Kızıldeniz

Kızıldeniz HKuzeydoğu Afrika ile Arap Yarımadası arasında uzanan iç deniz.  int okyanusuna çıkışında 30 km’ye kadar daralır; en geniş yeri Eritre’de Massaua enleminde 320 km’yi bulur. Muson rüzgarının etkisi altında yüzey suları, kışın kuzeybatıya doğru akar; buna karşılık, hazirandan eylüle kadar da ters yönde akıntılar görülür.

Çöl bölgeleriyle çevrili olan bu deniz, cılız vadların getirdigi çok az tatlı su alır; öte yandan, buharlaşma çok yoğun olduğu için suyunun tuzluluk derecesi çok yüksektir (20° enleme kadar binde 40’ı geçer, Babülmendeb boğazında ise binde 37’dir). Derinlik de çok fazladır ve Mekke enleminde 2 000 m’ye ulaşır. Süveyş kanalının açıldığı Kızıldeniz, dünyanın büyük deniz yollarından biridir.

KızıldenizKızıldeniz Tarihi

Eski adı Erythraeum mare ve Mare Remrum. Bugün de doğu ve batı dillerinde kırmızı rengi anlatan adlar taşır. Renk adının verilmesi denizin kenarındaki mercan kayalarından, sahillerindeki toprağın renginin kızıl olmasındandır.

Kızıldeniz bugün aynı adı taşıyan denizden başka Hint oykanusunu da içine alıyordu. Bir efsaneye göre Kızıldeniz’de çok gelişmiş bir ülke vardı. Bu ülke rakip kral tarafından Babülmendeb boğazı açtırılmak suretiyle okyanus istilasına uğratıldı.

Kızıldeniz, Araplar tarafından fırtınalı ve gemicilik için tehlikeli sayılırdı, özellikle Sina yarımadasının güneyinden korkulurdu. Bununla birlikte Kızıldeniz, çok eski devirlerden beri önemli bir ticaret yoluydu.

İslamiyetin başlarında Nil nehri Kulzum’a bir kanalla bağlıydı; buğday yüklü gemiler bu yolu takip ederek Fustat’dan, Medine’nin limanı El-Car’a giderlerdi. Abbasiler zamanında baharat ticaretinin anayolu Bağdat’tan geçiyordu.

Fakat daha sonra Mısır’ın önemi yeniden arttı; Nil vadisi eski ticari önemini kazandı. Hint denizinden gelen gemiler Aden’e uğrar, sonra Cidde’ye, El-Car’a El-Kusayr, Kus, Ayzab’a giderdi. XVI. yy. dan itibaren Portekizliler, Hollandalılar ve ingilizler Kızıldeniz’in güneyinde bazı faaliyetlere giriştiler. Fakat Ümit burnunun keşfi üzerine Kızıldeniz Avrupa ile Hindistan arasındaki ticarette önemini kaybetti.

1869 Yılında Süveyş kanalının açılması ve buharın deniz ulaşımında kullanılması üzerine yeniden önem kazandı. Siyasi bakımdan Kızıldeniz kıyılarında rol oynayan devletler zamanla değiştiler.

XVI. yy.da bütün sahiller Osmanlı imparatorluğunun hakimiyeti altında idi. Bu durum Birinci Dünya savaşının sonuna kadar sürdü.

Savaştan sonra güney sahilleri yavaş yavaş Suudi Arabistan devletinin hakimiyeti altına girdi. Denizin batı kıyılarında ise XIX. yy. sonlarına doğru İngiliz ve İtalyan hakimiyeti kuruldu. Kızıldeniz’in güney girişinde, Afrika kıyılarında Kuzey Somali Fransızların, Aden kolonisi, Perim adası Ingilizlerin eline geçti. Bu bölgede İtalyan nüfuzu uzun sürmedi, ingilizler ise ikinci Dünya savaşından sonra da söz sahibi oldular.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir