Kişisel Hakların Şerhi Nedir

Kişisel Hakların Şerhi Nedir,Medeni kanun ve diğer kanunlarda belirtilen belirli bazı nispi haklar tapu kütüğüne şerh edilmek suretiyle kuvvetlendirilir.

Bu suretle gayrimenkul üstünde kurulmuş olan bir nispi hak, şerh edildikten sonra, söz konusu gayrımenkulü kazanan yeni maliklere karşı ileri sürülebilir.

Tapuya şerh edilebilecek olan nispi hakların neler olduğu kanunda belirtilmiştir.

Bunun dışında kalan şahsi hakların tarafların anlaşmasıyla tapu kütüğüne şerh edilmesine imkan yoktur.

Bu haklar şunlardır

1. şüf’a hakkı.

2. iştira hakkı.

3. vefa hakkı.

4. adi kira ve ürün kirası.

5. ipotekte serbest dereceden yararlanma hakkı.

6. bağışlayan rücu hakkı.

7. gayrimenkul satış vaadi.

8. Kat Mülkiyeli kanununa göre, kütükte bağımsız bölüm olarak gösterilen bir yeri, sinema, tiyatro, gazino v.b. haline getirebilme hakkı.

Bu kanunda yazılan şahsi hakların tapu kütüğüne şerh edilebilmesi için, bir şerh anlaşmasının yapılması gerekir.

Bu şerh anlaşması resmi şekle bağlıdır. Bunun bir istisnası gayrimenkul satış vaadinde vardır.

Buna göre, satış vaadi yapıldıktan sonra, şerh sözleşmesi yapılmaksızın, taraflardan birinin istemi üzerine sicile şerh yapılır.

Resmi şeklin iki istisnası kira ve şüfa haklarındadır. Bu hakların şerhi için adı yazılı şekil yeterlidir. Şahsî haklarda şerhin süresi kanunda belirtilmiştir.

Azami süre, şüf’a, iştira ve vefa haklarında on yıldır. Bu on yıllık azamî süre, taraflar arasındaki şerh anlaşmasında bir süre gösterilmemişse uygulanır.

Şerh anlaşmasında bir süre tespit edilmişse, anlaşmada belirtilen süreye uyulur.

Gayrimenkul satış vaadinin şerhinde ise, tarafların aksini belirtmemiş olmaları halinde azami süre beş yıldır.

Diğer şahsi haklarda, şerhe temel olan hak devam ettikçe, şerh de devam eder.

Bağışlayana rücu hakkında ise, bir süre değil de, kendisine gayrimenkul bağışlanan kimsenin daha önce ölmesine ilişkin bir şart bulunmaktadır.

Kütüğe şerh edilen şahsî hak bu karakterini korur; ancak söz konusu gayrimenkul üstünde şerhten sonra aynî hak kazanan kimselere karşı ileri sürülebilecek şekilde bir nispî kuvvet kazanır.

Şerhin konusu olan gayrimenkul üstünde hak kazanmamış olan kimseler için şerhin hiç bir etkisi yoktur. Onlara karşı yine malik hak sahibi olarak kalır.

Meselâ üstünde bir şüf’a hakkı şerh edilmiş olan bir gayrimenkul üçüncü kişinin haksız fiili sonucu yanacak olsa, bu şerh hakkı, sahibine talep hakkı vermez.

Zira haksız fiili işleyen kimse gayrimenkul üstünde hak kazanmış değildir.

Ondan yine malik tazminat isteyebilir. Şerh, şerh edilen temel işlemin herhangi bir sebeple sona ermesiyle veya sürenin geçmesiyle sona erer.

Bunun gibi, lehine şerh yapılan kimse söz konusu yeri elde edecek olursa yine şerh sona erer.

Sürenin dolmasıyla şerhin sona ermesi halinde tapu sicil memuru şerhi doğrudan doğruya terkin eder.

Bunun dışında kalan hallerde şerhin terkin edilebilmesi için lehine şerh yapılmış olan kişinin terkini istemesi gereklidir, istem dışında mahkeme karart da terkini için yeterlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir