplumu etkileyen büyük günahları saymıştır.

Büyük günahlar bunlardan ibarettir, bunlardan başka büyük günah yoktur, diye bir şey söylememiştir.

Nitekim Abdullah ibn Abbâs, yetmişe yakın büyük günah olduğunu, ancak tevbe ile büyük günah kalmayacağını, ısrar edilince de küçük günahın büyük günaha dönüşeceğini, Allah’a isyan olan her şeyin büyük günah olduğunu söylemiştir.

(İbn Kesir, 1 / 486) Büyük günah hakkında birçok tanım varsa da: “İşleyen kimsenin, kitab ve sünnette, şiddetle tehdid edildiği her fiil, büyük günahtır” şeklindeki tanım, bu konuda en uygun tanım olarak kabul edilir.” (İbn Kesir, 1 / 487)

İşte Allah’ın kesinlikle yasakladığı büyük günahlardan kaçınan kimselerin, yüce Allah küçük hatalarını, kusurlarını bağışlar ve onları dünyada ve ahirette güzel bir yaşam içine sokar.” (Ateş; Tefsir, 2 / 268)

Kebâirin bazıları çok ağır oldukları için bunlara şirk benzeri kebireler deniyor. Bir hadis şirk benzeri üç günahı şöyle saymaktadır: “Üfürükçülük, nazarlık, muska taşımak ve tılsım-büyüden medet ummak şirktir.”

İbn Mâce, bu hadisi verdikten sonra şunu da ekliyor: Hasta gözünü okuyup-üfleterek iyileştirdiğini söyleyen birine sahabilerden biri şöyle demiştir: “O senin dediğin Şeytan’a aldanmaktan başka bir şey değildir.”

Demek oluyor ki, Hz. Peygamber’in kebâir ile ilgili beyanları da büyük günah kavramının rölatifliğini ortaya koyuyor.

7 büyük günah sayılırken bunlardan ekberul kebâir (kebâirin en büyükleri) diye bahsediliyor ki, bu kebâirin sayısının dondurulmadığı anlamını taşır.

Yani sayılan 7 günah, her insanın her devirde maruz kalacağı büyük tahriplere işaret eder. fakat bu özel şartlarda başka kebâirden sözedilemeyeceğini göstermez.

7 büyük kebâir (ekberul kebâir) mutlak anlamda yıkıcıdır.

Bunlara, bizzat Hz. Peygamber muhlikât veya mubikât (öldürücü günahlar) demiştir.

Bir de izafi olarak yani kişinin durumuna ve muhatap olunan şartlara göre kebire olabilecek günahlar vardır ki, bunların sayısı dondurulamaz.

Bir devirde, filan insan için büyük tahrip ifade etmeyen bir günah, başka bir zamanda, falan insan için çok büyük bir tahrip sebebi olabilir.

Bunun içindir ki, İslam bilginlerinin Kebâir’e ilişkin eserlerinde sayı bazen yüzleri bulmaktadır.

Mesela, İbn Hacer Ahmed b. Muham-med el-Heytemi’nin (ölm. 974/1566) ez-Zevâcir an İktirafi’l-Kebâir adlı ünlü eserinde, kebâirin sayısı 460 küsurdur.

Buna karşılık, ünlü hadis bilgini Zehebi (ölm. 748/1347) eseri Kitâbu’l-Kebâir de sadece 100 küsur günahtan sözeder.

Kebire-Şefaat ilişkisi de önemli noktalardan biridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir