Kethüda Nedir? Kethüda Ne Demektir?

Kethüda Nedir,Kethüda Ne Demektir,Kethüda bey, Yeniçeri ocağının büyük rütbeli subaylarından birinin unvanı. (Kul kethüdası veya ocak kethüdası da denirdi. Kethüda bey, yeniçeri ağasının yardımcısıydı. Bunlar ocaktan yetiştikleri için, ocakta ağadan daha çok sayılırlardı. Kethüda bey, ağa divanı üyesiydi.)

Kethüda bölüğü, Yeniçeri ocağındaki ağa bölüklerinden birincisi. (Kul 200 ‘ kethüdalarının yönettiği bu bölük, ötekilerden daha kalabalıktı. Sayısı yedi ile sekiz yüz kişi arasında değişirdi. Bölüğün kalabalık olması kethüda mevkiinin yüksekliği yüzündendi).

Kethüda dairesi, Yeniçeri ocağı kethüdasının dairesi.

Kethüda yeri, savaşta Otuz Üçüncü alayı yönetmekle görevli yeniçeri albayı. Sipahi ve silahtar bölüğünün âmiri olan subay.

Kethüda yeri kâtibi, Yeniçeri ocağı subaylarından birinin adı. (Kul kethüdası yardımcısının ve yeniçeri ağası kapı çuhadarının emirlerini kethüda yerine yazılı olarak iletmekle görevliydi. Katibin yazdığı, kethüda yerinin gördüğü emir ve mektuplar, ağa tarafından miihürlenirdi. Görevleri arasında kethüda yerinin işleriyle ilgili defterleri tutmak da vardı.)

Kethüdayı attaran, Osmanlı devletinde attaran (attarlar; halk ağzı, aktar) kahyasına verilen ad. (Attaran sınıfının görevi eczacılıktı. Çiçekleri, otları, kökleri kurutarak ilaç yaparlar.merhem ve yakı gibi şeyleri hazırlarlardı. Attaran kethüdasına devlet tarafından berat verilirdi.)

Kethüdayı bevvaban, sarayın babıhümayun ve orta kapısını bekleyen kapıcıları yöneten görevli (Divanıhümayunda ayak hizmeti de görür, padişah ile sadrazam arasındaki yazılı haberleşmeleri ulaştırma görevi de vardı. Yabancı eser ve seyahatnamelerde adı saray müşiri veya saray nazırı diye geçer.)

Kethüdayı kassaban, saray kasaplarının başı.

Kethüdayı sadrı ali, sadrazam yardımcısı yerinde olan memur.

Kethüdayı sadrı ali çuhadan, Osmanlı devletinde sadrazam yardımcısının katibi. (Dahiliye nazırı görevinde bulunan sadaret kethüdasının işlerine bakar, Kethüda kaleminden yazılan kağıtları gerekli kişilere götürürdü. Halk arasında bunlara çuhadar denirdi.) Kethüdayı sadrı ali hazinedarı, Osmanlı devletinde sadrazam yardımcısı olan kethüda beyin para işlerine bakan memur. (Şimdiki mutemetlerin görevine benzer bir görevi vardı.)

Kethüdayı sadrı ali kaftancısı, Osmanlı devletinde sadrazam yardımcısı olan kethüda beyin giyim eşyasını saklamak ve düzenlemekle görevli kimse. Kethüdayı sadrı ali katibi, Osmanlı devletinde sadrazam yardımcısının (kethüda bey) işlerine bakan kimse. (Kethüda dairesiyle ilgili bütün işlere bakar, kethüda beye ait resim ve vergileri de toplardı. XVIII. yy.da maiyetinde otuz katip çalışıyordu.)

Kethüdayı sadrı ali mühürdarı, Osmanlı devletinde sadrazam yardımcısının maiyet memurlarından biri. (Görevi, kethüda beye gelen bütün belgeleri ve mektupları okumak, mühürlenmesi gerekenleri mühürlemekti.)

Kapı kethüdası, valilerle sancakbeylerinin resmi dairelerle olan işlerine bakan kimse,

Kul Kethüdası Nedir, Yeniçeri ocağında ağadan sonra gelen en yetkili şahıs.

Köy Kethüdası Kimdir, Osmanlılarda, köylerde devletle halk arasında ilişkiyi sağbyan görevli. (Sonradan, buna muhtar adı verildi.)

Kethüda dairesi, Fatih Sultan Mehmed’in acemi oğlanları için yaptırdığı kışladaki iki bölümden biri Kethüda dairesi, öteki Çavuş dairesiydi. Kethüda dairesinde ağanın odasıyla birlikte on altı oda (koğuş), Çavuş dairesinde ise on beş oda (koğuş) vardı.

Kethüda dairesinin birinci odası İstanbul Ağası bölüğüydü. Daha bir keten fabrikasında sonraları er sayısı artınca dokuz bölüğe iplik bölümü ayrıldı. Odaların hepsine birden cemaat denirdi. Odaları çorbacı ve yayabaşı adı verilen kumandanlar yönetirdi.

Kethüda Yeri 

Kul kethüdasının vekili ve yeniçeri ağasının yanında bütün ocağın kapı çuhadarı (kapıcı) idi. Savaşta ağanın koruyucusu olan 33. Ortayı yönetmekle görevliydi.Ağa kapısında oturur, ağanın emirlerini katip aracılığı ile dizdara (kale muhafızı) ve serdara (kumandan) bildirirdi.

Ocakta davası olan kimseleri çağırır, dinler ve gerekirse ağa ile görüştürürdü. Ağa kapısında çalışan sanatkarların imalathanesinin, kullukçularının ve ağa gediklilerinin yönetimine bakardı.

Yeniçeri ağası Divanıhümayuna giderken, ağayı atına bindirir ve ağanın sağında atla gider, Topkapı sarayına yaklaşırken atından inerek saraya kadar ağanın yanında yürürdü. Dönüşte de aynı işi yapardı. Terfi edince ya muhzır (mübaşir) ağa veya yayabaşı olurdu.

Bazen iltimasla, haseki ve deveci de olurdu. Başına keçe giyer, balıkçıl sorguç takardı. XVI. yy.ın sonlarında tımara çıkarılan kethüda yerlerine on bin akçe dirlik verilirdi. XVIII. yy.dan sonra ocak ağalarının sonuncusu olarak katar ağalarına katıldı.

Kethüdayı Sadrı Ali

Önceleri sadrazamlar kendi adamlarına kumandan olarak birini görevlendirir, buna kethüda derlerdi. Bilgili ve başarılı kimseler arasından seçilen kethüdalar, sadrazama devlet işlerinde de yardımcı olurlardı. Daha sonraları kethüda bey adını alan sadrazam yardımcısı Ahmed III zamanında dahiliye nazırı görevine getirildi.

Babıali ricalinden sayılan kethüda beyin «kalem»i, katibi bulunurdu. 1828 Yılında. Sultan Mahmud II zamanında çıkarılan «Elbise nizamnamesi» gereğince, kethüda bey, beylerbeyi rütbesinde gösterildi. Günlük ve resmi kıyafeti belirtildi.

Böylece üstlük yerine, açık yeşil harvani ve fes giymesine karar verildi. Yüksek rütbeli subay ve devlet memurlarından ayrı olarak harvaninin yakasının sırmalı olması kuralı kondu. At takımı ise vezirlerinki gibiydi.

XVIII. yy.dan sonra, özellikle Nevşehirli Damat İbrahim Paşanın sadrazamlığından sonra, kethüda beyin tayini ve işine son verilmesi devlet eline geçti. Böylece sadrazam kethüdası resmi memur oldu.

Kethüda XVIII.yy.ın ilk yarısında bütün Divanıhümayun büyüklerinden reisülküttaptan daha önemli bir devlet memuru oldu. Kethüda bey bütün içişlerine bakardı. Paşa kapısının en sözü geçer memuruydu.

Sadaret makamına verilen evrak üzerine sadrazamın «pençe» denilen işaretini vurmak, «buyruklu» şifresini yazmak onun görevleri arasındaydı. Resmi yüksek devlet memurlarından olan kethüda, merasim ve teşrifata, Divanıhümayuna katılmazdı.

Sadrazam Divan’a veya saraya giderken onu sarayın kapısına kadar götürür, Babıali’ye dönerdi. Babıali’de özel daireleri vardı.

Sadrazam kethüdalığı 1831 yılında, Pertev Efendinin kethüda olduğu sırada kaldırıldı. Bu makam yerine Dahiliye vekaleti kuruldu. 1837 Yılında da Dahiliye nezaretine, Mülkiye nezareti de katılınca kethüdalık görevine son verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir