Koçgiri İsyanı

Koçgiri İsyanı (6 MART-17 HAZİRAN 1921) Koçgiri İsyanı Koçkiri aşireti Hafik (Koçhisar)’da oturmakta idiler.

Koçgiri İsyanı Tarihi

Ayrıca Zara, İmranlı, Suşehri, Refahiye, Kemah, Divriği Kangal, Ovacık, Kuruçay ilçeleri de, 135 köyü ile bu alanı kapsıyordu. Koçkiri aşireti mensuplarının oturduğu 16 köy vardı. Ayrıca Koçkiri aşireti mensuplarından bazı aileler bu köyler dışında da bulunuyordu. Toplam olarak Koçkiri aşireti, 2.000 kilometrekarelik bir alana yayılmıştı.

Koçkiri aşiretinin bulunduğu alanlarda 40.000 kişi oturmakta idi. Bu geniş alan içinde yalnız Kürtçe konuşulmakla birlikte, hemen çoğu Türkçe de biliyordu. Kuruçay ilçesinde Türkçe konuşan köyler olduğu gibi, Zara’da Türkçe konuşanlar ekseriyette idi. Diğer yerlerde de durum buna benziyordu. Koçkiri aşiretinin kaldığı köy ve ilçelerin adları, görüldüğü gibi Türkçe idi.

Koçgiri İsyanıBölgede okul, hemen hemen yoktu. Yolları da bulunmuyordu. Halk cahildi. Geçimleri hayvancılıkla sağlanıyordu. Yapıcak bir mücadele için, her an silâhlı idiler.

Aşiretin elinde 2.500 kadar çeşitli türde silâh vardı. Şimdiye kadar silahlarını nefislerini korumak, vahşi hayvanlara karşı av maksadıyla kullanmışlardı. Komşu il ve ilçelerle hiçbir bağlantıları yoktu. Hükümete bağlı bir aşiret olarak tanınmıştı.

Bölgenin toprağı verimli, suyu, havası güzeldi. Çevre ormanlarla kaplı idi. Giyeceklerini de kendileri dokurlardı. Halkın devletle olan ilişkilerini ağalar yaparlardı. Bu sebeple halk devlet ilişkisi daima soğuk olmuştur. Aşiret reisleri, halk üzerinde daha etkiliydiler.

Koçkiri aşireti, ibolar, Zazalar, Balular, Kerteliler ve Sarular diye beş büyük kabileden oluşuyordu. Bunlar içinde en kuvvetlisi İbolardı. Bölgede ayaklanmayı  koçgiri İsyanı’nı başlattılar da ibolardı. Reisleri II. Abdülhamid tarafından paşalık rütbesi verilmiş olan Mustafa Paşa’nın oğulları Aiişan ve Haydar beylerdi. İki kardeşin yanında kayınpederleri Hacı Rasim, amcaları Mahmut ve izzet, Kelağa Oğulları’ndan Koçkiri aşireti başkanı Mehmed İzzet, Haşan Askerî, Kazım ve Alişir isimlerindeki kimseler bulunuyordu.

Aşiret reislerinden Haydar Bey, İmranlı bucağı (şimdi ilçe) müdürü idi. Aşiret reislerinin çoğu okumuş, aydın kimselerdi.

Koçkiri aşireti bölgesine Hozat (Dersim), komşu idi. Hozat o zaman bir sancak (mutasarrıf) olup, Nazimiye Mazgit, ovacık (Pulur) ve Çemişkezek adlarında dört ilçesi vardı. Bölge Fırat Nehri ile çevrilmiştir. Bölgenin ortasından Ovacık’tan doğan ve Tunceli’nde Fırat’a karışan Munzur Suyu akar. Munzur Süyu’nun doğusundaki yüksek tepelere Doğu Dersim, batısındaki kalan yerlere de Batı Dersim denirdi.

Kuzey ve Güney

Batı Dersim kuzey ve güney diye ikiye ayrılırdı. Kuzeydekilere Seydanlılar, güneydekiler Seyh HasanlIlar diye anılırdı.Devlete en çok başkaldıranlar Seydanlılardı. Şeyh Hasanlılar devlete karşı daha uysal davrandıklarından, ilişkileri uzun süre devam etmiştir, iki aşiret birbiriyle, hiçbir zaman geçinememişlerdir. Dağınık bir şekilde yaşıyorlardı. Birinci Dünya Savaşı sürerken, birliklerinden kaçan Dersimliler, pusuya düşürdükleri jandarmalardan sağladıkları silâhlarla, çok sayıda silâha sahip olmuşardı.

Koçgiri İsyanı Aşiretin ayaklanması

1920 yılı başlarında Paris Barış Konferansı sürüyordu. Bağımsız bir Ermenistan ile Kürdistan devletleri için çalışmalar yapan Ermeni Bogos Paşa ile Kürt Şerif Paşa, aralarında anlaştılar. Bu anlaşmadan sonra Kürt Teali ve Teavün Cemiyeti (Kürt Yükselme ve Yardımlaşma) kuruldu. İmranlı Bucak
 Müdürü Haydar Bey, Mondros Mütarekesi sırasında Kürt Teali ve Teavün Cemiyeti’ne yazılmıştı. Bu derneğin bir şubesini de, kendi başkanlığı altında İmranlı’da teşkil etmişti. Haydar Bey, diğer aşiret reislerine de bu cemiyete katılmaları için çağrıda bulundu. Ayrıca Jepin adında birde gazete çıkarmaya başladı. Gazetede Kürt bağımsız devleti hakkında yazılar çıkıyor, bölge halkı yazılar uyarınca hazırlanıyordu. Okuma yazma bilmeyenlere de yazılar anlatılıyordu.
İmranlı’daki şubenin İstanbul’la olan ilişkileri, güvenilir kişiler aracılığıyla yapılıyordu. İstanbul’da cemiyetin kurucularından Seyit Abdülkadir Bey bulunuyordu. Ondan aldıkları mektupları, gizli olarak İmranlı’ya götürüyorlardı, ilk ayaklanma olayında, İmranlı’da çıkan gazetenin işlerini düzenleyen Alişir’in etkisi görülür. Koçgiri İsyanı’nda bu şahsın elebaşı durumda olduğu görülür.
Alişir, Kemah köylerine ilk saldırıyı 1920 yılının 20 Ekim günü düzenledi. 150 kadar cahil köylü ile yaptığı bu saldırı sonunda, yağmacılık yapıldı.
Koçkiri aşireti raislerinden Haydar Bey, Divriği kaymakamlığına tayin oldu. Fakat Haydar Bey, bu görevine gitmedi ve Tunceli (Dersim)’ye ailesi ile birlikte yerleşti. Alişir’in Kemah’ta yaptığı yağma olayını Alişan ve Haydar beyler, bir Koçkiri birliği ile hükümet adına takibe geçtiler. Oysa bu hareket bir gösterişti. Sonundavolayı tatlıya bağladılar. Durumun bu şekilde sonuçlanması da hükümeti memnun etti. Çünkü hükümet o sıralarda oralara kuvvet gönderecek halde değildi.
Zalim Çavuş adında bir eşkıya da bölgeye gelmişti. Zalim Çavuş, daha önce Yıldızeli ayaklanmasında parmağı olan birisiydi. Oraya kaçıp gelmişti. Yanında 20-30 adamı vardı. Bölgede de çapulculuğa başladı. Bu sırada Sivas’ta kurulmakta olan 6. Süvari Alay’ı Sara’ya u geldi. Asıl gideceği yer İmranlı 1 idi. Mevsimin kış olması sebebiyle uzun süre Zara’da’bekledi. Sonunda 14 Şubat 1921 günü İmranlı’ya geldi. Alayın gelmesiyle bölgede, millî kuvvetler aleyhine çalışmalar başladı. Halkı ayaklandırmaya hazırlamak için, Türklerin, Kürtleri yok edecekleri söylentisi etrafa yayıldı.
Oysa alayın görevi, bölgedeki asker kaçaklarını toplamak ve Zalim Çavuş ile adamlarını yakalamaktı.

Ayaklanmanın başlaması

 İmranlı’ya gelen 6. Süvari Alayı, önce kaymakam ile işbirliği yaparak çalışmaya başladı. O zamanlar İmranlı Zara’ya bağlı idi. Zara kaymakamı köylere haber salarak Zalim Çavuş’un yakalanmasını ve hükümete teslimini istedi. Köylüler böyle bir adamı yakalamalarının geleneklerine aykırı olduğunu söylediler. Ancak köyden çıkar çıkmaz gidecekleri yeri haber vereceklerini bildirdiler. Bu tedbiri duyan ve çevrenin kontrol edildiğini anlayan Zalim Çavuş, affedilirse teslim olacağını söyledi. Kaymakam bu teklifi kabul etmedi.
Bu sırada 6. Süvari Alayı, bölgedeki asker kaçaklarından 15 kadarını yakalamıştı. Yakalanan asker kaçakları, bir bölük asker korumasında 4 Mart 1920 günü Zara’ya gönderildi. Bölük yoluna devam ederken, Kızıltepeli Kör Rıfat ve Karmanlı Nuri yönetimindeki asîler bir baskın düzenlediler. Âsîler, asker kaçakları arasında bulunan Demir Ağa’nın oğlu Mahmud’u kurtarmak istiyorlardı. Bölük, sayıca çok âsîlerin saldırısı karşısında, hayvanlarını bırakarak çemberi yardılar ve Zara’ya geldiler.Asîler bir başarı sağlamışlardı.
Bu başarı diğer âsîleri de cesaretlendirdi. Bölgede bulunan Zalim Çavuş ve Alişi gibi âsîler, saldırıyı yapan Kör Rıfat ve Karmanlı Nuri, 5 Mart 1921 günü İmranlı’daki Süvari Alayı komutanına, İmranlı’dan hemen çıkıp Zara’ya gitmesini bildirdiler. Alay komutanını korkutmak amacıyla, yanına topladığı 1.000 kadar adamıyla İmranlı yakınlarındaki Yazıfatı köyünü işgal etti. Haydar Bey, hâlâ İmranlı’da bucak müdürü olarak görev yapıyordu. Kendisi koçgiri isyanı yapanların hareketini ve yapacaklarını bildiği halde ses çıkarmıyordu.
6. Süvari Alayı komutanı, yapılan ihtara aldırış etmedi. Fakat bir gün sonra 6 Mart 1921 günü âsîler, İmranlı’ya saldırdılar. Sabah erken saatlerde işgale başladılar. Güneş batıncaya kadar yapılan çarpışmada Alay Komutanı Binbaşı Halis şehit oldu. Alayın askerlerinin cephanesi tükendi. Bunun üzerine âsîler İmranlı’ya girdiler. Çarpışmada ayrıca Jandarma Takım Komutanı Müştak Bpy ve dört er de şehit olmuştu. Ayrıca çok da yaralı vardı. Alayın’diğer subay ve erleri tutsak edildi. 135 hayvan, 203 tüfek ve iki ağır makineli tüfek âsîlere geçti.
İmranlı bucak müdürü ve Koçkiri aşiret reisi Haydar Bey, olay günü görevine gelmemiş, evinde kalmıştı. Âsîlerin saldırısını da verdiği talimatlarla yönetmişti. Âsîler İmranlı’yı tam olarak, işgal edince ortaya çıktı. Tutsak edilen subay ve memurları korumak amacıyla evine götürdü. Gerçek sebep bu değildi. Gerektiğinde bunları rehin olarak kullanacaktı.
Ayrıca Tunceli’de bulunan Alişan’a yazdırdığı bir mektupta, her kabileden 50 kişinin Koçkiri’ye yardıma gelmesini istedi. Alişan bu mektup üzerine 500kişiden fazla aşiret mensubu ile Fırat’ı geçti. Kuruçay üzerinden İmranlı’ya yardıma geldi. Geçtikleri yerlerde bütün Türk köylerini yağma ettiler ve halkını öldürdüler.
 
Koçgiri İsyanı – Anlaşmak için girişimler
Anlaşma yapılması için çalışmalar başlamıştı. Bölge Sivas valiliğine bağlı idi. Sivas valisi bölgenin ileri gelenlerine ve din adamlarına telgraflar çekerek, İmranlı aşiretinin uyarılması istendi. Hozat’ta bulunan aşiret başkanları ve şeyhler, telgraflara verdikleri cevapta: “Ordu bir süreden beri bölgemizde Müslümanların ve Müslüman olmayanların sayısını tesbit etmektedir. Bu tesbit işlemi bölgedeki Kürtlerin yok edilmesi anlamına geldiği zannedilmektedir. Nefis savunması yasaya uygun olduğuna göre, Koçkiri aşiretinin davranışı doğrudur.” deniliyordu.
Bu cevap üzerine Sivas valiliği ikinci bir yol olarak, aşiretlere etki yapacak birisini göndermeye karar verdi. Boş yere kan akıtılmasını istemeyen ve ülkenin nazik bir durumda olduğunu bilen hükümet, bu yola başvuruyordu. Aşiretlerin çok saygı duydukları bir kimse de eski Danıştay üyelerinden Şefik Bey’di. Hükümet Şefik Bey’i aşiretlerin bulunduğu bölgeye gönderdi. Şefik Bey yaptığı temaslarda, aşiret başlarıyla görüştü. Önce olumlu konuşmalar oldu.
Daha sonra bu olumlu gelişmenin aşiretlerin yaptığı bir taktik olduğu anlaşıldı. Vakit kazanmak istemişlerdi. Olumlu bir sonuç alınamayınca hükümet, Elazığ’da,Erzincan’da ve Sivas vilâyetinin Divriği ve Zara kazalarında sıkıyönetim ilân etti.
Uyarmalar ve diğer girişimler bir sonuç vermemişti. Genelkurmay Başkanlığı, ilk olarak Merkez Ordusu Komutanlığı’na bir şifre göndererek görüşünü bildirdi: ‘İmranlı olayı yeni ve önemli bir başkaldırmanın başlangıcı durumunu gösteriyor. Yeni kurulan Süvari Tümeni’nin bu olayda ne kadar etkili olacağı bilinmiyor.
Bastırma için parça parça gönderilecek kuvvetler, başarısız olduğu takdirde, aşiretlerin moralleri artar. Olaya katılmayan köylülerin de bunlara katılması mümkün olur. Koçgiri isyanı olaylarında deneyimli ve başarılı olan 5. Kafkas Tümeni’nin ve komutanı Yarbay Cemil Cahit’in süvari birlikleri bu göreve verilirse daha uygun olur.” diye tavsiyede bulundu.
Yarbay Cemil Cahit rahatsızdı. Bu sebeple görevi kabul etmedi. Bunun üzerine Bakanlar Kurulu, Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa’ya, ordu komutanı yetkisi vererek Koçgiri İsyanı’nı bastırma görevini verdi.

Koçgiri İsyanı – Harekat halkı kışkırtanlara karşıdır

Merkez Ordusu komutanı 14 Mart 1921 günü bir bildirge yayınladı. Bastırma hareketi için Zara’daki 14. Süvari Tümeni’ne, Koçhisar’daki 13. Süvari Tugayı’na, Kangal’daki 27. Süvari Tugayı’na ve Refahiye’deki Giresun Alayı komutanına gönderdiği emirlerde: “Harekâtın şiddeti, ayaklanmanın tertipçisi ve tahrikçisi olan ve halkı kışkırtan kimselere karşı yapılacaktır. Mal, can, ırz ve namusları hükümetin teminatı altındadır. Din farkı gözetilmeyecektir. Bütün vatandaşların
haklarının korunduğu halka duyurulacaktır.”
Harekât başlamadan önce her birlik komutanı bunları halka duyuracaktı. Ayrıca kanunlara uymayan, ara bozucu tahrikçilerin teslimini ve yağma yapanların, yağma malları sahiplerine geri vermelerini isteyecek, uymayanları cezalandıracaktı.
Âsîlerden yakalananlar Sivas Merkez Komutanlığı’na gönderilecekti. Başkaldırmış ve eşkıyalık yapmış kimselerin mallarına el konacak, evleri yakılıp, yıkılacaktı. Bunlara komşu olup da, namuslu olanlar, kanunlara bağlı kalanlara da hiçbir zarar verilmeyecekti.

Ayaklanmadan önceki olaylar

Merkez Ordusu henüz görevine başlamamıştı. Ancak kendilerine karşı yapılan hazırlığı duymuşlar ve etrafı kasıp kavurmuşlardı.Koçgiri İsyanı  İlk olay 7 Mart 1921 günü Türkkeşlik köyünde oldu. Bu köyden hükümet askeri olan bir birlik geçmişti. Askerin geçişinin kendilerine haber verilmediğini bildiren âsîler, köyden 13 Türk’ü balta ile öldürdüler. Ayrıca İmranlı bucağı çevresindeki 10 Türk köyünü de yağma ettiler.
13 Mart 1921 günü, 500 kadar âsî, Alişir komutasında Hozat’tan gelerek Şeytan köprüsünü geçtiler. Terkiloh köyünde toplandılar. Erzincan mutasarrıfı, bu âsîlerin serbest olduğuna dair emir verdi. Bunun sebebi de, âsîlerin daha ileri gitmelerini önlemekti.
Bu suretle âsîlerin yatışacağı zannediliyordu. Ancak beklenen olmadı. Âsîler Kuruçay kasabasına girince, şehri yağmalamaya başladılar. Kaymakam ile bütün hükümet memurlarını ve halktan 5-6 kişiyi de tutsak ederek, beraberinde götürdü. Âsîlerin bu olayla, Koçkiri bölgesinde hiç Türk topluluğu bırakmamak kararında olduklarını anlaşılıyordu.
21 Mart 1921 günü, Kemah’ın kuzeyinde, ünlü eşkıyalardan Ateş komutasında 300 kadar âsî ile Türkler arasında bir çatışma oldu. Türkler o çevrede oturuyorlardı. Aralarında bir halk kuvveti oluşturmuşlardı. Yapılan çarpışmada halk kuvveti zayıf olduğundan ve silâhlarının azlığından Kömür sırtlarına geri çekildiler. Aynı gün Ovacıklı Maksut Aşireti reisi, Munzurile birleşerek Erzincan’ın güneybatısındaki Karamusa köyüne geldiler. Mutasarrıfa haber göndererek görüşme isteğinde bulundular. Bütün kuvvetleri 300 kadardı. Bunlar da Kemah boğazına bakan tepeleri tuttular.
23 Mart 1921 günü Erzincan’ın güneybatısına gelen âsîler, çevredeki Türk köylerini yağma ettiler. Erzincan’daki bir birlik ile takviye edilmiş jandarma birliği, Karamusa ve Hanzar’a kadar âsîleri takip etti. Erzincan’ın korunması için görevli birlik, geri döndü ve jandarma birliği orada kaldı. Âsîler Fırat Nehri’nin sol kıyısına çekildi.

Tutsaklar serbest bırakılıyor

23 Mart 1921 günü, Kuruçay’da âsîlerin tutsak ettikleri hükümet memurları serbest bırakıldı. Kaymakam ve halktan ileri gelenler, İmranlı’da Koçkiri aşireti reisi ve Bucak Müdürü Haydar Bey’in einde alıkonmuşlardı.
23 Mart 1921 gecesi Karacaviran (Karacaören), Sorkun, Karahasan, Atkıran köyleri halkı, Bulucan bucak merkezini bastılar. İki kişiyi öldürüp, etrafı yağma ettiler.
26 Mart 1921 günü, Koçkiri aşireti reislerinden Alişar, Kürdistan bağımsız devletinin Avrupalılar tarafından tanındığını öne sürerek Pülümür aşiretlerine mektup yazdı. Pülümür aşiretleri buna cevap olarak orduya bağlılıklarını bildirdiler.
 26/27 Mart gecesi Kangal yakınlarındaki Topardıç köyünde, birliği ile kalan Jandarma Teğmeni Nadir, misafir olarak kaldığı evde baskına uğradı. Âsîler, birliğin hayvan ve silâhlarını aldılar.
27 Mart 1921 günü 30 kadar âsî, Suşehri’nin Karacaviran ve Yoncalı Türk köylerini basıp, yağma ettiler.

Şiddetli saldırı

 29 Mart 1921 günü âsîler, yeniden Kuruçay köylerine saldırdılar. Köyleri yağma ettiler. Divriği Kaymakam Vekili Remzi Bey, halkı uyarmak için yanına Mal Müdürü Bekir Bey’i, Jandarma Teğmeni Kemal’i alarak, yanlarında dokuz jandarma eri olduğu halde Ağıldere köyüne gitti. Köyde bulundukları sırada, âsîlerin baskınına uğrayarak tutsak edildiler.
30 Mart 1921 günü âsîler, Kemah’ın yakınlarına kadar sokuldular. Kemah’taki halk kuvveti ve jandarma birliği âsîlere karşı koydu. Çok sayıdaki âsîlere karşı durabilmek için Erzincan ve Refahiye’den yardım istendi.
3 Nisan 1921 günq Zara’nın güneyinde, Yaragil/Tuzlagözü, Peynik köyleri halkı, kendilerine saldıran âsîleri, geri püskürttüler.
4 Nisan 1921 günü, Refahiye güneyinde Divir, Şahverdi çevresindeki Türk köyleri, âsîler tarafından yağma edildi.
5 Nisan 1921 günü Alişir yönetimindeki Hozatlı âsîler, Koçkiri aşireti reislerinden, Alişan’ın akrabalarından Mahmud’un yönetimindeki âsîler Refahiye’ye saldırdılar. Bu kuvvetler 600 kişi kadardı. Giresun Alayı tarafından geri atıldılar. Şahverdi- Divir- Kırıktaş sırtlarına kadar sürüldüler. Koçkiri aşiretinden de ölenler olmuştu. Bunlar haika gösterilmek için Refahiye’ye getirildi.
Aynı gün Suşehri ve Avşar halkı ile jandarma birlikleri İmranlı bölgesindeki geçitleri gözetlemek üzere Karacaviran ve Buldur’a kadar yürüdüler. Buraya geldiklerinde, Koçkiri aşireti kuvvetleriyle karşılaştılar. Bunun üzerine Avşar’a kadar geri çekildiler. Bunun üzerine Hücum Taburu’na Reşadiye üzerinden Suşehri’ne hareket emri verildi.
6 Nisan 1921 günü âsîlerden bir grup, Suşehri’ne doğru ilerlemeye başladı. Bunun üzerine Suşehri’nin etrafı jandarma ve halk kuvvetiyle ve Zara’dan gelen süvari bölüğü ile takviye edilerek emniyete alındı.
7 Nisan 1921 günü Tuzlagözü köyüne 200 kadar âsî taarruz etti. 16 kişi kadar âsînin öldürüldüğü bu çarpışma sonunda çekilmek zorunda kaldılar. Jandarma bölük komutanı da âsîler tarafından yaralanmıştı.
8 Nisan 1921 günü âsîler, Suşehri’ne ve Merkez Ordusu’nun toplandığı bölgeye saldırılarda bulundujar. Âsîler Koçkiri (Zara) ile Divriği, Refahiye, Kuruçay ve Kemah ilçelerinin bir vilâyet haline getirilmesini ve başına da Kürt bir valinin tayin edilmesini, Büyük Millet Meclisi’nden istediler. Kürt valinin yanında muavin olarak bir Türk bulunacaktı. Henüz çok kan dökülmemişti diyerek bir istek telgrafı göndermişlerdi. Dilekçe telgrafın sonunda da bir tehdit de yer almıştı: “Eğer mesele böyle kapatılmazsa, bütün Hozat’dan başka Erzincan, Van, Diyarbakır ve Erzurum’a kadar ayaklanma yayılacaktır, iki Müslüman millet arasında kan dökülecek, Müslüman düşmanlarının yüzü gülecektir.” deniliyordu. Dilekçeyi imzalayanlar:
 Koçkiri aşireti başkanı: Mehmet Naki Saadat’tan:Alişir Dersim (Hozat) aşiretleri adına: İbrahim
Aşiret başkanlarından:Mustafa
Aşiret başkanlarından:Mansur Aşiret başkanlarından Seyit Han
Koçgiri İsyanı Bütün bu olaylar olurken, Merkez Koçgiri İsyanı’nı bastırmak için plânını yapmış ve Genelkurmay’a sunmuştu. Buna göre:
1. 13. Süvari Tugayı, 14. Süvari Tümeni emrine verilmiştir. 14. Tümen 9 Nisan 1921’de Zara güneyinde Yaragil, Tuzlagözü, Peynik, Benli hattında toplanacak, ilk önce Beydağı bölgesini temizleyecektir.
2. Divriği’de bulunan 27. Tugay, Refahiye’deki Giresun Birliği ve Eğin birlikleri ile birlikte bir grup teşkil edecektir. BÎı grup, Kuruçay ile Refahiye arasında toplanacak şekilde ileri harekete geçecek ve bölgede Doğu grubunu teşkil edecektir.
Bu maksatla, Kemah Birliği Giresun Birliği ile birleşerekve Göske bölgesindeki âsîleri temizleyerek, Kuruçay üzerine ilerleyecektir. Divriği’den Kuruçay’a hareket edecek olan 27. Tugay da bu bölgede Giresun ve Kemah grubu ile birleşecektir.
3. Erzincan’daki kuvvet, yerinde kalacaktır. Erzincan ile Kemah arasındaki birkaç âsî köyün başkaldırması ve Erzincan’ın korunması bu kuvvetin görevidir.”
Ayaklanmayı bastırma harekatı
Ayaklanmayı bastırma harekâtı başlamadan önce, Sivas’tan verilen emirlerle hazırlıklar tamamlatıldı. Bunun için; Erzincan- Kemaliye arasındaki köprüler tutulacak, Hozat (Dersim) ile ulaşım kesilecekti. Refahiye, Zara, Koçhisar, Divriği’deki gruplar, Koçkiri aşiretinin bulunduğu bölgeye doğru hareket edecekler, gruplar birbirine kavuşacak şekilde ilerleyecekti. ikinci biremirle yok etme işine, her yönde birden başlanacaktı. Yapılacak taarruz, âsîlerin elebaşılarına karşı olacak,olayla ilgisi olmayan halka iyi davranılacak, hükümet tarafına geçmeleri sağlanacaktı. Kışkırtıcılar ve karıştırıcılar yakalandıkça mahkemeye verilecekler, silâhlar toplanacak, âsîler bir daha başkaldırmayacak hale getirilecekti, Koçkiri aşireti mensupları yaşadıkları yerlerden, parça parça uzaklaştırılacaktı.
Merkez Ordusu Koçgiri isyanı bastırmak için 3161 er ve 1351 hayvan ayırmıştı. Âsîlerin ise hayvan sayısı bilinmemekle beraber, insan sayısının 3.000 kadar olduğu tahmin edilmektedir.
Harekât, Merkez Ordusu’nun ileri yürüyüşü ile, 11 Nisan 1921 günü başladı. İlk günkü harekâtta, Refahiye’deki Giresun birliğinin Çengerli bölgesinde yaptığı temizleme saldırısı, Pusans köyünde bir çarpışma ile sonuçlandı! Âsîler bu çarpışmada köyü bırakıp kaçtılar. Köye giren Giresun Birliği, köyü yaktı.
Zimara’ya gelen 27. Süvari Tugayı, Kuruçay güneyinde toplanmakta olan Hozat (Dersim) âsîleri büyük bir kalabalık oluşturuyordu. Şimdiye kadar yağma ettikleri büyük ve küçük baş hayvan sürülerini Şeytan ve İliç köprülerine doğru götürdükleri haberini aldılar. Bütün gün yürüyüş yapan tugay yorgundu. Buna rağmen gece yürüyüşü yaparak, âsîlerin Fırat’ın doğusuna geçmesini engelledi.

Asiler köylerini boşaltıyorlar

14. Süvari Tümeni 12 Nisan 1921 akşamı, bir tugayı ile Aşağıçamözü, Çuhaali, Pazarcık, diğer tugayı ile Kuzveran, Karaibor ve Korkut’a vardı.
Pazarcık’ta toplanmış olan âsîler bu hareket karşısında Kırkkilise köyü yönünde, Karaibo, civarındaki âsîler ise, Korkut üzerinden doğru ve güneydoğuya doğu köylerini boşaltarak çekildiler.
27. Süvari Tugayı’mn bölgesindeki ve özellikle Fırat Nehri köprüleri doğrultusunda kaçan âsîler, Terkiloh güneyinde Şeytan köprüsünü geçmek istedilerse de, köprü daha önce Eğin Birliği ve Kömür köyü halk kuvvetleri tarafından tutulduğundan geçemediler. Âsîlerin elinde bulunan hayvanların birçoğu ele geçirildi. Fırat’ı geçemeyeceklerini anlayan âsîler, yöredeki mağaralara sığındılar.
Erzincan birliği bu defa, Fırat’ın kuzeyindeki âsî köylerini temizlemeye başladı. Tavginer âsî köyünü tamamıyla, Karnı köyünden de âsîlere katılanların evlerini yaktılar.
14. Süvari Tümeni, harekâtın üçüncü günü olan 13 Nisan 1921 günü, Beydağı’nın batısındaki bölgeyi âsîlerden temizledi. ikinci bir saldırı için, Korkut, Karabazan batısında toplandı. Bu temizleme harekâtında Pazarcık köyü halkı direndi. Halkı da âsîlere katıldığından, köy tamamen yakıldı.

Asilerin kayıpları

27. Süvari Tugayı, Fırat geçitlerini kapatmıştı. Terkiloh yöresinde toplanan 200 kadar âsîyi Fırat boyunca Çakşur mevkiinde sıkıştırdı. Yapılan çarpışmalarda âsîlere çok kayıp verdirildi. Keleklerle, Fırat’ı geçmek isteyen bir bölüm âsî de akarsu üzerinde yok edildi. Kaçanlar da sıkı bir takip sonunda Vaslı’da sıkıştırıldı. Gecenin karanlığından yararlanan âsîlerden kaçanlar Kemah doğusundaki Acemoğlu köprüsüne vardılar. Oradan Fırat’ı geçeceklerdi. Daha önceden köprüyü kontrol altına alan Erzincan Birliği, Maksutuşağı sırtlarında mevzilenmişti. Birlik, köprüyü geçmek isteyen âsîlere ateş açtı. Şimdiye kadar Türk köylerinden yağmaladıkları hayvanların çoğu geri alındı. Alişan’ın ve Haydar’ın Ingiliz altınlarıyla, Dersim’den Aiişir’e toplattığı 500 âsînin büyük bölümü yok edildiler.
14 Nisan 1921 günü, 14. Tümen Korkut, Karahasan batısı ve Alışan Çiftliği yakınlarında toplanıyordu. 27. Süvari Tugayı, parça parça mağaralara sığınmış âsîleri arıyordu.
14. Tümen 15 Nisan 1921 günü, bir kolu ile Korkut Kızılkale ve diğer bir kolu ile Karahasan-Sorkun- Boğazveren doğrultusunda ilerledi. Atlı ve yaya 150 kadar âsînin, bölgeden doğuya doğru kaçtığı görüldü. Cerit köyü de hayvanlarıyla ve insanlarıyla âsîlere katıldığından, onlar da çekilmişlerdi. 14. Tümen çok sayıda koyun ve hububat ve erzak ele geçirdi.
Refahiye bölgesinde bulunan Giresun alayı, Belendor-Raşdibi yönünde, Çengerli’deki Kemah Birliği de Ispidi-Göske yönlerine taarruz ettiler. Her iki birlik bu bölgede birleşerek taarruzlarına devam ederek Koçkiri’yi ele geçirdiler. Âsîler batı ve kuzeybatıya kaçtılar.
27. Süvari Tugayı, Fırat boyunca harekâtını sürdürüyordu. Daha sonra Kuruçay-Çengelli-dağ doğrultusunda ileri hareketini sürdürdü. Bunun sonucu olarak Çengelliye geldi. Diğer birlikler temas sağlamak için keşif kolları çıkardı.
16 Nisan 1921 günü, 14. Tümen Haydar ve Alişan’ın evlerinin bulunduğu Boğazveren köyünü işgal etti. Alişan’ın karısı ve çocukları yakalandı. 27. Süvari Tugayı, Çengellidağ bölgesini taradı. Giresun Alayı, Kalkancı bölgesini temizledi.
17 Nisan 1921 günü, 14. Tümen, sabah erken saatlerde iki koldan hareket ederek, Koyunkaya, Görünmezkale, Kızılmezra, yönünde ilerledi. Akşama kadar bölgede gerekli keşifleri yaptı. 13. Tugay Koyunkaya’ya varınca bazı âsîlerin Kızlar Tepesi’nden güneye doğru kaçtığını gördü. Tugay bir bölüm kuvveti ile bunları izledi. Büyük kuvvetleriyle de Giresun Alayı’nın yardımına koştu.
Giresun Alayı, Kızıltepe’de âsîlerle çarpışmaya girmişti. 13. Tugay bu çarpışmanın sonlarına doğru 2300 rakımlı tepeye ulaştı. Doğudan Giresun Birliği, batıdan 13. Tugay’ın arasında kalan âsîler, büyük kayıplar verdiler. Kalanlar ise kuzeydoğuya kaçtılar. Âsîlerden çok sayıda tüfek, cephane ve hayvan ele geçti. Tümen ve Giresun Alayı, geceyi Aktepeler, Koyunkaya, Karataş, Görünmezkale bölgesinde geçirdi.
18 Nisan 1921 günü harekâtın 8. günü idi. 14. Tümen Kızlar Tepesi, Kızıldağ, Boğazveren arasındaki bölgeden kaçan elebaşların yakalanması için arama tarama yaptı. Akşam üzeri bir tugayı ile Ingürük, Kapımahmut, Boğazveren, diğer tugayı ile Cafolar’a geldi. Akşama kadar yapılan aramalarda âsîlerden 855 koyun ele geçirildi. Bunlar Zara’ya gönderildi.Giresun Alayı, tekrar Kızlar Tepesi, Alakilise taraflarına dağılan âsîleri temizlemeye çalıştı. Agakiro civarında âsîlerle bir çarpışma yaptı. Sonucunda âsîler 150 kadar ölü verdiler. Bir bölümü de aileleriyle teslim oldular. Büyük oranda erzak ele geçti. Köyde Alişir’in evi vardı. Bu ev yakıldı. Jandarmalıktan âsîlere katılan Gazi de ölüler arasında idi.
27. Süvari Tugayı, Çengellidağ yakınlarındaki aramalarını bitirdi. Çengellidağ’a sığınan âsîlere karşı yapacağı taarruz için gerekli önlemleri aldı.
17 Nisan 1921 günü 14. Tümen, Ingürük, Kapımahmut, Cafolar bölgesini taradı. Alişan’ın Naki ve Azamet’in evleri yıkıldı. Âlişan ve Haydar’a ait koyunlaf ele geçirilerek Zara’ya gönderildi. İmranlı ele geçirilerek, telgrafhanesi çalışır hale getirildi. Bu suretle İmranlı’da yeniden hükümet işbaşına gelmişti. 27. Süvari Tugayı Çengellidağ bölgesindeki saldırısına başlamış ve âsîlerin köylerini ele geçirmişti. Bölge âsîlerden temizlendi. Ele geçen hayvanlar ve halılar hükümete teslim edilmek üzere Kemah ve Kuruçay’a gönderildi.

Koçgiri İsyanı Birinci devrenin sonu

21 Nisan günü birlikler bölgelerindeki aramalarını sürdürdüler. Âsî elebaşıları anlaşmak için haber gönderdilerse de, bunlara cevap verilmedi. 22 Nisan 1921 günü, Koçkiri ayaklanmasının bastırılarak, birinci devresi bitirildi.
 
Koçgiri İsyanı ikinci bölümü
Koçgiri isyanı 6 Mart 1921 günü İmranlı’daki 6. Alayımıza yapılan saldırı ile başlamıştı. Âsîler toplu olarak iki çarpışma yapmışlardı. Buradan sonra küçük gruplar halinde dağıldılar. Elebaşıları olan Alişan, Haydar ve Alişir, Fırat Nehri köprüleri tutulmuş olduğundan güneye geçemediler. Kuzey ve kuzeydoğuya doğru dağıldılar.
Birlikler, 23 Nisan 1921’den, 27 Mayıs 1921 gününe kadar bulundukları bölgelerdeki âsîleri topladı. Silâh ve cephanelerine el koydu. Erzincan kuzeyinden doğuya doğru kaçmak isteyen âsîlerin elebaşları, Fırat Nehri’nin köprülerinin tutulmuş olduğunu görünce şaşırdılar. Dersim’e geçmek istiyorlardı. Yardım için Balaban aşireti reisi Muhsin Ağa’dan yardım istediler.
İstekleri geri çevrilmişti. Bu sefer Semek Başköy üzerinden batıya dönerek Sibikör Dağı istikametinde giderlerken karşılarına küçük bir jandarma birliği ve halk kuvveti çıktı. Yapılan çarpışma sonunda âsîlerden ölenler oldu ve diğerleri kaçtılar. Bu arada Zara’nın kuzeybatısında toplanan âsîlerden 50 kişi Suşehri’ndeki birliğe gelerek teslim oldular.
Alişan’ın oğlu ve karısı da tutulmuş ve Sivas’a gönderilmek üzere Zara’ya gönderilmişti.
kava, Resüller köylüleri silâhlanmışlar ve Giresun Birliği’ne yardıma gelmişlerdi. Birlik geceyi Sokava, Resüller köyünde geçirdi. Akşama kadar 28. Tugay ile
Temizleme harekâtı yapılırken olan bu çarpışma, Koçgiri İsyanı’nın başlıca olaylarından biridir. Bu çarpışma 28. Süvari Tugayı ile Giresun Birliği süvarilerinin birlikte yaptıkları bir harekettir.
Giresun Birliği süvari kuvveti 24 Nisan 1921 günü İmranlı’dan hareket etti. Geceyi Koyunkaya köyünde geçirdi. Ertesi sabah Çıragediği yönünde ilerliyordu. Çıragediği’ni aşarak Kalkancı’ya vardıklarında, atlı ve yaya olarak 250 kadar bir birliğin yürüdüğünü gördüler. Bu birliği önce 5. Hücum Taburu zanneden Giresun Birliği komutanı, daha sonra birliğin ateşi ile karşılaştı.
Çıragediği’ne doğru dönerek ateş açanlara karşılık veren Giresun Birliği, Çaymurf sırtlarına çekildi. Çarpışma bir saat kadar sürdü. Âsîler bir süre sonra 500 kadar oldular. Sokava resüller köylüleri silâhlanmışlar ve Giresun Birliği’ne yardıma gelmişlerdi. Birlik geceyi Sokava, Resüller köyünde geçirdi. Akşama kadar 28. Tugay ile Hücum Taburu’ndan hiçbir haber alınmadı.
Koçgiri İsyanı27 Nisan 1921 günü 28. Süvari Tugayı’nın Kovat’a geldiği haberi alındı. Giresun Birliği hemen oraya hareket etti. Oraya geldiklerinde, tugayın Çıragediği’ne gittiği haberini aldılar. Tugay geçidi geçerken, iki tarafa yerleşmiş âsîlerin şiddetli bir ateşiyle karşılaştılar. Giresun Birliği de çarpışma yerine gelmiş ve çarpışmaya katılmıştı. Daha önce çarpışmaya girmiş olan tugay, düzensiz bir şekilde çekilmeye başlamıştı. Tugayın kaybı çoktu. Hayvanları kaybolmuştu. Geceyi tugaydan kalan birliklerle Bizgi’de geçirdiler.
Koçgiri İsyanında ilk defa bir süvari tugayı, başarı sağlayamamış ve geri çekilmişti. Tugay bu çarpışmaya gereken önemi vermemişti. Âsîlerin yöneticileri can derdine düşmüş olduklarından uzaklarda idiler. 28/29 Nisan 1921 gecesi Giresun Birliği başlarında komutanları Osman Ağa (Topal Osman) olduğu halde, âsîlerle Çalıyurt’ta karşılaştı. Akşama kadar süren çarpışmalar sonunda karanlıktan yararlanan âsiler ölü ve yaralı bırakarak kaçtılar. Yaralılar arasında elebaşılarından Naki’nin oğlu da vardı.
30 Nisan 1921 günü Giresun Birliği, taarruz hazırlığını tamamladı. Taarruz sonunda âsîlerin kaçmamaları için, 13. Süvari Tugayı’nın Yeniköy’e gelmesi beklenecekti. Âsîler bundan yararlanarak Giresun Birliği’ne saldırdılar. Bunun üzerine 13. Tugay’ın 32. Alayı buraya gönderildi.
Fırat Nehri üzerinde, Kemah ile Şeytan köprüsü ortalarında bulunan Çakşur’da 24 eşkıya, millî birlikler tarafından öldürüldü. Haydar Bey’in ve Azamet’in anneleri ile aşiret reislerinden Hacı Bey’in karısı yakalandı. 1 Mayıs 1921’den, 30 Mayıs 1921 gününe kadar İmranlı ve Koçgiri İsyanı elebaşılarından 21 kişi öldürüldü. Ayrıca 10 elebaşı ile 113 âsî yakalandı.Koçgiri İsyanı elebaşılarından Koçkirili Mustafa Paşa’nın oğlu Haydar ve diğer 56 kişi aman dilediler. Bu arada 200 tüfek, birçok cephane, birçok da hayvan sürüleri ele geçti.

Koçgiri İsyanı – Temizleme harekatı

21/22 Mayıs 1921 gecesi dersim âsîlerinden 400 kişilik bir grup Kemah’ın güneyindeki Tan köyüne saldırdılar. Bölgede 3. Kafkas Tümeni bulunuyordu. Bu tümenden 11. Alayın’dan iki bölük bu saldırıya karşı koydu. Güney sırtlarında başarılı bir savunma yaptı.
Kemah’ı ve Köprüleri korumak için 23 Mayıs 1921 günü, 54. Alay Kemah’a gönderildi. 30 Mayıs 1921 günü İliç boğazına ve köprüsüne taarruz etmek üzere Dersim’den 500 kadar atlı âsî llıç’a yürüdü. Bunu haber alan Eğin Asayiş Bölüğü bir nizamiye bölüğü, bir yedek birlik, bir makineli tüfek takımı bunlara karşı harekete geçti. 2 Haziran 1921’de Hıktar köyü yakınlarında yapılan çarpışmada âsîler kaçtı, ikinci Koçgiri İsyanı da bir ay kadar sürmüş ve sona ermişti.
Elebaşılardan Haydar Bey’in kardeşi Alişan ve onunla birlikte önde gelen âsîler teslim olmuşlardı. Ayrıca 500 kadar âsi teslim olmuş ve Sivas’a gönderilmişti.
Büyük Millet Meclisi, Koçgiri İsyanı ile yakından ilgilenmişti. Milletvekillerinden bir heyete yerinde yaptırdığı incelemede, politik anlamda olduğunu tesbit etmişti. Atılan, bu yanlış adımlar sonunda Cumhuriyet döneminde de, Şeyh Sait ve Dersim ayaklanmalarıyla bu olaylar yeniden sahneye konuldu. Ancak yapılan sert temizleme harekâtı ile kesin olarak sona erdi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir