Kırım Hanlığı

 

Kırım Hanlığı,Hacı Giray tarafından kurulan 427-1783 yılları arasında hüküm sürmüş Türk devleti. Osmanlılar İstanbul’u aldıktan sonra da Cenevizlilere karşı onlarla birleşti. Osmanlı ve kırım kuvvetleri, Kefe’yi kuşattılar (1454); Cenevizliler, osmanlı sultanına ve Kırım hanına yıllık vergi vermeye razı oldular.

Hacı Giray Ölünce (1466), oğulları arasında taht kavgası başladı. Nur Devlet ile mücadele eden Mengli. Giray yenilerek Kefe’ye sığındı: Kefe’nin ileri gelenlerinden (tudun) Şirin kabilesi beyinin ve Cenevizlilerin yardımıyla Kırım tahtını tekrar ele geçirdi (1468).

Osmanlılarla anlaştığı için yerinden uzaklaştırılan Kefe tudunu Eminek, beyleri ve kabileleri toplayarak ayaklandı (1475) ve Cenevizlilere karşı Fatih’e başvurdu.

Fatih Sultan Mehmed bunu fırsat bilerek Gedik Ahmed Paşa’yı 100 gemiden ve10 000 askerden kurulu kuvvetli bir donanma ile Kırım’a gönderdi (1475); Kefe, Menkub, Soğdak ve Cenevizlilere ait limanlar ele geçirildi. Kefe’de hapisten çıkarılan Mengli Giray tekrar hanlığa geçerek osmanlı padişahının himayesini kabul etti.

1476’da Eminek’in emrindeki kırım kuvvetlerinin Boğdan’da bulunduğu bir sırada Altınordu hanı Seyyid Ahmed, Kırım’ı istila ederek Kefe önüne geldi; Mengli Giray, Kerker’e (Çiftkale) sığındı.

Altınordu hanı, osmanlı padişahının ısrarı üzerine Canibek’i vali olarak bıraktı ve ülkesine döndü. Bu arada Nur Devlet, Osmanlıların yardımıyla Kırım hanlığını ele geçirdi.

Mengli Giray İstanbul’a getirilerek Yedikule’de tutuklandı. Bir süre sonra Eminek’in yardımıyla, kendisine tuğ ve alem verilen Mengli Giray üçüncü defa Kırım’a gelerek han oldu (1478).

Mengli Giray bu hanlığı sırasında (1478-1514) kırım devletini kuvvetlendirdi. Osmanlı himayesi, Altınordu ve Moskova’nın gelişme siyasetini önledi. Mengli Giray, Bayezid II’nin Akkerman seferine (1485) katılarak Osmanlılar ile batıda işbirliği siyasetine bağlandı. Yavuz Sultan Selim’e kızını vererek Osmanlılarla akrabalık kurdu.

Mengli Giray, Saray şehrini yıkarak (1502) Altınordu devletine son darbeyi vurunca, Moskova ve Kırım hanları Altınordu ülkesini ele geçirmek için mücacadeleye giriştiler.

Kırım hanlığı, Cengizoğullarının beyaz Rusya ve Ukrayna’daki tarihi haklarından vaz geçerek, Polonya ve Litvanya’yı yöneten Yagellon ailesiyle anlaştı (1511).

Mehmed Giray I (1514-1523), babasının son yıllarında önce kalgay, sonra han olarak Moskof beyliğine karşı akınlara başladı. Kardeşi Sahip Giray, Kazan tahtına geçti (1521).

Oka nehri üzerinde Belski’nin ordusunu bozguna uğratarak Moskova önüne kadar geldi. Ertesi yıl Astrakhan’ı aldı. Moskof beyi yıllık bir vergi (teyış) ödemeyi kabul etti. Mehmed Giray, Astrakhan seferinden dönerken Nogaylar tarafından öldürüldü.

Bundan sonra Kırım hanlığı Moskova ile mücadeleye başladı. Moskova beyi, Safa Giray yerine kendi adamı Can Ali’yi Kazan’a han yaptı (1532).

Bu sırada Kırım hanı olan Mehmed Giray I’in oğlu Gazi Giray ve sonra kardeşi İslam Giray padişahın gönderdiği Saadet Giray’a ve sonra da Sahip Giray’a karşı çıktı, bağımsız olarak hanlığı ele geçirdi (1532).

Kırım Osmanlı İlişkileri

Fakat Sahip Giray, nogay beyi Baki Beyin yardımıyla iki yıl uğraştıktan sonra Kırım hanı oldu ve Kırım hanlığı üstündeki osmanlı etkisi kuvvetlendi.

Bu sıralarda Osmanlılar, rus tehlikesini görerek hanı, kuvvetle desteklemeğe başladılar. Sahip Giray, Kazan’da yeniden Safa Giray’ı hanlığa getirdi ve Osmanlıların yardımıyla Astrakhan’ı aldı (1549).

Sahip Giray’ın başarıları ve Osmanlılardan Közleve iskelesini istemesi üzerine, istanbuldan gönderilen Devlet Giray onu öldürttü (1551). Ertesi yıl Ruslar, Kazan’ı ve daha sonra da Astrakhan’ı alarak Doğu Avrupa’da üstünlük sağladılar. Sahip Giray devrinde, Kafkasya’da Çerkesler, Kıpçak bozkırında Kiçi Nogay kabileleri, Kırım hanına ve padişaha bağlı olmayı kabul ettiler.

Sahip Giray, getirttiği Orak, Kasay, Ur-Mehmed ve Tokuz kabilelerini Kırım yarımadasına ve Batı Karadeniz kuzeyindeki steplere, Besarabya’ya (Bucak) yerleştirdi.

Ancak nogay kabilelerinin zayıflaması, stepleri Rus Kazaklarına açık bıraktı; çerkez grupları da Kazaklara katıldı. Devlet Giray Han (1551-1577), osmanlı kuvvetleriyle Rusya üzerine başarısız bir sefer yaptı (1565). Osmanlı devleti 1563’ten beri kuzeyde Astrakhan’a karşı bir sefer yapmayı tasarlıyordu.

Kırımlılar, kıpçak bozkırındaki Kiçi Nogayları, orta asya türk kabileleri ve Harizm hanı, Rus Kazaklarının ilerleyişine karşı padişahı yardıma çağırdılar.

Osmanlılar, Astrakhan’ı alıp Don ve Volga (İtil) arasında bir kanal açarak Rusları geriye atmayı düşündü. Kefe beylerbeyi Kasım Bey yönetiminde 15 000 kişilik osmanlı kuvveti, Devlet Giray Hanın ordusuyla birlikte hareket etti (1569).

Rus askerlerinin savunduğu Astrakhan kalesini kuşattı. Kış gelince ordu. Azak’a çekildi; Kırım hanı da, Osmanlıların kendi bölgesinde kuvvetlenmesini istemiyordu.

Sadrazam Sokullu Mehmed Paşaya rakip olan vezirler de sefere karşı çıkınca rus çarı ivan ile barış antlaşması yapıldı (1570). Antlaşmaya göre Kırım ve Çerkezler üstünde osmanlı hakimiyeti tanınıyor; Kabartay’da yapılan rus kaleleri yıkılarak Astrakhan’dan geçen ticaret yolu serbest bırakılıyordu.

Ertesi yıl, Devlet Giray Han, kırım kuvvetleriyle Moskova’ya kadar ilerleyerek şehrin çevresini yaktı; fakat, Kazan ve Astrakhan’ı alamadı. Kırım hanlığı rus kuvvetlerinin Kafkasya ve Karadeniz’e doğru ilerlemesini durdurmak için Osmanlılarla daha sıkı bir işbirliğine girişerek Macaristan’a, kalgay Emin Giray kumandasında bir kırım birliği gönderdi (1573).

Osmanlı devletinin, İran ve Avusturya seferleri (1578-1606) sırasında, kırım askerlerine ihtiyacı arttığı için, Kırım’ı Ruslara karşı savunmasız bırakarak, hanları savaşa çağırması ve osmanlı kumandanlarının kötü davranışları, iki devletin arasını açtı; Osmanlı devletinin zayıflamasından yararlanan Mehmed Giray II, Osmanlılara karsı ayaklandı.

Kefe üstünde hak iddia ederek şehri kuşattı; fakat İstanbul’dan yeni han olarak gönderilen İslam Giray tarafından öldürüldü (1584). Mehmed Giray II’nin oğlu Saadet Giray, Kıpçak bozkırındaki Nogayların yardımıyla İslam Giray’ı kaçırdı; Kefe önünde osmanlı kuvvetleriyle çarpıştı; ancak başarı kazanamadı.

İslam Giray II, sonunda Osmanlıların yardımıyla han oldu. İslam Giray zamanında ilk defa, hutbede padişahın adı da okunmaya başlandı. Ancak para daima Giray’lar adına basıldı. İslam Giray’dan sonra han olan Bora Gazi Giray, Osmanlılara çok yardım etti ve onun zamanında, Kırım’da Osmanlıların etkisi arttı.

Canbek Giray, padişaha çok bağlı bir han olarak 1610 ve 1635 arasında üç defa hanlığa getirildi ve her sefer Mehmed Giray ve Şahin Giray’m saldırılarına uğradı. Mehmed ve Şahin Giray, Kıpçak bozkırındaki Nogayların ve Rus Kazaklarının işbirliğiyle hanlığı zorla ele geçirerek bağımsız olmak için çalıştılar.

Osmanlıların düşmanı İran şahı Abbas I ile dostça ilişkiler kurdular, osmanlı kuvvetlerini ve İstanbul’un gönderdiği hanı yenerek Kefe’yi aldılar (1610). Bu kargaşalıkta Rus Kazakları kuvvetlenerek, osmanlı ve kırım topraklarına akınlar yaptılar.

Sinop’u yaktılar (1611); Ahyoli’yi (1612) ve İstanbul boğazında Yeniköy’ü yağmaladılar (1624); Azak kalesini aldılar (1637) ve beş yıl ellerinde tuttular. XVII. yy.da Rus Kazakları, Kırım ve Osmanlı imparatorluğu için önemli bir mesele oldu.

İslam Giray III (1644-1654), Osmanlılarla birlikte Rusya’ya ve Kazaklara dört büyük sefer yaptı (1644-1647). Zaporoy Kazaklarını, Lehistan’dan ayırarak, kendi tarafına çekti. İsveç ile siyasi ilişkiler kurarak Lehistan’a karşı çok başarılı seferler yaptı (1648-1653).

Fakat Lehistan ile barış imzalayınca (1654), Kazaklar Rusya’ya yanaştılar. Köprülü’lerin sadrazamlığı sırasında Osmanlılar, Lehistan’dan Podolya’yı aldı; Kazaklar üstünde hâkimiyet kurdu.

Bunun üzerine Ruslar ile Osmanlılar arasında ilk büyük savaş başladı (1678); Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Kırım hanı Murad Giray’ın (1678-1683) ordusuyla Ukrayna’da Çehrin kalesini alarak yıktı; Kazaklar osmanlı himayesi altına girdiler. Viyana bozgunuyla başlayan büyük gerileme sırasında kuzeydeki topraklar kaybedildi.

Ruslar Kutsal ittifaka katılarak (1684). Kırım ve Azak kalesine saldırmaya başladılar. Hacı Selim Giray zamanında Ruslar, Kırım’da başarılı olamadılar. Kırım kuvvetleri, Sırbistan’da, Koçanik boğazında Avusturyalıları püskürttü (1688). Hacı Selim Giray, savaş boyunca Osmanlılarla işbirliği yaptı.

Rus çarı Azak kalesini ele geçirdi (1696) ve İstanbul aııtlaşmasıyla bu kale Ruslara bırakıldı (1700). Yeni han Devlet Giray II, Azak’ta kaleler ve donanma yaptıran çar Petro’ya karşı İstanbul’u harekete geçirmeye çalıştı; 1702’de azledildi, sonra 1708’de tekrar hanlığa getirilince İsveç kralı Karl XII ile birleşerek Osmanlıları çara karşı savaşa soktu.

Prut’ta (1711) Baltacı Mehmed Paşanın Rusları yenme fırsatını kaçırdığını ileri sürdü. Rus kuvvetleri, ilk defa Münich kumandasında Kırım yarımadasını istila etti (1736); Bahçesaray alınarak yıkıldı.

Ruslar, Lascy yönetiminde bir defa daha geldiler (1737 ve 1738) ve Belgrad antlaşmasıyla Prut’ta geri verdikleri Azak kalesini tekrar ele geçirdiler (1739).

Arslan Giray Han (1148-1756), yarımadayı korumak için, istihkamları kuvvetlendirdi. Ancak, Rus Kazakları tekrar saldırarak Kırım’a bağlı Balta şehrini aldılar (1760). Bunun üzerine osmanlı padişahı savaşa girdi (1768).

Savaşın başlangıcında Kırım hanı Selim Giray Han, Besarabya’dan rus topraklarına başarılı bir akın yaptı (1769). Fakat rüs orduları önce Bucak’ı (1770) daha sonra Kırım yarımadasını istila etti (1771).

Kırım hanı Selim Giray III, güçlükle kaçarak İstanbul’a geldi. Böylece hanlığı bağımsız duruma getirmek isteyen mirzalar kuvvetlendiler. Rus işgali altında toplanan kurultay, Osmanlıların han tayin ettiği Maksud Giray’ı tanımadı ve Sahip Giray’ı Kırım’ın bağımsız hanı seçti (1772).

Savaş sonunda yapılan Küçük Kaynarca antlaşmasının (21 temuz 1774) üçüncü maddesine göre, Kırım, Bucak, Kuban, Yedisan, Camboyluk ve Yediçkul (Yedicek) Tatar halkları bağımsız olarak, kendi istek ve onaylarıyla Cengiz soyundan seçilecek hanlar tarafından eski yasa ve törelerine göre yönetilecek, ne Rusya ve ne de Babıali, hanın seçim ve tahta çıkışına karışacaklardı.

Tatarlar, müslüman oldukları için, halife olan sultana karşı dinin emirlerine uygun davranacaklardı. Böylece, Kırım, görünüşte bağımsız oldu; fakat antlaşmanın öteki maddeleriyle Ruslar, Yeni Kale, Kerç, Kılburun kalelerini aldılar.

Osmanlılar, özi kalesini ellerinde tutarak halifelikle ilgili maddenin de yardımıyle Kırım’ın bağlılığını sağlayacaklarını umuyordu. Bu durum Kırım’da bir iç savaş doğurdu. Kurultay tarafından seçilen Sahip Giray Han II rus tehlikesini görerek osmanlı taraftarı gruba uydu. Müslüman halk da, Osmanlılara karşı bağımsızlık isteyen mirzalardan ayrıldı.

Beyler ayaklanarak hanı İstanbul’a kaçmaya mecbur ettiler. Fakat tahta çıkarmak istedikleri Devlet Giray, Ruslar tarafından desteklenen Şahin Giray’ın saldırılarına dayanamadı. Taman’da yerleşen Şahin Giray, bir kısım mirzaları kendi tarafına çekti ve rus kuvvetlerinin yardımıyla Devlet Giray’ı yendi (1776).

Ruslar OrKapı’da da yerleştiler. Şahin Giray rus örneğine uyan bir batı devleti yaratmayı düşünüyordu. Bu durumda halk, hana, Rusların ortağı gözüyle bakmaya başladı: Kırım ve Kuban’da bulunan Ruslardan birçoğu halk tarafından öldürüldü.

Saldırıya uğrayan Şahin Giray, yaralandı ve Bahçesaray’dan kaçarak Ruslara sığındı. İstanbul’dan gönderilen Baht Giray osmanlı yardımcı kuvvetleriyle gelerek tahta çıktı. Kısa bir süre sonra, Şahin Giray duruma hakim oldu. Ruslar, Kefe’yi ve öteki kırım limanlarını işgal etiler (1777).

Şahin Giray’a karşı padişahın gönderdiği Selim Giray’ın yaptığı iki sefer başarısızlıkla sonuçlandı (1778). Müslüman kırım halkı Türkiye’ye kaçmaya başladı. Ruslar, onların yerine 75 000 kişilik bir göçmen topluluğu getirerek yerleştirdiler. Bu tarihte yarımadanın nüfusu yaklaşık olarak 500 000 idi.

Kırım’ın durumu Rusya ile Osmanlı imparatorluğu arasında savaşı kaçınılmaz duruma getirdi. İki taraf arasında başlayan görüşmeler Aynalıkavak tenkihnamesiyle sonuçlandı (1779) ve savaş tehlikesi bir süre ortadan kalktı.

Bu antlaşmada, Kırım hanının tam bağımsızlığına ait küçük Kaynarca antlaşmasının üçüncü maddesi açıklandı ve Ruslar 3 ay 20 gün içinde Kırım ve Taman’ı boşaltmayı ve bu yerlere yeniden asker sokmayı taahhüt etiler; Babıali de Şahin Giray’ın hanlığını kabul etti.

Antlaşmadan sonra, Osmanlı devleti, Kuban ve Karadeniz kıyılarındaki Nogayları, Çerkezleri, Kırım hanlığından ayırarak kendine bağlamaya çalıştı.

Kuban Türkleri, Şahin Giray’a karşı ayaklandılar ve gönderdiği kuvvetleri yendiler. Kırım halkı da ayaklandığından, han tekrar Yenikale’ye, Ruslara sığındı. Toplanan kurultay, padişaha başvurmaya karar verdi (1782).

5 Yıl önce padişahın han olarak gönderdiği Baht Giray tekrar ortaya çıktı. Fakat çok geçmeden, Şahin Giray, rus kuvvetleriyle geri geldi Katherina’nın gözdesi rus generali Potemkin, 30 000 kırımlıyı öldürdü ve Kırım, Çarlığın bir vilayeti durumuna getirildi (1783). Sonra da Şahin Giray Türkiye’ye sürüldü.

Kırım Hanlığı Devlet Teşkilatı

Hacı Giray Han I’den itibaren Kırım hanlığına bağlı yerler, Kırım yarımadası, Taman, Kıpçak ve Kabartay bölgelerinden meydana geliyordu. Han, Kırım yarımadasında Bahçesaray’da otururdu.

1475’ten sonra güneyde Kefe, Soğdak ve Menkup limanları doğrudan doğruya Osmanlı devletine bağlandı. Kefe’de sancakbeyi, bazen de beylerbeyi rütbesinde bir osmanlı valisi bulunurdu.

Mengli Giray, osmanlı padişahıyla yaptığı anlaşma sonunda bu yerler üstündeki hakkından vaz geçti. Daha sonra, Kırım hanlarından bazıları bu kaleler veya yakınlarındaki arazi üstünde hak idia eti; kazak ye rus saldırıları karşısında, Osmanlıların özi kalesini ve Kerç boğazında Yerikale’yi yapmalarını kabul ettiler.

Kırım yarımadasının kuzey bölgesindeki steplerde yan göçebe kabileler vardı; bunlar hanlığın askeri kuvvetini meydana getiren Türk ve moğol kabileleriydi.

Yarımada kuzeyindeki Orkapı (Perekop), eski çağlardan kalma sağlam bir istihkamla, Kıpçak bozkırından ayrılıyordu. Orkapı’nın korunması Or beyine verildi. Kırım hanlarına bağlı Kıpçak bölgesinin sınırları, başlangıçta, kuzeyde Belgrad’a kadar uzanıyordu.

Fakat Kıpçak sahası, Karadeniz kuzeyinde Prut ırmağından Azak’a kadar bütün step bölgesini içine alıyordu. Kıpçak sahasında Nogaylar da vardı. Bunlar 1767’de genellikle göçebe olarak yaşıyorlardı. Ayrıca bir kısmı Bucak’ta Akkerman dolaylarında şehir ve köylerde yerleşmişlerdi.

Steplerdeki göçebeler de bu zengin topraklarda tahıl ekimiyle uğraşıyor, ürünlerini Kırım’a ve İstanbul’a gönderiyorlardı. XVIII. yy. boyunca birçok defa İstanbul’da çıkan kıtlık tehlikesi bu bölgeden gönderilen ürünlerle önlendi.

Kıpçak Nogayları, Bucak Türkleri, Yedisan Türkleri ve Camboyluklar olarak üç gruptu. Bunlar hanlık için daima tehlikeli olduklarından, ancak Şahin Giray I zamanında, Nogay Kırgını (1546) denilen seferle hanlığa bağlandı.

Bunlardan Mansuroğulları ailesinin, hanlık içinde önemli bir yeri vardı. Osmanlılar, Nogayları, Kırım’a karşı bir silah gibi kullandılar. Daha sonra (XVIII. yy.) Nogaylar daha çok rus hakimiyeti altına girdiler.

Kırım hanlığı, derebeyliğe dayanan bir kabile aristokrasisiydi. Bu aristokraside han ailesinden sonra sıra ile, önce Şirinler, sonra (zaman zaman sıra değişmekle birlikte) Mansuroğulları, Argın’lar, Barın’lar ve Sicivut’lar geliyorlardı. Bu beylere (karaçı beyleri) danışılmadan, han seçilemezdi.

İstemedikleri biri han seçilirse, Kayalaraltı denilen yerde toplanır, Nogaylarla birleşerek ayaklanırlardı. özellikle Şirin beyleri, önce Osmanlılarla anlaşarak nüfuzlarını sürdürdüler, daha sonra Ruslara katılarak hanlığın istilasına sebep oldular.

Bu karaçı beyleri dışında kabile beyleri, mirzalar ve Osmanlılarla meydana çıkan büyük aileler vardı. Bu ailelerden Kudalak’ların en yaşlısı kurultaya katılırdı.

Toprak, han ailesiyle mirzalar arasında, tımar olarak bölündü. Tımar sahipleri vergilerini kendileri toplarlar ve özel kabile bayrakları altında kendi askerleriyle savaşa katılırlardı.

Tam soylu olmayanlara da imar etme şartıyla arazi verilirdi. Bu arazi sahiplerine çelebi denir ve hanın silahtarının kumandası altında, ayrı bir bayrakla sefere katılırlardı. Bütün bu soyluların en üstünde han ve onun ailesinden gelen sultanlar vardı.

Han, Cengiz töresine göre, küçük kardeşini veliaht olarak kalgay ve ondan sonraki kardeşini veya genellikle oğlunu ikinci veliaht (nureddin) seçerdi. Kalgay ve nureddinlerin ayrı sarayları ve dış ülkelerle ilişkileri vardı.

Gazi Giray II kalgay ve nureddinliğe kendi çocuklarını seçerek öbür sultanları öldürmek isteyince, Rumeli’de Çirmen sancağına kaçan sultanlar Osmanlıların istedikleri zaman hanın yerine koyabilecekleri aristokratları meydana getirdiler Kuban Bucak ve Yedişan illerinin valileri (serasker sultanı) sultanlardan seçilir; yalnız Orbeyı yeri Şirin beylerine verilirdi.

Han divanında, kalgay, nureddin, üç serasker, Yezir, kazasker ve karaçi beyleri bulunurdu. Savaş, barış v.b. önemli meselelerde, karaçi beylerinin oyu önemliydi. Şirin beyi de, beylerin başı olduğu için, kurultayı toplayabilirdi.

Hanın veziri, genellikle önemli bir kişi değildi. Kırım, İdari olarak 48 kadılıktan meydana geliyordu; bunların üçü Osmanlılara bağlıydı. Askeri kuvvet, genellikle atlıydı. Orduda ateşli silah bulunmazdı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir