Konfüçyüs

Konfüçyüs Kimdir,Çinli filozof.

Konfüçyüs Hayatı

Lun Yüy (bu ad, «Konfuçius’un konuşmaları» şeklinde çevrilebilir), özellikle Konfuçius’un çömezleriyle yaptığı konuşmaların bir derlemesidir. Filozofun düşüncesini öğrenebilmek için elimizdeki en güvenilir kaynak budur.

Ama ne yazık ki kitabın birçok bölümünün sahte olduğu da bir gerçektir. Zaten çoğunlukla gerçek ile yalanı birbirinden ayırabilmek de mümkün değildir. Gene de Lun Yüy’de, filozofun portresinin, kendisinden sonra gelen ilk kuşaklardaki çömezlerinin hayalinde yaşayan şekliyle sunulduğu kabul edilebilir.

Konfuçius, Kung ailesindendi; bu aile, üç kuşaktan beri küçük Lu ülkesine (bugünkü Şandung’da) yerleşmiş olmakla birlikte soyca Sung prensliğinden gelmeydi; denildiğine göre bu ülkenin prens ailesi ile de akrabaydı. Bu yolla, Konfuçius, Yin sülalesi krallarının soyundan gelme sayılabilir.

Asıl adı Kieu olan Konfuçius, daha çok Çong-ni takma adıyla bilinirdi. Çok küçük yaşta öksüz ve yetim Konfüçyüskalmış, yoksulluk içinde büyümüştü. Lu ülkesinde memurluk yaptığı bilinirse de onun yüksek görevler aldığı yolundaki söylentiler pek doğru görünmemektedir.

Filozof, 492’den sonra, bilinmeyen bir sebepten dolayı birkaç çömeziyle birlikte Lu ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Daha sonra bir gezgin hayatı sürerek feodal prenslere hizmet etti.

Bu arada ona ermişliğini ispatlama olanağını veren bazı olaylarla karşılaştığı da söylenir. Sonunda ülkesinde yaşayabilme iznini alınca başkente yerleşti ve bir okul kurarak ölümüne kadar pek çok öğrenci yetiştirdi.

Konfüçyüs Felsefesi

Bu okulda gösterdiği öğretim, özü bakımından ahlakla ilgiliydi ve bazı değişikliklerden geçtikten sonra Konfuçiusçu’luğun klasikleri (king) haline gelen birkaç esere dayanıyordu.

Bir söylentiye göre Konfuçius bu eserlerden bazılarını kendi yazmış veya elden geçirmiştir. Gerçekte ise Konfuçius’un hiç bir eser yazmadığı kesin sanılmaktadır. Nitekim kendisi de eski gelenekleri genç kuşaklara iletmekten başka bir amacı olmadığını söyler.

Lun Yüy’deki özdeyişlerden de insanlara iyiye doğru çaba göstermeyi öğütleyerek aristokratik bir geleneği canlandırmaya uğraştığı anlaşılıyor: buradaki temel düşünce insanın kendi kişiliğini geliştirmesi, sağlamlaştırması ve soylu kılması yoluyla sosyal bütün içinde tam bir uyum sağlamanın mümkün olacağıdır. Konfuçius’un savunduğu büyük erdemler dostluk (tın) ve hakbilirlik’tir (yi).

Bunlar insanlar arasında soyluluk, onur ve karşılıklı saygı duygularının kurulması amacını güder. Ahlak yaşayışı konusundaki bu yüce dünya görüşü ne yazık ki daha sonraki Konfuçiusçu’lukta çoğu zaman şekilciliğin hışmına uğrayacaktır.

Eski çağlarda «krallığı olmayan kral» ve «onbin kuşağın ustası» diye anılan Konfuçius adına M.S. V. yy.dan itibaren tapınaklar yapılmaya başlandı. VII. yy.dan sonra da tasviri okullara yerleştirildi ve dini saygı gördü. Bütünüyle şekilci olan konfuçius kültü, 1912 Devriminden bu yana, resmi bir din olmaktan çıkmıştır. Bu tarihten beri okullarda, Konfuçius ahlakının öğretilmesi, mecburi değildir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir